Vakia Suresinin Anlamı ve Fazileti Nedir ?

Konu, 'Ayet, Dua ve Hadis' kısmında abdurRAHMAN tarafından paylaşıldı.

  1. a

    abdurRAHMAN Yeni Üye

    Vakia suresinin Fazileti hakkında bilgiler, Vakia Suresinin sırrı Nedir.. Vakia suresini okumanın sevabı nedir?

    Bu sure ile ilgili bir hadis varmı. Vakıa süresinin anlamınıda merak ediyorum.
     
  2. Murat

    Murat Yönetici

    Bir Hadîs-i serîflerde buyuruldu ki: kainatın efendisi Hz Muhammed sav Müjdeyi bildiriyor.

    “Her kim, Vâkia sûresini her gece bir defa okumayi âdet haline getirirse, ömründe fakirlik görmez.”

    “Vâkia sûresi zenginlik sûresidir. Onu okuyunuz ve kadinlariniza ve çocuklariniza ögretiniz.”


    Abdullah b. Mesûd'u, ölüm hastaliginda ziyâret eden Hz. Osman (r.a): "Sana bir bagista bulunulmasini emredeyim mi?" dedi. Abdullah, buna ihtiyaci olmadigini söyledi. Hz. Osman; "Senden sonra kizlarina kalir" dedi. O zaman Abdullah onu su cevabi verdi: "Sen kizlarimdan korkma. Ben onlara Vâkia sûresini okumalarini emrettim." Ben, Peygamber (s.a.s)'in söyle dedigini isitmistim:

    "Her kim her gece Vâkia sûresini okursa, ona fakirlik dokunmaz" (Ibn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, Beyrut
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 25 Haziran 2014
  3. Sabır

    Sabır Admin Yetkili Kişi

    Vakıa Suresi Kuran-ı Kerim'de bulunan 56. Suredir. Türkçe anlamı mealen şöyledir.

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

    1.Ayet Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,

    2.Ayet Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.

    3.Ayet O aşağılatıcı, yücelticidir.

    4.Ayet Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,

    5.Ayet Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,

    6.Ayet Derken toz duman halinde dağılıp.Ayet savrulduğu,

    7.Ayet Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;

    8.Ayet İşte o “Ashab.Ayet ı Meymene”, ne (kutludur o) “Ashab.Ayet ı Meymene”.

    9.Ayet “Ashab.Ayet ı Meş’eme” ne (mutsuz ve uğursuzdur o) “Ashab.Ayet ı Meş’eme”.

    10.Ayet Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.

    11.Ayet İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.

    12.Ayet Nimetlerle.Ayet donatılmış cennetler içinde;

    13.Ayet Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,

    14.Ayet Birazı da sonrakilerden.

    15.Ayet ‘Özenle işlenmiş mücevher’ tahtlar üzerindedirler.

    16.Ayet Karşılıklı yaslanmışlardır.

    17.Ayet Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır;

    18.Ayet Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler,

    19.Ayet Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir.

    20.Ayet Arzulayıp.Ayet seçecekleri meyveler,

    21.Ayet Canlarının çektiği kuş eti.

    22.Ayet Ve iri gözlü huriler,

    23.Ayet Sanki saklı inciler gibi;

    24.Ayet Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur);

    25.Ayet Orada, ne ‘saçma ve boş bir söz’ işitirler, ne günaha sokma.

    26.Ayet Yalnızca bir söz (işitirler:) “Selam, selam.”

    27.Ayet “Ashab.Ayet ı Yemin”, ne (kutludur o) “Ashab.Ayet ı Yemin.”

    28.Ayet Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları),

    29.Ayet Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları,

    30.Ayet Yayılıp.Ayet uzanmış gölgeler,

    31.Ayet Durmaksızın akan su(lar);

    32.Ayet Ve (daha) birçok meyveler arasında,

    33.Ayet Kesilip.Ayet eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler).

    34.Ayet Yükseklere.Ayet kurulmuş döşekler (sedirler).

    35.Ayet Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip.Ayet yarattık.

    36.Ayet Onları hep bakireler olarak kıldık,

    37.Ayet Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,

    38.Ayet “Ashab.Ayet ı Yemin” olanlar için.

    39.Ayet (Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden,

    40.Ayet Birçoğu da sonrakilerdendir.

    41.Ayet “Ashab.Ayet ı Şimal”, ne (mutsuzdur o) “Ashab.Ayet ı Şimal.”

    42.Ayet Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,

    43.Ayet Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.

    44.Ayet Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).

    45.Ayet Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.

    46.Ayet Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.

    47.Ayet Ve derlerdi ki: “Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?”

    48.Ayet “Önceden gelip.Ayet geçmiş atalarımız da mı?”

    49.Ayet De ki: “Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de.”

    50.Ayet “Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.”

    51.Ayet Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,

    52.Ayet Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.

    53.Ayet Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.

    54.Ayet Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.

    55.Ayet Üstelik ‘içtikçe susayan hasta develerin’ içişi gibi içeceksiniz.

    56.Ayet İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.

    57.Ayet Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?

    58.Ayet Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?

    59.Ayet Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz?

    60.Ayet Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir;

    61.Ayet (Yerinize) Benzerlerinizi getirip.Ayet değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde.Ayet inşa etme konusunda.

    62.Ayet Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp.Ayet düşünmeniz gerekmez mi?

    63.Ayet Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?

    64.Ayet Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?

    65.Ayet Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar.Ayet kalırdınız.

    66.Ayet (Şöyle de sızlanırdınız:) “Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip.Ayet zorlandık.”

    67.Ayet “Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık.”

    68.Ayet Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?

    69.Ayet Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?

    70.Ayet Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?

    71.Ayet Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?

    72.Ayet Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz?

    73.Ayet Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.

    74.Ayet Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.

    75.Ayet Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.

    76.Ayet Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.

    77.Ayet Elbette bu, bir Kur’an.Ayet ı Kerim’dir.

    78.Ayet Saklanmış.Ayet korunmuş bir Kitap’ta (yazılı)dır.

    79.Ayet Ona, temizlenip.Ayet arınmış olanlardan başkası dokunamaz.

    80.Ayet Alemlerin Rabbinden indirilmedir.

    81.Ayet Şimdi siz bu sözü mü hor görüp.Ayet küçümsüyorsunuz?

    82.Ayet Ve rızkınızı (Kur’an’dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?

    83.Ayet Hele can boğaza gelip dayandığında,

    84.Ayet Ki o sırada siz (sadece) bakıp.Ayet durursunuz,

    85.Ayet Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz.

    86.Ayet İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz,

    87.Ayet Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize.

    88.Ayet Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise,

    89.Ayet Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur).

    90.Ayet Ve eğer “Ashab.Ayet ı Yemin”den ise,

    91.Ayet Artık, “Ashab.Ayet ı Yemin”den selam sana.

    92.Ayet Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise,

    93.Ayet Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır.

    94.Ayet Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.

    95.Ayet Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku’l.Ayet Yakin).

    96.Ayet Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş