Koyunların Ve Keçilerin Zekatı Nasıl Verilir?

Konu, 'Soralım Öğrenelim' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    Koyunların ve keçilerin zekatında ölçü nasıldır, Koyun ve Keçilerin zekatını nasıl vermeliyiz?
     
  2. Murat

    Murat Yönetici

    Hayvanların zekatı yerine değeri verilebilir mi?

    Malın zekatı, kendi cinsinden verilebileceği gibi belli olan başka maddelerden de verilebilir. Buna göre, hayvanların zekatını vermek isteyen kimse, kendi cinsin
     
  3. sheryy

    sheryy Yeni Üye

    Büyükbaş hayvanlarında zekatını paraya cevirip verebiliriz o halde..
     
  4. ahuu

    ahuu Yeni Üye

    F) HAYVANLAR

    Kur’an’da hayvanların zekâta tâbi olduklarına açıkça temas eden herhangi bir âyete rastlanmaz Bununla beraber “Onların mallarından sadaka (zekât) al” (et-Tevbe 9/103) emrinin hayvanları da içine aldığı düşünülebilir Çünkü hayvanlar özellikle göçebe toplumlarda belki de en önemli geçim ve zenginlik aracıdır Çölde yaşayan Araplar arasında “mal” kelimesinin hayvan anlamına kullanılması bu sebepledir

    Hz Peygamber’in hadislerinde, diğer zekât malları gibi hayvanlar da tafsilâtlı bir şekilde ele alınmıştır
    Kaynakların ittifakla haber verdiğine göre Hz Peygamber zekâta tâbi olan mallarla onların nisab ve nisbetlerini gösteren uzun bir vergi tarifesi kaleme aldırmış, fakat onu gereken yerlere gönderemeden vefat etmiştir Bu vergi tarifesi Hz Ebû Bekir ve Ömer devirlerinde uygulamaya konmuştur (Buhârî, ?Zekât?, 37)

    Bu tarifnâme (mektup) ve konu ile ilgili diğer hadisler birlikte değerlendirildiğinde, hayvanların zekâtı hususunda şu sonuçlara varılır:

    1 Hz Peygamber sahâbe ve tâbiîn devirlerinde hayvanlardan deve, sığır ve koyun zekâta tâbi tutulmuştur
    2 Devenin nisabı 5 deve, koyunun nisabı 40 koyun, sığırın nisabı da 30 sığır olarak tesbit edilmiştir
    İslâm âlimleri ayrıca keçilerin koyun, mandaların da sığır nisab ve nisbetleri içinde zekâta tâbi olacakları hususunda görüş birliğindedir
    3 Hz Peygamber’in mektubunda zekâta tâbi olacak koyunların “sâime” olmaları gerektiği belirtilmiştir

    Sâime, senenin çoğunu meralarda otlayarak geçiren hayvanlara denilmektedir Bunun karşılığı olarak yemle beslenen hayvanlara “ma’lûfe”, ziraat, nakliyat gibi işlerde kullanılan hayvanlara da “âmile” adı verilmektedir

    Buna göre zekâta tâbi hayvanların;
    1 Senenin çoğunu otlaklarda otlayarak geçiren hayvanlar olmaları, besi hayvanı olmamaları
    2 Ziraat, nakliyat vb işlerde kullanılan (âmile) hayvanlardan olmamaları gerekmektedir Fakihlerin çoğunluğu, hayvanların zekâta tâbi olabilmeleri için bu iki şartın aranmasında ittifak etmişlerdir Ancak İmam Mâlik bu konuda çoğunluğa muhalefet etmiş, ister sâime, ister besi, isterse çalıştırılan hayvan olsun hepsinin zekâta tâbi olacağı görüşünü savunmuştur

    a) Develerin Zekâtı
    İslâm’ın ilk devirlerinde hayvanlar içinde özellikle deve, gerek Arap yarımadası sakinleri gerekse buraya komşu olan ülke halkları için çok önemli bir hayvan idi Etinden ve sütünden faydalanılır, taşımacılıkta kullanılırdı Bu itibarla gerek Hz Peygamber zamanında, gerekse onu takip eden devirde, İslâm ülkelerinin çeşitli bölgelerine gönderilen emirnâmelerde deve daima liste başında yer almıştır

    Hz Peygamber’in hadislerinde develerin zekât nisbetleri şöyle gösterilmiştir (Buhârî, ?Zekât?, 37-38):

    5?ten 9?a kadar 1 adet koyun
    10?dan 14?e ” 2 ” “
    15?ten 19?a ” 3 ” “
    20?den 24?e ” 4 ” “
    25?ten 35?e ” 1 ” iki yaşında dişi deve
    36?dan 45?e ” 1 ” üç yaşında dişi deve
    46?dan 60?a ” 1 ” dört yaşında dişi deve
    61?den 75?e ” 1 ” beş yaşında dişi deve
    76?dan 90?a ” 2 ” üç yaşında dişi deve
    91?den 120?ye ” 2 ” beş yaşında dişi deve

    Bu cetvel, Hz Peygamber ve Hulefâ-yi Râşidîn?den gelen uygulama örneklerine dayandığı için İslâm âlimleri arasında bu konuda bir görüş farklılığı yoktur Deve miktarının bundan fazla olması halinde zekâtın hangi ölçü ve usule göre alınacağı konusunda fıkıh mezhepleri farklı yöntemler belirlemişlerdir, Meselâ Hanefîler’e göre 121 deveden sonra tekrar baştan başlanır ve ödenecek zekât ilkinde olduğu gibi hesap edilir

    b) Koyunların Zekâtı
    Hz Peygamber’in hadislerinde koyun nisbetleri ve bu nisbetlerde ödenecek zekât miktarı aşağıdaki şekilde gösterilmiştir (Buhârî, ?Zekât?, 38):
    1?den 39?a kadar (zekâttan muaf)
    40?tan 120?ye ” 1 koyun
    121?den 200?e ” 2 “
    200?den 399?a ” 3 “
    400?den 500?e ” 4 “

    c) Sığırların Zekâtı
    Sâime olan sığırlarda zekât nisabı 30 sığır olup, bundan azı için zekât gerekmez 30 sığırdan 40 sığıra kadar, zekât olarak iki yaşına basmış erkek veya dişi bir buzağı verilir, 40 sığırdan 60 sığıra kadar, üç yaşına girmiş erkek veya dişi bir dana verilir, Tam 60 sığır olunca, birer yaşını bitirmiş iki buzağı verilir Sonra her otuz sığırda bir buzağı ve her 40 sığırda bir dana verilmek suretiyle hesap edilir

    Zekât verme bakımından sığır ile manda arasında fark yoktur ve bunlar bir cins sayılır Bir kimsenin 20 inek ve 10 mandası varsa, 30 sığırlık zekât nisabına sahip olmuş kabul edilir

    d) Atların Zekâtı
    Hz Peygamber’den “Sizi at ve kölenin zekâtından muaf tuttum” ve “Müslümana kölesi ve atından dolayı zekât yoktur” (Buhârî, ?Zekât?, 45-46) anlamlarında iki hadis rivayet edilmesine rağmen, yine Hz Peygamber’in bu umumi hükümden “üreme amacıyla bulundurulan sâime atları” istisna ettiğini gösteren ve bu sonuncuların zekâta tâbi olacağına işaret eden hadisler de nakledilir

    Ebû Ubeyd bu konuda iki farklı rivayeti yan yana zikretmiştir Bunlardan birine göre Şam’dan bir grup müslüman Hz Ömer’e müracaat ederek atlarından zekât almasını istemişler, halife de sahâbeyle istişareden sonra, bu isteği -Hz Peygamber ve Ebû Bekir atlardan zekât almadığı gerekçesi ile- reddetmiştir (Ebû Ubeyd, el-Emvâl, nr 1364) Karşıt anlamdaki öteki rivayete göre ise, Şamlılar Ebû Ubeyde b Cerrâh’a atlarından zekât alması için müracaatta bulunurlar; o da durumu Hz Ömer’e bildirip halifeden konu ile ilgili yazılı görüş beyan etmesini ister Hz Ömer Ebû Ubeyde’ye yazdığı cevabî mektubunda “atlardan zekât vermek istiyorlarsa, bu zekâtı almasını ve onların fakirlerine dağıtmasını” bildirir (Ebû Ubeyd, el-Emvâl, nr 1365)
    Atlarda zekât tahakkuk edip etmeyeceği konusunda gerek Hz Peygamber, gerekse Hz Ömer’den rivayet edilen hadislerden, Hz Peygamber devrinde Medine ve civarında atların deve kadar çok bulunmadığı, müslümanların atı sadece savaşlarda kullanmak için yetiştirdikleri, ayrıca ileride satıp para kazanmak maksadıyla topluca at besleme âdetinin henüz yerleşmemiş olduğu anlaşılıyor Nitekim Hz Ömer Şam’dan gelen bir grup müslümanın, atlarından zekât alması için yaptıkları teklifi -Hz Peygamber ve Ebû Bekir zamanlarında benzer tatbikat olmadığı gerekçesi ile- önce reddetmiş, sonra olumlu karşılamış, daha sonra da, atların tamamen ticarî gayelerle nesilleri elde edilmek için yetiştirildiklerini görünce, bu hayvanlardan zekât tahsili cihetine gitmiştir

    Fakihlerin çoğunluğu, Hz Peygamber’in “atların zekâttan istisna edildiğini” bildiren hadislerini esas alıp, bütün atların zekât istisnası olduğu görüşünü benimsemişlerdir, Ebû Hanîfe ve öğrencisi Züfer’e göre ise, “nesli elde edilip ileride satılmak maksadıyla, erkeği dişisi karışık bir halde yaşayan, senenin çoğunu otlaklarda otlayarak geçiren (sâime) atlar ya at başı 1 dinar veya paraya göre kıymetlendirilerek, bu değeri üzerinden 1/40 (% 25) nisbetinde zekâta tâbi tutulur”

    Burada şunu belirtmeliyiz ki, İslâm fakihleri binek hayvanı olan, nakliyatta kullanılan, savaş için yetiştirilen ve senenin çoğunu besihanelerde beslenerek geçiren atların zekâttan istisna edileceğinde görüş birliğine vardıkları gibi, -zâhirî hukukçuları müstesnâ- ticarete konu olan bütün atların zekâta da mevzu olacağında ittifak etmişlerdir

    O halde zekâta mevzu olup olmayacağı münakaşa konusu olan at, sadece nesli elde edilmek maksadıyla, erkeği dişisi karışık bir halde bulundurulan ve senenin çoğunu otlaklarda otlayarak geçiren (sâime) atlardır Kanaatimize göre fakihler arasında bu konuda ortaya çıkan ihtilâfın sebebi, Hz Peygamber zamanında bu hususta herhangi bir tatbikatın görülmemesidir Yukarıda da belirtildiği gibi, Hz Peygamber zamanında Arap yarımadasında nesli elde edilmek ve nemâlandırmak maksadıyla, erkeği, dişisi bir arada at yetiştirme geleneği henüz yerleşmemiş vaziyetteydi O devirde atların özellikle savaşlarda kullanılmak için yetiştirildiği bilinmektedir Ancak Hz Ömer devrinde zikredilen maksatla at yetiştirilmeye başlanınca bu hayvanlar üzerinde de zekât tatbikatı başlamıştır

    Hayvanların zekâta tâbi tutulması konusunda Hz Peygamber’in sünnetinde, sahâbenin tatbikatında görülen örnekler ve bu rivayetler etrafında oluşan klasik fıkıh doktrini dikkatlice incelendiğinde, hayvanlardan zekât alınması hususunda o toplumun şartlarına göre ortalama bir zenginlik sınırının belirlendiği, bunun üzerindeki zenginliğin zekâta tâbi tutulduğu görülür
    Deve, sığır ve koyunlardaki zekât alt sınırının o günkü şartlar içinde belli bir ekonomik seviyeyi temsil ettiği ve birbirlerine denk bir değer taşıdığı söylenebilir, Arazinin yağmur suyuyla veya emekle sulanmasına göre zekât oranlarında bir ayırım yapıldığı gibi, evde beslenen hayvanların değil de mera ve yayla hayvanlarının zekâta tâbi tutulduğu görülür, Evde ailenen ihtiyacı için beslenen hayvanların zekâttan muaf tutulması, temel ihtiyaç maddelerinin zekât matrahı dışında bırakılması ilkesinin bir diğer ifadesidir, Ticaret amacıyla beslenen hayvanların ise ticaret mallarının hükmüne tâbi olacağı açıktır

    Hayvanların zekâtı ile ilgili bu hükümler konulurken de o toplumdaki yaygın ve bilinen hayvan türlerinin esas alındığı ve onlar üzerinden örneklendirme yapıldığı gözden uzak tutulmamalıdır Günümüzde üretimi yapılan ve sürüler halinde beslenen diğer hayvan türlerinin bu ölçüler içinde zekâtının verilmesi gerekir

    kaynak: diyanet işleri başkanlığı İlmihali
     
  5. irem

    irem Yeni Üye

    40 da biri kadar diye biliyorum yanılıyorsam uyarın lütfen
     

Sayfayı Paylaş