Bedelini yüreğimle ödediğim,En masum günahımdın….”

yosun

yosun

Süper Yönetici

Varlığın acı veriyor olsaydı bana;
Seni ölüme sevmez,
Gelmeyeceğini bile seni beklemezdim hala.
Ben sensizlikte bile \"seni yaşıyorum\" sevgili... ”

Mevsim, sonbahara akarken ben de sana geliyorum.
Elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum.
Ilık bir gece kentin yorgun kaldırımlarında
tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair.
Sana dair tek bir kelime yeterdi bana.
Tek bir nefes bile gülümsemem için yeterdi....
Sensizlikte kanarken sol yanım, ben hep seni düşledim zamanın avuçlarında. Seni aradım güneşin sıcak alnında,
senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında.

Sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık...
Sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki.
Ayaklarım kan revan..
Bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum.
Hava puslu, etraf ise sensizlik ..
Dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında.
Yüreğimle ezdim tüm engelleri,
Her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım
ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar..
Bir ömür uzaktan sana geliyorum
bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye
bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye.
Sana geliyorum sevgili....

UnutmadaN; gittin diye meteliksiz bir intiharın ayak uçlarına
boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman.
Gittiğin gün sen diye ipsiz uçurumlara sığındım.
Yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi ağladım
kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım.
Evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda.
Yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda.
Ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna.
Pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına.
Direndim, savaştım yalnızlığınla.
Kan revan içinde kalsam da, bilmediğim fırtınalarda sensiz
savaşsam da ben hiçbir zaman “ yalnızlığına “ yenilmedim....

Gittiğin günden beri tek bir kelime konuşmadık seninle.
Giderken seninle gitti taze baharlarım.
Yetim kaldım mevsimlerin koynunda.
Seni sordum herkese.
Ama bulamadım... Yüreğimin derinliklerinde. kaybetmiştim...
Aldığım nefeste, hayata bıraktığım her gülüşte seni aradım.
Bulamadım işte.
Dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığına ağladım.
Ama hiçbir zaman ne kadere ne de sana isyan ettim.
Gittin diye hiçbir zaman suçlamadım seni.
Varlığına küfürler edip arkandan beddualar savurmadım hiçbir zaman.
Gitmiştin beni “ sensiz “ bırakarak.
Gitmiştin aramızda yaşananları bir kibritle zamansız yakarak.
Ama gittin diye hiçbir zaman unutmadım seni.
Yokluğuna inat yaşattım...
Gittin diye bir ikindi vakti kefensiz satırlara gömmedim seni.
Varlığın bana hiçbir zaman acı vermedi ki ben seni
qidişinle suskunluğuna gömeyim sevgili…


“ Sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım...
Gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni. “


Gün gelecek,
Adımı unutmak zorunda kalacaksın
Puslu gecenin yorgun sabahında.
Bir kibrit çakıp yaşananlara,
Tek tek yakacasın benli hatıraları

Ömür defterinin en masum günahında.
Duvarlarında asılı takvimlerden düşen
Bir gün gibi,
Ağladığında yüreğine gömülen
Bir hüzün gibi
Yavaş yavaş eriyeceğim dudaklarında.
Ama ben sana inat,
Yokluğuna inat,
Bedenimle közleneceğim günahlarında.

Seni benden alan kadere,
Tek bir kelime etmeden
Seni içimde yaşatacağım.
Çünkü sen benim;
“ Bedelini yüreğimle ödediğim
En masum günahımdın….”
ömrüm...
 
Üst