Oktay sinanoğlu

Konu, 'Yazarlarımız' kısmında sare tarafından paylaşıldı.

  1. s

    sare Yeni Üye

    Sayın Profesör Doktor Oktay Sinanoğlu; dünyanın en genç yaşta profesör olmuş kişisi ve Nobel adayı. 1953 yılında Ankara’da TED’in Yenişehir Lisesini birincilikle bitirdi. O zaman lisenin eğitim dili tamamen Türkçe’ydi, takviyeli yabancı dil dersleri vardı, sonradan kolej oldu. TED tarafından Amerika’ya burslu Kimya Mühendisliği için gönderildi. 1956 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de Kimya Mühendisliğini birincilikle bitirdi. 1957’de Amerika Birleşik Devletlerinde MIT’den birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi oldu. Alfred Sloan ödülünü aldı. 1959’da Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de; Kuramsal Kimya Doktorasını yaptı, doktorasını yaparken iki ödül kazandı. 1959-1960 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Atom Enerjisi Merkezinde araştırmalar yaptı. 1961’de hem Harward, hem de Yale’de kendisinin yeni Nicem (“Kuvantum”)Kimyası ve fiziği üzerine teorileri hakkında üst düzey derslerde yeni buluşlarını anlattı. 1962 yılında Batının 300 yılda en genç profesörü oldu (26 yaşında Yale Üniversitesinde); 1962 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi mütevelli heyeti yalnız Oktay Sinanoğlu’na mahsus olmak üzere kendisine

    Danışman Profesör unvanını verdi. Türkiye’de de kuramsal kimya bölümünü kurdu. Ortadoğu Teknik Üniversitesinde eğitimin Türkçe olması için uğraş verdi. Ama, tabii olmadı. 1964’de Moleküler Biyoloji konusunda ikinci kürsüsüne Yale Üniversitesine atandı. 1973’te Almanya’nın en yüksek Aleksander von Humboldt Bilim Ödülünü ilk kazanan kişi oldu. 1975’te Japonya’nın Uluslararası Seçkin Bilimci Ödülünü kazandı; yine 1975 yılında özel kanunla Oktay Sinanoğlu’na ilk ve tek, Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanı verildi. 1976’da Japonya’ya Türkiye Cumhuriyeti Özel Elçisi olarak gönderildi. Kendisi Türk-Japon kültür, bilim ve eğitim ilişkilerinin temellerini atmıştır. Amerika Bilim ve Sanat Akademisinin ilk ve tek Türk üyesidir. Hindistan’ın Devlet Misafiri olarak, Hintli Bakanlarla ve Cumhurbaşkanıyla görüşmüştür. Meksika’da aynı seviyede Üçüncü Dünya Bağımsızlığı için çalışmıştır. Yıldız Teknik Üniversitesi'nden yaş sınırında (67) emekli oldu.Yale'deki hayat kaydıyla, ömür boyu olan iki kürsülü profesörlüğünü, Türkiye'nin ve Türkçe'nin başına gelenlerle daha verimli mücadele edesilmek için, "emeritus professor" ünvanına çevirterek Türkiye'deki faaliyetlerini daha da yoğunlaştırdı. O ara Türkiye genelinde ki herhangi herhangi bir bir evrenkentte (üniversitede) yetenekli gençlere, fizik kimya, matematik, moleküler biyoloji dallarında Mastır, doktora araştırmaları yaptırması, herşeyi YÖK'ten soran rektörlerce engellendi.Ama Oktay Sinanoğlu, bir yandan bilimsel araştırmalarına dış ülkelerde devam ediyor. 1962’den günümüze dek ilk TÜBİTAK Bilim Ödülünü, ilk Sedat Simavi ödülünü, 1992’de Bilgi Çağı, 1995’te İLESAM Üstün Hizmet Ödülünü, ayrıca Yılın Fikir Adamı, Yılın Bilim Adamı ödüllerini aldı. Yesevi Kazakistan ve benzeri bir çok kuruluşta profesör, mütevelli heyeti üyesi, Atatürk Kültür Kurumu asli üyesidir. 2001'de Yerel gazeteler Birliği'nce "halk Kahramanı Ödülü" verildi. Bu yılda Antalya'da Uğur Mumcu Bilim Ödülü (2002), TÜRKSAV Türk Dünyası'na Hizmet Ödülü (2002) verildi. 250 kadar uluslararası bilimsel yayını, bilim kuramları, çeşitli dillere çevrilmiş kitapları vardır. Türkiye’de de Türkçe pek çok yayın yapmıştır. Değişik ülkelerde iki kez Nobel’e aday gösterilmiştir.







    Özgeçmiş


    25 ŞUBAT 1935

    Babasının başkonsonsolos olarak görevli bulunduğu İtalya’nın Bari kentinde doğdu.

    1939

    Annesi Rüveyde Hanım (Karacabey), babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu ve kızkardeşi Esin ile Il. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla birlikte Türkiy e’ye döndüler.

    1941

    Babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu vefat etti.

    1953

    Atatürk tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesi’nde burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi. Okulun bur-suyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD’ye gitti.

    1956

    ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitirdi.

    1957

    MIT’yi sekiz ayda birincilikle bitirerek Yüksek Kimya Mühendisi oldu.

    1959

    Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de iki yılda kuramsal kimya doktorasını tamamladı.

    1959-1960

    ABD’de Atom Enerjisi Merkezi’nde araştirmalar yapti; araştirmalari uluslararasi dergilerde yayinlandi, pek çok üniversiteden teklifler almaya başladi.

    1960

    Yale Üniversitesi’nde ”yardımcı profesör” olarak çalışmaya başladı.

    1961-1962

    ”Öğecik (atom) ve özdeciklerin (moleküllerin) çok eksicikli (elektronlu) kuramı” ile profesörlüğe adım attı. Temel fizik kanunlarından başlayarak çeşitli maddelerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini bulmak için gerekli bu temel kuramla, 50 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını bilim dünyasına kazandırmış oldu. Ve profesörlüğe yükseldi.

    1962

    Yale Üniversitesi’ndeki profesörlüğünün yanında Harvard Üniversitesi’nde kendisinin bulduğu ”yeni kuantum (nicem) kimyası ve fiziği” üzerine üst düzey dersler verdi. 26 yaşında, son 300 yıldır Batı’da en genç yaşta profesör olan kişi olarak Yale Üniversitesi tarafııidan dünyaya tanıtıldı. Türkiye’ye geldi ve Haziran ayında Ankara Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ni (ODTÜ) ziyaret etti. "Alfred P. Sloan" Ödülü’nü aldı.

    TEMMUZ 1963

    Yale Üniversitesi’nde resmen "tüm" profesör oldu.

    TEMMUZ 1964

    ODTÜ’ye danışman profesör oldu. Eğitimin Türkçe yapılması gerektiği üzerine konuşmalara başladı.

    1964

    Yale Universitesi’nde ikinci kürsüye atandı; bu kürsü dünyada yeni kurulmaya başlanan ”Moleküler Biyoloji” idi. Kalıtımı sağlayan DNA molekülünün yapısının neden çift sarmal olduğunu ve bunu bir arada tutan kuvvetlerin ne olduğu üzerine yaptığı çalışmasıyla (”solvofobik” - ”çözgen iter kuvveti” kuramı) moleküler biyolojinin kurucuları arasına katıldı. İstanbul’da, 19 Ağustos ile 5 Eylül tarihleri arasında uluslararası bilimsel yaz okulunu düzenledi. Bu yaz okulu ”Nicem Kimyası” üzerineydi; savaş sonrası ve soğuk savaş nedeniyle birbirinden kopuk olan dünyanın dört bir yanındaki bilimcileri böylece bir araya getirdi ve bu alandaki alışverişle bilimsel anlamda yeniliklere adım atılmasını sağladı. Tamamen ayrı bir saha olan yüksek enerji fiziği üzerine çalışmaları sonucu ”yeni sekiz mezon (maddeyi oluşturan temel taneciklerden sekizi) ve özellikler kuramı”nı buldu.

    KASIM 1964

    NIH‘ye (Amerikan Ulusal Sağlık Bilimleri Kurumu) danışman oldu.

    1964-1965

    Ulusal Bilimler Akademisi’nde "Kuramsal Kimya" Üst Komitesi’ nin üyesi oldu.

    HAZİRAN 1964

    Teksas’da Ulusal Fiziksel Kimya Sempozyumu’nda çağrılı ana konuşmalardan birini yaptı.

    TEMMUZ 1964

    DNA üzerine Gordon Araştirma Merkezi’nin konferansina konuşmaci olarak katildi.

    EKİM 1964

    New York’ta Amerikan Kanser Araştirma Merkezi’nde ”Biyopolimerler üzerinde suyun ve diger çözgenlerin etkileri’ ‘üzerine konuşma yapti.

    1965

    İstanbul, Yeşilyurt’ta Çinar Oteli’nde ikinci uluslararasi yaz okulu düzenledi. Bu defa Yüksek Enerji Fizigi üzerine...

    NİSAN 1965

    Detroit’teki Amerikan Kimya Derneği’nin sempozyumunda konuşma yaptı.

    EYLÜL 1965

    İngiltere’de, Faraday Society’nin ”Sıvılardaki intermoleküler güçler” tartışma toplantısına katıldı.

    1965-1966

    Miami Üniversitesi, Coral Gables, Florida’da hem fizik, hem moleküler biyoloji bölümlerinde ziyaretçi prof. olarak bulunup yoğun bir şekilde yüksek enerji fiziği üzerinde çalışırken, orada ”Kurumsal Bilimler Merkezi”nin kurucularından oldu.

    1966

    TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü alan ilk kişi oldu.

    HAZİRAN 1966

    Ağustos aylarında Colorado’da, Kaliforniya’da yüksek enerji fiziği üzerine üst düzey konuşmalar yaptı.

    ŞUBAT 1967

    İsrail’de CERN ve Weizmann Enstitüsü’nün düzenlediği konferansa davet edildi.

    MAYIS 1967

    Fransa’da Paris’te Uluslararası Moleküler Biyoloji Konferansı’nda davetli konuşmacıydı.

    HAZİRAN 1967

    Kanada’nın Montreal kentinde Nicem Kimyası Sempozyumu’ nun onur komitesine seçildi.

    TEMMUZ 1967

    İtalya’da, Frascati’de NATO’nun Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü’nün düzenlediği atom ve moleküllerin etkileriyle ilgili uzmanlara üst düzey seminerler verdi.

    AĞUSTOS 1967

    Çekoslavakya’da Kutna Hora kentindeki Nicem Kimyası üzerine uluslararası sempozyuma özel konuşmacı olarak katıldı.

    ARALIK 1967

    New York Bilimler Akademisi’nin moleküler biyolojiyle ilgili konferansına konuşmacı olarak davet edildi.

    ARALIK 1967

    Yale Üniversitesi’nde çeşitli üniversitelerden kimya alanindaki bilim adamlarinin katildigi üç günlük bir seminer düzenledi.

    1967-1970

    ABD, Ulusal Argon Atom Enerjisi Laboratuvarları’nda sadece beş bilimcinin seçildigi Teftiş Kurulu Üyesi.

    HAZİRAN 1968

    ODTÜ’de Kuramsal Kimya Bölümü’nü kurdu. New York’ta ilk olarak düzenlenen Atom Fiziği Uluslararası Konferansı’na başkonuşmacı olarak katıldı.

    NİSAN 1969

    Minnesota’da Amerikan Kimya Toplululuğu’nun toplantısına davetli olarak katıldı. Kanada’nın Ontario Eyaleti’ndeki Waterloo Üniversitesi’nde Kimya ve Uygulamaları Matematik Bölümleri’nde konuşmalar yaptı. İllinois’te Chicago Üniversitesi’ndeki The James Franck Enstitüsu ne ve Ohio’daki Battelle Memorial Enstitüsü’ne konuşmaci olarak çagrildi.

    1969

    İzmir, Urla’da üçüncü yaz okulunu yaptı. Bu bilimsel toplantının adı ”Atom Fiziğinde Yeni Yönler”di ve dünyada atom fiziğinin babası olarak bilinen Edward Condon’a adanmıştı. Sovyet Bilimler Akademisi’nin davetlisi olarak bu ülkede bilimsel konuşmalar yaptı, kuramlarını tüm Sovyetler’den özel olarak toplanan üst düzey bilimcilere anlattı.

    1970

    Atom Fiziği üzerinde çalıştı; atomların temel yapısı üzerine çok ayrıntılı bir kuram geliştirdi; ”Atom fiziğinde atomların yapısı ve elektronik özellikleri kuramı”nın gökfizik alanındaki uygulamalarıyla güneş ve yıldızlardaki kimyasal öğeler hesaplanabilir oldu. ABD Ulusal Standartlar Kurumu’nun kataloglarındaki yanlış bilgiler düzeltildi.

    1970-1973

    ABD Ulusal Argon Atom Enerjisi Laboratuvarı’nın başkanlığını yaptı.

    EYLÜL 1971

    Aralık ayına kadar Paris’te, ancak çok üst düzey matematikçi ve fizikçilerin kabul edildiği ”Institut Des Hauts Etudes Scientifiques”te kimyaya matematiği sokma alanında uzun yıllar sürecek çalışmalarına başladı. Bulduğu yeni matematik temeller, farklı alanlarda bilim dünyasına bü y ük katkı sağladı.

    1971

    Amerikan Bilim ve Sanat Akademisi’ne üyelik için seçildi.

    1971

    ABD, Washington, Savunma Stratejileri Kurulu Üyesi.

    OCAK 1972

    Florida’da Nicem Kimyası, Nicem Teorisi üzerine uluslararası sempozyuma davetli konuşmacı olarak katıldı.

    MAYIS 1972

    Boulder’de Kolorado Üniversitesi’nin Fizik Bölümü’nün kollokyumuna davet edildi.

    TEMMUZ 1972

    Meksika’da Latin Amerika Fizik Okulu’nda atom ve moleküller üzerine konuşmalar yapti.

    AĞUSTOS 1972

    Kanada’nın Vancouver kentinde Teorik Kimya Kanada Uluslararası Sempozyumu’na katıldı.

    EKİM 1972

    Arizona’da atom fiziğinde yeni keşfedilmiş olan ”ışın-yaprak (beam-foil) tayflaması” sempozyumunda danışma kurulu üyesi.

    1973

    Boğaziçi Üniversitesi’nde MEB’in teklif ettiği rektörlüğü reddedip danışman profesör olarak çalıştı.

    OCAK 1973

    Florida’da Gainesville’de E.U. Condon’un onuruna düzenlenen uluslararası atom sempozyumuna davetli olarak katıldı.

    MART 1973

    İtalya’nın Trieste kentinde Atomlar, Moleküller ve Lazerler üzerine seminerler verdi.

    NİSAN 1973

    Michigan’da kolokyum yönetti. İsviçre’nin Burgenstock kentinde Organik Kimyanın Kuramsal Temelleri üzerine konuşma yaptı.

    MAYIS 1973

    Almanya’nın en yüksek bilim ödülü olan ”Alexander von Humboldt Bilim Ödülü”nü aldı. Bu ödülü alan ilk bilimciydi .

    TEMMUZ 1973

    Fransa’nın Menton kentinde düzenlenen ilk uluslararası nicem kimyası kongresinde konuşma yaptı. Yugoslavya’nın Ljubljana kentindeki Nicem ve Bilgisayar Teknolojisi üzerine ko~ıuşmalar yaptı.

    AĞUSTOS 1973

    NATO’nun Araştirma Merkezi’nin Kanada’nin Quebec eyaletinde düzenlediği toplantıda konuşmacı olarak bulundu.

    1973

    Amerikan Bilim ve Sanat Akademisi’ne seçilen ilk ve tek Türk oldu; kendisiyle aynı yıl Soljenitsin ve Fellini de seçilmişti. Meksika’da teörilerini anlatmak için Kuramsal Fizik Yaz Okulu’na katıldı, bu ülkede üçüncü dünya ülkelerinin bağımsızlığı için çalışmalar yürüttü. Aynı yıl Meksika Hükümeti’nin yüksek bilim ödülü ”Elena Moshinsky” ile ödüllendirildi. Ertesi yıl bu ödülü kazanan kişi ünlü fizikçi E. Wigner oldu.

    1974

    Milli Eğitim Şurası’na katıldı ve bilim ve teknoloji eğitiminin Türkçe olması gereği üzerine konuşmalar yaptı.

    1975

    Asya’yı keşfetti. Japon Hükümeti’nin ”Uluslararası Seçkin Bilim Adamı” ödülünü almak için gittiği bu ülkede altı ay boyunca çeşitli bilimsel konuşmalar yaptı, iki ülke arasında (Türkiye ve Japonya) kültürel ve bilimsel ilişkinin kurulması için çalıştı. Neredeyse tüm Japonya’da ”İpek Yolunun İki Ucu: Türkiye ve Japonya” başlığını taşıyan ve iki ülke arasındaki kültürel ve tarihi benzerlikleri an l atan konuşmalar yaptı. Japon televizyonu NHK ile İpek Yolu projesini başlattı.

    1976

    Hindistan Hükümeti’nden ”Devlet Misafiri” olarak aldığı davet üzerine bu ülkeye gitti. Bayan Gandi’nin bakanları ve cumhurbaşkanı Fakruttin Bey ile yine iki ülke arasında güçlü bağların oluşması için çalışmalar yaptı. TC Unıversitelerarası Kurulun verdiği ”Türkiye Cumhuriyeti Profesörü” unvanını aldı. Balıkesir’de askerliğini yaptı.

    1977-1978

    İki yıl iü Kimya Fakültesi’nde görev yaptı. Türkiye’de çeşitli bilimsel araştırmalar yürüttü. Roma Kulübü’nün İstanbul’da yapılan toplantısına özel davetli konuşmacı olarak katıldı.

    1980

    1970’lerde Almanya’da başladigi matematik temelleri geliştirmeye ve kimyaya yeni bir bakiş açisi getirmeye yönelik çalişmalarinin sonucunda ”Kimya’nin temellerini yeni matematik-lere oturma kurami”ni buldu. Yeni nicem kanununu geliştirerek kimyayi ezber yerine yeni matematik fizik temellerine bagladi.

    1982-1988

    Yale’de düzenlediği kimyanın matematik temelleri üzerine bir dizi seminere çeşitli ülkelerden bilim adamlarını davet etti. Böylece ”matematiksel kimya” diye yeni bir dalın ortaya çıkmasına, J. Mathematical Chemistry dergisinin ve uluslararası kurultayların örgütlenmesine önayak oldu. İlk kurultayda açılış konuşmasını yaptı. Derginin yayın kurulu üyesiydi.

    1984-1986

    İsviçre’nin Davos kentindeki EMF’de (Avrupa Yönetim Forumu) katılımcı.

    1985

    Yaklaşik on yildir üzerinde çaliştigi ve teorisinin matematigini 180 teoremden çikardigi araştirmasini anlatmak üzere dünya turuna çikti. ABD, Kanada, Batı ve Doğu Almanya, İsviçre, Japonya ve Kore’nin çeşitli üniversite ve kurumlarinda konuşmalar yapti.

    1986-1989

    Florida Uluslararası Bilim ve Sanat Merkezi kurulması için çalıştı.

    1988

    Türkiye’ye davet ediler ek Milli Eğitim Şurası’na katıldı. Amerikan basını, 180 teoremden çıkardığı ve fizik ve kimyaya yeni bir bakış getiren teorisini çocuklara resimli oyunlarla anlattığı için kimyayı herkesin türetebileceğini ispatladığını yazdı.

    1990

    Annesi Rüveyde Sinanoğlu vefat etti.

    1991

    TC Kültür Bakanlığı’nın Bilgi Çağı Ödülü’nü aldı.

    1993

    Merkezini Yale Üniversitesi’nden Türkiye’ye taşimaya karar verdi.

    1994-1995

    Yıldız Teknik Universitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümu nde profesör ve rektör danışmanı.

    1995

    ILESAM ”Üstün Hizmet Ödülü”nü, GESİAD ”Yılın Bilam Adamı Ödülü”, Türkiye Yazarlar Birliği ”Yılın Fikir Adamı” ödülünü aldı.

    EYLÜL 1995

    Kaş’ta düzenlenen Ulusal Türk Fizik Kurultayi’na onur başkani ve konuşmaci olarak katildi.

    1996

    Türk-Kazak Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi oldu.

    1999

    Elazığ’da düzenlenen 1. Türk Dünyası Matematik Kurultayı’na katıldı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde çok sayıda öğrenciye kimya, matematik, moleküler biyoloji alanlarında doktora, lisans tezi yaptırdı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Elazığ Fırat Üniversitesi ve İstanbul Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilimleri’nde konuşmalar yaptı. Malatya’da halka ”Dünyada ve Türkiye’de Eğitim” konuşması yaptı.

    EYLÜL 1999

    Samsun’da düzenlenen XIII. Ulusal Kimya Kurultayı’nda çağrılı tebliğini sundu. DPT Yükseköğretim ve İktisadi Gelişme Uzmanlar Kurulu’na katılan yüzü aşkın akademisyen tarafından başkan seçildi.

    1999-2000

    Miami Üniversitesi Matematik Bölümü’ne ”adjunct profesör” yapıldı.

    2.000

    Yale Üniversitesi’nde ”Kimyanın yeni temel kuramı ve organik ve anorganik kimyaya uygulamalar” lisans üstü dersler verdi.

    ŞUBAT 2.000

    Teksas Austin’de ”Uluslararası Molekül Yapıları Kurultayı”nda çağrılı tebliğ sundu.

    NİSAN 2000

    TC Başbakanlik Devlet Planlama Teşkilati DPT’nin 40. yildöiiümü ve 8. Beş Yillik Planin başlatilmasi münasebetiyle bir konuşma yapti: ”Bilimsel Araştirmanin Iktisadi Gelişmeye Katkisi”

    EYLÜL 2000

    XIV. Ulusal Kimya Kurultayında Diyarbakır’da çağrılı kimya konuşması yaptı.

    2001

    Halen ABD Yale Üniversitesi’nde iki kürsü (fiziki-kimya, moleküler biyokimya / biyofizik) profesörü. Kuramsal Fizik Merkezi ’nın üyesi. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nde profesör.

    NİSAN 2001

    Çanakkale Üniversitesi’nde iki bilimsel konuşma yapti.

    2001

    Yerel gazeteler Birliği'nce "halk Kahramanı Ödülü" verildi

    2002

    Antalya'da Uğur Mumcu Bilim Ödülü

    2002

    TÜRKSAV Türk Dünyası'na Hizmet Ödülü (2002) verildi Yıldız Teknik Üniversitesi'nden yaş sınırında (67) emekli oldu.Yale'deki hayat kaydıyla, ömür boyu olan iki kürsülü profesörlüğünü, Türkiye'nin ve Türkçe'nin başına gelenlerle daha verimli mücadele edebilmek için, "emeritus professor" ünvanına çevirterek Türkiye'deki faaliyetlerini daha da yoğunlaştırdı. O ara Türkiye genelinde ki herhangi herhangi bir bir evrenkentte (üniversitede) yetenekli gençlere, fizik kimya, matematik, moleküler biyoloji dallarında Mastır, doktora araştırmaları yaptırması, herşeyi YÖK'ten soran rektörlerce engellendi.Ama Oktay Sinanoğlu, bir yandan bilimsel araştırmalarına dış ülkelerde devam ediyor.__________________



    "...Ben baktim , Turk Bayragi, Atatürk karsimda, cam çerceveli oldugu icin bayragin ustunde kendi yansimami goruyorum. Icimden yemin ettim, dedim ki:


    Gidecegim ve orada soz sahibi olacagim, ondan sonra gelip o namussuzlarla burda ugrasacagim. O zaman anlamistim ki burada kalirsam Amerika'nin kolesi olurum, oraya gidersem Amerika'nin efendisi olur, buraya gelip onlarla daha rahat mucadele ederim. Ve iste bizi gonderdiler..."


    "...Hicbir zaman Amerikan vatandasi olmayi dusunmedim. Aklimdan dahi gecmedi. Ben atalarimdan beri Turk kimligimle varim. Ne yaptiysam o sayede yaptim. Ona buna yaranayim diye degil.Otuz yilda bak milleti ne hale soktular. Simdi de 'aclikla' terbiye ediyorlar. Ayarli basinin kose yazarlarindan biri gecenlerde Avrupa Birligine girmenin yararlarindan diye 'O zaman bu ay yildizli pasaport ile Avrupa kapilarina gitmenin utancindan kurtulacagim ' diyor. Tanri, bu millete acisin..."


    "...Yildiz Teknikte kimyada bir takim hanimlar var beyler var, profesor, docent. Disarida da vardir. Burada da var, entrikalar doner, ona buna kostek olurlar. Bir kaci dedikoducu belli odama geliyorlar. Herkeste dahili telefon var. Ankara'ya bile telefon edemiyorsun, bilgisayardan baglanamiyorsun.


    Bolum baskanlarinin telefonlari vardi , onlar da benim yanimda ya. Suraya bir telefon bulun bari dedim. Bilgi cagindayim diyorsunuz daha telefon cagina gelmemissiniz diyorum. Bilgisayara telefonu baglayamiyorsun. Internet yok. Uc dort yil baglanti kurulmadi.Huseyin Afsar'a (bolum baskani) bari bir telefon bulun dedim. Bana direk telefonundan paralel hat cektirdi. Bazen o yokken ariyorlar, telefonu acip sekreteriyim diyorum. Bolumde iki tane merakli hanim var, ortalikta dolasip dedikodu yapiyorlar. Bunlar bir gun odama geldiler o sirada da telefon caldi. Bu ne dediler. Ben de saf saf telefon dedim. Ertesi gun geldim, makas attirip kestirmisler, koridordan teli kesmisler. Ben de zannediyorum ki, ben bunlar icin firsatim, oyle konular var ki dunyada herkes gelmis, Yale'de benden ogrenmis; Rusya'sindan, Dogu blokundan, Avrupasindan. Ben ayaklarina gelmisim, yeni birsey ogrenin, yapin. Yok.Ozel ders actik, yepyeni seyleri dunyada ilk defa anlatiyorum, disarda herkesin benden ogrenmek istedigi seyleri Turkiye'de Turkce anlatiyorum. Alakasi olmayan, fizikten matematikten insanlar geliyor, asil gelmesi gerekenler yok!.."


    "... ABD icinden cok gocmus bir ulkedir, tabii pat diye gocmez, arada bir canlanir, tekrar bir seyler olur ama icinden cok zayif taraflari vardir. Dunyada en buyuk borcu olan devlet mesela. Ic ve dis. Ama bir devingen tarafi vardir, arada birsey cikarirlar bir sene oyle idare ederler, sonra yine inise gecerler. Oyle pek gorundugu gibi bir guc degildir..


    "...GENCLER, Turkiye' de adet haline gelmis gostermelik islerden kacinin. Sirf universite bitirdi desinler diye, ananiz babaniz Amerika'da mastir yapti diye ogunebilsin diye yuksekogrenime gitmeyin. Sonunda ancak kendinizi kandirirsiniz. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak cikarlari otesinde, kendiniz disinda, bu ulke, bu ulus, Turk dunyasi, Avrasya, insanlik icin olsun. Yuksek hedefleriniz icin calisin. O zaman, kendi durumunuz da kendiliginden duzelecektir. Maddiyat ile maneviyati dengeleyin.


    Formulunuz 'bilim' + 'gonul'dur. Bu iki kanadin biri eksik olursa ne kendinize ne de insanliga hayriniz dokunur. Gundelik siyaset, cikar gruplari, disardan gudumlu gizli veya acik "cemiyet"lerden uzak durun.


    Ataturkun dediklerini bol bol okuyun, onlari iste bu gunler icin demis, yazmis. Turkiye'nin serefli, refahli,itibarli ve bagimsiz gelecegi icin Ataturk yolumuzu cizmistir. Dis ulkelerden, onlarin yerli kuyruklarindan medet ummayin. Gayeleri bize yardimci olmak degil, Turk adini tarihten silmektir. Dunyanin neresinde olursaniz olun, kimliginizi, Turk dilini, Turk tarih ve kültür bilincini, binlerce yillik gelenegini kaybetmeyin.


    Dis ulkelerde ne kadar kimliginizi korursaniz yabancilar da size o kadar itibar edecektir. Baskasini taklit etmeyin. Kendi yolunuzu cizip azimle yuruyun.O zaman herkes sonradan sizi taklit edecektir. Egitimde once bir meslek gercek bir beceri bir altin bilezik sahibi olmaya bakin. Ne yaparsaniz yapin en iyisini yapin. Siyasetcinin bilimcinin en kotusu olunacagina tamircinin parmakla gosterilen en iyisi olmak yegdir.


    Bulabilirseniz Turk okuluna, egitimin Turkce verildigi okullara gidin. Konulara merak sarin not icin calismayin.


    O meslekte yararli olacak bir yabanci dili ogrenin. Bulbul gibi konusup yapancidan ayirt edilemez hale gelmek hic sart degil. Unutmayin ki Turk olmak bir kafa gonul isidir. Turk kulturuyle, diliyle, ata sevgisiyle Turktur. Soy sop meselesi karistirarak, o herseyimizi borclu oldugumuz serefli atalarimizi karalamaya calisan ic dusmanlarin kitaplarina, yaygaralarina kulak asmayin.


    Kultur genleri, irk genlerinden daha onemlidir. Vatani, milleti icin her turlu fedakarliga hazir bir taban gerekiyor. Bu taban son elli yilda hayli eritilmis, kafasi, gonlu karistirilmis, birbirine dusen kesimler, disa bagimli sahte aydinlar,icinde vataninin gelecegini dusunmeyen, daha da acisi vurdum-duymazlasmis kalabaliklar olusturulmustur. Bu durumda gercek bir onder cikabilse bile basarili olma sansi pek azdir. Simdi yapilacak is hizla bu toplumun yeniden kaynasmasina,bilinclesmesine, vatanini, milletini kendisinden once dusunen insanlarin cogalmasina onayak olmaktir. Turkiyeyi tekrar Kuvayi Milliye ruhu, Ataturk ruhu kurtaracaktir..."


    OKTAY SINANOGLU, kimdir bu adam ?


    "...bizi 17 yasimizda apar topar zorla Amerikaya gonderdiler; cirkin bir gaye ile, 'devsirme' olalim diye gonderdiler; cok sukur olmadik!.." diyen adam bu. Amerikanin tepesine oturan, dunya bilim cevrelerinin pesinde kostugu adam bu. Dokuntulerini toplayanlarin Nobel aldigi adam bu iste.


    Isaret ettiginin Nobel aldigi adam bu iste. Yale Universitesini, Amerikayi alt ust etmis, modern universite tarihine adini yazdirmis adam bu iste.


    Bu adam bizim. Bu adam bizi dusunuyor, bizi sayikliyor geceleri uyuyamiyor ulkesi icin insanlari icin ve biz bu adami tanimiyoruz.


    Cunku tanimamiza izin vermediler.


    Bu adama 10 kere hakettigi halde Nobel bile vermediler cunku bize gereken bir kivilcimdi bu.


    Goreceksiniz ki istediginiz kivilcim orda var.


    Goreceksiniz ki hala ve herzaman bu ulke icin gercekci bir umut var.


    Goreceksiniz ki ne varsa bizde var, ruh var, gonul var, gorunmeyen bir bag var. Onlarda olmayan bir sey var, sonradan kazanilamayacak birseyler var.


    ...Goreceksiniz ve uzuleceksiniz, ne yurtseverler var bizden; ne dahiler var...Ne sesi var ne sedasi var...


    Canim Turkiyem, donuyla birlikte bes para etmez, sefil sozum ona mankenlerin hayatini ezbere bil ama Oktay Sinanoglu'nu tanima. Canim Turkiyem, televoleyi kacirma, Ünlüler çiftligini kaçırma ama bu adami kacir!


    Canim Turkiyem, pastanelere "patiseri", lokantalara, "restaurant", magazalara "shop" yazmaya devam et. D&R yaz sonra da Tarzanca iletisim kurulamaz ingilizcenle "dienar" diye oku.


    Canim Turkiyem, tepeden tirnaga, sat, ulkeni,dilini, degerlerini sat, kendi degerlerini asagila, nasil olsa onlarinki daha iyidir. Sana laf edene ise "fasist" de, "milliyetci" de, "sagci" de "solcu" de, "komunist" de,"dinci" de, de oglu de. Ama sakin "YURTSEVER" deme !


    Bu e-postayi yollayabildiginiz kadar kisiye yollarsaniz, benden 1 kurus alamazsiniz. Sansinizin bundan sonra acilacagini da garanti edemem. Yolladiginiz adam basina amerikan dolar? da alamazsiniz.


    Bizler bu ulkenin son sansiyiz.....

    <div>
    __________________

    Karanlık, bir ışıkla dehşet verir aslında çünkü yalnız kalamazsın gölgen vardır yanında <br />Yalnızım yapayalnız hayat yolunda belki arkamdan gelenler var ama bakmazlarbana , beni güldürün ama ağlarım ben bedenim alışmış ne de olsa <br />Yalnızlık gülümser ekşi ekşi suratıma ben yalnızken ve ağlarken demekki yalnız değilmişim kendimi yalnız sanırken <br />Kötümser bir şekilde bakan yok bana karanlık bakar ama o iyidir aslında çünkü düşünme fırsatı verir insana..<br />[img width=263 height=125]http://img231.imageshack.us/img231/5916/adszen5rg6.jpg[/img]
     
  2. H

    Hoca Yeni Üye

    türk öğrencilerin, türkiyede, türk hocalardan dersleri ingilizce görmesi kadar yanlış birşey yoktur iddiasına katıldığım profesör.
     
  3. R

    Ruhsar Yeni Üye

    Profesör Doktor Oktay Sinanoğlu dünyanın en genç profosörlerinden
     
  4. N

    Nida Yeni Üye

    Çok ufak yaşlardan bu yana kendini cok iyi yetiştirmiş basamakları ise hızla çıkıp prof olmuştur
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş