Neşet Ertaş Biyografi-Neşet Ertaş Kimdir?

Konu, 'Önemli Kişilerin Biyografileri' kısmında Almira tarafından paylaşıldı.

  1. A

    Almira Yeni Üye

    [​IMG]



    1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılan yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

    İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğinde bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.





    Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana

    Kırtıllar köyünde geldin dediler

    Babama Muharrem anama Döne

    Dediysen Ata’yı bildin dediler



    Dizinde sızıydı anamın derdi

    Tokacı saz yaptı elime verdi

    Yeni bitirmiştim üç ile dördü

    Baban gibi sazcı oldun dediler



    O zaman babamdan öğrendim sazı

    Engin gönül ile Hakk’a niyazı

    O yaşımda yaktı bir ahu gözü

    Mecnun gibi çölde kaldın dediler



    Zalım kader devranını dönderdi

    Tuttu bizi İbikli’ye gönderdi

    Babam saz çalarken bana zil verdi

    Oynadım meydanda köçek dediler



    Anam Döne İbikli’de ölünce

    Tam beş tane öksüz yetim kalınca

    Beşimiz de Perişan olunca

    Babamgile burdan göçek dediler



    Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru

    Bu hali görenin yanıyor bağrı

    Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı

    Bunlara bir ana bulun dediler



    Yozgat’ın Kırıksoku Köyü’ne vardık

    Bize ana yok mu diyerek sorduk

    Adı Arzu dediler bir ana bulduk

    İşte bu anadır buldun dediler



    En küçük kardaşı kayıp eyledik

    Onun için gizli gizli ağladık

    Üstelik babamı asker eyledik

    Yine öksüz yetim kaldın dediler



    Zalım kader tebdilimi şaşırttı

    Heybe verdi dalımıza devşirtti

    Yardım etti Yerköy’üne göçürttü

    Biraz da burada kalın dediler



    Yerköy’den Kırıkkale’ye geldik

    Babam saz çalarken biz çümbüş aldık

    Kırşehir’e varınca kemanı çaldık

    Aferin arkadaş çaldın dediler





    Yarin aşkı ile arttı hep derdim

    Babamı bir yere dünür gönderdim

    Başlık çok istemişler haberin aldım

    İstemiyor yarin seni dediler



    Kırşehir’de yedi sene kalınca

    Düğün düzgün hepsi bize gelince

    Burada herkese yer daralınca

    Ankara’ya gider yolun dediler



    Ankara’da (sünnetçi) Veysel Usta’yı buldum

    Epeyce eğleştim evinde kaldım

    Yüz lirayı verip bir yatak aldım

    Etti isen böyle buldun dediler



    Bir ev kiraladım münasip yerde

    Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de

    Bu aşk hançerini vurdu derinde

    Çaresini bulamazsan ölün dediler



    Yarin aşkı ile döndüm şaşkına

    Arada içerdim yarin aşkına

    Canan acımaz mı garip dostunaBuna da içeriye alın dediler



    Bu hasretlik duygusu Türkü babanın sanatına olumlu etki yaparak insanına hasret ve özlemle dolu pek çok türkünün doğmasına sebep oldu.

    Ana vatanımsın baba yurdumsun

    Ozanlar diyarı şirin Kırşehir

    Uzak kaldım gurbet elde derdimsin

    Hasretin bağrımda derin Kırşehir.



    Feleğin yazdığı kara yazıynan

    Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan

    Kara kaşlarıynan kara gözüynen

    Aşık etti beni birin Kırşehir



    Gerçekten de “gönül” kelimesinin Ertaş’ın şahsi lügatinde çok özel bir yeri var. O adeta Hacı Bektaş-i veli gibi kendisini”gönüller yapmaya” adamış biri... “gönül”ün geçmediği türküsü yok dense yeri...



    Şu garip halimden bilen işveli nazlım

    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    Tatlı dillim ey ceylan gözlüm

    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen



    Bir başka türküsünde:

    Küstürdüm gönlümü güldüremedim

    Baharım güz oldu yazım kış oldu

    Gönüle yarini bulduramadım

    Baharım güz oldu yazım kış oldu

    Diye dert yanar.



    Bir türküsünde babası Muharrem Ertaş’ı “gönül delisi” olarak niteler:



    Sazını çalarken kendinden geçen

    Gönülden gönüle kapılar açan

    Aşkın dolusunu nefessiz içen

    Gönül delisini neyledin dünya



    Muharrem Babaya ağıt[/b]

    Uzak yoldan geldim hasretim için

    Hani nerde babam Muharrem nerde

    Yaralı bülbülüm ses vermez niçin

    Yüreği yanığım o kerem nerde



    O garip gönüllüm dertli bakışlım

    Feleğin elinde sinesi taşlım

    Yüreği yaralım gözleri yaşlım

    Gönül evi yıkık viranım nerde



    Fetholurdu feryadını dinleyen

    Feryadı içinde derdin anlayan

    Kuşlar gibi viranede ünleyen

    Ecinnice deli boranım nerde



    Okula gidemedim bu dert benimdi

    Hemi benim derdim hem babamındı

    Hemi babam hemi öğretmenimdi

    Garibim dersimi verenim nerde

    NEŞET ERTAŞ



    NEYLEDİN DÜNYA[/b]

    Ay dost deyince yeri göğü inleten

    Muharrem ustaydı bunu dinleten

    Gönül kırmazıdı bilerekten bilmeden

    İnsan velisini neyledin dünya



    Sazını çalarken kendinden geçen

    Gönülden gönüle kapılar açan

    Aşkın dolusunu nefessiz içen

    Gönül delisini neyledin dünya



    Garibim babamdı Muharrem Usta

    Bilirim aşıktı sevdiği dosta

    “sazımın emaneti...” diyen en son nefeste

    Sazın ulusunu neyledin dünya

    NEŞET ERTAŞ
     
  2. H

    Hoca Yeni Üye

    kırşehir'in yetiştirdiği en büyük adam değildir. babası da vardır çünkü; ama büyük adamdır vesselam.
     
  3. M

    Muhibbi Yeni Üye

    acaip sesi acaip sazı acaip türküleriyle acaip adam... müthiş!
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş