Kurtuluş Savaşı Piyesleri

Konu, 'Türk ve Dünya Tarihi' kısmında dilek öğretmen tarafından paylaşıldı.

  1. d

    dilek öğretmen Yeni Üye

    Kurtuluş Savaşı Piyesleri
    Kurtuluş Savaşı ile ilgili Piyes
    Kurtuluş Savaşı Tiyatro


    MİLLİ PİYES

    KİŞİLER



    HALİL : Askere gitmek istemeyen köylü

    ELİFÇE : Halilin karısı

    SÜLEYMAN DAYI : Köyün bilgesi

    MUHTAR :

    HALİLİN ANASI :



    ÇOCUKLAR:

    ALİ

    AHMET

    MEHMET

    SİNAN



    KADINLAR:

    NAZLI

    BELKIZ

    CANKIZ



    CEPHEDEN YENİ DÖNENLER:



    ÇAVUŞ

    İKİ ASKER



    HALİLİN NAAŞINI GETİRENLER:



    ÇAVUŞ

    İKİ ASKER

    SAHNE

    Arkada dağlar sıralanmıştır. Tarlalarda hiç ürün yok. Gök rengi bozdur. Köye bir

    Sessizlik hakimdir.

    Halil'in evi: Bir köy evi modelinde; sedirler , minderler vardır.

    Köy meydanı: Bir çeşme bulunur. Sağlı ve sollu evler dizilmiştir. Ortada kimsecikler

    Yoktur.


    1.PERDE



    SAHNE 1



    (Sahne:Köy Meydanı. Ortada kimse yok, bir sessizlik hakimdir.30sn. kadar hiç kimse görünmez. Daha sonra Halil çıkar ortaya ve çaresizlik içinde yürümeye başlar. Bir sağa, bir sola volta atıp durur.Kendi kendine konuşmaya başlar:)



    HALİL:(Elini başına atar ve düşündüğünü belirtircesine başını kaşımaya başlar. Sonra yüzünü yere eğerek)

    Ne yapsam, ne eylesem bilmiyorum? Ne olacakmış sanki cepheye gidince? Gidenlerin başı göğemi erdi? Hepsi toprak olup geri döndü. Karıları çocukları ortada. Bir lokma ekmeğe muhtaç dolaşıyorlar. Gerçi herkes onlara iyi davranıyor; ama başlarında er olmayınca neye yarar ki?

    (Şapkasını eline alır, mahzunlaşır, adımları seyrekleşir ve buğulu bir ses tonuyla:)

    - Anam bile artık oğlum diyerek okşamıyor beni.Ya köylüler (sesi hiddetlenir, yüzü asılır) ya köylüler; onlarda bana cephe almış gibi. Cepheye gideceğime (bilgi yelpazesi.net) onların cephe almasına karşı koymalıyım. Aman... boş ver, ne olacaksa olur. Baştakiler de vatancı, ellerinde her imkan var (umursamaz konuşur, omzunu silkeler.) Onlar niye bir şey (bilgi yelpazesi.net) yapmadı sankim.? Hepsi küplerini dolduruyor, yada kaçıp gidiyorlar. (şapkasını yere atar, başını hafiften sallar.)

    (İçeriye o sırada Süleyman dayı girer. Halil hemen şapkayı yerden alır ve utangaç bir tavırla şapkayı önünde tutar, başı yerdedir.)



    SÜLEYMAN DAYI: Ne o deli oğlan, neye konuşuyon kendi kendine? Aladağda koyunları kurt mu kaptı; yoksa altın dolu küp mü buldun? Söyle bakalım neye, anlat hele...



    HALİL:(Süleyman Dayının dalga geçtiğini düşünerek) Yok be Dayı.Nerede bizde küp bulacak şans. Hem bulsak ne olur ki? (Umursamaz konuşur)



    SÜLEYMAN DAYI: (Sanki nedenini bilir gibi.) Ne o zaman derdin senin?



    HALİL: Şu askerlik meselesi kafamı karıştırıyor... Diyom ki; gitsem ne olacak sanki! Gidenler ne oldu. Taslarında sıcak çorba mı gördüler; evlerinde huzur mu oldu? Gidenlerden kaçı geri döndü? Giden al kanını akıtmakta, buraya ancak kara haberi gelmekte



    SÜLEYMAN DAYI: (Daha konuşacak olan Halilin konuşmasına fırsat vermeyerek.)

    (İnandırıcı bir ses tonuyla)



    Yoo, öyle deme oğul. Buna kara haber denmez.Vatan uğrunda, toprak uğrunda ölene laf söylenmez, dil uzatılmaz bizim töremizde. Hem ayıptır, bu hem günah. Bu kara haber değildir, düğün haberidir inanan için. Bu şereftir, şandır kişi için. Senin aklın neden almaz ki ola bunları, ben anlamadım bu işi... Ataların yıllardır at koşturduğu bu toprakları vermek düşer mi bize heç?

    Söyle, yüreğin nasıl kabul eder bunu?



    HALİL: Zaten ben vermekten bahsetmiyorum. (Bunları emin şekilde söyler.)

    (Bir müddet susar ve:) Vermem ama...



    (Süleyman Dayı sözünü keser)

    SÜLEYMAN DAYI: Aması maması yok bunun oğul. Bu uğurda neler vermişiz neler. Her şey fedadır bu yola.



    HALİL: Tamam da Dayı, gidenler bin askere ne eyler ki? Onlarda top var, tüfek var, her bir şey var. Ben bir kuru canla ne eylerim. (Çaresizlik içindedir. Sesinde bu çaresizlik okunur.)



    SÜLEYMAN DAYI:Haklısın haklı olmaya ama, bunun çaresi yoktur. Çare savaşmaktan geçer, mücadeleden geçer; kaçmaktan geçmez. Bu vatanda beş on yıl sonra çiçekler ellerinde çocuklar oynayacak; her insan yüreğinde umudun sevincini, korunu taşıyacak. (Sesi heybetlidir.)



    HALİL: Senin söylediklerin düştür emmi, düş... Buna başka bir şey denmez. Düşman topunu tüfeğini kapmış da gelmiş kapımıza, sen neler diyon, ne anlatıyon bana. Masal bunlar, düş düş...(Elini pervazsızca sallar)



    SÜLEYMAN DAYI: (Kararlıdır) Sen inanma oğul. Unutma ki hayat onurlu mücadeleye giriş

    medikçe anlam ifade etmez. Bu düş de olsa dahi...



    HALİL : Düşün mücadelesi mi olurmuş dayı?

    SÜLEYMAN DAYI: Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştirir. (Yada güzelleştirir.) evlat. Hem düşlerde bir gün gerçek olacaktır. Karamsar olmak sen gibi genç yüreklere yakışmaz. Umut lazımdır bize umut.



    HALİL:(Süleyman Dayının söylediklerinin etkisi altında kalaraktan, yere çöker, ellerini dizine koyar ve içini çekerek)

    - Tamam da Dayı, ne yapmalı bu durumda? (Ayağa kalkar)



    SÜLEYMAN DAYI: Bir şeye karar vermek başlangıçtan başka bir şey değildir evlat. Çare gitmekten geçer. Gitmeli evlat gitmeli. Kardeşleri kuru toprakta yatarken döşek minder sana düşmez. Yumuşak kucak senin hakkın değildir. Bu hak cepheden al elleriyle dönen, pusatını göğsüne bastıranın hakkıdır. (Biraz susar...)

    Öyle zamanlar vardır ki, insan hayat ırmağının akış yönünü değiştiremez. Kapılır gider ansızın bu selde.

    (Halilin gözleri yaşarır, hüzünlenir.ne yapacağını bilemez bir türlü. Sanki değirmen taşının arasına düşmüş bir buğday tanesi gibi yüreği ezilir durur.)



    SÜLEYMAN DAYI: Köyde bir karılar çocuklar, bir de benim gibi yaşlılar kalmıştır. Sen ne eylersin bur da. Akranların hep oradalar. (Eliyle öteleri gösterir.) Git oğul, git. Durma burda. Sana yakışmaz bu kancıklık. Mert adamsın, yiğit adamsın. Elin hem silah tutar, hem de buralar da uyuz köpekler(itler) gibi dolanırsın. Ben bunları söylerim söylemesine, sakın gücenmeyesin bana (dayına)



    HALİL: (Çaresizlik içinde) Yok dayı yok, amma...

    (Süleyman Dayı hiddetle sözünü keser Halilin)



    SÜLEYMAN DAYI: Habire amma çeker durursun. Ananla karınla helalleş de git artık.He de atına, sür dağlara öte. Yazılacak destanın bir yaprağının mürekkebi senin al kanından olsun oğul. Düşmanın rezil ayakları altında inleyen bu şehit toprağını azaptan kurtarasın. Sen ve senin gibiler evlat. Her zaman ne istediğini bilmek zorunda olduğunu anımsa. Haydi... (Arkasını döner ve biraz yürüdükten sonra:)

    Geriye dönüp kaldığım yerden devam edeceğim diye düşün. Durma artık... (Eliyle bir işaret yapar ve çıkar.)



    HALİL: (Yere çöker, elini başına koyar, başını ellerinin arasına aldıktan sonra içini çeker ve:)

    - Galiba korkaklık kefenim olacak. Gayrı bu kefeni giymeden gitmeli. Ne yapıp edip gitmeli. (Arkasını döner ve başını öne eğerek çıkar.)
     
  2. ya bu nedir ya biz kısa piyes yazıoz siz maşalllah zürafanı boyu kadar yazmışınız of yeniden düzenleme yapmam gerekecek : )
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş