İçeriğe geç
Perşembe, 24 Eylül 2026 RSS akışı
Yaşam Bu

H.e 'ye mektup

Artık Varlığından Haberdarım



“O, o kadar güzel anlatıyor ki! Çok duygulu, çok coşkulu... Sohbetlerinde, vaazlarında hep gözü yaşlı. İlimde zirve olduğu gibi tevazuda da zirve biri. Hakir görür daim kendini.” diyordu arkadaşım. O konuştukça benim iştiyakım artıyor, “Daha, daha!” diyordum; devamlı anlatsın istiyordum. Böyle bir insan arıyordu ruhum nicedir, sahrada yakıcı güneş altında “su” arayanlar misali...


17–18 yaşıma kadar anlayamadığım dinimin, yaşayan varisi… İçimdeki esrarengiz hislerin, aklımdaki garip düşüncelerin şerhi… Rabbim nasip etti bu garibe de buldu seni. Artık tenha beldeme gelen dostuma hep seni soruyorum, “Ondan ne haber?” diyorum… Muttasıl anlatsın seni, istiyorum. Anlattıkça ferahlıyorum, rahatlıyorum, muhabbetinle daha bir yanıyorum.


Seninle konuşmak için kitaplarını çok aradım, elime geçen birkaçıyla hasretimi gidermeye çalıştım. Ruhumun heykelini dikmek istedim evvela Kur'an'dan idrakine yansıyanlarla… Dergilere yazdığın başyazıları bastım bağrıma. “Helmin mezit” dedim, duyan olmadı… Duyanlar kulaklarını tıkadı, seni bana çok gördü. Ama olur mu, Allah'ın “Hayy” isminin tecelligâhına uğrayıp, diriltici soluklarını duyup, tadını alıp onsuz kalmak? Olmadı, dayanamadı bu yürek ve başka şehirlere açıldı oralardan sana kavuşmaktı en büyük duası, hüsn-ü kabul gördü ulu dergâhta.


Dediler kasetler varmış, içlerine senin sesin, senin sedan yüklenmiş. Öğrenir öğrenmez koştum kitapçıya, alayım istedim, sesini duyayım… Satırların dışında da seninle olayım. Lakin yüz yüze gelince kaset satanla bilemedim ne diyeceğimi, nasıl isteyeceğimi. İsmini söylemek edepsizlik gibi geldi, ıkına sıkıla “Hoca Efendi'nin kasetleri var mı?” cümlesi dökülüverdi dudaklarımdan.


“Hangisi?” demesin mi? Ne diyeceğimi şaşırdım! Neyse ki yetişti imdada Rahmet-i Rahman, “Ben bir bakayım.” diyebildim. Baktım kasetler sıra sıra dizilmiş setler halinde, bir sete param yetmez düşüncesiyle iki kasetlik bir takım aldım. Üzerinde “İçtimai Adalet” yazıyordu. Aldığım kasetleri bir an önce dinlemek istiyordum. Eve gitmek.. teybe koymak ve senin sesini duymak… Senden, bizzat senden dinlemek... Ne güzel!...


Eve vardığımda kaseti teybe koyup dinledim, çevirdim dinledim, tekrar çevirdim dinledim, tekrar, tekrar, tekrar... Artık hangi kelimeden sonra ne gelecek tahmin edebiliyordum, kelimelerin, ifadelerin dilimde dolanmaya başlamıştı, millet anlamıyordu ne dediğimi ama ben devamlı söylüyordum. Sekiz yıl oldu hâlâ aklımda “İçtimai Adalet” kaseti... Müsavat kelimesini ilk oradan duydum, Tarık bin Ziyad'ın hazine dairesinde yatmasını.. Sir James Jean'ın, yıldızları gözyaşlarıyla izleyişini, İn'amullah'ın taşı gediğine koyuşunu, “İnnema yahşallahe min ibadihil ulema” ayetini... Unutamıyorum…


Rüyalarıma da girmeye başladın yavaş yavaş... Lise üçüncü sınıftı, sınava hazırlanıyordum. Bir yandan kitaplarını okuyor diğer yandan da Kur'an-ı Kerim öğrenmeye çalışıyordum. Müslüman oldum seninle. İlk namazlarımı kıldım gizli gizli… Her ayak sesi duyuşumda sakladım seccademi, namaz kılmak sanki utanılacak halmiş gibi…


Hep sen yörüngeli olmuştu hayatım. Sınavı kazanmayı sırf seni sevenlerin yanında olabilmek, seni daha iyi tanıyabilmek için istiyordum. Şehirlerdeydi seni sevenler. Şehre gidebilmem, sınavı kazanmama bağlıydı. Çalıştım... Çok çalıştım... Çok dua ettim... Secdede yalvardım, inledim, seni istedim, sevenlerinin yanında olmak için kaldırdım semaya ellerimi. Kabul etti Rabbim, hem aileme karşı mahcup olmadım hem de ikramlara mazhar oldum. Rabbim sebepler yarattı birer birer ve aldı beni, ışık dolu evlere koydu. Hamdolsun Rabbime... Aslında yüreğime sevgini koyan da bana gözü yaşlı dua ettiren de, sevenlerinle olmayı isteten de O idi. Rabbimi işte bu yüzden de çok seviyorum, biliyorum O da beni seviyor... Seviyor ki sevdiklerinin arasına koyuyor.


Üniversitemin ilk yılında hastalandın suyun ötesinde, hem de çok hastalandın… Dayanamadı müşfik kalbin belki de olanlara. En hüzünlü yılım oldu. Seninle ilk yılımdı ve sen çok hastaydın. Dayanamadım dört duvara, utandım çevremdekilerden, riya karışır korkusuydu belki de, rol yaptığımı düşünsünler istemedim çıktım sokağa. Bir telefon kulübesine yanaştım, ahizeyi kaldırdım, konuşmalıydım birileriyle, paylaşmalıydım ızdırabımı, dua istemeliydim. Ablamı aradım, olanları anlattım, hıçkırıklarımı tutamadım, ağladım, ağladım telefonda. Dua istedim ablamdan...


Yılar geçti. Yirmi dördüme girdim, hala seni çok seviyorum Hocam. Varlığını bilmek huzur veriyor gönlüme. Kırık testiden sızanlarla Bamteli'nden duyduklarımla teselli oluyor, suyun berisinde hasretimi dindirmeye çalışıyorum.


Umre'ye gidiyorum Hocam, benimle birlikte sen de geliyorsun Umre'ye, sen de Umre yapıyorsun... “Essebebu kel fail” demiş, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem). Bir Umre sevabı daha alıyorsun...


Allah'a emanet ol Hocam. Rabbim seni başımızdan eksik etmesin. Ahirette de hepimizi beraber eylesin... <div>
__________________
Dünya için ♫ ♪ ღღ ♪ ♫ Şebnem Ferah Fan Club ♫ ♪ ღღ ♪♫&nbsp;



Site İle İlgili Yardım Almak İsteyen Arkadaşlar Profilme girip yazabilirler veya Özel Mesaj Yazabilirler...