İçeriğe geç
Perşembe, 24 Eylül 2026 RSS akışı
Yaşam Bu

Her çocuğun bir hikayesi vardır...

\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n
HER ÇOCUĞUN BİR HİKAYESİ VARDIR..,
\nBU SAYFA SADECE ÇOCUKLAR İÇİN...

\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...SEVGİHer çocuğun bir hikayesi vardır...
Küçük kız, annesiyle yürürken birden durdu.Yağmur damlacıklarıya ıslanan gözlüğünü çıkartarak baktığı şey, babasıyla birlikte bisiklette giden bir başka kız çocuğuydu. Bisikletin arka tarafındaki minder üzerine oturan kız, düşmemek için babasına sıkı sıkı sarılmış ve soğuktan pembeleşen yanaklarını onun sırtına dayamıştı.Adamın ara sıra dönerek söylediği sözler, küçük kızı kıkır kıkır güldürüyordu.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nKaldırımdaki kız bisikletin arkasından bakarken, annesi durumu fark edip:
\n-Evdekiler yetmiyormuş gibi gözün hala bisikletlerde, diye çıkıştı.Ama eğer beğendiysen, baban ondan da alır.
\nKüçük kız, yumuşak bir sesle:
\n-Bisiklet değil kıza bakmıştım, dedi. Babası o vaziyette bile kendisiyle sohbet ediyor da…
\nAnnesi, küçük kızı duymamış gibiydi. Onun kürklerle çevrili şapkasını düzeltirken:Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n-Arkadaşların, bu havada bile okula yürüyerek geliyor,dedi. Halbuki baban, işe giderken de olsa, birkaç dakikasını ayırıp seni mersedesiyle getiriyor.
\nKızın gözü yine bisikletteydi.Kadın alaycı bir ifadeyle:
\n-İstersen baban da seni bisikletle getirsin, diye devam etti. Ne de güzel yakışır, öyle değil mi?
\nKüçük kız, inci taneleri gibi süzülen gözyaşlarını annesinden saklamaya çalışırken:
\n-Çok isterdim,diye cevap verdi. Belki de öylelikle, babama sarılırdım…
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\n
\n
\n
Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı:
\n
\n
\nOna işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine,
\nparmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.

\nHatalarını daha az düzeltir,
\nonunla daha cok yakınlık kurmaya çalışırdım.
\nOnu sadece gözlerimle izler,
\nsaat kısıtlamaları koymazdım.
\nDaha bilgili olmaya çalışır,
\ndaha cok şefkat gösterirdim.
\nOnunla daha çok yürüyüşlere çıkar,
\nuçurtmalar uçururdum.
\nOna karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine,
\nonunla oyun oynardım.
\nOnunla kırlarda koşar,
\nyıldızları seyrederdim.
\nOnunla daha az çekişir,
\nona daha çok sarılırdım.
\nÖnce benlik saygısı kazanmasını sağlar,
\nsonra bir ev almaya çalışırdım.
\nOna her zaman katı davranmaz,
\nonu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.
\nGüç konusunda daha az ders verir,
\nsevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.

\n
\n
\n
Diane Loomans
\n
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...KALEMHer çocuğun bir hikayesi vardır...

\nNinesi yazmayı kesti ve torununa şöyle dedi:
\n- \'Aslında, senin hakkında yazıyorum. Fakat kelimelerden daha önemlisi, kullandığım Kurşun Kalem.
\nUmarım büyüdüğünde sen de bu kurşun kalem gibi olursun.\' Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nÇocuk merakla kurşun kaleme baktı.
\nÖzel bir kalem gibi görünmüyordu.
\n- \'Fakat daha önce gördüğüm diğer kurşun kalemler ile aynı! \'
\n
\n- \'Bu, senin nasıl baktığın ile alakalı. Kurşun Kalemin 5 önemli özelliği vardır,
\nki sen onlara sıkıca tutunduğunda ömrün huzur içinde geçecektir.\'
\n
\nBirinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma.
\nBizim için bu el Tanrı dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi O yönlendirir.
\n
\nİkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemin ucunu açmam gerekir.
\nBu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar.
\nBu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar.
\n
\nÜçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır.
\nYaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın,
\naksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden biridir.
\n
\nDördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil,
\niçerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın. Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nBeşinci özelliği ise her zaman bir iz bırakmasıdır.
\nAynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın.
\n
\n

\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n KURBAĞA PRENSHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n

\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
Bir zamanlar yedi güzel kızı olan bir kral varmış. Bu kızların en güzeli en küçük olanmış.Her çocuğun bir hikayesi vardır...Güzel günlerde sarayın yakınındaki serin gölün kıyısında altın topuyla oynamaya bayılırmış. Bir gün kız topunu havaya atmış ve beklenmedik bir şey olmuş. Top göle düşmüş! "Topum gitti!" diye ağlamış kız. "Ben senin topunu getiririm," demiş gölün kıyısındaki küçük bir kurbağa. "Ama benimle arkadaş olacağına, yemeğini paylaşacağına ve geceleri yatağına alacağına söz verirsen, " diye devam etmiş kurbağa. "Tamam " demiş kız. Ama kurbağa suya dalıp kızın topunu ona geri vermez koşarak saraya dönmüş. Akşamleyin kral ve ailesi sofraya oturmuşlar. Tam yemeğe başlamak üzerelerken kapıdan bir vraklama sesi gelmiş. Küçük prenses duymazdan gelmeye çalışmış. Ama kral meraklanmış. " Kim o?" diye sormuş. Prenses bunun üzerine kurbağaya verdiği sözü babasına anlatmış. " Söz sözdür kızım," demiş babası. Böylece prensesin nefret dolu bakışlarına rağmen kurbağaya sofrada yer verilmiş. Yemekten sonra kız tek başına yatağına yönelmiş. Kurbağa masadan, " ya ben ne olacağım? " diye vraklamış. Kral kızına, "Verilen sözlerle ilgili söylediklerimi unutma" demiş.Prenses kurbağayı yanına alıp odasına götürmüş ve bir köşeye bırakmış. " Yastığına gelmek isterim demiş," kurbağa. Prenses gözyaşları içinde kurbağayı yastığına bırakmış. Tam o anda kurbağa yakışıklı bir prense dönüşmüş. "Korkma, " diye gülümsemiş. " Bir cadı beni kurbağa yapmıştı ve bu büyüyü ancak bir prenses bozabilirdi. Umarım arkadaş olabiliriz. Hem bak artık bir kurbağa değilim." Prens ve prenses çok geçmeden evlenmişler ve düğünlerinde tabii ki bazı yeşil dostlarını da davet etmeyi unutmamışlar.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nBaşka masallarda görüşmek üzereHer çocuğun bir hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n BİZ ÇOCUKLAR OLARAK BİLMEMİZ GEREKENLER..Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n

\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...Ailemize ve büyüklerimize saygılı olmak..Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nDoğruları söylemek...
\nDerslerimize iyi çalışmak..
\nÖğretmenlerimizi iyi dinlemek ve onlara saygılı olmak..
\narkadaşlarımızla iyi geçinmek..
\nHayvanlara iyi davranmak ve onları korumak..
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nÖrnek almamız gereken kişinin MUSTAFA KEMAL olması gerektiğini bilmek...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nOyuncaklarımızı heryere dağıtmamak..
\nAnnemizin yemeklerini yemek...
\nUykumuza dikkat etmek..
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nGörüşmek üzere..
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n
GÜRÜLTÜCÜ ÇOCUK..
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nGürültücü çocuğu hiç kimse sevmezdi. Çünkü o kadar gürültü yapardı ki yer yerinden oynardı. Hele yürürken çıkardığı sesler dayanılacak gibi değildi. O sokağa çıktığı zaman herkes evine koşar, kapıyı pencereyi sıkı sıkı örterdi.
\n
\n
\n
\n
\nBir gün annesi gürültücü çocuğu ekmek almaya gönderdi.
\n
\n
\n
\n
\nGürültücü doğru fırına gidip bağırdı:
\n
\n
\n
\n
\n- Bir tane ekmek istiyorum!
\n
\n
\n
\n
\nÖyle bağırdı ki arabasında uyumakta olan minik bebek ağlamaya başladı. Bebeğin annesi gürültücüye dönerek “Ne düşüncesiz çocuksun ! Biraz yavaş konuşamaz mısın sen?” diye söylendi. Ama bizim gürültücü çocuk hiç akıllanmadı. Eve dönerken başladı gülmeye. Kahkahaları her yeri çınlatıyordu.
\n
\n
\n
\n
\nPencereden genç bir hanım başını uzatıp gürültücüye seslendi:
\n
\n
\n
\n
\n- Neden bu kadar hızlı gülüyorsun? Çocuğum hasta ve başı çok ağrıyor. Sesin onu rahatsız etti. Haydi git buradan!
\n
\n
\n
\n
\nGürültücü çocuk daha da çok gülmeye , gümbür gümbür sesler çıkarmaya başladı.
\n
\n
\n
\n
\nArtık ona bir ders vermenin zamanı gelmişti. Bütün mahalle halkı toplanıp konuştular.
\n
\n
\n
\n
\nErtesi gün gürültücü çocuk ekmek almak için fırına girdi. Her zamanki gibi bağırmaya başladı :
\n
\n
\n
\n
\n- Bir tane ekmek istiyorum.
\n
\n
\n
\n
\nAma fırıncı hiç oralı olmadı; duymamış gibi davrandı. Gürültücü çocuk daha da bağırdı:
\n
\n
\n
\n
\n- Bir tane ekmek istiyorum dedim!
\n
\n
\n
\n
\nFırıncı yine ses çıkarmadı.
\n
\n
\n
\n
\nGürültücü çocuk çaresiz fırından çıktı.
\n
\n
\n
\n
\nYürürken “takır tukur”sesler çıkarıyor, ıslık çalıyordu.
\n
\n
\n
\n
\nEvin önünden geçerken biri pencereyi açtı ve gürültücü çocuğun başına bir kova soğuk su döktü. Gürültücü titremekten hiç ses çıkaramaz oldu.
\n
\n
\n
\n
\nSonra doğruca evine gidip olanları düşündü. Çevresine ne kadar saygısızca davrandığını anladı.
\n
\n
\n
\n
\nO gün bu gündür gürültücü çocuk bir daha hiç gürültü yapmadı.
\n
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...PAMUK PRENSESHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nBir kış günü bir kraliçe pencerenin önünde dikiş dikerken iğne eline batmış. Hemen bir parça pamukla elinden akan kanı silmiş. Keşke demiş kraliçe " teni şu pamuk kadar beyaz, dudakları kan damlası kadar kırmızı ve saçları şu pencerenin pervazı kadar kara bir kızım olsa."Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nBir gün kraliçenin dileği yerine gelmiş. Bebeğine Pamuk Prenses adını vermiş. Ne yazık ki, kısa süre sonra ölmüş. Kral zaman içerisinde yeniden evlenmiş. Karısı güzel bir kadınmış ama cok iyi kalpli değilmiş. Bütün gün aynanın karşısına geçip, "Ayna ayna dile gel, söyle bana kim daha güzel " diye sorarmış. Ayna da şöyle cevap verirmiş; "Bundan kuşku duyan var mıdır bilmem, tabi ki en güzel sizsiniz kraliçem."
\n
\n
\n
\nGünlerden bir gün ayna kraliçenin bu sorusuna farklı bir yanıt vermiş; "Bunu nasıl söyleyeceğim bilemem ama Pamuk Prenses sizden güzel kraliçem." Bunun üzerine çok sinirlenen kraliçe hemen bir avcı bulmuş ve ona "Pamuk Prensesi alıp ormana götür ve bana onun yüreğini getir," diye emretmiş. Adamcağız Pamuk Prensesi ormana götürmüş ama öldürmeye kıyamamış. Durumu anlayan Pamuk Prenses "beni burada bırak. Bir daha asla geri dönmem merak etme" diyerek avcıya yalvarmış. Avcı da merhamete gelmiş ve onu orada bırakıp bir ceylanın yüreğini kraliçeye götürmüş
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nPamuk Prenses ormanda saatlerce yol almış. Tam kaybolduğunu düşünürken küçük bir
\nkulübe görmüş. Kapıyı çaldığı halde kimse açmayınca da içeri girmiş. Ne ilginç bir evmiş bu böyle. Masada yedi küçük tabak ve yedi küçük bardak duruyormuş. Zavallı Pamuk Prenses çok aç olduğu için hemen bir şeyler yemiş. Sonra da üst kata çıkmış. Bir kaç saat sonra Pamuk Prenses öfkeli seslerle uyandırılmış. "Bizim evimizde ne arıyorsun sen?" Pamuk Prenses işçi giysileriyle evin içinde dolaşıp duran yedi küçük adama bakmış. Başına gelenleri onlara anlatmış. "Gördüğünüz gibi," demiş "gidebileceğim hiçbir yer yok "Hayır var" diye bağırmış yedi cüceler hep bir ağızdan. "Burada kalabilirsin! Ama biz yokken kapıyı hiç bir yabancıya açmamalısın."
\n
\n
\n
\nBöylece Pamuk Prenses cücelerin evinde yaşamaya
\nbaşlamış. Eskisinden çok farklı bir hayatı varmış artık. Uzun günler boyunca konuşacak birini özlüyormuş. Bir sabah yaşlı bir kadın kapıyı çalmış. Elindeki sepette bir sürü ilginç şey varmış. Pamuk Prenses açık pencereden uzanarak kadınla konuşmaktan kendini alamamış.Her çocuğun bir hikayesi vardır...

\n
\n
\nPamuk Prenses o yaşlı kadının aslında kılık değiştirmiş olan kraliçe olduğunu anlamamış. Meğer kraliçe aylarca aynaya bakmadıktan sonra bir gün bakmayı denemiş de ayna ona, "bunu nasıl söyleyeceğimi bilemem, ama Pamuk Prenses sizden güzel kraliçem," deyivermiş. Kraliçe bunun üzerine öfkeyle yollara düşüp Pamuk Prenses\'in gizlendiği yeri
\nbulmuş.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\n
"Kapıyı yabancılara açmaman akıllıca," demiş kraliçe. "Ama lütfen şu elmayı bir iyi niyet belirtisi olarak kabul et." Böyle bir şeyi reddetmek ayıp olacağı için Pamuk Prenses elmayı almış ve kadın gidince kocaman bir ısırık almış. Cüceler işten eve döndüklerinde Pamuk Prenses\'i yerde cansız yatar bulmuşlar. Elma hala elinde duruyormuş. Cüceler ağlayarak, "Bu kraliçenin işi!" demişler. Büyük bir kederle Pamuk Prenses\'in cansız bedenini taşıyıp camdan bir tabuta koymuşlar.
\n
\n
\n
\nBir sabah oralardan geçmekte olan bir prens tabutu ve içindeki güzel kızı görmüş. Görür görmez de aşık olmuş. "Onu saraya götürmeliyim" demiş. "Bir prensese böylesi yakışır." Cüceler karşı çıkmamışlar. Prense tabutu taşımasında yardım etmişler. Ama tam bu sırada Pamuk Prensesin boğazındaki elma parçası çıkmış. Pamuk Prenses yattığı yerden doğrulup gülümsemiş. Pamuk Prenses ve prens çok mutlu bir hayat sürmüşler. Kötü kalpli kraliçe ise öfkesinden çok kısa bir süre sonra ölmüş.
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-
\n
\n
\nBaşka masallarda görüşmek üzere..Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Bugün küçüğüz.Her çocuğun bir hikayesi vardır... Ama yarın büyüyeceğiz. Okuyup ailemize. milletimize ve devletimize faydalı insanlar olacağız. Subay, doktor, avukat, öğretmen, hakim, mühendis, memur, tüccar olup, yurdumuza hizmet edeceğiz.
\nHenüz küçük olduğumuz için, her ihtiyacımızı annemiz ve babamız karşılar. Babamız dışarıdaki ihtiyaçlarımızı karşılar. Annemiz bize bakar, yiyecekleri pişirir, giyeceklerimizi diker ve onarır. Annesiz ve babasız çocuklara "Çocuk Esirgeme Kurumu" bakar.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nBir ülkenin geleceği için, çocuk çok önemlidir. Gelecekte büyüyecek olan bu çocuk, vatanına hizmet edecektir. Ailesine yardımda bulunacaktır. Bunun için, çocukların sağlıklı büyümeleri ve eğitilmeleri gerekir. Ahlaklı, dürüst, vatansever olarak yetiştirilen insanlar, vatanları için bir teminattır.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nCumhuriyet döneminde, yüce Atatürk\'ün emriyle, Türk çocuklarının en iyi şekilde yetiştirilmesine çalışıldı. Sağlığına, eğitim ve öğretimine önem verildi. Çocukların okumaları için her kademede okullar açıldı. Çocuk bakım evleri, doğum evleri, çocuk hastaneleri, çocuk yuvaları kuruldu. Yardım kurumları eliyle kimsesiz çocuklara yardım edilmektedir. Okullarımızda çocukların eğitimi ve sağlığı üzerinde çok dikkatlice durulur. Anne, baba ve öğretmenler bizim çok iyi bir insan olarak yetişmemiz için uğraşırlar. Biz de, bu emekleri boşa çıkarmayalım. Çok çalışalım. Büyüklerimizin sözünü dinleyelim. Herkesle iyi geçinelim. Yoksul, kimsesiz arkadaşlarımıza yardım edelim.
\nÇocukların kıymetini bilen, onlara önem veren milletler, iyi bir neslin yetişmesi için çalışırlar. Okullar, çocuk tiyatroları, çocuk kütüphaneleri, çocuk parkları ve bahçeleri yaparak, çocukların en iyi biçimde yetişmelerini sağlarlar.
\nGazete, dergi, kitap, çeşitli çocuk yayınları, çocukların eğitim, öğretim, kültür ve bilgi bakımından gelişmeleri için çıkarılır. Radyo ve televizyonlarda çocuklar ile ilgili programlar düzenlenir.
\nAtatürk, hiç bir milletin yapmadığını Türk çocukları için yaptı. En büyük bayramımız olan 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı\'nı bize armağan etti. Bugün bu bayram, çocuk bayramı olarak kutlanıyor. Vatanımızı düşmandan kurtaran Atatürk, Türk çocuklarından vatansever olmalarını ister. Vatanın bir karış toprağını bile canları pahasına da olsa kimseye vermemesini, gerektiğinde seve seve canlarını vermelerini ister. İyi birer yönetici olarak yurdumuzun yücelmesine ve kalkınmasına yardımcı olmalarını ister.
\nÇocuklara önem veren milletler, Ekim ayının ilk Pazartesi gününü "Dünya Çocuk Günü" olarak kabul etmişlerdir. Bu günde çocukların iyi yetişmeleri ve korunmaları üzerinde durulur. Kimsesiz çocuklara yardımlar yapılır. Çocukların iyi birer insan olarak yetiştirilmelerine uğraşılır. Irk, dil, din farkı gözetilmeden bu yardım yapılmalıdır.
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Yazıcı (printer) evde varsa ondan çıktısını alıp bunları boyayabilirsiniz.
\n
\n
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Kolay gelsiiiiinnnnHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nGörüşmek üzere..Her çocuğun bir hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Yavru Köpek SevgisiHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
Son dört aydır bacağına çelik bağ takan küçük çocuk, evinin ön kapısından içeri, kucağında yeni aldığı köpek yavrusuyla girdi. Köpeğin kalçasında bir kemik eksikti ve yavru yere bırakıldığında ciddi biçimde topallıyordu. Çocuğun fiziksel özürlü bir yavru seçmesi anne babasını aşırttı, çünkü çocuk kendi durumundan ümitsizdi. Ama yanında yeni arkadaşıyla umutları canlanmış ve yepyeni bir coşkuyla dolmuştu.

\n
\nErtesi gün çocuk ve annesi küçük köpeğe nasıl yardım edebileceklerini öğrenmek için bir veterinere gittiler. Veteriner, çocuğa, eğer her sabah yavru köpeğin bacağına masaj yapar, sonra da onu en az bir mil yürütürse, o zaman kalçasındaki kasların güçleneceğini, yavrunun artık acı çekmeyeceğini ve daha az topallayacağını anlattı.
\n
\nYavru köpeğin bu durumdan rahatsızlığını inleyerek ve havlayarak belli etmesine ve çocuğun da kendi bacak bağından acı ve zorluk çekmesine karşın, sonraki iki ay boyunca rehabilitasyon programını sabırla sürdürdüler. Üçüncü ay, her sabah okuldan önce üç mil yürüyorlardı ve artık ikisi de yürürken acı duymuyordu.
\n
\nBir Cumartesi sabahı çalışmadan dönerlerken çalıların arasından önlerine bir kedi çıktı ve köpeği korkuttu. Tasmasından kurtulan köpek hızla caddeye seğirtti. Hızla gelen bir kamyon köpeğe yaklaşırken çocuk da caddeye fırladı, köpeğini yakalamak istedi, ama yolun kenarına yuvarlandı. Geç kalmıştı. Kamyon köpeğe çarpmıştı, köpeğin ağzından kan geliyordu. Her çocuğun bir hikayesi vardır...Çocuk ölmekte olan köpeğine sarılmış ağlarken kendi bacağındaki bağın çıkmış olduğunu gördü.
\n
\nKendisi için üzülecek zamanı yoktu. Hemen ayağa kalktı, köpeğini kucağına aldı ve eve doğru yola koyuldu. Köpek küçük küçük havlayarak çocuğa umut veriyor ve onun heyecan içinde elinden geldiğince hızlı koşmasına neden oluyordu.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nAnnesi onu ve acı çeken köpeğini hemen hayvan hastanesine götürdü. Anne oğul merak içinde köpeğin ameliyatı atlatıp atlatamayacağını öğrenmek için beklerken çocuk, şimdi nasıl olup da yürüyebildiğini ve koşabildiğini sordu.
\n
\nAnnesi şöyle dedi: " Sende osteomiyelit vardı. Bu bir kemik hastalığıdır. Bu hastalık bacağını zayıflattı ve sakat bıraktı, bu nedenle de topallıyor ve acı çekiyordun. Bacağındaki bağ destek içindi. Eğer acıya ve saatlerce sürecek tedavilere dayanmaya razı olsaydın, bu geçecekti. İlaçlara iyi cevap verdin, ama fizik tedaviye her zaman karşı koydun. Baban ve ben ne yapacağımızı bilemiyorduk. Doktorlar bize senin bacağını yitirmek üzere olduğunu söylediler. Sonra eve köpek yavrusunu getirdin. Sanki onun gereksinmelerini anlıyor gibiydin. Sen ona yardım ederken aslında büyümek ve güçlenmek için kendine yardım ediyordun."
\n
\nTam bu sırada ameliyathanenin kapısı ağır ağır açıldı. Veteriner yüzünde bir gülümsemeyle dışarı çıktı. " Köpeğiniz iyileşecek" dedi.
\n
\nÇocuk, insanın kendini kaybettiği zaman aslında kendini bulduğunu öğrendi. Vermek almaktan daha kutsaldı.Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n GÖLGE OYUNUHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n

\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
DEVE

\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nEŞEK
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nFİL
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nGEYİK
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nKAPLUMBAĞA
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nKÖPEK
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nKURT
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nKUŞ
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nLEYLEK
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nBir varmış, bir yokmuş; hayvanların mutlu yaşadığı bir ülke varmış. Bu ülkede ceylan , kaplumbağa ,karga ,ve fare bir arada güzel güzel yaşıyormuş. Yurtları uzak, çok uzak bir yerdeymiş. Mutlulukları da bu yüzdenmiş.
\nBir gün ceylan çayırda oynuyormuş, halinden çok mutluymuş. Ancak birdenbire insanoğlunun en iyi dostu olarak bilinen bir köpek çıkmış ortaya .Her çocuğun bir hikayesi vardır... Tabii arkasındanda bir insan gelmiş . Köpek ve adam geyiğin peşinden koşmaya başlamış.Ceylan kaçmış onlar kovalamışlar.

\nBu sırada evde yemek zamanıymış. Sofrayı hazırlayan fare bakmış arkadaşlarından biri eksik. Arkadaşlarına dönerek :
\n-Neden ,demiş hep dörtken bu gün üçüz? Ceylan arkadaşımız bizi unuttu mu dersiniz?
\n-Unutmaz, demiş kaplumbağa. Mutlaka başı dertte olmalı. Ne olurdu karga gibi kanatlarım olsaydı, uçar dolanırdım çayırları. Ya ceylanın yardımımıza ihtiyacı varsa, ne olduğunu bilmeden onu yargılamak doğru olmaz.
\nKarga hak vermiş kaplumbağaya. Kanatlarını çırpıp havalanmış ve ceylanı aramaya başlamış. Birde ne görsün, ceylan ormanda bir tuzağa düşmemiş mi? Ağlardan kurtulmak için çırpınıp duruyor. Karga hemen dostlarına haber vermiş. Üçü düşünüp bir sonuca varmışlar. Biri evi bekliyecek, diğer ikisi ceylanı kurtarmaya gidecekmiş. Tabiki evde kaplumbağa kalmış. Fare ile karga fırlayıp gitmiş. Kaplumbağa kalmış kalmasına ama, aklı hep dostlarındaymış. Sonunda oda çıkmış yola. Bir süre sonra fare ile karga ceylanın yanına gelmiş. Fare ağları kemirmiş. Sonra hepsi oradan ayrılmış.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nAvcı oraya gelip ağları parçalanmış, tuzağıda bomboş görünce küplere binmiş.
\nÖfke ile etrafa bakınmış o sıra kaplumbağayı görmüş. Onu çantasına koymuş. -Ceylan bir başka güne kalsın. Biz bu akşam kaplumbağa ile yetinelim.
\nKarga olup bitenleri yukarıdan görmüş. Hemen uçarak olanları ceylana ve fare anlatmış. Üçü hemen bir araya gelip dostlarını nasıl kurtaracaklarını düşünmeye başlamışlar. Sonunda bir yol bulmuşlar. Ceylan, avcının önüne çıkıp kendini göstermiş. Ceylanı karşısında gören avcı hemen onun peşine düşmüş. Avcı kovalıyor, ceylan koşuyormuş. Sonunda avcı yorulup sırtındaki çantayı yere atmış. Farede bunu bekliyormuş. Hemen koşup, çantayı kemirmiş ve dostunu kurtarmış.
\nOnlar ermiş muradına, avcı boş dönmüş evine.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n BAKALIM SEVECEKMİSİNİZ BU RESİMLERİHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nKİRAZ AĞACIHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
Bahçenin birinde bir kiraz ağacı varmış. Ağacın önce beyaz çiçekleri, sonra da kırmızı kırmızı kirazları olurmuş. Kiraz ağacının kapısı konuklara açıkmış. O hiç yalnız kalmazmış.

\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nKiraz ağacının bodrum katında köstebekler, solucanlar otururmuş. Ağacın gövdesinde ise karıncalar, Her çocuğun bir hikayesi vardır...böcekler Her çocuğun bir hikayesi vardır...bulunurmuş. Üst kattaki konuklar ise çiçeklere gelen arılar,dallara konan kuşlarmış. Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nBir gün kiraz ağacı evini dolduran bu konuklara dönmüş, şöyle demiş: “Ey konuklar! Söyleyin bakalım daha ne kadar zaman evimde konuk olacaksınız? Bütün gün evimde rahat rahat oturuyorsunuz. Peki bana ne kira ödüyorsunuz?”
\n
\nKonuklardan solucan ve köstebek hemen konuşmaya başlamışlar: “Bilir misin, biz sana yararlı olmaya çalışıyoruz. Köklerini saldığın toprağı gece gündüz eşeliyoruz. Böylece sen köklerini rahatça daha derinlere salabiliyorsun. Gelişiyorsun.”
\n
\nÜst kattaki arılar ise şöyle demişler: “Senin çiçeklerinin balını kim çıkarıp topluyor? biz olmasak senin çiçeklerinden hiç bal alınmazdı.”
\n
\nKuşlar ise şöyle konuşmuşlar: “Bizim neşeli sesimiz, şarkımız olmasa senin için sıkılırdı. Seni biz eğlendiriyoruz.”
\n
\nBöylece kiraz ağacı konuklarının da kendisine bir şeyler verdiğini öğrenmiş. Bir daha da bu konulara hiç karışmamış. Onlar da ağacı hiç yalnız bırakmamışlar. Onu eğlendirmişler, zararlı böceklerden korumuşlarHer çocuğun bir hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n
BİRAZ\'DA GÜLELİM
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nTAVŞAN
\nKapıdan tavşan geçti mi?
\nGeçti
\nTuttun mu?
\nTuttum
\nKestin mi?
\nKestim
\nTuzladım mı?
\nTuzladım
\nPişirdin mi?
\nPişirdim
\nBana ayırdın mı?
\nAyırdım
\nHangi dolaba koydun?
\nÇık çık dolaba koydum
\nHaydi, al getir
\nGetiremem
\nNeden getiremezsin?
\nKara kediler yemiş.
\nVay vay, miyav
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n ARKADAŞLAR BU YAZIYI DİKKATLİ OKUYUNHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n

\n
Babamıza,annemize ve çevremizdeki herkeze arabalarını çalıstırmadan önce kaputa vurmalarnı söyleyin Soğuk havalarda kediler ısınmak için motorlara sığınır.
\n
\n
\nBabamıza ve annemize yazıyı çoğaltıp ofisteki arkadaslarına dağıtmalarını ve yollarının üzerindeki arabaların sileceklerine koymalarını söyleyin. Arabanın sahibi bu kağıdı atsa bile, artık "biliyor" olacak. Bilgi, sorumluluk da getirir. ister istemez önemseyecek. Arabasının sileceğinde buldugu yazıyı herkes 1 kişiye söylese o bile yeter okulda arkadaşlarınıza da söyleyin onlarda, Anne ve babalarına söylesinler, sadece çantalarımızda hazır bulundurup gectiğimiz yol üzerindeki arabaların sileceklerine koysak bir çok ufaklığın hayatını kurtarabiliriz.(arabalara dikkat etmelisiniz ailenizden bu konuda yardım alabilirsiniz tek başınıza yapmaya çalışmayın)

\n
\n
\n
\\bir kap su/
\nonlar için hayat demek
\nLütfen sokak hayvanlarına su verin!
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n
ANNE GÜVERCİN
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
Güzel bir yaz günüydü. Batur elinde sapan evlerinin yakınındaki ağaçlıkta kuş avına çıkmıştı. Gözleri radar gibi dikkatle çevreyi tarıyordu. Her çocuğun bir hikayesi vardır...Birden arkasında bir ses duydu: ’Vurma kuşları.’ Döndü, baktı. Seslenen yabancı değildi. Mahalle arkadaşı Sarper’di: “ Ne istersin şu küçük yaratıklardan bilmem ki? Ne zararı var onların sana? Bırak ötsünler, uçsunlar, kanat çırpsınlar. “ Batur: “ Sarper yine mi sen? Bu kaçıncı? İşime karışma demedim mi ben sana? Bak kuşları ürküttün, kaçıp gittiler. Kuş vurmak yasak mı yani? “ Sarper: “ Yasak tabii. Şu sıralar kuş yavrularının büyüme zamanı. Batur: “ Amma yaptın ha.. Yasakmış.. Yasaksa yasak. Kim bilecek benim kuş vurduğumu? Çevrede bir yığın kuş var. Bir kuş vursam kuş kıtlığına kıran girmez ya, kuş nesli tükenmez ya. Bana bak Sarper, sen iyi bir arkadaşsın, fakat şu kuş işine karışma “ dedi ve ses çıkarmamaya dikkat ederek usul usul ilerlemeye başladı. Yirmi metre kadar gittikten sonra bir ağacın altında durdu. Sapanını yukarıya doğru kaldırdı. İyice nişan aldıktan sonra sapanındaki taşı fırlattı. Taş hedefini bulmuştu. Kuş yere düşerken aynı anda havalanan bir başka kuşun kanat sesleri duyuldu. Batur az ötesinde yere düşen kuşu aldı. Kuş can çekişmekteydi. Hemen kuşun kafasını kopardı. Kendisine doğru yürümekte olan Sarper’e dönerek: “ Nasıldım ama? Tek atışta hedef on ikiden. Tık kafa gitti. Tüylerini yoldum mu, küçük bir ateş yakarım. Cız bız. Sonra deyme keyfime “ dedi.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nArkadaşının sözlerine aldırış etmemesine içerleyen Sarper: “ Ne desem, ne söylesem boşuna. Başkalarının senden daha iyi düşünebileceğini hiçbir zaman kabul etmezsin zaten. Vurduğun bir yabani güvercin yavrusu. Yirmi gram et ya çıkar, ya çıkmaz. Hem düşünmediğin bir şey var. Bu yere düşerken kanat sesleri duymuştuk. Herhalde anne güvercindi uçan. Yabani güvercinler bildiğim kadarıyla kin tutarlar. Yavrusunu vurmakla hiç iyi yapmadın “ dedikten sonra geriye dönerek hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. Batur daha sonra ağaçlığın kenarında küçük bir ateş yaktı. Buraya gelirken yavru güvercinin tüylerini yolmuş ve iç organlarını temizlemişti. Kuşu pişirmeye başladı. Fakat arka tarafındaki ağaçlardan birinde üzgün ve yaşlı bir çift gözün kendisini izlediğinin farkında bile değildi.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nAnne güvercin bir taraftan yavrusunu vuran çocuğu seyrederken, bir taraftan da düşünüyordu: “ Aslında elinde bir çocuğun bize doğru yaklaştığını görmesek, duymasak bile hissederiz. Fakat biz kuşlar, ağaç dalları üzerinde otururken dalar gideriz. Geçmişi düşünürüz. Hatıralar gözlerimiz önünde canlanır. Doğrularımız, yanlışlarımız aklımıza gelir. Çoğu zaman da hayaller kurarız. Bunlar genellikle tadını damağımızda hissedeceğimiz hayallerdir. Yani gerçek olmasını istediğimiz. İşte bu gibi durumlarda bir sapanın veya bir tüfeğin bize doğru nişanlandığını görmemiz yahut yaklaşan birinin hışırtısını, ayak seslerini duymamız mümkün değildir. Biricik yavruma uçmayı öğretiyordum. Yavrum çok yorulmuştu. Bir ağacın dalına konduk, dinleniyorduk. Etraftaki ağaçlar kuş doluydu ve sanırım çoğu da benim gibi hayallere dalmıştı. Küt diye bir ses duydum ve yavrumun feryadı ile kendime geldim. Baktım yavrum vurulmuş düşüyordu. Kanatlarımı çırptım ve uçtum. Havada geniş bir daire çizdikten sonra olayın olduğu yere döndüm. Çevrede kuş yoktu, hepsi kaçıp gitmişlerdi. Olayın nasıl olduğunu kuşlardan sorar, öğrenirim. Neyse bırakayım şimdi bunları düşünmeyi. Yavrumu vuran çocuk kalktı, gidiyor. Gözden kaybetmeden takip edeyim şunu. Evinin nerede olduğunu öğrenirim hiç olmazsa. “
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...

\nBatur yolda gördüğü bir arkadaşıyla konuştuktan sonra oturdukları apartmanın kapısından içeriye girdi. Oturdukları daire 4. kattaydı. Anne güvercin karşı sokaktaki bir apartmanın çatısında saatlerce bekledi. Akşam olunca odaların, salonların ışıkları yanmaya başladı. Yavrusunu vuran çocuğun girdiği binanın oda ve salonlarını kontrol etmeye başladı. Örtülmeyen veya aralık bırakılan perdelerin arkasından içeri bakıyordu. 4. kattaki balkonun korkuluk demirlerinin üzerine kondu.Her çocuğun bir hikayesi vardır... Şöyle bir etrafına bakındı, bir tehlike var mı diye. Sonra ağır ağır başını pencere tarafına doğru çevirdi. Perdesi kapatılmamış pencereden içerisi rahatlıkla görünüyordu. Ve onu gördü…tam karşıda oturmuş, yanındaki birkaç kişiye bir şeyler anlatıyordu. El-kol hareketleri yapıyor, kahkahalarla gülüyor, etrafındakileri güldürüyordu. Onun son derece neşeli hali içini sızlattı. Bu sahneyi daha fazla görmeye dayanamadı, kanatlarını çırptı ve simsiyah gökyüzüne doğru uçup gitti. Daha sonraki günlerde Batur evlerinin yakınındaki ağaçlıkta sık sık kuş avına çıktı. Fakat hayret!..Her zaman pek çok kuşun bulunduğu bu ağaçlıkta bir tek kuşa rastlayamıyordu.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nBatur, yine bir gün elinde sapanıyla buraya geldi. Çevreden çıt çıkmıyordu, etrafta hiç kuş yoktu. Tam yavru güvercini vurduğu ağacın altına gelmişti ki, aniden kanat sesleri duydu. Şaşırmıştı. Üzerine doğru dalışa geçen kuşu son anda fark etti. Elleriyle yüzünü kapatması onu yaralanmaktan kurtardı. Kuş çığlıklar atarak hemen ikinci defa saldırıya geçti. Bu saldırı birincisinden çok daha şiddetli oldu. Kuşun kanat vuruşları birer tokat gibi yüzüne gelen Batur, sırtüstü yere yuvarlanırken eliyle kuşa sert bir darbe indirdi.Her çocuğun bir hikayesi vardır...

\nKuşun ilerdeki çalılıkların arasına düştüğünü gören Batur, arkasına bile bakmadan kaçıp gitti. Batur o gece hiç uyuyamadı. Yatağında devamlı olarak bir o yana, bir bu yana döndü, durdu. Sabaha karşı şafak sökerken o kuşun kim olduğunu ve kendisine neden saldırdığını anlamıştı. O kuş, birkaç gün önce vurduğu yavru güvercini annesiydi. Demek ki anne güvercin yavrusunu vuranı unutmamış, devamlı olarak takip etmişti. Kuş vurmak için ağaçlığa gelirken orada bulunan kuşların kaçıp gitmesini sağlamıştı. Bu birkaç gündür ağaçlıkta hiç kuş görememesinin nedenini ortaya çıkarıyordu. Korkunç bir takip altındaydı. Eğer kuş vurmaya devam ederse anne güvercinin felaketine neden olacağını anladı.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nZararın neresinden dönülürse kardı. Bir daha kuş avına çıkmazsam anne güvercin belki peşimi bırakır diye düşündü. Zaten sapanını anne güvercin ile boğuşurken düşürmüştü. Bundan sonra kuş vurmayacağına söz verdi.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...

\n
\nAnne güvercin ise, Batur ile yaptığı mücadeleden sonra yerde bulduğu sapanı gagasının arasına kıstırıp uçup gitmiş, uzaklara, çok uzaklara, kimsenin onu bulup bir daha kuş vurmasına imkan bulamayacağı kadar uzaklara giderek oralarda bulduğu bir çukura sapanı atmış ve üzerine toprak, yaprak ne bulduysa doldurarak gömmüştü. Anne güvercin daha sonraki günlerde ağaçlığın kenarında nöbet tutmaya devam etti. Birisi buraya gelmeye kalksa hemen ağaçlar üzerinde dinlenen, uyuklayan veya hayal kurmakta olan kuşları uyaracak ve bu ağaçlıkta kimsenin kuş vurmasına izin vermeyecekti. Böylece aradan haftalar geçti. Sonbaharın gelmesiyle havalar soğumaya başladı. Bütün göçmen kuşlar gibi anne güvercin de grubuyla birlikte kışı geçirmek için sıcak ülkelere göç etti. Ertesi yıl nisan ayında anne güvercin grubuyla birlikte tekrar bu ağaçlığa geldi. Günler çok sakin ve olaysız geçiyordu. Anne güvercin fırsattan istifade ederek üç tane yumurta yumurtladı. Bu yumurtaların üzerinde günlerce kuluçkaya yattı. Sonunda yumurtalar çatladı ve üç tane minimini yavru sahibi oldu. Yaz mevsimi boyunca yavrularını büyüttü, onlara uçmayı öğretti. Hayatta kendilerine yönelebilecek tehlikelere karşı daima uyanık durumda bulunmayı öğütledi. Batur verdiği sözü tuttu. Bir daha onu kuş vururken gören olmadı.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-
\n
\n
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n cok guzelmıs\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n AKILLI HOROZHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n

\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...

\n
\n
Bir çiftlikte güzel bir horoz yaşıyordu. Horoz her sabah çiftliğin yakınındaki bir ağaca çıkar, güzel sesiyle... Her çocuğun bir hikayesi vardır...Ü!...ürü!... ü!... ürü!... ü!... diye öter. Çiftlikteki hayvanları uyandırırdı. Çiftliğin yakınında bir de tilki yaşıyordu. Tilki horozun sesini duydukça, onu yemeyi içinden geçirir,nasıl yakalayacağını hesaplardı. Tilki her sabah horozun sesini duyar duymaz yatağından kalkar, horozun çıktığı ağacın altına gelir, horozu ağaçtan indirmek için çeşit çeşit dil dökerdi. Bir gün kurnaz tilki horoza:
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n- Sesiniz ne kadar güzel horoz kardeş. Tüyleriniz renk renk pırıl pırıl. İbiğiniz kralların tacı gibi başınızı süslüyor. Sanırım bu dünyada sizin kadar güzel bir hayvan yoktur. Sizin gibi yakışıklı bir arkadaşım olmasını çok isterdim. Benimle arkadaş olmaz mısınız? Tilkinin bu davranışlarından çok rahatsız olan, ondan kurtulmak isteyen horoz bir kurnazlık düşündü.

\n
\n
\n
- Niçin olmayayım. Ben de sizin gibi kurnaz bir arkadaşım olsun isterim. Yalnız bir önerim olacak. Benim Karabaş adında çok samimi bir arkadaşım köpek var. Onu da aramıza alalım. Üç dost oluruz. O da çok azgın ve yırtıcı bir hayvandır. Bizi korur. Dilerseniz Karabaşı hemen çağıralım gelsin, der.
\nKurnaz tilki:
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n- Hayır bu işi yarına bırakalım. Bugün benim çok işim var, deyip gider. Gidiş o gidiş. Bir daha artık hiç gelmez. Bundan sonra da horoz rahat rahat ağaçta ötmesine devam eder.
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n bu hikayeyi sizmi yazdınız şairmi
\r\n\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n BREMEN MIZIKACILARIHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n

\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...

\n
\n
\n
Bir zamanlar yaşlı ve yorgun bir eşek varmış. Sahibinin onu artık daha fazla beslemek istemediği ortaya çıkmış. " En iyisi buralardan gitmek " diye düşünmüş eşek. "Bremen\'de şarkıcılık yaparım. Bazıları anırmamı pek bir beğenirdi zaten."

\n
\n
\n
\n
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nBöylece bir sabah erkenden yola çıkmış. Bir süre yürüdükten sonra iki büklüm bir köpekle karşılaşmış. "Artık sahibime avda yardımcı olamayacak kadar yaşlandım," demiş köpek eşeğe. " Sahibimde artık beni beslemiyor." Eşek gülmüş. " Benimle Bremen\'e gelsene şarkıcı oluruz," demiş.

\n
\n
\n
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nYola koyulmuşlar.Çok geçmeden bir damın üzerinde üzgün oturan bir kedi görmüşler. " Çok yaşlandım, fareler bile dalga geçiyorlar, " demiş kedi. "Sen de bizimle gel" demiş eşek. "Sesin hala güçlü çıkıyor, şarkı söyleriz Bremen\'de."
\n
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nBağıra bağıra şarkılar söyleyerek yola devam etmişler. Bir çiftlik evinin yakınlarından geçerken kendi seslerinden yüksek bir sesle irkilmişler. " Kuk-ku-ri-kuuuuuuuuu!...Sonum geldi!" diyormuş iri bir horoz. Sonra eşek, köpek ve kediye yana yakıla anlatmış: " Bu akşam sahibimin konukları gelecek. Öyle hissediyorum ki beni pişirip yiyecekler." Eşek"Endişelenme, seninki gibi bir ses bize çok şey katar. Haydi gel şarkıcı olalım," demiş.

\n
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nAkşam olduğunda hepsi çok yorulmuş. Bir şeyler yemek ve uyumak istiyorlarmış.İlerde penceresinden ışık süzülen bir kulübe görmüşler. Horoz uçup pencereden içeri bakmış. "Dört soyguncu görüyorum, nefis bir sofranın başındalar," demiş. "Bir planım var," demiş eşek. Birbirlerinin sırtına tırmanmışlar. En altta eşek, sonra köpek, onun üstünde kedi ve nihayet en tepede de horoz. Pencere yaklaşıp çıkarabilecekleri en yüksek sesle bağırmaya başlamışlar. "İmdaaaaaat! Bu bir hayalet!" demiş soygunculardan birisi. " "Bence bir canavar!" demiş ötekisi. " Bence cadılar bastı! " demiş öteki. " Annemi istiyorum," demiş sonuncusu. Bir kaç dakika sonra dört şarkıcımız soygunculardan kalan sofradaymışlar.

\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
Geceleyin onlar uyurken soyguncular geri gelmişler. Ama hayvanlar hazırlıklıymış. Soyguncular içeri girer girmez, eşek "Şimdi" demiş ve saldırıya geçmişler. Soyguncular bir daha hiç dönmemecesine kaçmışlar oradan. Şarkıcılarımız da bu sevimli küçük kulübeye yerleşmişler. Bremen\'e gitmeyi de bir süre ertelemişler, ama her gün şarkı söylemeyi unutmuyorlarmış.Eğer bir gün onları dinleme şansınız olursa, Bremen sakinlerinin ne büyük bir tehlike atlattıklarını anlamanız güç olmaz.

\n
\n
-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Kaplan ve Büyük Rüzgar Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nBirgün korkunç bir kuraklık başgösterdi. O yıl hiç yağmur yağmadı ve ekinler zarar gördü. Fazla yiyecek ve içecek olmadığı için tüm hayvanlar aç ve susuzdu.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nNasıl olmuşsa olmuş, bir tarla ve bunun ortasında büyük bir armut ağacı kalmıştı. Ağaçsa, görebileceğiniz en sulu ve lezzetli armutlarla doluydu. Kocaman ve sarı renkli armutlar sanki toplanmayı bekliyordu. Ama ne yazık ki ağacın tam dibinde acımasız ve cimri bir kaplan vardı.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nKaplan açgözlü ve bencildi ve kimseyi ağacın yanına yaklaştırmıyordu. Bütün gün armut ağacının gölgesinde yatar ve yaklaşan herkese kükrer dururdu. "Ağacımdan uzak durun yoksa hepinizi yerim!" derdi.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nBir gün bir tavşan geldi ve kaplan hakkında anlatılanları duydu. Diğer hayvanlar "Tavşan, ne yapmalıyız?" diye çaresizlikle ağlıyorlardı.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n"Kaplan öyle cimri ki bizle o sulu armutları paylaşmıyor! Bizse öyle aç ve susuzuz ki!"
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\nTavşan düşündü ve bir plan yaptı.
\n"Hepiniz buraya gelin, yaklaşın iyice. Bir planım var. Şimdi size ne yapmanız gerektiğini söyleyeceğim."
\nErtesi sabah tüm hayvanlar kaplanın uyuduğu tarlanın yakınındaki ormanda toplandılar. Kaplumbağa, fil, öküz ve eşek gibi toprak üstünde yaşayan hayvanlar içi boş kütüklerin yanında
Her çocuğun bir hikayesi vardır... Her çocuğun bir hikayesi vardır...
durdular. Maymun ve kuş gibi ağaçlarda yaşayan hayvanlarsa ağaç dallarına tüneyip tavşanın gelmesini beklediler.

\n
\n
Her çocuğun bir hikayesi vardır... Her çocuğun bir hikayesi vardır... Her çocuğun bir hikayesi vardır...
En sonunda tavşan göründü. Elinde kalın bir ip vardı. Büyük bir gürültüyle tarlaya koştu ve "Aman tanrım aman tanrım!" diyerek bağırmaya başladı.
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nTek gözünü açan kaplan uykulu bir halde kükredi:
\n"Niye bu kadar gürültü yapıyorsun tavşan? Uyuduğumu görmüyor musun?"
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n"Kaplan! Buradan kaçmalısın! Çok büyük bir rüzgar geliyor ve dünyadaki herkesi yok edecek!" Tam o anda ormanda saklanan hayvanlar büyük bir gürültü çıkardılar.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nKartal, leylek, baykuş ve diğer tüm kuşlar kanatlarını çırpmaya başladılar. Böylece yapraklar sallanıp titremeye başladı. Fil, öküz, su samuru, timsah ve yerdeki diğer tüm hayvanlar içi boş kütüklere ve ağaçlara vurmaya başladılar. Ve etrafa yayılıp sanki dünyanın sonu gelmişcesine gürültü yapmaya devam ettiler.
\n
\n
\nKaplan çok korkmuştu. "Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyım?" diye bağırmaya başladı.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n"Kaçmalısın" dedi tavşan. "Şimdi sana yardım edemem. Gidip diğer hayvanları bu ipe bağlamalıyım ki; dünyadan uçup gitmesinler!"
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n"Beni bağlamalısın!" diye emretti kaplan. Tavşansa başını sallayıp, "Fakat gidip diğer hayvanlara yardım etmeliyim yoksa uçup yokolacaklar! Sen büyük ve güçlüsün ve kendi başına kaçıp yaşama şansın daha büyük!"
\n"Hayır!" diye kükredi kaplan. "Beni şimdi bağlamalısın!!"
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nPeki" diye iç geçirdi tavşan. "Seni şimdi bağlayacağım."
\nBöylece kaplanı tarlanın ucundaki bir ağaca bağladı. İpi oldukça sıkı bağlamasına rağmen kaplan bağırdı: "Daha sıkı, daha sıkı bağla! Dünya üzerinden uçup gitmek istemiyorum!"
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nİş bittiğinde tavşan ormanda bekleyen diğer hayvanları çağırdı.
\n"Buraya bakın" diye yüksek sesle konuştu. "Bu sulu armutları paylaşmak yerine kendine saklayan kaplana bakın. Yiyecekler herkesin yemesi için vardır. Kimsenin bencil olup herkesin hakkı olanı sadece kendine saklamaya hakkı yoktur."
\n
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\n
\nVe böylece tüm hayvanlar armut ağacının gölgesinde oturup hep birlikte kendilerine leziz bir şölen çektiler.
\n
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n
BU RESİMLER SİZİN İÇİN ÇOCUKLAR
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\nHOŞÇAKALIN DİŞLERİNİZİ FIRÇALAMAYI UNUTMAYIN
\n
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n
Sıcak bir yaz günüydü. Oya kırlara çiçek toplamaya çıkmıştı.
\nYorulunca bir ağaca yaslandı. Derken uyuyakaldı. Rüya görmeye başladı.
\nRüyasında çok güzel rengarenk bir kelebek gördü. Kelebeğin kanatlarında yıldızlar parlıyordu. Kırmızı benekleri vardı. Durmadan dans ediyor ve şarkı söylüyordu.
\nOya kelebeğin dansını hayranlıkla seyretti ve şarkılarını dinledi.
\nUyandığında kırmızı benekli kelebek gitmişti.
\nOya doğru eve gitti.
\n- Anne, kırmızı benekli kelebek nerde? diye sordu.
\nAnnesi:
\n- Ne kelebeği? dedi.
\nOya :
\n- Kırmızı benekli güzel kelebek , dedi. O dans edip bana şarkılar söyledi.
\nOya’nın annesi güldü:
\n- Herhalde sen rüya gördün. Kırmızı benekli kelebek yalnız rüya kelebeğidir.
\nOya onun kanatlarında parlayan yıldızları hatırladı ve :
\n- O kelebek gerçek olmalı, dedi. Onu bulmaya gideceğim.
\nOya önce arkadaşlarına sordu.
\n- Kırmızı benekli kelebeği gördünüz mü?
\nArkadaşları :
\n- Hayır, dediler. Öyle bir kelebek olamaz.
\nFakat Oya kırmızı benekli kelebeği aramaya devam etti. Gide gide kartalın yuvasına vardı. Kartal tek başına duruyordu.
\nOya bütün gün güzel kelebeği aradı durdu. Fakat ona bir türlü rastlamadı. Sonunda eve döndü. Çok yorulmuştu. Hemen uyudu. Rüyasında kırmızı benekli kelebeği yeniden gördü. Kelebek yine durmadan dans ediyor, şarkı söylüyordu.
\nOya kelebeğe sordu:
\n- Hep seni aradım. Neredeydin? dedi.
\nKelebek cevap vermedi. Dans etmeye devam etti..
\nSabahleyin Oya olanları babasına anlattı:
\n- Bu kelebeğin gerçek olduğuna inanıyorum, dedi.
\nBabası ona:
\n- Bir rüya görmüş olacaksın. Çünkü kırmızı benekli kelebek olmaz, dedi.
\nOya diretti:
\n- Yine de arayıp bulacağım.
\nOya bütün gün yine kırmızı benekli kelebeği aradı. Ama bulamadı. Eve döndüğünde gece olmuştu. Gökyüzünde yıldızlar parlıyordu. Oya güzel kelebeğin kanatlarındaki yıldızları düşündü.
\n- Uyursam yine güzel kelebeği görebilirim, dedi.
\nFakat o gece rüyasında güzel kelebeği görmedi. Dere kenarını ve yüzen ördekleri gördü.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nErtesi gün Oya dere kenarına yürüdü. Yüzen yeşil ördeklere baktı. Birden ördeklerin başında dans eden kırmızı benekli kelebeği gördü.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nKelebek şarkı söylüyordu. Oya sevinçle bağırdı:
\n- Senin gerçek bir kelebek olduğunu biliyordum! Benimle dost ol; birlikte oynayalım, dedi.
\nKelebek Oya’nın avucuna kondu. Oya onu eve götürüp annesine, sonra arkadaşlarına gösterdi.
\nBir gün arkadaşı Afacan kelebeği avucuna aldı. Ona şarkı söyletti. Sonra birlikte dans ettiler.
\nOya Afacan’a çok kızdı:
\n- Seninle oynamasına izin veremem. Çünkü o benim kelebeğim, dedi.
\nAfacan :
\n- Ne olur biraz benimle kalsın! diye rica etti.
\nFakat Oya :
\n- Hayır, imkansız! diyerek kelebeği alıp gitti.
\nOya dere boyunca yürüdü. Çok yorulunca kartalın yuvasına oturdu. Kartal yoktu. Oya kelebeğe :
\n- Haydi güzel kelebeğim. Şimdi benim için dans edip şarkı söyle, dedi.
\nDedi ama kelebek yerinden bile kımıldamadı. Bütün gün çalının üstüne kondu durdu.
\nOya kelebeği orada bırakıp eve koştu. Olanları annesine anlattı.
\nAnnesi ona :
\n- Arkadaşlarınla oynamasına izin vermeliydin. Onun için kelebek sana küsmüştür, dedi.
\nSonra devam etti:
\n- Sen kötü bir kızsın. Sevdiğin bir şeyi arkadaşlarınla paylaşmalısın.
\nOya annesine hak verdi:
\n- Peki anneciğim. Bundan sonra iyi bir kız olacağım, dedi.
\nDoğru kartalın yuvasına koştu. Ama kelebek orada yoktu. Kartal onu yemiş olmalıydı.
\nOya çok üzüldü. Yaptığı kötülükten de çok utandı. Kendi kendine iyi bir kız olmaya karar verdi.
\nBirkaç gün sonra Oya kırlara çiçek toplamaya çıktı. Sonra da bir ağacın altında uıuyakaldı. Rüyasında kırmızı benekli kelebeğini gördü. Çok sevindi.
\n- Geldiğin için teşekkür ederim. Git, arkadaşlarımla da oyna. Onlara dans edip şarkı söyle , dedi.
\nKırmızı benekli kelebek Oya’nın dediklerini aynen yaptı.
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...

\n
\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n
MUSTAFA KEMAL ATATÜRKHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-' + '-
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...
\n
\n
\nANITKABİRİ GÖRMEK İSTERSENİZ BAKABİLİRSİNİZ
\n
\n(SANAL GEZİNTİ)
\n
\n
\nhttp://www.tsk.mil.tr/anitkabir/sanal_muze/1.html

\nHer çocuğun bir hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Benim hikayemde bir küçücük kaplan varmış \r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Benim çocuklugumda ben hiç hikaye dinlemedim ((\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n Her kişinin olduğu bir bebeğinde hikayesi vardır...\r\n \r\n
\r\n
\r\n \r\n\r\n\r\n\r\n \r\n \r\n çok güzel yazarını da belirtin\r\n \r\n
\r\n
HER ÇOCUĞUN BİR HİKAYESİ VARDIR..,
BU SAYFA SADECE ÇOCUKLAR İÇİN...

Her çocuğun bir hikayesi vardır...

Her çocuğun bir hikayesi vardır...SEVGİHer çocuğun bir hikayesi vardır...
Küçük kız, annesiyle yürürken birden durdu.Yağmur damlacıklarıya ıslanan gözlüğünü çıkartarak baktığı şey, babasıyla birlikte bisiklette giden bir başka kız çocuğuydu. Bisikletin arka tarafındaki minder üzerine oturan kız, düşmemek için babasına sıkı sıkı sarılmış ve soğuktan pembeleşen yanaklarını onun sırtına dayamıştı.Adamın ara sıra dönerek söylediği sözler, küçük kızı kıkır kıkır güldürüyordu.Her çocuğun bir hikayesi vardır...
Kaldırımdaki kız bisikletin arkasından bakarken, annesi durumu fark edip:
-Evdekiler yetmiyormuş gibi gözün hala bisikletlerde, diye çıkıştı.Ama eğer beğendiysen, baban ondan da alır.
Küçük kız, yumuşak bir sesle:
-Bisiklet değil kıza bakmıştım, dedi. Babası o vaziyette bile kendisiyle sohbet ediyor da…
Annesi, küçük kızı duymamış gibiydi. Onun kürklerle çevrili şapkasını düzeltirken:Her çocuğun bir hikayesi vardır...
-Arkadaşların, bu havada bile okula yürüyerek geliyor,dedi. Halbuki baban, işe giderken de olsa, birkaç dakikasını ayırıp seni mersedesiyle getiriyor.
Kızın gözü yine bisikletteydi.Kadın alaycı bir ifadeyle:
-İstersen baban da seni bisikletle getirsin, diye devam etti. Ne de güzel yakışır, öyle değil mi?
Küçük kız, inci taneleri gibi süzülen gözyaşlarını annesinden saklamaya çalışırken:
-Çok isterdim,diye cevap verdi. Belki de öylelikle, babama sarılırdım…
Her çocuğun bir hikayesi vardır...

Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...Her çocuğun bir hikayesi vardır...





Çocuğumu yeniden yetiştirmem mümkün olsaydı:


Ona işaret parmağımı kaldırıp yasaklar koymak yerine,
parmaklarıyla resim yapmayı öğretirdim.

Hatalarını daha az düzeltir,
onunla daha cok yakınlık kurmaya çalışırdım.
Onu sadece gözlerimle izler,
saat kısıtlamaları koymazdım.
Daha bilgili olmaya çalışır,
daha cok şefkat gösterirdim.
Onunla daha çok yürüyüşlere çıkar,
uçurtmalar uçururdum.
Ona karşı ciddi bir tavır içinde olmak yerine,
onunla oyun oynardım.
Onunla kırlarda koşar,
yıldızları seyrederdim.
Onunla daha az çekişir,
ona daha çok sarılırdım.
Önce benlik saygısı kazanmasını sağlar,
sonra bir ev almaya çalışırdım.
Ona her zaman katı davranmaz,
onu daha çok onaylar ve yüreklendirirdim.
Güç konusunda daha az ders verir,
sevgi konusunda daha çok şey öğretirdim.



Diane Loomans



Her çocuğun bir hikayesi vardır...



Her çocuğun bir hikayesi vardır...KALEMHer çocuğun bir hikayesi vardır...

Ninesi yazmayı kesti ve torununa şöyle dedi:
- 'Aslında, senin hakkında yazıyorum. Fakat kelimelerden daha önemlisi, kullandığım Kurşun Kalem.
Umarım büyüdüğünde sen de bu kurşun kalem gibi olursun.' Her çocuğun bir hikayesi vardır...

Çocuk merakla kurşun kaleme baktı.
Özel bir kalem gibi görünmüyordu.
- 'Fakat daha önce gördüğüm diğer kurşun kalemler ile aynı! '

- 'Bu, senin nasıl baktığın ile alakalı. Kurşun Kalemin 5 önemli özelliği vardır,
ki sen onlara sıkıca tutunduğunda ömrün huzur içinde geçecektir.'

Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma.
Bizim için bu el Tanrı dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi O yönlendirir.

İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemin ucunu açmam gerekir.
Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar.
Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin, bu acılar seni daha iyi bir insan yapar.

Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır.
Yaptığımız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın,
aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden biridir.

Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil,
içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın. Her çocuğun bir hikayesi vardır...

Beşinci özelliği ise her zaman bir iz bırakmasıdır.
Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın.


Her çocuğun bir hikayesi vardır...


Her çocuğun bir hikayesi vardır...