Sofi, kalkar oynarsınız

Konu, 'Dini Hikayeler' kısmında figen tarafından paylaşıldı.

  1. f

    figen Yönetici

    Deliye her gün bayram derler ya. Neyse deli olmadan veli olunmaz diye bir söz vardır. Ama yolumuzda mecnun olmak yoktur. Hani bir gün Hz. Ali (r.a) bir terziye gömlek verir ve

    -"Şunun kollarını biraz kes." der. Terzi efendimizi tanımadığı için

    -“Deli misin be adam yazık değil mi gömleğe?” der. Hz. Ali (r.a);

    -“Elhamdulillah , bize de deli diyen birisi çıktı.”



    Bir gün Seyda Hz.lerine İstanbul’dan bir sofi geldi. O zamanlar okuma evleri falan yoktu. Mübareğe sordu:

    -“Kurban biz bir okuma evi açtık. Ne yapalım?”

    -“Sofi namazınızı kılarsınız Kur-an’ınızı okusunuz.”

    -“Başka ne yapalım?”

    -“Virdinizi çeker, rabıtanızı yaparsınız.” Tekrar sordu:

    -“Başka ne yapalım?” Sofi durmadan soruyor Seyda Hz.leri de durmadan cevap veriyordu.

    -“Hatmenizi yaparsınız.” Sofi yeniden sordu:

    -“Kurban başka ne yapalım?” Mübarek tebessüm ederek cevap verdi:

    -“Sofi daha ne yapacaksınız, kalkar oynarsınız.” İnanın kardeşlerim o anda bayram havası esti. Dışarıdan da halay sesleri geliyordu. Hani Gavs Abdulhakim Hz.lerinin bir sohbeti var:

    -“Şu zamanda insan bu kapıya gönül verse, birazcık halini düzeltse, namazını kılsa sahabi sevabı kazanır.” O zat kalksa eline mendil alıp halay çekse yeridir. Daha ne ister ki sofi zamanın Gavsı’nın elinden tutmuş, İslam’ın bir şubesini yerine getirmiş, bütün peygamberlerin arzu ettiği, dua edip olmak istedikleri fakat olamadıkları Muhammed Ümmeti olmuş. Günlük 333 cebine koymuş, bir de makineli çalışıyorsa Allah Allah o adama her gün bayram değil mi? Esas bayramımız inşaAllah ölünce olacak. İşte biz sırat-ı müstakimden ayrılmaz, emirlere boynumuzu uzatır. Şu kısacık ama çok kısacık dünya şehvetlerinden uzaklaşırsak. İnşaAllah mükafatını hesapsız Cennet olarak alacağız. Hadis-i Şerif’te de bu müjde verilmiş. O mevzuya girmiyorum, o mevzu uzun bir başka sohbette inşaAllah detaylı anlatırım. Gün gelecek girilecek. Hani efendimiz ne demiş “Bin sene değil, milyon sene değil, trilyon sene değil ebedül ebed.” Yaş aynı, iş yok, ibadet yok, lezzet ve keyif sonsuz. En güzeli hakkı ziyaret. En aşağı Cennet ehline verilecek nimet iki dünya büyüklüğüdür. Bu meseleye girersek bitiremeyiz. Orda düğün var kardeş düğün. Muhammed’in (s.a.v) düğünü var. Ah ne ala. Ömrümde hiçbir düğünde oynamadım himmetleriyle. İnşaAllah orada oynayacağız. Rabbim tüm inananlara ve bizlere nasip etsin.


    Bir gün Gavs Abdulhakim Hz.leri annelerimizin yanından geçerken buyurmuş:

    -“Siz bu şekilde Cennet’e giremezsiniz.” demiş ve yürümüş gitmiş camiye. Annelerimiz başlamış ağlamaya. Eyvah biz ne yapacağız Cennet’e giremeyeceğiz diye. Mübarek namaz bitişi dönüyor bakıyor hala ağlıyorlar buyuruyor:

    -“Neden ağlıyorsunuz?” anneler:

    -“Siz bize Cennet’e giremezsiniz dediniz. O yüzden ağlıyoruz.” Mübarek tebessüm etmiş:

    -“Ben size giremezsiniz demedim. Bu şekilde girmeyeceksiniz ama gençleşip gireceksiniz.”


    Kurban olurum. Onların latifeleri dahi sünnete uygun. Hakikati söylüyorlar.


    Bir gün bir adam Seyda Hz.lerinin yanında tövbe etti. Mübarek git şu sakalllıya talimat versin dedi. Yanlış hatırlamıyorsam “Şu iki gözlü adamı çağır” da demişti.


    Bir arkadaşım vardı biraz muzipti. Hoştur, Resulullah döneminde de vardı hani. Allah Rasulüde latife eder ve severdi.


    Bedevinin biri mescide gelip devesini bağlamış ve içeriye girip Allah Rasulüyle konuşmaya dalmış. O latifeci sahabi:

    -“Ey ahali, Peygamberimiz bir deve almış gelin yiyelim.” deyip herkesi çağırmış. Hemen oracıkta deveyi kesmişler ve yemişler. Geriye devenin sadece ayakları ve başı kalmış. Bedevi dışarıya çıkar gördüğü manzara malum. Feryad eder. Efendimiz gelir durumu anlar ve tebessüm eder. O bedeviye devesinin parasını öder. İnşaAllah bu da ayrı bir sohbet konusu.


    Gelelim Seyda’ya;


    Bizim arkadaşta muzip birisi. Bir gün bir adam gelir, cezbelenen sofileri görünce:

    -“ Bu ne?” diye arkadaşa sorar. O da

    -“Bu aşka gelmek, manevi bir sarhoşluktur.” der. Artık ne dediyse adamı imrendirir. Adam sorar:

    -“Ben de olur muyum?”

    -“Tabi git Seydaya o herkese veriyor. Ondan iste.” . Adam Seyda Hz.lerinin yanına gelir ve:

    -“Kurban bana cezbe ver.” .Seyda Hz.leri:

    -“İnşaAllah” der.

    Bizim latifeci arkadaş elinden tutar.

    -“Tamam oldu. Şimdi Şöför Ahmet’i bul o sana versin.” diyerek adamı gönderir. Şöför Ahmet Adapazar’lı rahmetli oldu. Bu kapıya gelmeden önce keşin birisiydi. Neyse bizim muzipe gün doğdu. Bize hemen:

    -“Gelin, gelin.” dedi bizde birer film yazdı. Adamın peşine düştük. Adam Şöför Ahmet kim diye aramaya başladı. Eskiden yatakhanenin önünde bir yer vardı orada sigara içerdik. Şöför Ahmet’te oradaydı. Biz toplandık. Adam dedi:

    -“Ahmet kim?”

    -“Benim.”

    -“Beni Seyda gönderdi bana cezbe verecekmişsin.” Ahmet abi bir müddet düşündü bizim muzip arkadaşla göz göze geldiler işaretle anladı olayı. Ciddi bir şekilde sordu:

    -“Kaçlı istiyorsun?”

    -“Kaçlı varsa ver.”

    -“Üçlü, beşli sen ne istersen.” Biz gülmeye başladık. Ahmet abi:

    -“Kapa gözlerini.” dedi. Adam gözlerini kapadı. Arka arkaya kibarından 3 tokat attı. Çat, çat, çat. Biz artık yıkılıyorduk gülmekten. Adam şaşırmıştı.


    Urfalı bir Yahya vardı. Deli Yahya Seyda Hz.lerinin önüne geçerdi ve:


    -“Sana bir tövbe vereyim, ama benim tövbem paralıdır haa!! Para verirsen öyle.” Mübarek tebessüm ederdi.

    -“Ey Yahya biz bedava ettiriyoruz.”



    Gelin kardeşlerim, bedavaya, bedavaya...
     
  2. Nursena

    Nursena Admin

    İstanbuldaki Sofi evlere nerede bu arada :)
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş