Petra Antik Şehri ( Ürdün )

Konu, 'Turizm-Gezi-Doğa ve Şehir Rehberi' kısmında yosun tarafından paylaşıldı.

  1. yosun

    yosun Süper Yönetici

    Petra Antik Şehri ( Ürdün )

    Ürdün'ün en görkemli tarihi ve turistik mekanı. Nebatiler döneminden kalma hemen tamamı kayalara oyulmuş devasa anıt yapılar. Hz. Salih'in, kendisine inanmadıkları ve Allah'ın bir mucize olarak kayadan yarattığı deveyi kestikleri için helak edilen kavmi olduğu da rivayet edilmektedir.

    Giriş noktasından itibaren iki saati düz yol bir saati tırmanış olmak üzere yaklaşık üç saatlik bir yürüyüşten sonra dağın tepesine ulaşılır.

    Petra Antik Kenti
    Amer ALKHAWLDEH

    [​IMG] Ürdün’ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki kent, M.Ö 400 ile M.S. 106 yılları arasında Nebatiler’in başkenti, Petra Antik Kenti... Roma İmparatorluğu’nun işgalinin ardından M.S. 400 yıllarında kaybolan şehir, yüzyıllar sonrasında 1812 yılında İsviçreli bir gezgin olan Johann Burkhardt tarafından bulunuyor. Petra’nın gizemi sadece yüz yıllar boyu saklı kalmasından olmasa gerek ki, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasına dahil ediliyor.
    Ürdün çölleri bir gizemi barındırmıştı bağrında. Sapasağlam ama insansız evler, gülkurusu rengindeki kayalara oyulmuş dev binalar, hiç ummadıkları anda şiddetli bir sesle helak olan Semud kavminin feci akıbetini fısıldıyor ziyaretçilerine. Haçlı Seferleri’nin ardından tarihin derinliklerine gömülen ve unutulan Petra, Burckhardt tarafından yeniden keşfedilişinden sonra arkeologların başlıca çalışma alanları içerisinde yer aldı. Kayıtlara göre M.Ö 4. yüzyılda bütün Mezopotamya’yı tehdit eden Persler’den kaçan Nebatiler, ulaşılması çok zor olan Musa Vadisi’ne sığınırlar. Çöl düzlüğünün ve uçsuz bucaksızlığının içinde yer yer kayalara oyulmuş, aralarına dolanmış, üzerlerine çıkmış taştan bir antik şehir inşa ederler. Ölü Deniz’in 80 km güneyinde, Arap Çölü’nün kenarındaki bu antik şehrin; anfi tiyatrosu, tapınakları, sarayları ve mezarları vardı ki bunların tamamı kaya bloklarının oyulması suretiyle inşa edilmişti. Putperestlikleri ile bilinen Nebatiler tanrıları için dev tapınaklar inşa etmişlerdi. Kullandıkları dile, Arapça’nın temellerini teşkil eden Nebatilerle ilgili bilgilere Eski Ahit’in Tekvin bölümünde de rastlanıyor. Eski Ahit’te “Nebayot” denilen halkın, Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’in on iki oğlundan en büyüğünün soyu olduğundan ve bu on iki soyun köyleri ile, obaları ile Mısır’a kadar olan topraklarda oturduklarından söz edilmekte.
    [​IMG] Efsaneye göre Petra hakkında Ürdün’deki yaygın kanı Kuran-ı Kerim’de yok edildiği bildirilen Semud’un yurdu olduğu yönünde. Hz. Hud’un gösterdiği yola uymayan Ad kavminin helakından sonra bölgeye yerleşen Semud kavmi de zaman içinde bozulur. Yaklaşık 10 bin kişilik Petra'da yaşayan Semud kavmi, Ad kavminin İrem yurdu gibi bir fırtınayla helak olmamak için evlerini kayalara oymuşlardı. Hz. Salih onları putperestlikten çıkmaya ve dine davet eder. Kutsal kitapta da anlatıldığı şekliyle Semudlular, “Sen de bizim gibi bir insansın, eğer doğru isen bize bir mucize göster” derler. Mucize olarak gözlerinin önünde kayadan bir deve yaratılır. Fakat onlar azgınlıklarından vazgeçmeyip deveyi kesip yerler. İnananlar şehri terk eder ve geride kalanların ilk gün yüzleri sararır, ikinci gün kızarır, üçüncü gün ise kapkara olur. Bu belirtilerden felaketin gelmekte olduğunu anlayarak büyük bir korku ve ardından korkudan çıldıranlar, ölenler... Sonunda korkunç bir ses gelerek Semud kavmini helak eder. Bir anda gelen o şiddetli ses Semud’un kayalara oyulmuş yurdunu sonsuz sessizliğe boğar. Hazreti Muhammed’in, ashabı ile Tebük seferine giderken yolu bu bölgeye uğradığında bölgeyi tanıttığı, hatta Hz. Salih’in devesinin çıktığı kayayı bile gösterdiği kaynaklarda kayıtlıdır. Bu rivayetlerde dikkat çeken bir nokta da Hz. Peygamber’in ashabını azaba sahne olan bu mekanda fazla oyalanmamaları, buradan su içmemeleri konusunda uyarmasıdır.
    [​IMG] Yaklaşık 100 kilometrekare alana yayılan Petra şehri, tüm vadilerini yürüyerek ancak üç dört günde gezilebilir. Bir günde ise sadece nasıl bir yer olduğu hakkında bir kanıya sahip olur, şöyle bir gezmiş olursunuz. Aslında, Türkiye’den örnek vermek gerekirse Petra kenti Kapadokya’nın yapısı ve Efes’in kültür dokusunun uyumlu bir dokuyla kazındığı bir mekan. En önemli farkı ise gül kurusu mükkemmel rengi...
    Petra Antik Kenti’nin ilk göze çarpan unsuru Obelisk Mezarlar olacaktır. Yaklaşık 40 adet bu tip mezar var ve ardından da Al Madras adı verilen kutsal alana ulaşılıyor. Nebati tanrılarından Duşara’ya adakların adandığı bu alan sunaklar ve yazıtlarla dolu. Buralardan sonra kendinizi dar bir geçitte buluyorsunuz. Yaklaşık üç kilometrelik bu kanyon kaya masifinin tektonik hareketler sonucu yarılmasıyla oluşmuş bir koridor. Kayaların yüksekliği zaman zaman 300 metreyi buluyor. Grilerin ve sarıların birbirine karıştığı karanlık geçit bitmeye hazırlanırken kayalara dantel gibi oyulmuş sütünlu dev bir yapı çıkar karşınıza. Bu Petra’nın en büyük süprizlerindendir. Hazine olarak bilinen bu yapı, adını korsanların buraya define sakladığını anlatan 19. yy. hikayelerinden almıştır, ancak aslında bir anıt mezardır. Yüksekliği 40 metreyi bulan iki katlı yapı define avcılarının da gazabına uğramış aslında.
    Petra Antik Kenti’nin merkezine yaklaşırken mezarların, anıtların sayısı artıyor. Antik tiyatroya gelmeden başlayan ve arkasına doğru devam eden mezarlık, Tiyatro Nekropolü diye biliniyor. Doğal bir yamaca yaslanmış 8 bin kişilik antik tiyatro tipik bir Yunan eseri. Antik tiyatrodan sonra ise şehrin merkezi sayılan sütunlu yol geliyor. Bölgede yaşayan Bedeviler buraya Firavunun Kızının Sarayı adını takmışlar. Ama ne tarihi ne de arkeolojik olarak bu adın bir karşılığı yok. Burada Petra’nın en görkemli bölümlerinden birisi olan Nebati krallarının kaya mezarları geliyor. Siz kırmızı kayalardaki görkemli mezarları incelemek isterken bir şeyler satmaya çalışan Bedevi çocuklardan yakanızı kurtarabilirseniz taş merdivenlerden zirveye kadar çıkıp etkileyici manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Biraz tırmanmayı ve tabii terlemeyi gerektiren yolun sonunda ise Al Deir, yani Manastır var. Bu dev yapı Bizans devrinde kilise olarak da kullanılmış. Yapının bulunduğu noktadan batıda Wadi Araba’yı, güneydoğusunda Musa Vadisi’ni ve Hz. Harun’un mezarının bulunduğu Harun Dağı’nı göreceksiniz. Bir diğer tırmanış ise Madbah Dağı’nın üzerine yapılacak. Kutsal yoldan bir buçuk saatlik çıkış sizi Petra Antik Kenti’nin en kutsal alanına, hayvanların kurban edildiği Adak Meydanı’na getirecek. Daha ileride ise diğer tarihi kalıntılar var. Eğer Petra’ya uçaktan bakarmış gibi bakmak istiyorsanız Umm Al Biraya Tepesi’ne tırmanmak gerekiyor. Ama hemen söylemek gerek bu tırmanış dar ve antik bir yoldan yaklaşık 3 saatte yapılıyor. Petra Antik Kentin’de döneceğiniz her köşe, izleyeceğiniz her patika sizi yeni bir kaya mezarına ya da kült merkezine götürecektir.


    [​IMG]
    Orta Doğu'da bulunan Ürdün, kuzeyde Suriye, kuzey doğuda Irak, doğu ve güneyde Suudi Arabistan, batıda ise Filistin ve İsrail ile sınırdaştır. Ürdün Kraliyeti'nin güneybatısı Kızıl Deniz'e açılmaktadır. Dünya Harikası (Petra Şehiri) ve dünyanın en alçak yeri (Lut gölü) Ürdün'de bulunmaktadır.
    Ürdün'ün bağımsızlığı
    Ürdün Haşimi Krallığı, 1921'de İngiltere'nin baskısı altında kuruldu. Kral 1.Abdullah zamanında, 25 Mayıs 1946 yılında savaşların sonunda yapılan antlaşmalarla bağımsızlığını ilan ettii. Bu büyük gün tüm ülkede coşkuyla kutlanmaktadır. Altı milyon nüfusu vardır ve bunun %95'i Müslüman, %5'i Hıristiyandır. Bir Arap ülkesi olmasına rağmen sanılanın aksine Ürdün'de petrol bulunmamaktadır.
    Başkenti Amman'dır. Anayasal monarşi ile yönetilmektedir.
    Ürdün krallarından "Kral Hüseyin" hem ülkesine hem de ülkesinin insanlarına ettiği hizmet ile halkının gönlünde taht kurmuştur. 47 yıl boyunca Orta Doğu'da barışı sağlamak için çok uğraşmıştır. Arap İsrail Savaşı'ndan sonra yapılan anlaşma ve diğer tüm barış anlaşmalarına referans oldu, Madrid Barış Konferansı'nda önemli rol oynadı. Çünkü bu konferansta Filistinlilere gelecekleri adına karar verme hakkı tanınmıştır. Kral Hüseyin tarihteki yeri unutulmayacak hale gelmiştir. Kral Hüseyin Ürdünlüler için, Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkler için olduğu gibi büyük bir liderdir.
     
  2. Nehir

    Nehir Bölüm Yöneticisi

    Petra süper bir yere benziyor , Teşekkürler canım Ürdün ün bu güzel özelliklerini paylaştıgın için.
     
  3. A

    Abdullah Yeni Üye

    Petra süper bir yere benziyor...
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş