Orucun Tarihsel Gelişimi

!pek

!pek

Admin
ORUÇ İBADETİNİN TARİHİ

Oruç, geçmişi insanlık tarihi kadar eski olan kadim bir ibadettir. Yüce Allah bu hususu,

”Ey müminler! (Kötülüklerden ve haramlardan) korunmanız için oruç tutmak, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” (Bakara, anlamındaki ayetle bildirmektedir.

Ayette geçen “sizden öncekiler” ifadesi, ilk insan Hz. Adem’e dek tüm insanları içerir. Dinler tarihi araştırmaları da ilahî ya da beşerî tüm dinlerde oruç ibadetinin var olduğunu ortaya koyulmuştur.

Hangi camiada yaşarlarsa yaşasınlar bütün insanların hak ya da batıl birer dini ve bu dinlerin dinî uygulamaları aralarında oruç ibadeti de bulunur. Brahmanizim, Hinduizm, Budizmve Maniheizmgibi beşeri dinlerde de aslı ilahî vahye dayanan Yahudilikve Hıristiyanlıkta da oruç ibadeti bulunur.

Bu gibi dinlerdeki oruçların tedarik zaman ve mahiyeti farklıdır.
Budizm’de iki ayda bir oruç tutulur. Bu dinin kurucusu olan Buda’ya göre ebedî kurtuluşa (Nirvana’ya) erebilmek için nefsani arzuları terk etmek gerekir. Nefsanî arzuları yenmenin en iyi yolu da oruç tutmaktır.

Hintliler’in dini olan Brahmanizm’de mahalli ayların 11. ve 12. günlerinde oruç tutulur. Tevrat’ta bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir.

Yahudilikte tutulması gereken yegâne oruç “Yom Kippur” adı bahşedilen “kefaret orucu”dur. En büyük ibadet günlerinden biri olan “Kippur” günü en büyük oruç günü kabul edilir ve bu günde oruç yakalamak farzdır.

İnciller’de oruç ibadetinden iltifat ile söz edilir.Katolik Hıristiyanlıkta iki oruç vardır: Şükran orucu ve Kilise orucu.
Hıristiyanlar çoğunlukla çarşamba, cuma ve cumartesi günleri oruç tutarlar. Çünkü bu günler tövbenin kabul edildiği günlerdir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Peygamberlikle görevlendirildiği süre Hicaz bölgesinde oruç ibadeti vardı.
Peygamberimiz Medine’ye geldiği zaman Yahudilerin “âşürâ” orucu tuttuklarını fark etti, kendilerine bu orucu neden tuttuklarını sordu. Onlar, “Bu gün bahtı açık bir günüdür, bu günde Allah İsrailoğulları’nı düşmanlarından kurtardı. Musa (birli.) bu günde oruç tuttu” cevabını verdiler.
Bunun üstüne Peygamberimiz (s.a.s.), 'Biz Musa'ya sizden daha evla ve Layığız’dedi" ve âşürâ orucunu tuttu ve ashabına da tutmalarını emretti. (Buhârî, “Savm”, 69; Müslim, “Sıyâm”, 128; Tirmizî, “Savm”, 49) Peygamberimiz (s.a.s.), Ramazan orucu farz kılınmadan önce “eyyâm-i bîd” olarak nitelenen kamerî ayların 13, 14 ve 15. günlerinde de oruç tutardı. (Ahmed, V, 246; Tirmizî, “Savm”, 41,
Ramazan orucu, hicretten bir buçuk yıl sonra Medine’de Bedir Savaşı Öncesinde Bakara suresinin 183. ayetinin inmesiyle farz kılınmıştır. Ayet şöyledir

”E y müminler! ( Kötülüklerden ve haramlardan) korunmanız için oruç yakalamak sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı." (Bakara, 2/183)
 
Üst