Yahya Kemal Beyatlı'nın En Ünlü Şiirleri

Konu, 'Şiirler' kısmında Mevsim tarafından paylaşıldı.

  1. Mevsim

    Mevsim Yeni Üye

    Yahya Kemal Beyatlının En Çok Sevilen Şiiri
    Şair Yahya Kemal Beyatlı En Ünlü Şiirleri


    Edebiyatımızın büyük isimlerinden olan Yahya Kemal sanatın ne olduğunu şiirleri ile kalbe nakış eden ender insanlardandı.

    [​IMG]

    SESSİZ GEMİ

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

    Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez k...Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

    Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

    SİSTE SÖYLENİŞ

    Birden kapandı birbiri ardınca perdeler...
    Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?

    Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden
    Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?

    Benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri;
    Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri.

    Bir devri lanetiyle boğan şairin Sis´i.
    Vicdan ve ruh elemlerinin en zehirlisi.

    Hülyama bir eza gibi aksetti bir daha;
    -Örtün! Muebbeden uyu! Ey şehr! -O beddua...

    Hayır bu hal uzun süremez, sen yakındasın;
    Hala dağılmayan bu sisin arkasındasın.

    Sıyrıl, beyaz karanlık içinden, parıl parıl
    Berraklığında bilme nedir hafta, ay ve yıl.

    Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın,
    Hiç bir zaman kader bizi senden ayırmasın.

    SES

    Günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum,
    ´Yarab! hele kalp ağrılarım durdu!´ diyordum.
    His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı
    Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı
    Bir taze bahar alemi seyretti felekte,
    Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek´te,
    Akşam!.. Lekesiz,,saf, iyi bir yüz gibi akşam!..
    Ta karşı bayırlarda tutuşmuş iki üç cam;
    Sakin koyu,şen cepheli kasrıyle Küçüksu,
    Ardında vatan semtinin ormanları kuytu;
    Bir neşeli hengamede çepçevre yamaçlar
    Hep aynı tehassüsle meyillenmiş ağaçlar
    Dalgın duyuyor rüzgarın ahengini dal dal.
    Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal.
    Bir lahzada bir pancur açılmış gibi yazdan
    Bir bestenin engin sesi yükseldi boğazdan
    Coşmuş yine bir aşkın uzak hatırasıyla,
    Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla,
    Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi:
    Görmüş ve geçirmiş denizin kalbine sindi.
    Ani bir üzüntüyle bu rüyadan uyandım.
    Tekrar o alev gömleği giymiş gibi yandım,
    Her yerden o,hem aynı bakış ,aynı emelde,
    Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde;
    Her yerden o, hem aynı güzellikte göründü,
    Sandım bu biten gün beni ram ettiği gündü.

    TERCİH

    Dünyada ne ikbal ne servet dileriz
    Hattâ ne de ukbâda saadet dileriz
    Aşkın gül açan bülbül öten vaktinde
    Yaranla tarab yâr ile vuslat dileriz.

    ŞARKI

    Kalbim yine üzgün seni andım da derinden;
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!
    Üzgün ve kırılmış gibi en ince yerinden,
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

    Senden boşalan bağrıma göz yaşları dolmuş!
    Gördüm ki yazın bastığımız otlar solmuş.
    Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş.
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden!

    HAZAN BAHÇELERİ

    Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
    Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

    Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
    Gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş
    Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş
    Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
     

Sayfayı Paylaş