Tansiyon Nedir? Nasıl Ölçülür?

Konu, 'Genel Sağlık Bilgileri' kısmında Goksel tarafından paylaşıldı.

  1. Goksel

    Goksel Admin Yetkili Kişi

    Tansiyon Nedir? , Hangi Cihazla Ölçülür ? ,
    Yüksek Tansiyon nedir ? , Tansiyon Neden Düşer ? ,


    TANSİYON NEDİR ? NASIL ÖLÇÜLÜR ? , DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR ?

    [​IMG]

    Sözlüğe bakıldığında basınç ve gerginlik gibi anlamlara geldiği görülen tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder. Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir.Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.

    Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.

    Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.
    Bu basınç, 1 cm2 alanındaki cıva sütununun tabanına yaptığı basınçla karşılaştırılarak belirtilir. Örneğin bir kişinin tansiyonu 12 dediğimiz zaman, bu basınç 12 cm yüksekliğindeki cıva sütununun tabanına yaptığı basınca eşdeğerdir. Tıpta bu ölçüler, mm olarak belirtilir. Yani halk arasında 12-14 gibi cm cinsinden söylenen ölçüler tıpta 120-140 gibi, mm cinsinden ifade edilir.


    Normal tansiyon değerleri nelerdir?
    Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikayetinin ya da hastalığının olmadığı dönemde tansiyonunun zaman zaman ölçülüp değerlerinin bir kenara kaydedilmesi yararlıdır.
    Herkesin tansiyon değerlerinin farklı olduğundan bahsettik ama genel olarak normal kabul edilen sınırları da ihmal etmemek gerekir.


    Yapılan uzun araştırmalar sonucu, yaşın artışıyla küçük değişmeler olmakla beraber sistolik (büyük) tansiyon için 120 ile 140, ya da Türkiye’de yaygın söylendiği gibi 12 ile 14 arası, diastolik (küçük) tansiyon için 70-90 ya da 7-9 arası olması halinde tansiyona bağlı olarak bir sağlık sorunu riski doğmadığı belirlenmiştir.


    Tansiyon nasıl ölçülür?
    Tansiyon ölçmekte kullanılan değişik aletler bulunmaktadır. En doğru ölçüm, zaman içinde ayarlarının değişmesi gibi bir sorun olmadığı için, cıvalı aletlerle yapılırsa da bunların kullanımı pek pratik olmadığı için diğer türdeki aletler tercih edilmektedir.


    Tüm aletlerde prensip aynıdır. Kola sarılan ve içine hava gönderilerek basınç oluşturulan bir lastik torba (manşon), bu torbaya hava göndermek için kullanılan bir pompa ve lastik torbanın içindeki basıncı ölçen bir ölçü sistemi. Ayrıca damarda oluşacak nabız seslerini dinlemek için bir dinleme aleti (steteskop) da gereklidir.
    Tansiyonu ölçülecek kişinin dinlenmiş ve sakin durumda olması gerekmektedir. Hızlı bir yürüyüşün ardından tansiyon ölçülmesi için bir süre dinlenmek gerekir. Rahat bir koltukta otururken, tansiyon ölçülen kolun kalp hizasında olmasına dikkat edilmelidir.


    Böyle bir alet edindikten ve uygun ortamı sağladıktan sonra aletin manşon kısmı tansiyonu ölçülecek kişinin kolunun üst kısmına sarılır. Bu sırada, dirsek önü çukurunun tamamen açıkta kalmasına ve giysilerin kolu sıkmamasına dikkat etmek gerekir. Tansiyonu ölçülen kişi rahat bir şekilde ve kolu kalp hizasında olacak şekilde otururken, pompa ile basınç oluşturulmaya başlanılır. Aletin göstergesindeki rakam, kişinin daha önceden bilinen tansiyon değeri varsa bunun 20-30 mm üzerine, böyle bir bilgi yoksa 150-160 mm civarına kadar çıkartılır. Bu sırada dinleme aleti, dirsek önü çukurunun gövdeye yakın kısmına konulup, hafifçe bastırılarak (manşonun altına sıkıştırarak değil) nabız sesleri olup olmadığı dinlenir. Eğer sesler varsa kayboluncaya kadar basıncı arttırmak gerekir. Basın kaybolduktan sonra aletin havası yavaşça indirilerek nabız sesleri tekrar başlayıncaya kadar takip edilir. Seslerin ilk duyulduğu sırada aletin göstergesinde okunan rakam sistolik tansiyonu gösterir.
    Sürekli dinlerken basınç azaltılmaya devam edilir. Seslerin artık duyulmamaya başladığı sırada göstergedeki rakam da diastolik tansiyonu gösterir.


    Düşük Tansiyon Nedir?
    Tıp dilinde hipotansiyon olarak adlandırılan düşük tansiyon, belirli bir düzeye kadar sorun yaratmaz. Tam tersine normalin biraz altında olması kalp-damar hastalıklarından uzak daha sağlıklı bir yaşam sürme nedenidir.
    Düşük tansiyonun sorun olduğu durum, sistolik tansiyonun çok uzun süreler için 70 mm den düşük kalması halleridir. Böyle hallerde şok durumundan söz edilir.
    Düşük tansiyonun en sık rastlanan şekli ortostatik hipotansiyondur. Kişinin oturur veya yatar durumda iken nomal düzeylerde olan tansiyonunun, ayağa kalkılınca düşmesi halidir. Bu durumda bir süre için beyine daha az kan gideceği için geçici olarak denge ve şuur bozuklukları ortaya çıkabilir. Sıvı kayıpları sırasında daha sık görülen bu durum sıvı açığının kapatılmasına rağmen devam ediyorsa veya yüksek tansiyon tedavisi altında olanlarda görülüyorsa bir doktora başvurmak gerekecektir.
    Uzm.Dr. Katip Baş


    HİPERTANSİYON


    Pratikte, kan basıncı ölçümü için bir sfigmomanometre ve steteskopa ihtiyaç vardır. Steteskop olmadan, sadece palpasyonla da kan basıncı ölçülebilir ama palpasyonla sadece sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) ölçülebilir. Bir sfigmomanometre, manşon, manometre, manometre ile manşonu birbirine bağlayan hortum ve pompadan oluşmaktadır. Manşon, elastik olmayan bir kumaş olup kolu sarmakta ve içinde şişirilebilen lastik bir kese barındırmaktadır. Manşon, kol etrafına çoğunlukla Velcro yapıştırıcısı yardımıyla, bazen incelen ucun sarılan manşonun içine sokulması ve çok ender olarak da çengellerle tesbit edilmektedir. İncelen manşonlar kolu defalarca saracak uzunlukta olmalıdır. Kan basıncı, pratikte, sfigmomanometre diye isimlendirilen tansiyon aleti ile ölçülmektedir, en yaygın 2 tip; cıvalı ve aneroit manometrelerdir. Genel olarak, cıvalı manometrelerin aneroit manometrelere göre bakımı, daha kolay ve hassasiyeti daha fazladır. Aneroit manometreler daha pratiktir ve kırılma tehlikesi yoktur. Piyasada klasik cıvalı veya aneroit manometrelerden farklı olarak çok sayıda otomatik ve yarı otomatik sfigmomanometreler satılmaktadır. Genel olarak, bu cihazların çoğu, standart cıvalı manometrelerden daha pahalı olmalarına karşın onlar kadar hassas değildir. Parmak ucundan kan basıncı ölçen cihazların daha az hassas olduğu unutulmamalıdır.


    Sağlıklı bir kan basıncı ölçümü yapılabilmesi için aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:
    1. Hasta, kan basıncı ölçümünden yarım saat önce egzersizden kaçınmalı, birşey yememeli, kafein almamalı ve sigara içmemelidir. Hasta en az 5 dakika istirahat etmelidir.
    2. Manşonun boyutları uygun olmalıdır. Manşonun içindeki kesenin boyutu, kolun tamamını veya en az % 80′ini sarmalıdır. Manşonun içindeki kese kolu tam çevrelemelidir; kese kolu tam çevrelemediği takdirde, kesenin merkezi, doğrudan brakiyel arter (kol ön yüzü ve dirseğin 2-3 cm üzerindeki atardamar) üzerinde olmalıdır.
    3. Aritmilerde (Kalp atışının düzensiz olduğu durumlarda), sistolik ve diyastolik basınçların her birisi için ortalama 3 okuma yapılmalıdır. Sistolik kan basıncının olduğundan düşük ve diyastolik kan basıncını ise olduğundan yüksek okumamak için cıva çok yavaş indirilmelidir.
    4. Basıncın ölçüldüğü kol, dördüncü interkostal aralığın (kaburgalar arası aralık) sternum (göğsün önünün ortasındaki kemik) ile birleştiği yerde yatay olarak aynı düzlemde bulunmalıdır ve kasılmayı engellemek için dirsek desteklenmelidir.
    5. Brakiyel arter (kol ön yüzünde ve dirseğin 2-3 cm yukarısındaki atardamar) elle hissedilmeli ve manşon süratle nabzın kaybolma noktasının 30 mm Hg üzerine kadar şişirilmeli ve daha sonra yavasça boşaltılmalıdır (Her kalp atımında veya saniyede 2-3 mm Hg hızla).
    6. Steteskop, brakiyel arterin üzerine yerleştirilmelidir. Steteskop, sıkıca ve dengeli bir biçimde tutulmalı fakat aşırı basınç uygulanmamalıdır.
    7. Birinci faz sistolik basınç olarak, seslerin kaybolması (5. faz) diyastolik basınç olarak kaydedilmelidir. İdeal olarak hem 4. hem de 5. faz kaydedilmelidir. Okunan kan basıncı değeri, ölçümden hemen sonra kaydedilmelidir. Bu fazlarla ilgili bilgi edinmek için Korotkoff Sesleri Nedir? başlıklı bölüme bakınız.
    8. Basınçlar, en yakın 2 mm Hg’ya göre kaydedilmelidir. Hem büyük hem küçük tansiyon kaydedilmelidir. Örneğin; 146 / 88 mm Hg gibi.
    9. İki dakika aralıklarla iki veya daha fazla ölçüm alınmalıdır. İki ölçüm arasında 5 mm Hg’dan fazla fark varsa ilave ölçümler yapılmalıdır.
    10. İlk ölçümde hipertansiyon tanısı koymaktan kaçınılmalıdır. Sistolik kan basıncı, gün boyunca 100 mm Hg’ya kadar değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısı koymadan veya tedaviye başlamadan önce, değişik zamanlarda en az 2 kez daha ölçülmelidir. Pratikte tanı veya tedavi ile ilgili kesin yargıya varmadan önce, kan basıncı, haftalar hatta aylar süren dönemlerde, tekrar tekrar ölçülmektedir. Ancak ilk ölçülen kan basıncı değeri, 210 / 120 mm Hg’dan fazla ise hipertansiyon kabul edilmelidir.
    11. Pratikte, sağ veya sol koldan kan basıncı ölçülmesi önem taşımaz ancak kan basıncı ilk muayenede her iki koldan da değerlendirilmelidir. Tekrarlayan üç ölçümde, eğer sistolik / diyastolik kan basıncında 20 / 10 mm Hg’dan fazla farklılık olursa, eş zamanlı ölçüm yapılmalıdır.
    12. İlk muayenede, aort koarktasyonunu (ana atar damardaki darlığı) değerlendirmek amacı ile, bacaklarda da kan basıncı ölçülmelidir. Bu amaçla, hasta yüzükoyun yatırılmalı, geniş bir kese içeren manşon hastanın uyluğunun etrafına sarılmalıdır ve popliteal fossadan (dizin arkasındaki çukur) Korotkoff sesleri dinlenmelidir. Normalde, bacaktaki kan basıncı, koldakine eşittir. Kollarda kan basıncı, bacaklardan 20 mm Hg daha fazla ise aort koarktasyonu düşünülmelidir.
    13. Kan basıncı ölçüm kayıtları, sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı ve sağdan mı soldan mı olduğunu, hastanın pozisyonunu, varsa aritmi, heyecan veya hastalık gibi olağan dışı durumları göstermelidir.
    14. Tekrarlayan ölçümlerde, manşon mümkün olduğu kadar süratle düşürülmeli ve ardışık okumalar arasında, içindeki hava tamamen boşaltılmalıdır. Ardışık ölçümler arasında en az 15 saniye olmalıdır.
    15. Ölçüm yapan kişi, manometreye bir metreden daha uzak olmamalıdır. Ölçüm yapan kişi, rahat ve gevsemiş bir pozisyonda bulunmalıdır.


    TANSİYON KONTROLÜNDE TUZUN AZALTILMASI ÇOK ÖNEMLİDİR…
    Tansiyon konusunda en çok konuşulan mineral sodyum yani sofra tuzunun esasıdır. Hem tansiyonu yüksek birinde tansiyonun düşmesi, hem de tansiyonu normal birinin daha düşük değerlere sahip olması ya da tansiyonunun yükselmemesi için tuzun kısıtlanması gerektiği çok eskiden beri bilinmektedir. Buna rağmen toplumlar, ihtiyaçlarının çok çok üstünde, 5-10 kat daha fazla tuz tüketmektedir. Buna biraz da, eskiden yalnızca yüksek tansiyonluların az tuz yemeleri gerektiği ama normal tansiyonluların dikkat etmelerine gerek olmadığı inancı katkıda bulunuyordu. Ama şimdi, bunun herkes için gerekliliği kabul edilmeye başlandı.

    Bir araştırmada daha sonra söz edeceğimiz DASH diyeti yapıp, tuzun kısıtlanmasıyla, yüksek tansiyonlularda 12, tansiyonu normal olanlarda 7 mmHg kan basıncı düşüşü sağlandı. Oysa aynı diyeti yapıp tuzda kısıtlamaya gitmeyenlerinki yalnızca 2-3 mmHg düştü.

    Bu yüzden, günde 2.4 g’dan daha az sodyum yani 6 gr’dan daha az sofra tuzu tüketilmesi salık verilmektedir. Bu da yaklaşık bir çay kaşığı kadar tuz demektir. Ama kalp yetmezliği varsa, bu yarı yarıya azaltılır.
    Tuzu azaltmak için, tabii ki, en başta yapmamız gereken şey, yemeklerin daha az tuzla yapılması ve sofrada yemeklere tuz eklemekten kaçınılmasıdır.

    Bazı hekimler, yemeğin tuzsuz yapılıp, sofrada tuz eklemenin daha az tuz almaya yardım edeceği kanısındadır. Özellikle sıcak yenen tahıllarda (pilav, makarna…) bu çok işe yarayabilir.

    Tuzluğun deliğinin küçük olması da yardımcıdır.

    Tuz yerine, tatlandırıcı olarak baharat, limon, sirke, yoğurt kullanılabilir.

    Hazır yiyeceklerde sodyumu (tuzu) azaltılmış veya tuzsuz ürünler tercih edilebilir.
    Et olarak konserve ve tütsülenmiş (füme) ürün tüketiminden kaçınmalı; tazeler yeğlenmelidir.
    Tuzlanarak hazırlanan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır karışımlar, salamuralar (turşu, zeytin vb), hardal, ketçap gibi çeşnilerden olabildiğince uzak durmalıdır.
    Ancak herkes tuz kısıtlamasına aynı ölçüde yanıt vermemektedir. Tuz kısıtlamasına yeterince yanıt vermeyenler hayli fazladır. Bu durum, tuza direnç olarak adlandırılır. Tuza direnç, yüksek tansiyonluların %30-50′sinde, normal tansiyonu olanların %15-25′inde görülmektedir. Üstelik bunlarda tuzu artırmak da tansiyonda yükselme yapmamaktadır.


    Tablo: Çeşitli besinlerdeki sodyum (tuz) miktarı
    BESİN GRUBU
    SODYUM(mg)

    Tahıllar ve tahıl ürünleri
    ½ su bardağı tuzsuz pişmiş tahıl, pilav,makarna
    0-5
    1 su bardağı hazır tahıl gevreği
    100-360
    1 dilim ekmek
    110-175

    Sebzeler
    ½ su bardağı taze veya dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş
    1-70
    ½ su bardağı soslu konserve ya da dondurulmuş
    140-460
    ¾ su bardağı konserve domates suyu
    820

    Meyveler
    ½ su bardağı taze veya dondurulmuş veya konserve
    0-5

    Az yağlı veya yağsız süt ürünleri
    1 su bardağı süt
    120
    1 su bardağı yoğurt
    160
    45 gr sade peynir
    110-450
    45 gr işlenmiş peynir
    600

    Kabuklu kuruyemiş, tohum ve baklagiller
    1/3 su bardağı tuzlu yer fıstığı
    120
    1/3 su bardağı tuzsuz yer fıstığı
    0-5
    ½ su bardağı kuru ya da dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş baklagil
    0-5
    ½ su bardağı konserve baklagil
    400

    Et, balık ve kümes hayvanları
    90 gr taze et, balık, kümes hayvanı
    30-90
    90 gr suda saklanmış, tuzsuz ton balığı konservesi
    35-45
    90 gr suda saklanmış, ton balığı konservesi
    250-350
    90 gr yağsız, fırında kızartılmış jambon
    1020
     
  2. E

    Elif Dilara Yeni Üye

    Tansiyon çok tehlikeli bir rahatsızlık dikkat edilmezse ölümlere yol açabiliyor
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş