Kesecıkli deri hastalıkları

Konu, 'Cilt Hastalıkları' kısmında Nehir tarafından paylaşıldı.

  1. Nehir

    Nehir Bölüm Yöneticisi

    Bir örtü ya da plaklar biçiminde yayılan, kaşıntılı, kızartılı-kesecikli bir deri hastalığı olan egzama, çok sık tekrarlar ve bozunları çokbiçimlidir.
    Deri hastalıklarıyla ilgili hiç bir başka terim, bu kadar çok, çoğu zamanda kötü anlamda kullanılmamıştır. Egzamadan sözedilirken bir karışıklık ortaya çıkar: Çok sayıda deri hastalığı bu belirsiz terimle adlandırılır. Büyük bir olasılıkla, bu terimin kötüye kullanılması, çokbiçimli bir deri hastalığının sınırlarını çizme güçlüğünden gelmektedir. Bu yüzden önce, iltihaplı parakeratozlara bağlanan egzamatidlerin, sonra da gerçek egzamaların sınırlarını çizmek gerekir.
    Bütün biçimlerde tek bir ortak yan vardır: Hastalığın herhangi bir döneminde, dokusal ya da klinik olarak kesecikleşme bulunması.
    NEDENLER
    2 büyük grupta toplayıcı klasik ayrım, egzamanın bütün biçimleri konusunda bilgi vermez.
    Gerçekten, yapısal hastalığın ve dış etkenli egzamanın (bütün ara biçimleriyle birlikte) yamsıra, ne yapısal, ne de dış etkene bağlı olan yalın egzama döküntüleri de vardır. Bunlar daha çok organik eksiklikler sırasında ortaya çıkar (alkoliklik, karaciğer bozuklukları, hormon bozuklukları, sinir ruh bozuklukları).
    [​IMG]
    Nedeni bilinmeyen egzama, astım, kurdeşen, alerji kökenli nezle ya da saman nezlesi gibi bir atopi biçimidir. Bu kalıtımsal hastalık başat olarak, otozom kromozomlarla aktarılır. Atopik bölge, daha önce tanımladığımız belirtilerin herhangi biriyle ortaya çıkabilir. Genellikle sağlıklı görülen süt çocuklarında ortaya çıkan hastalık, çok daha geç, erişkinlik çağında da belirebilir.
    Egzamaların çoğunda, hastada bir alerji yapıcıya karşı gizli bir eğilim bulunduğu kanıtlanmıştır. Yani egzamalar, genellikle hastalığa özel eğilimleri bulunan kimselerde gelişmektedir. Egzama bölgesinin ve antijenin (allerjen) olayda oynadıkları rol oldukça değişken olmakla birlikte, aralarında gene de bir denge vardır Ayrıca birçok dış etken de, atopik bölgeler, hattâ bütünüyle normal kişiler üstünde egzama yapıcı bir nitelik taşımaktadır. Bunların dışındaki bazı etmenlerse, yalnızca bazı özel yapılı kişileri etkileyip, atopik gruplara etkisiz kalmaktadır. Egzamaya yolaçabilen dış etkenlerin başlıcaları «para» kökü taşıyan kimyasal maddelerdir (paraaminler gibi). İnsanın çok çeşitli ortamlarda karşılaşabileceği bu maddelerin (sülfamitler, anestezi maddeleri, saç boyaları) etkileri, her kişide farklı biçimde ortaya çıkar. Nikel ve krom gibi metallerle temas etmenin birçok kişide egzamalara yolaçtığı görülmüştü. Başka cisimlerse, yakıcı (kimyasal) ve alerji yapıcı etkilerin birleşimiyle etkiler. Sözgelimi, birçok hayvansal ve bitkisel madde, organik eriticiler, hattâ güneş ışınları (ışına duyarlılık) çeşitli kimselerde alerji tepkilerine yolaçabilirler.
    Sonuçlarsak, egzama, kişinin yapısına ya da sonradan edindiği bazı özelliklere göre, çeşitli etkenlere karşı deri dokusunun oluşturduğu bir yanıttır.
    TEŞHİS
    Klinik belirtiler

    Egzama ivegen ya da süreğen biçimde olabilir.

    İvegen egzama, apansızın bir kaşınma ya da döküntü biçiminde ortaya çıkar ve değişik bölgelere yerleşir. Çevreye yayılma olasılığı çok yüksektir. Bir süre sonra kızarmış, ısısı artmış ve ödemli yüzey üstünde, toplu iğne başı büyüklüğünde kesecikler belirir. Bir-iki gün içinde gelişip büyüyen bu küçük kesecikler, patlayarak içlerinden açık renkli ya da hafifçe sarımsı bulanık renkli bir sıvı sızdırırlar. Bu sızıntılar, sarı kabuklara dönüşür. Bu arada pullu bir görünüm kazanan derinin üstderi tabakası da, bir süre sonra yeniden eski normal görünümünü alır. Egzamanın evrimi boyunca, bu evreler uzun ya da çok kısa aralıklarla birbirlerini izlerler.
    İvegen egzamanın evrimi birkaç gün sürer; ama her zaman tekrarlayabilir.
    EVRİM
    İvegen egzama kısa sürede kesin olarak iyileşebilir; ama tekrarlayıcı ya da süreğen bir görünüm de alabilir.
    Süreğen egzama her zaman ivegen egzamayı izlemez. Birincil olarak da yerleşebilir: Döküntülü-pullu deri hastalığı. Teşhisin başlıca öğesi olan kesecikler görünmeyebilir. O zaman, ortaya çıkarılmaları için pullu deriyi bir küretle kaldırmak gerekir. Pullar sıyrılınca, içleri seröz bir sıvıyla dolu kesecikler açığa çıkar.
    Kuru egzamalarda oldukça sık raslanan değilken döküntüler, kesecikli görünümün çeşitliliğiyAe (kesecikli ya da sızıntılı egzama), bozunlarm bir araya toplanma tipiyle (maden para görünümlü egzama), kaim pullar oluşabilmesiyle (çatlamalı egzama), pulların ağır basmasıyla (pullu, kabuklu, sedef hastalığı görünümlü egzamalar) açıklanır. Ayrıca bir enfeksiyon eklenmesi, hastalığın görünümünü değiştirebilir.
    Bu süreğen egzamalar yaygmlaşabilirler; ama ivegen biçimin tersine, çoğunlukla belirli bir alanda sınırlı kalırlar. Hastalığın süresi oldukça değişkendir. Çeşitli tekrarlamalar kısa sürebilir ya da yıllarca uzar gider.
    Hastalık süresince bozunlara dokunmamak gerekir. Yoksa, kaşıntı sonucunda bölge kuruyup kalınlaşarak, üstünde birbirleriyle dik açılar yaparak kesişen çatlaklar oluşur.
    Teşhiste çeşitli tamamlayıcı muayenelere başvurulur. Bunlardan deri impedansmın ölçülmesi, az başvurulan bir testtir. Bu testte egzamalı hastaların yüzde 75′inde düşük frekanslı bir alternatif akım saptanmıştır.
    Deriüstü testleri de son derece yararlıdırlar.
    Yağı giderilip temizlendikten sonra çizilmiş deri üstüne, antijen özellikli olduğu öngörülen madde bırakılarak 24-48 saat bekletilir. Bu süre sonunda pozitif sonuç elde edilirse, deney başarıya ulaşmış sayılır. Buna karşılık, negatif sonuç, maddenin antijen özellikli olmadığı anlamına gelmez.
    Kan sayımlarında, bütün alerji hastalıklarında olduğu gibi, eyozinofil miktarında bir artış saptanır.
    Çoğunlukla teşhise yararsız olan biyopsiler, yalnızca hastalığın kesecikli yapısını doğrular.
    Üstderi tabakası süngerimsi bir görünüm almıştır. Birleşme köprüleri çok belirgindir, hücrelerarası ödemler nedeniyle gerilmişlerdir. Bazen çok gözenekli olabilen büyük keseciklerin içleri, seröz bir sıvı ve akıntıyla taşınmış hücrelerle dolmuştur. Yüksekte yeralan bazı küçük kesecikler, boynuzsu tabakanın altında çıkıntı yaparlar. Ayrıca; bölgede kuyuyu andıran oyuklar, deri kabartılarını aşındırıp bunların açığa çıkmalarına yolaçarlar. Süreğen egzamalarda, derinin kalınlaşması ve üstderi kabuklarının toplu bir değişiklik göstermesi saptanabilir.
    HASTALIĞIN ÖTEKİ BİÇİMLERİ
    Yapısal egzama
    Süt çocuklarındaki egzama
    Doğumdan üçüncü aydan sonra yüz bölgesinde, yüz deliklerinin çevresinde ortaya çıkar. Kırmızı bir alan üstünde küçük kesecikler oluşturur. Kesecikler sıvıyla dolar, patlar ve içlerinden sızan sıvı Sarımsı kabuklar halinde kurur.
    Şiddetli kaşıntı nedeniyle uykusuzluk ve sinirlilik gibi, genel durumu etkileyen çeşitli belirtiler görülür. Ateş yükselmesi enderdir. Genel durum, beslenme rejiminde bir kısıtlamaya gidilmedikçe, bozulmaz.Bozunların kulak memesi ya da el başparmağında ortaya çıkması, ivegen bir nöbetten artakalan kalıntılar olarak nitelendirilmektedir.
    Çok ender bir evrim biçiminde, şiddetli bir solgunluk ve aşırı ateş yükselmesiyle birlikte ortaya çıkan kötücül sendrom, çoğunlukla ölümle sonuçlanır.
    Evrim sırasında enfeksiyon eklenme tehlikesi büyük olduğundan, önlemler almak gerekir. Ortaya çıkabilecek en tehlikeli sendrom Kaposi ve Juliusberg tarafından tanımlanmış olan ve egzamalı bebeklere yapılacak bazı aşıların genelleşmeleri sonucunda görülen ihtilatlardır. (Aynı görünüme, bu bozunlu bölgede bir uçuğun genelleşmesi de yolaçabilir.)
    Bu nedenle, egzamalı çocukların aşılanmaları bazı sorunlara yolaçar. Sözgelimi egzamalı çocuklara çiçek, tifo ve paratifo aşıları asla yapılmamalıdır. Grip aşıları çeşitli alerji tepkilerine neden olabilirler. Verem ve çocuk felci aşılarının ise, bazı koşullar dışında, ağızdan verilmelerinde bir sakınca yoktur. Bununla birlikte, birçok çocuk hekimine göre, egzamalı süt çocuklarının bu aşılarla temas edebileceği her türlü ortamdan uzak tutulmaları gerekir.
    Süt çocuklarındaki egzamada, hastalığın 18 ay-2 yıl sürdükten sonra düzelmeye başladığı görülür. Bazen, bu deri hastalığını bir astım izleyebilir. Bazı çocuklardaysa, sürekli tekrarlamalar birbirini izleyerek, hastalık yapısal egzamaya dönüşebilir.
    Çocuklardaki ve erişkinlerdeki egzama
    Ya süt çocuğu egzamasını izleyerek gelişir ya da bu birinci dönem olmaksızın ileri yıllarda (doğuştan egzamaların 2/3’si) ortaya çıkar. Hastalık herhangi bir yaşta, kendiliğinden ya da ortaya çıkışını kolaylaştırıcı etmenlerin etkisiyle, üyelerin ön yüzlerinde belirir. Bozunlu bölgelerde deri kalınlaşmıştır; alevlenmeler sırasında tipik keseciklerle kaplı bir yüzey oluşur.
    Hastalığın en sık yerleştiği bölgeler yüz ve ellerdir. Bozunlar oldukça bakışımlıdır ve bazı has-talarda pigmentleşme düzensizliği görülebilir. Tekrarlamalar sırasında kaşıntı çok şiddetlidir.
    Çeşitli ihtilat olasılıklarına (enfeksiyon eklenmesi, meslek kökenli duyarlaşma) karşın, hastalığın evrimi çoğunlukla iyicildir.
    Temas egzamaları
    Çeşitli dış etmenlerin etkisiyle hazırlanmış deri yüzeyleri üstünde gelişen egzamalardır. Oluşumlarında sinirsel düzensizlikler, yorgunluk ve alkol zehirlenmeleri gibi etkenler de rol oynar. Tek ya da daha çok sayıda alerji yapıcı maddenin başlattığı hastalık, gerek bu maddelerle ilişkide olan temas yüzeyinde, gerekse daha uzak bölgelerde ortaya çıkar.
    Temizlik maddelerinin yolaçtığı egzamalar
    Dış kökenli egzamaların en yalın ve en sık rastlanan biçimidir. Hastalığa enzim, sabun, deterjan, parlatma tozları, vb. maddeler yolaçar.
    Ellerde ortaya çıkan bu hastalığın yayılma eğilimi fazla değildir.
    Güzellik ürünlerinin yolaçtığı egzamalar
    İvegen ya da süreğen olabilir, çoğunlukla yüzde ortaya çıkarlar. En çok dudaklarda (eyozinli dudak boyaları, salollü diş macunları) ve göz kapaklarında (rimel; etkileri tırnakta değil, daha uzakta ortaya çıkan tırnak boya ye cilaları) görülürler.
    Giyecek ve takıların neden olduğu egzamalar
    Çeşitli boyaların (anilin) ve naylon, kauçuk gibi maddelerin yolaçtığı hastalıklardır. Ayrıca bilezik ve saat gibi takıların yüzeylerini kaplayan krom, nikel ve tanen tipindeki metaller de, temas yüzeylerinde birincil plaklar oluşturabildiklerinden, birer hastalık etmeni sayılabilirler.
    Meslek kökenli egzamalar
    Özellikle nemli ortamlarda çalışan kişilerde (çimentoyla uğraşan yapı işçileri, balıkçılar, dalgıçlar) sık raslanırlar. Önce yerel, sonra bölgesel olan duyarlaşma, bir süre sonra streptokok, stafilokok ya da mantar kökenli bir enfeksiyona eklenerek hastalığın iyileşme süresini geciktirebilir.
    Ellerde mesleksel egzama. İvegen nöbetlerle gelişen hastalık ödemli, sızıntılı bir görünüm taşır. Çoğunlukla çimento işçilerinde görülür, mikrop kökenli bir enfeksiyon eklenmesiyle ağırlaşabilir.

    İlaçlara bağlı egzamalar

    Yüzeysel uyuşturucular hızla gelişen alerjilere, sülfamitlerse ışığa duyarlığa yolaçarlar. Streptomisin alerjisi ağır ağır yozlaşır, ama parmakları ve göz kapaklarını kalıcı olarak etkiler. Streptomisin alerjisi, çoğunlukla sağlık personelinde ortaya çıktığından, meslek kökenli egzamalar grubunda sınıflandırılmaktadır.
    TEDAVİ
    Egzamaların tedavilerinde uygulanan yöntemler, her hastaya göre değişir. Bazı hastalara uygun gelebilen ilaçlar, ötekilerde çeşitli tepkilere yolaçabilirler. Bu nedenle, tedaviye önce çok sınırlı bir bölgede çok küçük dozlarla başlamak ve olumlu sonuç alındığında genelleştirmek gerekir.
    Koruyucu önlem olarak nemin etkisini kaldırmak, yani terlemenin önüne geçmek için, çalışmalar sırasında çift çeperli eldivenler, çeşitli koruyucu kremler ve özel sabunlar kullanmak gerekir.
    Yerel tedavi
    İvegen egzamalarda kaşıntıyı önlemek için Goulard suyu, asit borikli su ile yaş pansumanlar yapılır; enfeksiyon eklenmiş biçimlerde, mikrop kırıcı çözeltiler (permanganat, rivanol) uygulamak gerekir. Sızıntı hafifletildikten sonra, bölgeye lano-lin, badem yağı, talk ve çinko oksitten oluşan merhemler sürülmelidir.
    Genel tedavi
    Alerji yapıcının belirlendiği hastalarda en etkili yöntem, bu etkene özgü maddelerle duyarlığı azaltmaktır. Alerji yapıcının (antijenin) saptanamadığı hastalardaysa, genel bir duyarlık azaltıcı madde yararlı olabilir.
    Kortizon tedavisi yerel ya da genel olarak uygulanabilir. Yerel kortizon tedavisinden çok başarılı sonuçlar elde edilmektedir, ama, uygulamada çok özenli davranmak gerekir. Özenli davranılmazsa, tedavi sonrasında çeşitli ihtilatlar ortaya çıkabilir. Bazı asivegen, çok ağrılı ve iltihaplı egzamalardaysa, kortizon tedavisine başvurulur. Tedavi kısa olmalı, tedavinin kesildiği anda, tekrarlama tehlikesini önlemek için, hastalar sıkı bir gözetim altında tutulmalıdır.
    Bu tedavilerin yanısıra hormon (özellikle tiroyit hormonlar), sindirim ve sinir sistemi düzensizliklerinin de tedavi edilmesi gerekir. Tedavinin sonucunu, düzenlenecek beslenme rejimi etkiler. Bu rejim, her hastadaki belirtilere göre değişir. Sözgelimi bazı hastalar av eti. kabuklu deniz hayvanları, çikolata ve alkolden etkilendikleri halde, bu maddeler öteki hastaları asla etkilemez.
     
  2. M

    Mina Yeni Üye

    bilgiler için teşekkürler Nehir abla öptüm:)
     
  3. I$ık

    I$ık Gümüş Ufağı

    Başlıca deri hastalıkları arasında bulunan kesecik problemi oynadıkça büyüyen yayılan tarzdadır.
     
  4. Nursena

    Nursena Admin

    Kesecikli deri hastalıkları iyi eden hastaneler nerelerde var? yada kesecikli derileri iyileştiren kaplıca varmı?
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş