Ülkemizde Çözülmesi Gereken Eğitim Problemleri nelerdir?

Konu, 'Liseler ve İlköğretim' kısmında papatya tarafından paylaşıldı.

  1. p

    papatya Yeni Üye

    Türkiyedeki Eğitim Sorunları nelerdir:
    Yurdumuzdaki Eğitim Problemleri nelerdir :
    Türk Eğitim Sisteminin Kırsal Bölgedeki Sorunları ve Çözüm Önerileri nedir:

    Toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi, sağlıklı işleyen bir eğitim sistemi ile mümkündür.

    Eğitimin ön koşulu olan açık sistem olma özelliği, eğitimi toplumsal gerçeklerden yani ekonomik, toplumsal, jeopolitik yapı ve kendi örgütsel yapısından hareket etmesini ve bu belirleyicilerden yola çıkarak, bireyin yetenek ve gereksinmelerine cevap verecek hedeflerin işe koşulmasını zorunlu kılar.

    Eğitimin niteliği büyük ölçüde uygulanan programa bağlıdır. Uygulanan programın aksaklık ve eksiklikleri giderildikçe, toplumdaki ve bilim alanındaki gelişmelere göre yeniden düzenlendikçe, diğer bir ifadeyle programlar geliştirildikçe eğitimin niteliğinin de artması beklenir

    Ülkemizde bugüne kadar eğitim bilimciler tarafından yapılan araştırmalar, ortaya konan kuramlar ve yazılanlardan büyük çoğunluğunun, görüş sahiplerinin isimleri başına birer akademik unvan kazandırmaktan öte, sisteme uygulama bazında pek de bir şey kazandırmadığı görülmektedir. Oysa bu çalışmaların temel amacı, yukarıda bahsi geçen eğitim niteliğinin gelişmesine yardımcı olmaktır. Araştırma bulguları, varılan sentezlerle yapılan analizler sonucunda yapılması gerekenler, parti programları ya da şûra kararları arasına sıkışmış kısır birer hedef olmaktan çok, düzenli ve ürün verebilir bir sistem oluşturmak için kullanıldığında, eğitimin amacına ulaşması ve akademisyene unvandan da öte gerçek değerinin verilmesi mümkün olabilecektir.

    Günümüzde sekiz yıllık temel eğitime geçişle birlikte yapılan çalışmaların iyimserliği hakkında şüphemiz yoktur. Ancak, bu çalışmaların nicelik yönünden ağırlık kazanması, nitelikli eğitim hedefine sekte vurmaktadır. Eğitime hizmet etmek, fizikî durumu ne olursa olsun her okulu açık tutmak, niteliği ne olursa olsun her üniversite mezununu öğretmen yaparak açık kapatmak değildir.

    Eğitimin pahalı bir yatırım ve vazgeçme maliyetinin özellikle kırsal bölgelerde ne kadar yüksek olduğu, eğitim bilimciler tarafından sürekli vurgulana gelmiştir. Sistemdeki yatırım girdisi, bireyin yeteneklerine göre eğitilerek, sisteme ve topluma yararlı hale getirilmesi yolunda sarfedildiğinde, istenen verim sağlanabilecektir. Oysa yıllardır izlenen yanlış politikalar sistemin işleyişini aksatmış, bireyi eğitmekten çok gereksiz bilgi hamalı haline getirmiştir. Dahası sistem içindeki diğer ögeler de -öğretmen, araç-gereç, öğretme ortamı vs.-nitelik bakımından sürekli düşüş eğilimi göstermiştir.

    Eğitim-kalkınma ilişkisi içinde, sistem kalkınmayı destekleyecek ve gerçekleştirecek insan gücünü yetiştirmekten yoksun ise bahsi geçen vazgeçme maliyetinin yükselmesi ve yatırımın boşa gitmesi kaçınılmaz olur. Kalite yerine sayı çokluğunu tercih etmek, üreten birey yerine bir sonraki eğitim dönemine geçme gibi kısır bir hedefe yönelmiş-sonuçta tüketen birey yetiştirmeye çalışmak, sistemi bozuk ürünler çıkaran bir makineye çevirir.

    Eğitimde verimlilik esastır. Verimlilik; öğretmenin, yöneticinin eğitim programlarının sonuçları üzerinde hesap verebilmesi ve sonuçlardan sorumlu tutulması anlamına gelmektedir(2). Ancak bu hesap sorulmadan önce sistemin işleyişi için, programı uygulayacaklara gerekli ön şartların sağlanıp sağlanmadığı dikkate alınmalıdır. Buradan yola çıkarak, günümüz eğitim sistemi içinde istenen verimin alınamamasına sebep olan etkenler, konumuz olan Birleştirilmiş Sınıflı Köy Okulları sınırlılığı içinde iki açıdan incelenebilir:

    I.ÖĞRETMEN AÇISINDAN

    a)Öğretmenin Niteliği: Öğretmenlik mesleği, öğretmenlerde derin bir konu alanı uzmanlığı, yeterli bir genel kültür ve üst düzeyde bir öğretmenlik formasyonu gerektirmektedir

    Meslek eğitimi almamış kimselerin dorudan ilkokul öğretmenliğine atanmaları olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Yeterli alan bilgisi olmayan bu öğretmenlerin özellikle köy okullarında başarısız oldukları gözlenmektedir. Yapılan araştırmalarda, eğitim fakültesi mezunu öğretmenlerde dahi gerekli niteliklerin eksik olduğu, özellikle birleştirilmiş sınıflı köy okullarında etkili bir öğretime rehberlik etme yeterliğinin istenen düzeyde kazanılmadığı görülmüştür.. Alanında yetişmiş öğretmenin durumu böyle iken herhangi bir fakülte mezunu öğretmenden nasıl verim beklenebilir?

    Süreli yayınları takip edemeyen, kendi alanındaki gelişmeleri izleyemeyen, hizmet içinde eğitim etkinliklerine katılamayan-kimi zaman bu etkinliklerden haberi bile olmuyor- köy öğretmeni nasıl geliştirecek ve yetiştirecektir? Mesleği olmadığı halde bu ise soyunduysa, yetiştiği okulda öğretmenlik için gerekli yeterlikleri kazanamadıysa, yanında danışacağı veya fikir alışverişinde bulunacağı bir meslektaşını bile bulamıyorsa, köy öğretmeninin verimli olması nasıl beklenebilir?

    b)Ekonomik Etkenler: Birleştirilmiş sınıflı köy okulunda görev yapan bir öğretmenle merkezî bir okulda müstakil sınıf okutan öğretmenin ücretleri arasındaki eşitlik aslında eşitsizliktir.

    Özellikle köy öğretmeninin hemen hemen tüm sosyal hayatı eğitim-öğretim çalışmalarıyla geçer. Plânlama, sınav sorusu hazırlama, ölçme-değerlendirme, okulun bakım ve onarımı gibi uğraşılar göz önüne alındığında köydeki öğretmenin mesaisinin sınırlı olmadığı görülür. Buna rağmen onun diğer memurlarla aynı -hatta bazılarından daha düşük- ücret alması adalet ilkesiyle bağdaşır mı?

    Merkezî bir okuldaki birimlerin araç-gereç donanımının asgari düzeyde sağlanmış olduğu düşünülürse, bu okulda görev yapan öğretmenlerin çok da fazla bir harcama yapma ihtiyacının olmadığı görülür. Oysa, köy okullarının gerek fizikî durumlarının kötü oluşu, gerekse araç-gereç eksiklikleri göz önüne alındığında, buradaki öğretmenin maddî özveride bulunmasının bir zorunluluk halini aldığı gözlenir. Bütçeden öğretmenlere her öğretim yılı başında bu tür harcamalar için eğitim ödeneği adı altında bir ücret ödenmektedir. Farklı harcama durumları ile karşı karşıya olmalarına rağmen, şehirdeki öğretmenle köydeki öğretmene ödenen bu ücret arasında yine bir eşitlik söz konusu. Ancak gözlenen odur ki köy öğretmeni bu özveriden yana şikayetçi olmak şöyle dursun, tüm imkânlarını zorlamaktadır. Buradaki sıkıntı ve öğretmeni olumsuz etkileyen durum denetim elemanlarının tutumudur. Köy öğretmenine okulun bir eksiğini gördüğünde bu paranın hesabını sorarken-yüzüne vurur gibi- şehirdeki öğretmene böyle bir hesap sorma ihtiyacını -tabii olarak- hissetmiyorlar. Kaldı ki köy öğretmeninin temin etme ve ulaşım gibi problemleri de gözden ırak tutulmamalıdır.

    Şehirdeki öğretmenin yatırım yapma, ucuz, bol ve kaliteli ürün bulabilme ve benzeri avantajları varken köy öğretmenlerinin bunlardan yoksun olduğu da akla getirilmelidir. Kısacası kırsal bölgenin şartları göz önüne alındığında, köy öğretmeninin bugün aldığı ücretin yetersiz olduğu ve daha fazla ücret almayı hakettiği söylenebilir.

    c)Teknik Yetersizlik: Öğretimde tek ve sihirli bir yöntem yoktur. Öğrencinin gelişim özelliklerine ve var olan koşullara göre çeşitli yöntemler kullanılmalıdır

    Hiçbir öğretme yöntemi tek başına bütün eğitim durumlarına uygun değildir. Yani bir öğrenme ve öğretme yöntemiyle, öğrencilerin tüm öğrenim gereksinimlerini karşılamak olası değildir

    Öğretme-öğrenme etkinlikleri içinde sadece öğrenme ilkeleri ile amaca ulaşılamayacağına göre, etkin öğretimde yer alması gereken ve beş duyuya hitabeden genel öğretim stratejilerinin de uygulanması verimin artması açısından şart görülmektedir. Bu stratejilerin -yöntem, teknik, gereç vs.-sınırlı olması ise özellikle köy öğretmeninin verimliliğini de sınırlamaktadır.

    Görsel-işitsel materyaller kullanamayan, sergi ve müze gibi mekânlarda inceleme-gözlem yapamayan, araç-gereç sınırlılığı veya yokluğu sebebiyle gösterip yaptırma yöntemini çoğu zaman kullanamayan, öğrencilerin sosyo-kültürel kısırlığı nedeniyle grup tartışması ve benzeri yöntemleri işe koşamayan öğretmenden ne kadar verim bekleyeceksiniz?Trafik lâmbası ile görmemiş çocuğa trafik kurallarını sadece anlatmak, kütüphaneyi yerinde inceleyemeyen öğrenciye kütüphaneden ödünç kitabın nasıl alınacağını kuru kuruya bilgi olarak vermek, psikomotor davranışlara dönüşmedikten sonra öğretmene de öğrenciye de yük olmaktan öte gidemez. Köydeki öğretmen müzik dersinde yaylı sazları nasıl tanıtacaktır?Resim-iş dersinde soyut çalışmaların ne olduğunu örnek göstermeden anlatabilmesi mümkün müdür? Bazı müfettişlerin ifadesiyle
     
  2. A

    Abdullah Yeni Üye

    Toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve sağlıklı işleyen bir eğitim sistemi ile mümkün olmasıdır....
     
  3. M

    Misafir Misafir

    çözülmesi gereken bir sürü sorun var
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş