Newyork Newyork

Paylaş

MFÖ’nün “Newyork Sokaklarında” şarkısındaki gibi;
“Uçuverdim uzaklara
Memleketi düşündüm
New York sokaklarında”
Hem memleketi düşündüm, hem de dünyanın merkezi olan bu acayip şehirde bizden km’lerce uzakta; biz uyurken kalkan; yeni günü bizden sonra tüm gündeme hâkim olarak yaşayan bu şehri ve insanlarını…
Bir kere şehir İstanbul’da yaşayan biri için yine de ilginç ama tanıdık.
Her yüz farklı, herkes farklı bir dil konuşuyor adeta
Biri gülüyor, biri kavga ediyor, biri öpüşüyor
Yolda yürürken bir bakıyorsunuz asfalt tütüyor; dumanları sarıyor sokağı
Bir bakıyorsunuz metroda karşınıza çocukluk kahramlarınızdan Sprinter Usta; önceleri ne oluyoruz böyle derken günler geçtikçe metronun sıcaklığına ve farelerine alışıyorsunuz(insan nelere alışmıyor ki).
Metrocard hayat kurtarıcısınız; nereye isterseniz götüren Q hattı ışığınız oluyor. Yolların sonu hep bir gün mutlaka uğrayalım ve tarihi lunaparkta bir fotoğraf çekilelim dediğiniz Coney Island (gitmeye pek değer diyemeyeceğim) ve her gün mutlaka birine uğramak isteyeceğiniz Marshall’ların gözlerinizi gülümsetecek indirimli ayakkabı reyonları, sokaklarda kedi yerine karşınıza çıkan sevimli sincaplar…
Öncelikle bu kocaman şehri bir yukarıdan göreyim, neredeyim bir bileyim diyorsanız Empire State hem gece hem gündüz ayaklarınızı yerden kesecek. Hem mecaz hem de gerçek anlamda.
Önce 80. Sonrasında aktarma ile 86.kata çıktığınızda bir anda siz siz olmaktan çıkıp Sleepless in Seatle filminin final sahnesindeki Meg Ryan ya da Tom Hanks oluyorsunuz. Tabi aklı King Kong’a gidip, farklı karakterlere bürünenlerde olabilir.
Buradan baktığınızda insan elinden çıkan bir gökdelen yığınıyla karşılaşacaksınız. Nasıl doğa harikası varsa bu manzarada tam bir mimari harikası; karmaşanın ahengi; iyi tasarlanmış bir orkestrasyon.
1(2)
2(1)

Bu bina yığını içinde hemen dikkatinizi bir yeşil vadi çekecek. Burası da ismine aşina olduğunuz üzere Central park. Şehrin akciğeri ama ne ciğer. İnsan içinde kendini kaybedebilir. Koşanlar, bisiklete binenler, piknik yapanlar. Aynı bizim piknik yerleri gibi diyemeyeceğim çünkü burada mangal yakmayı denemek pek akıl karı değil.

3

Bir de hemen dilinizin ucuna şu sorunun geldiğini duyar gibiyim; dünyanın en önemli şehrinin kalbinde bu kadar değerli bir arazi de sadece park olur mu? Nerede bunun AVM projeleri, nerede bunun yeni residence , otel projeleri . Maalesef herşeyi düşünen Amerika’lılar bunu düşünememiş; insanlar bu kargaşa içinde bir nefes alsın; bir kafalarını toplasın, uzun uzun yürüsün, nefes alsın, günün yorgunluğunu atsın diye… Şehrin en pahalı arazisini sadece park olarak bırakmışlar.
4
Gelelim müzelere şehirde ilginizi çekebilecek birçok müze var. Benim sadece The Metropolitan Museum of Art ve American Museum of Natural History ‘yi gezme şansım oldu. Metropolitan resim meraklıları için özellikle bulunmaz bir hazine. Ama benim daha önce St.Petersburg’daki The State Hermitage Museum deneyimim olduğundan beklediğim kadar şaşırtıcı buldum desem yalan olur. Fakat Doğal Tarih’teki Çeşitli doldurulmuş hayvan figürleri inanılmaz ve görünmeye değer. Ayrıca müzelere standart ücret ödemeyip, istediğiniz kadar bağış yaparak girebiliyorsunuz.
5American Museum of Natural History
6(1)American Museum of Natural History
7The Metropolitan Museum of Art

Newyork’ta iyi ki gördüm diyeceğiniz bir başka adreste Brooklyn Bridge. Şehrin kalbinde, müthiş bir mazara. Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı.
8Ve Grand Central Terminal…
Buraya geldiğinizde hemen aklınıza birbirinden güzel film kareleri geliyor. The Fisher King, Superman ilk akla gelenler. Sanki daha önce gelmişsiniz gibi hissediyorsunuz; ilk kez olmasına rağmen. Ve kesinlikle romantik bir havası olduğu gerçeği inkâr edilemez.
9

Son olarak yazmadan olmaz liberity island ve time square.
Newyork’a gidipte görmedim demenin adeta ayıp olacağı bu iki konum için yorumum ise time square meydanının gece muhteşem ışıltısına kapılmanız gerektiği.
Bu meydanın bu kadar popüler olması bir pazarlama mucizesi olarak nitelendirilebilir. Dev ekranlar, billboard’lar ve markalar. Ne bir doğa harikası, ne bir tarih hazinesi. Sadece reklam. İnsan elinin ve zihninin bir harikası belki de.
10

Liberty island’a gelirsek; gidip, görmek hoş ama çok mu gerekli derseniz; uzaktan görmekte yeterli derim. Bir ritüeli yerine getirmek gibi biraz da.
11

Newyork kesinlikli gidilip, görülesi bir yer. Ama yaşamak için İstanbul’da oturup, trafik, kargaşa ve kalabalıktan sıkılmış bünyelere pek gelmeyecek bir fikir diyebiliriz.

Fotoğraflar; Müge Özbir Yılmaz, Göksel Kervancı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir