Rüya Tabiri ve Günümüzdeki Aldatmaca.

Konu, 'Dini Bilgiler' kısmında halukgta tarafından paylaşıldı.

  1. halukgta

    halukgta Yeni Üye

    Bu yazımda, rüya konusu üzerinde konuşmak ve bu konuyu Kur’an ışığında aydınlatmaya çalışmak istiyorum. Çünkü rüya konusu, her toplumda çok farklı algılanmış hatta bu konu, insanların kendi çıkarlarına kullanılmasında aracı yapılmıştır. Bu konuda ciltlerce kitaplar yazılmış, rüyada görülen her şeye bir anlam verilerek, toplum adeta yönlendirilmeye çalışılmıştır.

    Önce Kur’an rüya konusunda, nasıl bilgiler veriyor ona bakalım. Allah uykuyu, geçici ölüme benzetir ve derki, her uykunuzda sizler ölüyor, farklı bir boyuta yani Allah ın zaman dilimine tabi oluyorsunuz der. Vakti dolanları alıkoyuyoruz, yani kesin ölüm gerçekleşiyor, vakti gelmeyenleri geri iade ediyoruz, yani uyandırıyoruz diye örnek verir Kur’an da.

    Şimdide gelelim uyuduğumuzda geçtiğimiz, farklı boyutun zaman farklılığı konusunda Allah, nasıl bir bilgi veriyor. Hac suresi 47. ayetinde, bizim zamanımızla Allah ın katındaki zamanın karşılaştırmasını, bakın nasıl yapıyor.

    (ŞÜPHESİZ RABBİNİN NEZDİNDE BİR GÜN, SİZİN SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR.)

    Düşünebiliyor musunuz, bizim dünyamızda geçen 1000 yıl, Allah katında bir güne eşit olduğu bilgisi veriliyor. Yani bizler uyuduğumuzda, öyle farklı bir zamanın akışına tabi oluyoruz ki, rüyamızda gördüğümüz çok uzun zannettiğimiz birçok rüyayı, bizler birkaç saniye içinde gördüğümüzü, bugün ilim adamları tespit etmişlerdir. İşte Kur’an ın verdiği örnekle, ilim adamlarının tespitleri nasıl da bir birine uyuyor.

    Buradan şunu çıkartabiliriz. Rüyamızda o kadar kısa bir zaman içinde, gördüğümüz birçok olayı, hadiseyi bir birine doğru ve mantıklı bir zincirle bağlantı kurarak anlamamız ve günümüz şartları ile karşılaştırmamız neredeyse mümkün değil.

    Allah Fetih 27. ayetinde, peygamberimizin gördüğü bir rüyayı gerçekleştirdiğinden bahseder. Yani görülen rüyanın, hayatımızda gerçek olup olmaması, ya da tam tersi olup olmayacağını, hiç birimiz bilemeyiz. Dikkat ederseniz peygamberimizin rüyasında gördüğünü Allah, bizzat gerçekleştirdiğinden özellikle bahsediyor. Yani bizlerin rüyasında gördüklerinin, gerçek olmama ihtimali, çok daha büyük diyebiliriz. BU KONUDA KESİN BİR DİLLE KONUŞMAK BÜYÜK HATA OLUR. Yine rüya konusuna çok dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum Kur’an dan, hem de İbrahim peygamberimizin kıssasından.

    Saffat 102: Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: YAVRUCUĞUM! RÜYADA SENİ BOĞAZLADIĞIMI GÖRÜYORUM; BİR DÜŞÜN, NE DERSİN? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi (Diyanet vakfı meali)

    Çok dikkat çekici ve bir o kadar ibret verici bir örnek. İbrahim peygamberimiz rüyasında evladını, kurban ederken görüyor. Yada öyle yapması gerektiğini çıkartıyor. Tabi İbrahim peygamberimiz bu konuda çok kararsız, gördüğü rüya şeytanın vesvesesinden olup olmadığını da bilemiyor, onun için tedirgin bir şekilde oğluna soruyor bu konuda ne dersin diyor.

    DİKKAT EDERSENİZ AYETTE ALLAH, EVLADINI KURBAN ET DEMİYOR, çünkü böyle bir emir vermesi mümkün değil. Ama İbrahim peygamberimiz ve oğlu Allah ın imtihanından geçiyor. İbrahim peygamberimiz bu ikilimde kalıp, Allah ın emri olabilir mi şüphesiyle, yerine getirmeye çalışırken, Allah hemen uyarıyor ve onun Allah a ne derece bağlı olduğunu, bu nedenle mükâfatlandırıldığı anlatılıyor.

    İbrahim peygamberimiz zamanını düşünün lütfen, O devrin toplumunda, inandıkları tanrılara ya da putlara, İNSAN KURBAN EDİLEBİLİYORDU. Rüyasında evladını kurban ederken görmesini, fazla yadırgamıyor ve acaba diye düşünüyor. Bizler bugün biliyoruz ki, insanın kurban edilmesi asla Allah emri olamaz. Bunun örneklerini Kur’an dan görüyoruz ve bizler biliyoruz.

    Bu ayet topluma öyle yanlış anlatılmış ve toplum öyle yanlış bilgilendirilmiştir ki, GAZETE VE TELEVİZYONLARDA EVLADINI YA DA EŞİNİ RÜYASINDA KURBAN ETMEM EMREDİLDİ DİYE, ÖLDÜRDÜĞÜNÜ DUYARIZ. Rüyada gördüklerimizin ne anlama geldiğini, ya da araya şeytanın vesvesesinin karışıp karışmadığını asla bilemeyiz. Bizlerde gördüklerimizin ne anlama geldiği konusunda, kesin bir yargıya da varamayız.

    Allah peygamberimize Kur’an ayetlerini, rüyasında bildirdiğinden kesinlikle bahsetmez. Vahiy ya Cebrail kanalıyla, ya da Allah direk kendisi tarafından bildirdiğinin örneklerini verir Kur’an da. ÇÜNKÜ RÜYA VE YAŞADIĞIMIZ HAYAT, ÇOK FARKLI BOYUTLARDIR Kİ UYANDIĞIMIZDA GÖRDÜKLERİMİZDEN ASLA EMİN OLAMAYIZ. Yine rüya konusunda, Kur’an ın peygamberler aracılığıyla verdiği örneklere bakalım. Yusuf peygamberimizin kıssası, aslında rüya konusuna çok net açıklama getiriyor.

    Yusuf peygamberimiz, çocukluğunda gördüğü rüyasını babasına anlatıyor ve babası rüyasını kimseye anlatmamasını öğütledikten sonra, ALLAH IN SANA GÖRDÜĞÜN RÜYALARIN YORUMUNU, İÇ YÜZÜNÜ ÖĞRETECEĞİNİ SÖYLÜYOR. Tabi bunu bilmesi, söylemesi de, Allah ın isteğiyle olur. Demek ki rüyayı tabir etmek, ne anlama geldiğini anlamak, Allah ın her elçisine dahi vermediği, çok özel bir yetenektir. BİRİLERİ ORTAYA ÇIKIP, RÜYADA GÖRDÜKLERİMİZİN, NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİLDİĞİNİ ZANNEDİYORSA, BÖYLE İNSANLAR TOPLUMU ALDATIYOR, KANDIRIYOR DEMEKTİR.

    Yusuf peygamberimizin hayatını hepimiz biliriz, bazı olaylardan sonra hapse girmeyi tercih etmişti. Hapiste beraber olduğu arkadaşlarının gördüğü rüyaların, ne anlamlara geldiğini onlara anlatıp, çevresinde çok dikkat çeken bir kişi olup çıkmıştı. Hatta rüyaların ne anlama geldiğini bana, Allah öğretti demiştir. Kral bir rüya görüyor ve bakın ne diyor.

    Yusuf 43: Kral, “Ben rüyamda YEDİ SEMİZ İNEĞİ, YEDİ ZAYIF İNEĞİN YEDİĞİNİ; AYRICA YEDİ YEŞİL BAŞAK VE YEDİ DE KURU BAŞAK GÖRÜYORUM. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi. ( Diyanet meali)

    O günün büyücülerine, kâhinlerine bu rüyayı soruyorlar ve onlardan hiç birisi, bu rüyanın ne anlama geldiğini bilemiyor. Aralarından birisi, hapisteki Yusuf peygamberimizin, çok iyi rüya tabirinde bulunduğunu hatırlatıyor ve hemen Yusuf peygamberimize müracaat ediliyor ve bakın rüyanın ne anlama geldiğini nasıl anlatıyor.

    Yusuf 47: Dedi ki: "Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, biçtiklerinizi başağında bırakınız, biraz yiyeceğinizden başka. " 48. "Sonra onun arkasından yedi kurak sene gelecek, önceki biriktirdiklerinizin biraz saklayacağınızdan başkasını yiyip bitirecek." 49. "Sonra da onun arkasından yağışlı bir sene gelecek ki, halk onda sıkıntıdan kurtulacak, (üzüm, zeytin gibi mahsülleri) sıkıp faydalanacak." (Elmalı meali)

    Yusuf peygamberimiz, Allah ın verdiği bir ayrıcalık ve ilimle, Kralın rüyasında gördüklerinin ne anlama geldiğini biliyor. Dikkat ederseniz o dönemin kâhinleri, büyücüleri dahi bilemiyor. BURADAN DA ANLIYORUZ Kİ, RÜYALARI TABİR ETMEK, NE ANLAMA GELDİĞİNİ SÖYLEMEK, ALLAH IN PEYGAMBERLERE HAS VERDİĞİ BİR AYRICALIKTIR.

    Kur’an da verilen bu bilgileri, kıssaları görmezden gelerek, ciltlerce dolusu kitaplar yazıp, rüya tabirleri yaptığını söyleyenler, ALLAH IN KİTABI KUR’AN DAN NASİPLENMEYENLERDİR. Rüya yani uyku hali, bizlerin Kur’an da örneğini verdiği, geçici ölüm halimizdir. BU DURUMDA, FARKLI BİR BOYUTTA OLDUĞUMUZDAN, GÖRDÜKLERİMİZİN DEĞERLENDİRMESİNİ KENDİ BOYUTUMUZDA DOĞRU YAPAMAYABİLİRİZ. Yapamayacağımızın örneklerini de, Kur’an bizlere veriyor. Ayrıca gördüğümüz rüyaya, şeytanın musallat olup olmadığı, vesvese verip vermediği konusuna da emin olamayız. Genelde rüyalarımız, günün içinde yaşadıklarımızın etkisiyle şekillenir. Yani yaşadıklarımızı, farklı şekillerde rüyamızda görürüz.

    Rüya konusunu lütfen, Kur’an merkezli anlamaya çalışalım. Birilerinin uydurma yalanlarına, hurafe inançlarına kanmayalım.

    Saygılarımla
    Haluk GÜMÜŞTABAK
    http://hakyolkuran.com/
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş