Peygamber Efendimizin Zevcelerinin İsimleri

Konu, 'Dini Bilgiler' kısmında Goksel tarafından paylaşıldı.

  1. Goksel

    Goksel Admin Yetkili Kişi

    Hz. Muhammedin zevceleri kimlerdir
    Hz. Muhammedin eşlerinin isimleri
    Peygamber efendimizin eşlerinin adları

    Alemlera rahmet Peygamber Efendimizin Zevceleri Annelerimizin isimleri. Allah Resulü efendimizin hanımları bizlerin Anneleridir.

    Hz. Hatice (r);
    Hz. Sevde binti Zem’a (r);
    Hz. Aişe (r);
    Hz. Hafsa binti Ömer (r);
    Hz. Zeynep binti Huzeyme (r);
    Hz. Zeyneb binti Cahş (r);
    Hz. Ümmü Seleme (r);
    Hz. Ümmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (r);
    Hz. Cüveyriye binti Hâris (r);
    Hz. Safiyye binti Huyey (r);
    Hz. Mâriyetü’l-Kıbtiyye (Ümmü İbrahim) (r);
    Meymûne binti Hâris (r)
     
  2. Fıstık

    Fıstık Yeni Üye

    Hz Muhammed efendimizin zevcelerinin bir çoğunu ilk defa duyuyorum
     
  3. Esram

    Esram Yeni Üye

    bende sadece Hz. Hatice, Ümmü Seleme ve Hz.Aişe yi biliyordum
     
  4. üsküdarlı

    üsküdarlı Yeni Üye

    b)Hz. Sevde: Resûlullah, Hz. Hatice’nin vefatından günler­ce sonra Kureyşli Zem’a'nın bu kızı ile evlendi. Hz. Sevde Hz. Peygamber’le geceleme hakkını Hz. Aişe’ye devretmişti.

    c)Hz. Aişe: Hz. Ebû Bekir’in kızıdır. Hicretin birinci senesinde Hz. Peygamber onunla zifafa girdi. Ondan başka bâkire ile evlenmedi. Hanımlarının en fakihi/anlayışlısı ve kendisine en sevimlisi idi. Sahâbenin pek çoğunun fetvâ kaynağı idi. (Ona iftira atıldığında) suçsuzluğu vahiy ile tespit edildi.

    d) Hz. Hafsa: Ömer b. Hattâb’ın kızıdır. Ebû Dâvûd, Hz. Peygamber’in onu boşadığını fakat daha sonra ona geri döndüğünü zikretmektedir.

    e) Hz. Zeyneb: Kays kabilesinin Hilâl b. Amiroğulları’ndan Huzeyme b. el-Hâris’in kızıdır. Hz.Peygamber’in bu hanımı, ev­len­dikten iki ay sonra vefat etmiştir.
    f) Hz. Ümmü Seleme Hind: Kureyşli Mahzûm­oğulla­rı’n­dan Ebû Ümeyye’nin kızıdır. Ümmü Seleme, Allah Resûlü’nün en son ölen hanımıdır.

    g) Hz. Zeyneb bt. Cahş: Esedoğulları’ndandır. Bu hanım, halası Ümeyye’nin kızıdır. Şu âyet onun hakkında inmiştir: “Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik.Bu âyet nedeniyle Hz. Peygamber’in diğer hanım­larına karşı övünerek şöyle derdi: “Sizi aileleriniz evlendirdi. Beni ise yedi kat ötesinden Allah evlendirdi!” Hz. Ömer’in hilâfetinin ilk zamanlarında vefat etti.

    h) Hz. Cüveyriye: el-Hâris’in kızıdır. Bu hanım Mutsa­lik­oğul­ları’ndan esir alınanlar arasında idi. Hz. Peygamber’e gelere­k ondan kölelikten azât sözleşmesi (mükâtebe) ile yardım istedi. Hz. Muhammed onun adına kölelikten kurtulma parasını ödedi ve onunla evlendi.

    i) Hz. Ümmü Habîbe: Kureyş’in Emeviler kolundan Ebû Süfyân’ın kızıdır. Abdullah b. Cahş ile evli iken, birlikte Habeşistan’a hicret etmişlerdi. Abdullah orada hıristiyan oldu, Üm­mü Habîbe ise müslüman olarak kaldı. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Necâşî’ye bir heyet göndererek Ümmü Habîbe’ye talip oldu. Necâşî, Hz. Muhammed’le onu nikahladı. Necâşî, Hz. Peygamber adına Ümmü Habîbe’ye mehir verdi. Bu olay hicretin yedinci senesinde meydana geldi.

    j) Safiyye: Nadîroğulları’nın reisi olan Huyey b. Ahtab’ın kızıdır. Hârûn b. İmrân’ın soyundan gelmektedir. Bu hanım, Hz. Peygamber’e Safî’den bir câriye olarak gelmişti. Allah Resûlü onu azât etmiş ve azâdını mehri saymıştı. Böylece bu durum ümmet için sünnet/ gelenek oldu. Buna göre, kişi câriyesini azât eder ve azâdını onun mehri kabul ederdi.

    k) Hz. Meymûne: Hilâloğulları’ndan el-Hâris’in kızıdır. Bu hanım, Hz. Muhammed’in evlendiği en son kadındır. Hz. Peygamber’in bu hanımla evliliği, Mekke’de kaza umresi sırasında ihramdan çıktıktan sonra gerçekleşmiştir.
     
  5. Murat

    Murat Yönetici

    Tabikide Hz. HADICE, HATICE (r.a) dan bahsetmek gerekiyor.

    Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s)'in temiz, iffetli ve yüce ahlâk sahibi olan hanimlarinin ilki.

    O, Araplarin en asil kavmi olan Kureys kavminden ve Kureys kavminin de, en asil, pak ailelerinden idi. Babasi Huveylid, annesi Fâtima'dir (Ibn Ishak, es-Sîre, Nesr. Muhammed Hamidullah, s. 60).


    Hz. Hatice'nin baba tarafindan soyu Kusay'da Peygamberimizin baba tarafindan soyu ile birlestigi gibi, annesi tarafindan da soyu yine Peygamberimizin baba tarafindan dedesi olan Lüey'de bilesmektedir (M. Asim köksal, Islâm Tarihi, Mekke Devri, 96).

    Hz. Hatice, ticaretle ugrasan zengin, haysiyetli, serefli bir kadindi. Ücretle tuttugu adamlarla Sam'a ticaret kervanlari düzenlerdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in dogru sözlü, güzel ahlâkli ve son derece kendisine güvenilen bir insan oldugunu ögrenince, O'na ticaret ortakligi önerdi. Hz. Muhammed (s.a.s) Hz. Hatice'nin bu teklifini kabul etti. Hz. Hatice O'nun baskanliginda bir ticaret kervanini Sam'a gönderdi. Ayni zamanda kölesi Meysere'yi de O'nunla beraber gönderdi. Meysere, yolculuk sirasinda Hz. Muhammed (s.a.s.)'de harikulade hallere sâhid oldu. Gittikleri yerde, Peygamberimiz (s.a.s.) satacaklarini satti ve alacaklarini da aldi. Ondan sonra geri döndüler. Hz. Hatice bu ticaret kervanindan çok memnun oldu. Daha önce gönderdigi ticaret kervanlarina nazaran, bu sefer daha fazla kâr elde etti. Hz. Peygamber (s.a.s.) hakkinda Meysere'yi de dinleyince, O'na olan itimadi ve sevgisi daha da artti. O'na anlastiklari ücretten fazlasini verdi ve Hz. Muhammed (s.a.s)'e evlenme teklifinde bulundu (Ibn Ishak, a.g.e., 59).

    Hz. Peygamber (s.a.s.) durumu amcasi Ebu Talib'e anlatti. Ebu Talib Hz. Hatice'yi Hz. Muhammed (s.a.s.) için istedi. Iki aile anlasti. Dügünleri o zamanin örf ve adetlerine göre, Hz. Hatice'nin evinde yapildi. dügünde Ebû Talib ve Hz. Hatice'nin amcasi Amr b. Esed birer konusma yaptilar. Ikisi de konusmalarinda hikmetli ifadelerde bulundular ve evlenecekler hakkinda güzel seyler söylediler. Ondan sonra misafirlere ikram yapildi, yemekler yenildi. Ebû Talib nikâhlarini kiydi. Mehir olarak 500 dirhem altin tesbit edildi (Ibn, Sa'd Tabakat, VIII, 9).

    O zaman, rivâyetlerin ekseriyetine göre, Hz. Muhammed (s.a.s.) 25 ve Hz. Hatice 40 yasinda idiler. Aralarinda 15 yas fark vardi (Ibn Hacer, el-Isâbe, 539). Bazi rivâyetlerde bu yas farkinin daha az oldugu kayitlidir.

    Rasûlullah (s.a.s.)'in evlendigi ilk kadin, Huveylid'in kizi Hatice'dir. Hz. Hatice ilk olarak Atik b. Aziz'le evlendi, ondan bir kizi oldu. Onun ölümünden sonra, Temim ogullarindan Ebû Hale ile evlendi. Ondan da bir oglu ve bir kizi oldu. Onun da ölümünde sonra, Rasûlullah (s.a.s.) ile evlendi (Ibn Ishak, a.g.e., 229).

    Hz. Hatice'nin Rasûlullah (s.a.s.)'den Fâtima, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Rûkiyye adinda dört kizi, Kâsim ve Abdullah adinda da iki oglu dünyaya geldi. Kelbî'nin rivâyet ettigine göre, önce Zeynep, sonra Kâsim, sonra Ümmü Gülsüm, daha sonra Fâtima, ondan sonra Rûkiyye ve en sonunda Abdullah dünyaya geldi. Ali b. Aziz el-Cürcânî de, Kâsim'in Zeynep'ten daha önce dogdugunu nakletmistir (Ibn el-Esir, Usdü'l-Gâbe, I, 434).

    Hz. Hatice(r.anha), Rasûlullah (s.a.s.)'e, Peygamberliginden evvel son derece saygi gösterip onu mutlu ettigi gibi, Peygamberligi döneminde de, ona ilk inanan, onunla beraber namaz kilip ona ilk cemaat olan kisi vasfini kazandi. Daima Hz. Muhammed (s.a.s.)'e destek oldu, ona moral verdi, son derece güzel davranis ve sözleri ile, onun basarilarina katkida bulunmaya çalisti.

    Hz. Hatice, Rasûlullah (s.a.s.)'e (Allah kendisini Peygamberlikle sereflendirdigi zaman) teskin etmek için; "ey amca oglu, beni melek geldigi zaman haberdar edebilir misin?" diye sordu. Resûlullah (s.a.s.); "evet" cevabini verdi. Bir gün Hatice'nin yaninda iken, ona Cibril geldi ve; "Ey Hatice! Iste bu Cibril'dir, bana geldi" dedi. Hatice "Su anda onu görüyor musun?" diye sordu. "Evet" karsiligini verdi. Hatice bu kez sag tarafina oturmasini söyledi. Rasûlullah (s.a.s.) Hatice'nin sag tarafina oturdu. Hz. Hatice; "Simdi görüyor musun" sorusunu tekrarladi. Rasûlullah (s.a.s.) yine olumlu cevap verince, Hz. Hatice örtüsünü çikarip atti. O sirada Rasûlullah (s.a.s.)in hâlâ kucaginda oturuyordu. "Onu, simdi görüyor musun?" diye tekrar sordu. Rasûlullah (s.a.s.) bu kez "hayir" cevabini yerince, Hz. Hatice; "Bu seytan degil; bu kesinlikle melek, ey amca oglu! Sebat et, seni müjdelerim" dedi (Ibn Ishâk, a.g.e., 114).

    Hz. Hatice(r.anha), Allah'in selâmina ve Rasûlullah (s.a.s.)'in övgüsüne nâil olacak derecede faziletli ve serefli bir kadindi. O, imanda, sabirda, iffette, güzel ahlâkta, kisacasi her yönü ile örnek olan bir anneydi. Rasûlullah (s.a.s.); "hristiyan kadinlarinin en hayirlisi Imrân'in kizi Meryem, müslüman kadinlarinin en hayirlisi ise. Hüveylid'in kizi Hatice'dir" buyurdu. Bu konudaki diger bir hadisinin meali söyledir: " Dünya ve âhirette degerli dört kadin vardir. Imran'in kizi Meryem; Firavun'un karisi Asiye, Hüveylid'in kizi Hatice ve Muhammed (s.a.s.)'in kizi Fâtima" (Ibn Ishak, a.g.e. s. 228).

    Bir gün Cebrâil (a.s.) Rasûlullah (s.a.s.)'e gelerek söyle buyurdu: "Hatice'ye Allah'in selâmlarini söyle." Rasûlullah (s.a.s.): "Ya Hatice, bu Cebrâil'dir, sana Allah'tan selam getirdi" deyince, Hz. Hatice, Allah'in selamini büyük bir memnuniyetle kabul etti ve Cebrâil'e de iadei selâmda bulundu (Ibn Hisâm, es-Sîre,, I, 257).

    Allah'in rizasini, yuvasinin mutlulugunu, dünya ve âhiretin huzur ve saadetini düsünen bütün anneler için en güzel örnegi teskil eden Hz. Hatice (r.a.), nübüvvetin onuncu yilinda, Ramazan ayinda vefât etti ve Mekke'deki Hacun kabristanina defn edildi (M. Asim Köksal, a.g.e. s. 302).

    Kaynak: Nureddin TURGAY
     
  6. Aysehgyul

    Aysehgyul Yeni Üye

    Hz. MÂRİYE (r.a)



    Peygamberimizin İbrahim adındaki oğlunun annesi.

    Hicretin yedinci yılında Hz. Muhammed (s.a.s), İslâm'a davet için bazı ülkelerin hükümdarlarına mektuplar yazmıştı. Bu mektupların birini de Mısır hükümdarı Mukavkıs'a göndermişti. O da bu mektuba bir cevap ile birlikte bazı hediyeler ve Mâriye, Sirin adlarında iki kızkardeşi cariye olarak göndermişti. Hristiyan olan bu iki Mısırlı kız, Medine'ye gelirken bazı kişilerden İslâm dini hakkında bilgi almış ve bu dini kabul etmişlerdi. Mukavkıs'ın gönderdiği hediyeler Hz. Peygamber (s.a.s)'e ulaşınca, bu iki kızdan Sirin'i şair Hasan b. Sabit'e vermiş, Mâriye'yi de kendisine almıştı.

    Bu iki kızkardeş cariye statüsünde idiler. Hz. Peygamber, Mâriye'yi bir cariye olarak tutmuştu. Zira böyle bir hayat cariyeler için nimet olacak sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Mâriye ile kurulan bu hayatın sonucu olarak Peygamberimizin şu beyanı bir hukuk kaidesi halini almıştır: Şayet bir cariyenin efendisinden bir çocuğu dünyaya gelecek olursa, bu efendi onu daha önce azat etmemiş olsa bile, onun vefatı ile o kadın kendiliğinden azatlı (hür) hale gelir.

    Hz. Muhammed (s.a.s)'ın ilk hanımı Hz. Hatice'den dünyaya gelen erkek çocuğundan sonra Mâriye'den doğan ve İbrahim adı verilen bir diğer erkek çocuğu olmuştur. Hicrî sekizinci yılda doğan İbrahim, 1,5-2 yaşında vefat etti. Hz. Muhammed (s.a.s)'e oğlu İbrahim'in hastalığı haber verildiğinde, Abdurrahman b. Avf ile birlikte yanına gitmiş, çocuğunun ölüm pençelerinde kıvrandığını görerek üzülmüş ve ağlamıştır. Ayrıca İbrahim'in vefatı anında güneş tutulmuştu. Halk, güneşin de Hz. Peygamber'in matemine iştirak ettiğini söylemiş, ancak O bu duruma hemen müdahale ederek: "Güneş ve ay, Allah'ın birliğine ve büyüklüğüne iki şahittir. Onlar hiç kimsenin ölümü ve dirimi ile ilgili değildir" buyurarak oğlunun ölümünden dolayı güneşin tutulmadığını belirtmiştir.

    Öte yandan İbrahim'in doğması sebebiyle Resulullah (s.a.s), "Ebu İbrahim" künyesini almıştı. Bazı tarihçilerin kanaatine göre ise, hediyeler gönderildiğinde Mâriye'yi kendine alan Hz. Peygamber (s.a.s), onu azat ederek kendine nikâhlamıştı. Bu haliyle Mâriye, Peygamberimizin cariyesi değil hanımıydı. Hz. Mâriye'nin doğurduğu İbrahim, Arabistan'da âdet olduğu üzere bir süt anne tarafından emzirilmişti. Böyle bir uygulama cariye olmayan hür ve asil kadınların çocuklarına yapılırdı.

    Diğer bazı tarihçiler ise, birinci gruptaki tarihçilerin düşüncelerini esas almakla birlikte, farklı düşünceler ileri sürmüşlerdir. Bunlara göre, Hz. Mâriye hediye olarak gönderildiğinde Hz. Muhammed (s.a.s), diğer hanımlarına yaptığı gibi azat edip nikâhına alma teklifinde bulunmuş, ancak Mâriye efendisinin nezdinde bir cariye olarak kalmayı tercih etmişti. İşte bu noktada bazı ihtimali sebepler ileri sürmüşlerdir:

    Birinci sebep; Mâriye Mısır'da Mukavkıs'ın sarayında cariye idi. Bundan dolayı da cariye olarak yaşamaya alışmıştı. Hayatının akışını değiştirmek istememişti.

    İkinci sebep; Mâriye'nin itaati teşvik eden ve bir tür münzevî bir hayatı hedef alan Hristiyanlık kurallarının etkisi altında kalmasıdır. Bu nedenle hür bir kadının evlilik vecibesini üstlenme sorumluluğunu gösterememiş olmasıdır.

    Üçüncü bir sebep de -bir ihtimal- Mukavkıs'ın Mâriye'yi Hz. Peygamber (s.a.s)'e casus olarak göndermesidir. Bu sebepler ihtimali olan sebeplerdir. Bütün bu düşüncelere rağmen Hz. Mâriye, cariye olarak kalmak istedi. Karşılaştığı hayat onu çok etkiledi. Mâriye, Mukavkıs'ın sarayında şahane bir hayat sürerken, birden bire küçücük bir odada yaşayacağı Medine'ye gelmişti. Hz. Peygamber'in hayatı ona çok garip gelmişti. O müreffeh olmayan bir hayat yaşıyor, bazen aç karnına yatıyordu. Giydikleri alelâde olup yatağı sertti. Ev işlerinde kendisine yardımcı oluyor, ahlâkı en yüksek seviyede yaşıyordu. Mâriye, O'na vahyedilen ayetleri dinleyince Hz. İsa (a.s.)'nın gerçek durumunu öğrendi. O'nun, Hristiyanların iddia ettikleri gibi bir ilâh olmadığını, Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu gördü. Sonuçta İslâm'ı kabul etti.

    Bütün bu ifadelerin dışında gerçek olan şudur ki, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Mâriye ile evlenmesi, bütün Mısırlılar üzerinde gerçekten güzel bir etki bırakmıştı. Araplar Mısır'a hücum edip Bizanslılarla savaşa girdikleri zaman Mısırlıların tarafsız kalmalarının sebeplerinden biri de bu olmuştur. Mısırlılar, Hz. Muhammed (s.a.s)'in bir Mısırlı kadınla evlendiğini bu münasebetle hatırlamışlardı.

    Hz. Mâriye, hicretin on altıncı senesinde vefat etmişti (İbn Sa'd, Tabakat, I, 134, 260; VIII, 187 vd.; Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi, II, 745 vd.; Mevlana Şibli, Asrı Saadet, II, 154; M. Asım Köksal, Hz. Muhammed ve İslâmiyet, VII, 81-82; VIII, 565-568).

    Mefail HIZLI
     
  7. peygamberimiz efendimiz hz. hatice annemizin irtialini müteakip yaşlıca olduğu bir hanimla evlendimi?
     
  8. Şaban

    Şaban Yeni Üye

    Allah Resulü efendimizin hanımları bizlerin Anneleridir.
     

Sayfayı Paylaş