Hastalık ve özürlülük halinde namaz nasıl kılınır?

!pek

!pek

Admin
Hastalar namaz kılmak zorundamı ,
özürlülere namaz kılmaz farz mı ? ,
Hastalık halinde namaz kılmak farz mı ? ,
Hangi hastalara namaz kılmaz farz değil ? ,


Vücudumuzdaki yaranın burnumuzun devamlı kanaması ve idrarı tutamama gibi abdesti bozan ve kısmen süreklilik taşıyan bedenî rahatsızlıklara “özür” (mazeret), böyle kimselere de “özür sahibi” denir.

Bir kişinin özür sahibi olabilmesi için; özür hâlinin,abdest alıp namaz kılacak kadar bir zaman kadar kesilmezse bir namaz vakti devam etmesi gerekir. Örneğin bir kişinin burnu bir ikindi vaktinin evvelinden sonuna kadar bir abdest alıp namaz kılacak kadar bir zaman kesilmese bu kişi özür sahibi sayılır.

Özür sahibi, her namaz vakti için abdest alır ve o vakit içinde aldığı abdest ile abdesti bozan başka bir durum olmadıkça dilediği kadar namaz kılabilir, diğer ibadetleri de yapar

Namaz vakti çıkınca özür sahibinin de abdesti bozulmuş olur, tekrar abdest alması zorundadır. Özür sahibinin abdesti, özür hâli dışında abdesti bozan başka bir sebeple de bozulabilir. Mesela idrarını tutamayan kimsenin burnu kanamakla da abdesti bozulur. İmam Şahî’ye göre özür sahibinin, her namaz için ayrı abdest alması gerekir. Özür sahibinin, bu sebeple elbisesine bulaşan idrar, kan özür devam ettiği sürece namazın sıhhatine engel olmaz.

Bu hükümler, dinde kolaylığın ifadesidir. “Allah, size kolaylık diler zorluk dilemez...’ (Bakara, 2/185) anlamındaki ayet bunun delilidir.
. HASTA VE ENGELLİLERİN NAMAZI

Dinimiz kolaylık ve rahmet dinidir. Namaz başta olmak üzere ibadetlerimizi, zamanında ve gerektiği şekilde yerine getirmemiz dinî bir görevdir. Bu görevden ancak gücümüz nispetinde sorumluyuz.

“Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. ” (Bakara, 2/286) anlamındaki ayet bunun delilidir.

Dinimiz, ibadetler dâhil her alanda kolaylığın sağlamıştır.

“Köre güçlük yoktur; topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur”
(Fetih, 48/17) anlamındaki


"Üç kişiden sorumluluk kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, ergenlik çağına erinceye kadar çocuktan ve şifa buluncaya kadar akıl hastasından”
(Ebu Dâvud, “Hudüd”, 17) anlamındaki hadis, bu gerçeği ifade eder. Mesela su bulunmadığında veya suyun kullanımının sağlığa zararlı olduğu durumlarda teyemmüm yapılması ile mestin, sargının ve yaranın üstüne mesh edilebilmesi, dinimizin insana ibadetlerdeki tanıdığı kolaylıklardır.
 
Üst