Mantarların özellikleri üremesi ve çeşitleri

!pek

!pek

Admin
mantarlar nasıl çoğalır kısaca,
mantarların özellikleri maddeler halinde,
şapkalı mantarlar nasıl çoğalır,
maya mantarı eşeysiz üreme çeşidi,
mantarların özellikleri 5. sınıf,

Canlılar âlemini, "bitkiler" ve "hayvanlar" şeklinde ikiye ayıran eski taksonomik sistemde, "mantarlar", bitkiler âlemine dâhil edilmekteydi. Daha sonra ortaya çıkan ve canlıları beşe ayıran sistemde ise, mantarların bitkilerden farklı olduğuna ve dolayısıyla farklı bir âlem altında sınıflandırılmaları gerektiğine karar verildi. Bizler mantar denince, genellikle şapkalı olan, pazarlarda satılan, kısmen bitkilere benzeyen canlıları hatırlarız. Ancak mikroskobik dünyada gözle göremediğimiz birçok canlı da mantarlar âlemindendir.
Mantarlar, kendilerine bahşedilen donanımlar sayesinde, karşılaştıkları zorlukları kolayca aşabilir. Dünyanın en büyük canlısı da mantarlar âlemindendir. 2000 yılında keşfedilen dev mantar türü (Armillaria ostoyae), en az 2400 yaşındadır. Bu tür, Oregon'un doğusundaki Malheur Millî Ormanı'nda bulunmuştur. Beş kilometre üzeri uzunluğu olan, 9 km2'den fazla alana yayılan ve büyük kısmı toprağın altında bulunan bu dev canlı, 1.200 futbol sahasından daha geniş bir alanı kaplar.
Mantarların ekosistemdeki vazifeleri ve insana faydaları oldukça fazladır. Onlardan çöplerin ortadan kaldırılmasında, toprağın temizlenmesinde ve verimliliğin artırılmasında istifade edilir; bazı türleri de vitamin, enzim, antibiyotik ve diğer önemli ilâçların üretiminde kullanılır. Eğer dünyamız organik çöplerle dolmuyorsa, toprağın altında mimarî bakımdan harika ağlar oluşturan mantarlar, sebepler plânında bunda büyük bir paya sahiptir. Mantarlara ekosistemdeki dinamik dengelerin sürdürülebilmesinde mühim roller verilmiştir.
Son araştırmalar, mantarların çevre atığı olarak toprağa karışmış zehirli maddeleri yok edebilecek fizyolojik mekanizmalarla donatıldığını ortaya çıkardı. Mantarların dayanıklı enzimleri büyük molekülleri parçalayıp tesirsiz hâle getirebilmektedir. Özellikle zehirli kimyevî atıkların zor parçalanan moleküllerinin, mantar enzimleriyle uygun yerlerden parçalanarak zararsız hâle getirebileceği gösterilmiştir. Çevre dostu teknolojiler konusunda uzman Meg Pinza'nın yaptığı araştırmaya göre; tabiatı kirleten sanayi bölgelerinde zamanla biriken zehirli atıklar, farklı türdeki mantarlar tarafından parçalanarak temizlenebilir. Mantarlar bir yıl boyunca sürekli canlı kalabilen enzimleriyle temizlik fonksiyonunu aralıksız yürütür. Sözkonusu mantar enzimleri, oldukça ucuzdur ve her bölgede rahatlıkla kullanılabilir. Zehirli atıklar temizlendikten sonra toprak, verimli humus hâline dönüştürülür. Hattâ melamin ihtiva eden mantarlar, radyoaktif ışınların bulaştığı maddeler ve atıklardan beslenebiliyor (Bu da Çernobil benzeri hâdiselerde yaşanabilecek tehlikelerin ortadan kaldırılmasında uygulanabilir bir metottur). Böylece bu mantarlar, mantar yoluyla temizleme (Mycoremediation) adı altında yeni bir teknolojide kullanılıyor.
Mantar enzimlerinden kâğıt, kozmetik ve temizleme sanayilerinde de istifade edilmektedir. Bazı mantarlardan elde edilen yağları parçalayıcı lipaz enzimleri, elbise temizlemede yağ çözücü olarak kullanılmaktadır. Mantarların bazısı, yetişme hususunda çok hassas şartlar ister. Gıda olarak kullanılan bazı mantar türlerinin kültür ortamında yetiştirilmesi nispeten kolay iken, bu hassas türlerin kültürü yapılamamaktadır. Bazı mantarlar ise, çok zor şartlarda yaşayabilecek ekolojik bir esnekliğe sahiptir. Çevre temizliğinde, zor şartlarda yetişebilen mantarlar tercih edilir. Böylece kimyevî maddelerin yerini, hem daha ucuz, hem de çevre dostu, güçlü enzimlere sahip mantarlar almaktadır.
Mantarlarla ağaçlar arasında görülen işbirliği, tabiatta rastlayabileceğimiz en güzel dayanışma ve yardımlaşma örneklerindendir. Mantarlar 'miselyum' denen kılcal yapılarıyla temin ettikleri suyu ve besleyici mineral maddeleri, ağacın köküne aktararak, onun büyümesine yardımcı olur. Buna karşılık ağacın bünyesinden şeker, B vitamini ve başka değerli maddeleri alır. Su, şeker ve besleyici madde alışverişini kolaylaştırmak için mantar miselleri ile ağacın kılcal kökleri birbirleriyle kenetlenir. Bu birlikte yaşama mekanizmasını, insanoğlu araştırmalar neticesinde keşfedebilmişkin, akıl ve şuurdan mahrum ağaç ve mantarlar nasıl kendi kendilerine kurabilir? Kök hücreleri yoluyla ağaca nüfuz eden mantarlar, âdeta hücre içinde hücre oluşturur. Burada enteresan olan, ağacın, mantarın kendi dokusuna girmesine izin vermesidir. Bir ağacın, mantarı içine yerleştirmesi, ilk bakışta paradoks gibi gelebilir. Fakat mantarın, ağacın kök hücresine rahatlıkla kök salabilmesinin derin hikmeti, o ortak hayatta gizlidir. Bir yanda, ağacın güneş ışığını, izni İlâhî ile şekere çevirmesi (fotosentez); diğer yanda, mantarın toprağın derinliklerinden getirdiği su ve besleyici mineral tuzlar vardır. Bir ağaç köküne yerleştirilen mantar, evvelâ kendine bahşedilen kabiliyet veya sevki İlâhî ile çevresindeki biyokimyevî şart ve imkânları tanır. Aklı olmamasına rağmen, kullanacağı enerji en iyi şekilde hesaplanmış gibi, kendini besler.
Yeni araştırmalar, bitkilerin mantarlar sayesinde kendi aralarında iletişim kurduklarını da ortaya koydu. Buna göre, kimyevî moleküllerle gizli bir şifre veya dil kullanan mantar enzimleri ile bitkiler arasında harika bir iletişim gerçekleşir. Bitki, hormon salgılayarak ihtiyacı olan mantar enzimini kendine çeker. Milyonlarca mikroorganizmanın işbirliği ile kurulan bu iletişimle bir taraftan da, toprağın altında mantar kılcallarıyla örülen ağdan bitki, toprak, diğer canlılar ve mantarın kendisi istifade eder.
Mantarların üremesinde iş gören mikroskobik sporlar, rüzgâr ve böcekler vasıtasıyla çok hızlı yayılabilir. Derimizde, saç diplerinde, parmak aralarında veya tırnaklarda bozukluklara sebep olan canlılar da mantarlardır. Az bir sıcaklık ve rutubet, temasla bulaşmış mantar sporlarının hemen gelişip üremelerine ve salgılarıyla da bulundukları dokuda tahribata sebep olur. Açıkta kalan bir parça ekmek, peynir veya bir portakal üzerindeki yeşillik orasının mantarlarla işgal edildiğini gösterir. Bu mantarların bir kısmının gıdalarımızı bozması sebebiyle onlara hemen düşmanlık beslemeyelim! Bazı mantarlardan (meselâ; penicilium) elde edilen maddelerin, hastalık yapıcı bakterileri öldürdüğü fark edilince bunlara antibiyotik ismi verilmiştir. Eskiden mikrop dediğimiz organizmalar, insanların büyük yığınlar hâlinde ölümüne sebep olurlarken, antibiyotikler vesilesiyle bu ölümler çok azalmıştır.
Mantarlar, etraflarındaki organizma veya maddelerle beslenmekle kalmaz; çevreye, tabiata ve birlikte yaşadıkları canlılara da faydalar sağlar. Kendilerine bahşedilen enzimler vesilesiyle, ağacın temel elemanlarını oluşturan lignin, selüloz; hayvanların kitin ve keratin gibi çok zor parçalanan maddelerini de parçalayabilirler. Oysa bu maddeler insan sindirim sistemi tarafından sindirilemez.
Mantarlarla inşa edilen toplulukların organizasyonu ve bunlar arasındaki haberleşmeler iyi araştırılırsa, ulaşım ve haberleşme sistemlerindeki aksaklıkların çözümünde ilham alınacak hususlar bulunabilir. Oxford Üniversitesi'nden araştırmacılar, mantarın ustalıkla ördüğü ağın, en uygun tramvay ağı modeli olduğunu tespit ettiler. Uzmanların on yıllarca uğraşarak kurdukları ulaşım ağını, mantarların 42 saat gibi kısa sürede örmesi dikkate şâyan bir durumdu. "Biyolojik organizmalardan öğreneceğimiz daha çok şey var." diyen Biyolog Mark Fricker, mantar kılcallarının yayılırken en kestirme yolu bütün alternatifleriyle birlikte bulduğunu araştırmasında ortaya koydu. Mantarların en alternatifli ve en az enerjiyle işleyen yol hatlarını nasıl yaptıklarını anlamak için, matematikçiler, bilgisayar uzmanları ve biyologlar bir araya gelerek çözmeye çalışıyor. Mantarların böylesine muazzam bir sistem içinde harika bir "mimarî zekâ" performansı sergilemeleri, elbette tesadüflere verilemez.
Mantar kılcallarının beslenme tarzları ve birbirleriyle iletişimi insanı hayrete sevk eder. 15 hektar büyüklüğünde bir ağ kurabilen mantar kılcalları, bir gıdayla karşılaştıklarında, onu kendilerine uygun hâle getirerek sistemlerini devam ettirebiliyor. Kılcallar, kendilerine verilen bu mekanizmalar sayesinde hiçbir engele takılmadan alternatifli yollarla aynı hedefe kilitlenebiliyor. Mantarlardaki bu mükemmel mekanizma modellenerek, trafik akışındaki bazı aksaklıkların önlenebileceği üzerinde durulmaktadır. Uzmanlar, mantarların binlerce yıldır kullandıkları bu harika mekanizmadan insanlığın mutlaka istifade etmesi gerektiğinde hemfikir.
Orman veya kırlarda çeşitli mantar türleriyle karşılaşabilirsiniz. Tanımadığınız bir mantarı yemeye kalkışmayın. Zîrâ mantar otoriteleri bile, bazen zehirli bir tür ile yenilebilen bir türü ayırt etmekte zorlanmaktadır. Protein, vitamin ve mineraller bakımından zengin olsa da, muhtemel bir zehirlenmede karaciğer değiştirilmesini gerektirecek kadar ölümcül zararlar ortaya çıkabilmektedir. Binlerce türü olan mantarların hâlâ yüzde 85'inden fazlasının bilinmediğini göz önünde bulundurursak, daha nice mantar ve onlara ait fizyolojikkimyevî mekanizma keşfedilmeyi beklemektedir.
 
Üst