Unutma öfkeyle baktığın her şey kararmaya mahkum

Unutma öfkeyle baktığın her şey kararmaya mahkum

Birazdan yazacaklarım bu sabah işe gelmek için yaptığım otobüs yolculuğunda yaşanan bir olaydan sonra beynime hücum eden cümlelerden oluşuyor. Öncelikle olayı aktarmak isterim. Benden bir ya da iki durak sonra otobüse binen 3 kişi ile ilgili bu olay. Kulağımda kulaklık olayın başını kaçırsam da, bu 3 kişi yanıma doğru gelip kişilerden biri istemeden bana çarpınca fark ettim her şeyi.

Bana çarpan kadın kendini savunmaya çalışıyor, hemen arkasındaki diğer kadın kendinden yaşça büyük olan yakınını cam kenarına doğru sürüklerken bir yandan da diğer kadına, tabir yerindeyse çemkiriyordu. Arkamı döndüm ki çarpıştığım kadının gözler dolu dolu, dokunsan ağlayacak. Belki kendini savunmak istedikçe susturulmasından belki de gerçekten özür dilemek istiyor. Çünkü en sonunda sesini duyurmak için daha da yükselterek “Kusura bakmayın hanımefendi, gerçekten engelli olduğunu bilmiyordum” dedi. Ama kadın kendi öfkesinde boğulmuş, onu asla duymak istemiyordu. Ona göre bu kadın, annesi olduğunu düşündüğüm engelli kadını koruma çabasındaydı. Öyle ki arkasında siper durmuş kadını cama yapıştırmıştı. İnsan kendini, sevdiğini kötülüklerden korumaya çalışırken nasıl oluyor da böyle öfkeleniyordu…

İnsan öfkesini neden kontrol edemez

Türk Dil Kurumu öfkeyi, “Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap” olarak tanımlamış. Şimdi bu kadın bunlardan hangisine sığınarak annesini savunuyordu acaba; kızgın mıydı yoksa incinmiş miydi de böylesine saldırganlaşmış, karşısındakinin üzüntüsünden habersizdi. Sonradan olayın gidişatından otobüse binerken kadının engelli anneye çarpmış olduğunu, ama engelli olduğunu fark etmediğini anladım. Ama kadıncağız zaten üzülmüştü, üstelik özür de diliyordu. Ama belli ki engelli kadının hemen fark edilmeyişi kızının içini acıtmıştı.

Belli ki kontrol edemediği öfkesi boğazında düğümleniyor ve insanların da boğazını düğüm düğüm etmek istiyordu. Belli ki ezile ezile öfke duymayı öğrenmişti.

İnsan yaşarken öyle büyük bir hayat telaşesine düşüyor ki, bir süre sonra göz görmez, kulak işitmez oluyor. Sadece sesini yükseltebiliyor; çoğu zaman en sevdiğine ve hiç tanımadığına…

Çünkü hayat dediğin can yakmadan sana yaşamayı öğretmek istemiyor…

Öfke dediğin nedir ki

Öfke dediğin nedir ki, sözcük olup evrene dağılmaktan başka ne işe yarar. Bir düşün, hangi öfkenden karlı çıktın?

Hangi öfken kalktığın yere seni zararla oturtmadı?

Hangi öfken yüzünde gülücükler açtırabildi?

İnsanoğlu fark etmese de hep zor işlerin kalemi; yazdığı, çizdiği ne varsa kolaydan kaçarak yapmakta. Oysa sevmek, bir yudumcuk gülümsemek ne kolay, ah bir tadına varabilsek…

Çocuklarımız öfkeden uzakta büyüse…

Öfke dediğin nedir ki? Nerede görülmüş seni buradan alıp güzel güzel tepelere çıkardığı? Nerede görülmüş bir başka kalbe dokunabildiği?

Fark et, öfkeliyken çirkinsin, gülümserken güzel…

Kalp kırmak ne kolay

Oysa kalp kırmak ne kolay? Haklıyı haksızı ayırmak, suçlunun kim olduğunu tayin etmek bana düşmez elbet. Ama bu sabah o kadıncağız gözleri dolu dolu gitti işine, gününe gözleri dolu dolu başladı. Diğer yandan da onu anlamak istemeyen diğer kadın her güne hayatının bir zulüm olduğunu düşünerek başlıyor gibiydi. Hangisi daha acı, ayıramadı içim…

Kendi kalbi bunca kırılmamış olsa, sanmam ki başka bir kalbi bu kadar kolay kırsın… Yüzündeki her bir çizgi öfkeden bunca derinleşsin, çoğalsın.

Kalp kırmak ne kolay; ağızdan çıkacak bir söze bakar. Hangi tarafın daha kırgın olduğunu belirleyemediğim bu olay karşısında çıkardığım bir ders var ama: Hayat sürekli birilerine öfke duyarak, her güne bir zulümmüş gibi başlayıp, her günü buraları terk edip bir köye yerleşsem diye düşünerek yaşanmaz. Çünkü an dediğin şeyi kaçırdığın anda başlıyor insanın mutsuzluğu. Öyleyse öfkeni kontrol etmek için elinden ne geliyorsa yap!

Unutma; öfkeyle baktığın her şey kararmaya mahkum ve bu karartı önce kalbini vurur. Yüzünden gülücük, kalbinden sevgi eksik olmasın; gerisi yaşanır gider zaten…

Sevgimle…

Damla Karakuş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. İlker Üstün dedi ki:

    güzel bir bilgilendirme olmuş teşekkürler

  2. Türküler Uçan dedi ki:

    pek beğenmedim

  3. Noyan Ertuğrul dedi ki:

    süperrr

  4. Esra Şebit dedi ki:

    teşkür