Sümmani Biyografi-Sümmani Kimdir?

Konu, 'Önemli Kişilerin Biyografileri' kısmında Almira tarafından paylaşıldı.

  1. A

    Almira Yeni Üye

    Sümmani'nin gerçek adı Hüseyin olup Hüseyin'e selam verir ve adını öğrenmek ister. Çok aç olduğunu söyleyip ondan ekmek ister. Köylerinde nerede misafir olabileceğini sorar. Hüseyin üç arpa ekmeğinin yarısını atlıya verir. O' nun bu cömertliği hoşuna gider ve der ki



    -Oğul O gün de babasıyla yaptığı gibi kendisine taşı nişan eder ve Güneşe bakarken uykuya dalar.



    Uykusunda Hatta bir dörtlüğünde der ki:



    Vardım saf saf olup durmuş divana

    Ben de el bağlayıp geçtim bir yana

    Meylimi bağladım gari sübhana

    O güzel Allah'ı gözler gözlerim



    Daha sonra Hüseyin'i ortalarına alıyorlar. Hüseyin bakıyor ki. dervişlerden birinin elinde bir tabla bunları Hüseyin ' in önüne getiriyor ve



    -Hüseyin bu şerbetlerden bir tanesini iç bakalım.

    diyor. Hüseyin bardakların içindekileri şerbete benzetemiyor. Kendisini kandırdıklarını. Ona içki içireceklerini sanıyor. Ne kadar zorluyorlarsa da içmiyor Bunun üzerine birisi Hüseyin'in ellerini tutuyor. birisi de parmağını bardağa batırıp Hüseyin'in ağzına sürüyor. Tam bu esnada Hüseyin uykudan uyanıyor. Bakıyor ki. ne derviş var ne de şerbet. Fakat ağzında İnanılmaz bir lezzet hissediyor- Öylece bir daha uykuya dalıyor. Uykuda yine karşısına dervişler çıkıyor Tam eline bardağı alıp içmeye hazırlanıyor ki. dervişler şôyle diyor:



    -Oğul. buna aşk badesi derler. Sevdiğin kız aşkınadır. Kızın adı Gülperi'dir. Bedahşan kentinde Şah Abbas'ın kızıdır. Sen Onun. O da senindir. Birbirinize aşık maşuk ' sunuz. Dervişlerden biri Gülperi'nin cemalini gösterir. Üç bardak Hüseyin'e. üç bardak ta Gülperi 'ye verirler. Yeşil mürekkeple yazılı bir kitap okuturlar.



    Üç harf okuttular yeşil yapraktan

    Okudum harfini noktasın tek tek.....



    Hüseyin uykudan uyanır ki

    -Hüseyin dünyada kavuşmak senin için haram.

    der. Sümmani sona ait" demektir.



    Hüseyin köye varınca annesini türkü söylemek istediğini belirtir ve söze başlar:



    Uyandım gafletten oldum perişan

    Bir nur doğdu alemler oldu ürüşan

    Selam verdi geldi üç-beş dervişan

    Lisanları bir hoş sedasın tek tek



    Lisanları bir hoş eyler avazı

    Onlarda mevcuttur ilm-ü el fazı

    Dediler: Vaktidir kılak namazı

    Aldılar abdestin edasın tek tek



    Aldılar abdesti uyandım habran

    Aslımız yapılmış hak ü turabtan

    Üç harf okuttular yeşil yapraktan

    Okudum harfini noktasın tek tek



    Okudum harfini zihnim bu!andı

    Yalelerim göz göz oldu sulandı

    Baktım çar etrafa kadeh dolandı

    Nuş ettim kırkların mahlesin tek tek



    Nuş ettim badesin gördüm rengini

    Tam on sekiz saat sürdüm cengini

    Yar yüzünde saydım üç beş bengini

    Halhalın altında hırdasın tek tek



    Dediler: Sümmani gel etme meram

    Adamı çürütür dert ile verem

    Sen içün dünyada kavuşmak haram

    Hüdam böyle salmış kalemin tek tek



    Koşma bitince köylüler şaşırır. Onun badeli Aşık olduğu anlaşılır. Fakat henüz saz çalmasını bilmemektedir. Babası ile bir gün Erzurum ' a giderler. Burada aşık kahvelerine devam eder. Sazın perdelerini ve tezene tutmasını öğrenir. Her akşam köylüyü toplayıp saz çalar. Günler ayları hareket kabiliyetini yavaş yavaş kaybederek duraklama dönemine girmektedir.



    Devrin büyük şairlerinden Erbabi'yi mat eder. Başarıları Erzurum Valisinin kulağına kadar gider. Bir süre sonra. Sümmani Pasof' a gider. Aşığı oradan Suskap köyüne Zülali'nin yanına götürürler. O sırada ünü Kars'ı Erzurum'u kaplamış olan Aşık Şenlik'te oradadır. Üçünden bir atışma İsterler. İlk sözü Sümmani söyler:



    Adem Sefiyullah makam-ı peder

    Cennet' te ihvan bir kere düştü

    "Sürün'' dedi mollam takdir-i kader

    Cennetten dünyaya bir kere düştü





    Şenlik:



    Hışm-ı nar içinde gülüstan gözü

    İbrahim Safa'ya bir kere düştü

    İsmail' e gelen koç kurban kuzu

    Cennet'ten Mina 'ya bir kere düştü



    Zülali:

    Türaptan bir avuç hak aldı kaddes

    Bu zemin Ierzeye bir kere düştü

    Beytullah yerine Beytü'l Mukaddes

    Kuruldu Kabe'ye bir yere düştü



    Sümmani'nin esas amacı şu şiirini söyler:



    Ervah-ı ezelden Ievh ü kalemden

    Bu benim bahtımı kara yazdılar

    Gönül perişandır alev-i alemde

    Bir günümü yüz bin zara yazdılar



    Gönül gülşeninde har oldu deyu

    Hasretlik ismimde var oldu deyu

    Sevdiğim sevdiğin pır oldu deyu

    Erbab-ı garezler yare yazdılar



    Dünyayı sevenler veli değildir

    Canı terk edenler deli değildir

    İnsanoğlu gamdan hali değildir

    Her birini bir efkara yazdılar



    Nedir bu sevdanın nihayetinde

    yadlar gezer yarin vilayetinde

    Herkes diyarında muhabbetinde

    Bilmem bizi ne civara yazdılar



    Döner mi kavlinden sıdk-ı adıklar

    Dost ile dost olur bağrı yanıklar

    Aşk kaydine geçti bunlar aşıklar

    Sümmani'yi ''Derkenara'' yazdılar



    Aşık artık gerileme dönemine girmiştir. Bir gece rüyasında Gülperi. işaret almadan gurbete çıkmaması yolunda tembih eder. Bu duruma çok üzülür. Zaman zaman Erzurum'a gidip gelmektedir. Erzurum. da bulunduğu günler kahvede otururken arkadaş ve dostları sözü eski günlerden açıp. Sümmani'ye Gülperi ile olan aşkını anlattırmak isterler. Artık ihtiyardır. Sazını eline alıp şu şiirini söyler.



    Tarih seksen dokuz on bir yaşımda

    Cem başımda iş birer birer

    On sekiz yıl sürdü yarin peşinde

    Akıttım gözümden yaş birer birer





    Görmedim dünyada bir şadlık demi

    Geçti civan ömrüm gülmem encamı

    Her boyun sistemi feleğin kahrı

    Vurdu her taraftan taş birer birer



    Sümmani'yim hani benim otağım?

    Gün be gün budağım

    Devroldu devranım çevrildi çağım

    Döküldü dihenden diş birer birer



    Bir gün gençliğini hatırlayıp aşk badesini içtiği Ablaktaş'a gider. Çobanlığı bıraktığından beri buraya hiç gitmemiştir. Orada oturur ay!ar geçer İki kardeş Kafkas taraflarına gelirler. Birden gözlerine bir adam ilişir. Adamlara Sümmani adında birisi aradıklarını söylerler. Adamlar:



    -Biz Onun akrabalarındanız. Sümmani yakında öldü. Gülperi adında bir kızı sevmişti. Bu kızın aşkı için pir elinden bade verilmişti. İşte o vakitten beri. Sümmani Gülperi'nin aşığı olmuştur. Daha ölmeden bir kaç gün evvel rüyasını görmüştü. Günlerce ağladı son dakikasına kadar Gülperi'nin acılarını çekti. Sonunda Ona hasret gitti.



    İki kardeş bakarlar ki bir cenaze kalkmaktadır. Bu Gülperi'nin cenazesidir.



    Sümmani 5 Şubat 1915 tarihinde vefat etmiştir.



    Der Sümmani tamam oldu muhabbet

    Biz varalım siz olasız selamet

    Kalktı bu karyeden çekildi kısmet

    Göründü gözüme yol yavaş yavaş



    XXXXXXX



    El ele vermiş de gelen güzeller

    Bir Tanrı selamı vermez misiniz?

    Mevlam sizi süs için mi yaratmış

    Biz gel demeyince gelmez misiniz?



    Karadır kaşınız yaydan nic’olur

    Bugün dünya yarın ahret nic’olur

    Bir gönül yapması yüzbin hac olur

    Siz gönül yapmasın bilmez misiniz?



    Sümmani’yem ey dilyare niderim

    Başım alıp diyar diyar giderim

    Yarın mahşer günü dava ederim

    Siz mahşer yerine gelmez misiniz?



    HAKKINDA YAZILANLAR

    Sümmani nin Hayatı ve Eserleri-Emsal Günaydın
     
  2. H

    Hoca Yeni Üye

    en sevdiğim eseri, bedehşan'ı düşünce iklimimde bir sembole dönüştüren destanının bir kısmı tolga çandar tarafından güzel söylenmiş.
     
  3. M

    Muhibbi Yeni Üye

    rüzgârla derin meseleleri olan aşık.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş