Bab-ı Defterdâr-i

yosun

yosun

Süper Yönetici
Bab-ı Defterdâr-i

--------------------------------------------------------------------------------

Osmanlı İmparatorluğu'nda Defterdarlık dairesidir.

Defterdar Kapısı da denirdi. Bab-ı Defteri olarak da adlandırılmıştır. Defterdarlık dairesi teşkilatı kuruluşundan
Maliye Nezareti adını alıncaya kadar ihtiyaca göre değiştirilmek suretiyle genişletilmiştir.

M. Z. Pakalın
D'Ohssan'dan aktardığı bilgilere göre "Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü
(c.1
140-141)
Bab-ı Defterdari'de
XIX. yüzyılın başlangıcında 32 kalem ve burada görevli 700 kişinin bulunduğunu belirterek aşağıdaki listeyi vermektedir:

1-Büyük Ruznamçe Kalemi

2-Başmuhasebe Kalemi

3-Anadolu Hesabi Kalemi

4-Süvari Mukabelesi Kalemi

5-6-Sipahi ve Silahtarlar Mukabele Kalemi

7-Haremeyn Hesabat Kalemi

8-Cizye Muhasebe Kalemi

9-Mevkufat Kalemi

10-Evamir-i Maliye Kalemi

11-Küçük Ruznamçe Kalemi

12-Piyade Mukabelesi Kalemi

13-Küçük Evkaf Muhasebe Kalemi

14-Küçük Kale Kalemi

15-Büyük Kale Kalemi

16-Maadin Mukataa Kalemi

17-Saliyane Mukataa Kalemi

18-Haslar Mukataa Kalemi

19-Başmukataa Kalemi

20-Haremeyn Mukataası Kalemi

21-Dersaadet Mukataası Kalemi

22-Bursa Mukataa Kalemi

23-Avlonya Mukataaları Kalemi

24-Kefe Mukataa Kalemi

25-Tarihçilik Kalemi

Bu 25 kaleme 7 kalem daha ilave edilmişti:

1-Defterdarlığın muhtelif kalemlerine dağıtılmış bütün malikanelerin umumi defterini tutan malikane kalemi

2-Beytülmale ait borçları kaydeden zimmet kalemi

3-Gerek mahluliyet
gerek müsadere dolayısıyla Hazine'ye intikal eden emlake ait işleri niyet eden muhallefat kalemi

4-Malikaneler üzerine kurulmuş olan % 10 kalemiye-i cibayet ile mükellef kalem.

5-Posta işleriyle uğraşan menzil kalemi

6-Koyun ve keçilere konulan resme ait adet-i ağnam kalemi

7-Episkopos kalemi ki devlet bu kalem vasıtasıyla Müslüman olmayan tebaanın resimleri ile münasebette bulunurdu.

Bu yedi kalemden ilk üçü başmuhasebe kalemine
diğer üçü mevkufat kalemine ve sonuncusu ise onuncu kaleme bağlı idi.

II. Mahmud Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdıktan ve tımar usulünü lağvettikten sonra biri askeri hesaplara bakmak üzere Masarifat Nezareti
diğeri de iltizama verilmesi usulü kaldırılmış olan mukataaların idaresi için Mukataat Nezareti olmak üzere iki yeni teşekkül kuruldu. 1250 (1834) tarihinde Masarifat Nezareti kaldırılarak Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı
Hazine-i Amire ve Mansure Defterdarlığı adlarıyle iki kısma ayrıldı. Nihayet Tanzimat Fermanı'ndan evvel yazılan 3 Zilhicce 1253 (1838) tarihli ferman ile muhtelif devair birleştirilerek ve defterdarlık tabiri kaldırılarak Maliye Nezareti 1255 (1838) Cumade'l-ula'da Hazine-i mukataat ve Hazine-i amire unvanıyla ikiye ayrılarak defterdarlık unvanı
yeniden ihdas edilmiş
1255 Recebinde de (Haziran 1839) Hazine-i mukataat defterdarına yirie Maliye Nazırı unvanı verilmiş ve diğeri Hazine-i Amire Defterdan olarak bırakılmıştı. Fakat 1257 (1841) yılında
bu iki Hazine Umur-ı Maliye Nezareti adı altında yeniden birleştirildi.
 
yosun

yosun

Süper Yönetici
Bab-ı Meşihat

Osmanlı imparatorluğu döneminde Şeyhülislamlık makamıdır. Şeyhülislam'ın vazife gördüğü bu yere
fetvaların burada verilmesinden dolayı Bab-ı Fetva da denirdi. Şeyhülislamlık kapısı olarak da adlandırılmıştır.
 
yosun

yosun

Süper Yönetici
Bab-ı Seraskeri

Osmanlı İmparatorluğu'nda II. Meşrutiyet'den (1908) önceki Harbiye Nezareti
Serasker kapısı adı ile de anılmıştır.
 
yosun

yosun

Süper Yönetici
Babu's Selâm

Topkapı Sarayı'nın orta kapısıdır. Bab-ı Hümayun'dan girilen ve birinci avlu denilen Alay Meydanı'nın sonunda
çifte kulesi olan ikinci kapıdır.
 
yosun

yosun

Süper Yönetici
Babü's-saade Ağaları

Babü's-saade Ağaları Osmanlı sarayında Akağaların başı ve sarayın en büyük yetkilisidir. Bu görev
II. Murad zamanında kurulmuştur. Babü's-saade ağaları XVI. yüzyıl sonlarına kadar
harem de dahil olmak üzere sarayın en büyük amiri sayılırlardı
Darü's-saade ağalığı da ilave olarak Babü's-saade ağalarının üzerinde idi. Fatih kanunnamesi hükmüne göre Babü's-saade ağası
padişaha doğrudan doğruya söz söyleyebilecek dört arz ağasından birincisidir. 1587'de Darü's-saade ağalığı görevi Babü's-saade ağalarından alınmış
sonra tekrar birleştirilmiş ve 1594'ten sonra görevler tekrar ayrılmıştır. Babü's-saade ağaları
seferde ve barış zamanlarında veya camiye çıkışlarda padişahla birlikte bulunurlardı; padişah göçte ve avda bulunduğu zamanlar ise sarayda kalırlardı. Saraydaki görevlerinden ayrılanlar
vezirlik rütbesiyle Mısır valiliğine gönderilirdi. XVI. yüzyıl sonlannda doksan akçe gündelikleri
her yıl onbeş zira tülbent ve onaltı endaze atlas hakları
üçbin akçe kuşak bedelleri ile on-sekiz bin akçe de para olarak ayrıca yıllık ödenekleri vardı. Babü's-saade ağaları
Babü's-saade kapısının yanındaki odada otururlardı. Maiyetinde yine ak hadımlardan miftah
peşkir
ibrik ve şerbet gulamları bulunurdu. Sarayda padişahlann mutlak vekilleri olan Babü's-saade ağalarının bu yetkileri sonradan kısılmış
Darü's-saade ağaları (Kızlar Ağası) bağımsız olarak sarayın harem kısmının nazırı olmuşlardır. Babü's-saade ağaları
XVIII. yüzyıla kadar yine saray hizmetlerinin baş amiri olarak kalmışlardır
sonraları ise diğer saray ağaları bunların idaresinden çıkmışlar
böylece önemleri azalmış
saraydaki beyaz hadımların (akağaların) amiri durumuna düşmüşlerdir.
 
yosun

yosun

Süper Yönetici
Bac
Türkçe'de genel olarak vergi ve resim karşılığı olarak kullanılır. Tarih metinlerinde mali deyim olarak vergilerden bahsedilirken
bunlara bac denildiği görülmektedir. Osmanlı kanunlarında bac deyimine sık sık rastlanır. Memleket yolları üzerinden geçen yahut memlekette kalmak üzere gelen mallardan alınan gümrük resminin adı bac-ı büzürg'dür. Fatih Kanunnamesi'nde bu genel anlamından başka
şehirlere mahsus alım-satım vergisi anlamına kullanıldığı da görülmektedir. Süleyman Kanunnamesi'nde de bu anlamdadır ve buna ait bazı maddeler olduğu gibi Fatih Kanunnamesi'nden alınmıştır. Bununla beraber Süleyman Kanunnamesi'nde daha başka ve ayn hükümler de vardır. Bac-ı bazar
bac-ı ağnam
bac-ı tamga
hayvanlardan alınan resim anlamına bac-ı kırtıl
yolculardan alınan resim hakkında bac-ı sevendegan
yabancı memleketlere götürülen mallardan alınan bac-ı ubur
bac-ı mizadet
bac payı gibi birleşik deyimlerde kelimenin genel anlamda kullanıldığı açıktır.
 
Üst