Karagöz İle Hacivat Konuşmaları

Konu, 'Hikaye' kısmında dilek öğretmen tarafından paylaşıldı.

  1. dilek öğretmen

    dilek öğretmen Yeni Üye

    Karagöz'le Hacivatın Hikayeleri
    Karagöz İle Hacivat Oyunları
    Karagöz İle Hacivat Konuşmaları
    Karagöz ile Hacivat (Hırsız)

    Bir gece Karagöz’ün evine hırsız girer. Karagöz sabahleyin uyanınca bakar ki, ev tam takır kuru bakır. Hırsız utanmamış ve sokak kapısını bile söküp götürmüştür. Karagöz olayı zaptiyeye, hanımı da komşulara haber verir. Komşular, evin önünde toplanır ve az sonra iki zaptiye gelir. Karagöz’ün oğlu Yaşar, annesine sarılmış, ağlamaktadır. Küçük Yaşar’ın birkaç parça oyuncağını götüren hırsız acaba onları ne yapacaktır?

    Karagöz’ün evinin soyulduğunu duyan kadim dostu Hacivat, eve gelir ve evde inceleme yapmaya başlar. İki zaptiye olayı soruşturur ve hırsızı yakalayacaklarını söyleyip giderler. Zaptiyeler gidince, komşular da dağılır. Karagöz ailesinin yanında Hacivat kalır ve Karagöz’ü sorguya çekmeye başlar.

    Hacivat: “ Canım Karagöz’üm, hırsız gelmiş, dolapları, masaları götürmüş. Kapıyı sökmüş. Hiç mi gürültü, tıkırtı duymadın? “ diye sorar.

    Karagöz: “ Bu ne biçim soru, Hacivat. Gürültü, tıkırtı duysam kalkıp da hırsızın ümüğüne basmaz mıyım? “

    Hacivat: “ Her neyse, olan olmuş, biten bitmiş, eşyalar gitmiş. Şimdi bir oyun etmeli de, şu hırsızı yakalamalı. Hah buldum!. Karagözüm, siz bir yandan, ben bir yandan komşuların arasına dalalım, onları senin evde bir kese altın olduğuna inandıralım. Bu durum kulaktan kulağa yayılır ve hırsızın kulağına giderse, hırsız mutlaka senin eve damlar. “

    Karagöz: “ Sen ne diyorsun, Hacivat? Bende bir kese altın yok ki? “

    Hacivat: “ Olduğunu farz et. Hırsızı yakalamak için, bu bir yem. Oltanın ucuna yem takarsan balık yakalarsın. Balık yeme gelir de, hırsız altına gelmez mi? Siz benim dediğimi yapın gerisine karışmayın. “

    Karagöz: “ Tamam, Hacivat. Senin bu tür işlere aklın erer. Bende bir kese altın olduğunu yayarız. Haydi, hanım, Yaşar, kalkın gidiyoruz. “

    Karagöz’ün evinde bir kese altın olduğunu akşama kadar duymayan kalmamıştı. Eski kulağı kesiklerden olan Celal, gece yarısına kadar evin içinde dört döndü. Daha sonra evinden çıkıp, karanlık sokaklardan süzülerek geçti ve bir hayalet sessizliğinde Karagöz’ün kapısız evinden içeri girdi. Evdekilere elindeki şişenin içindekini koklatıp altınlara konardı. Şişeyi koklattığı kazazede top atsan uyanmazdı, fakat bu defa durum bambaşkaydı. Evdekiler uyanıktılar ve onu bekliyorlardı. Celal yatak odasına girince Karagöz ile Hacivat tarafından yakalandı ve bir iple sıkıca bağlandı. Ertesi gün zaptiyeler tarafından sıkı bir dayaktan geçirilerek zindana atıldı.

    Karagöz’ün eşyaları hırsızın evinde bulundu. Kader, zaten son günlerde işsiz olan, Hacivat’ın bulduğu işlerde çalışarak, kışın da turşu satarak geçimini sağlayan Karagöz’ün alnının teriyle çalışarak kazandığı eşyaları kaybedip buldurarak, onu sevindirmişti.


    [​IMG]


    Karagöz İle Hacivar (Oğulları)

    Karagöz’ün oğlu Yaşar ile Hacivat’ın oğlu Sivrikoz arasında, babaları kadar olmasa bile, hatırı sayılır bir rekabet vardı. Yaşar, Sivrikoz’un elinde yeni alınmış bir oyuncak görmesin, ne yapar eder, Karagöz’e oyuncağın aynısını aldırırdı. Hani ya Sivrikoz’un Yaşar’dan aşağı kalır yanı mı vardı? Sivrikoz, Yaşar’ın elinde ne görürse isterdi. Oğlunun gözlerinde yaş, kalbinde acı görmek istemeyen Hacivat ikiletmeden oğlu ne istiyorsa hemen alırdı.

    Böylece aradan yıllar geçti. İkisi de birer yiğit olan gençler düğün güreşlerine katılmaya başladılar. Güreşlere katılanlar birer havlu, rakiplerini yenip baş olan güreşçi ise, kınalı bir koç kazanıyordu. İlk katıldıkları güreşlerde birinci, ikinci turlarda elenen Yaşar ile Sivrikoz, tecrübeleri arttıkça güreşlere ağırlıklarını koymaya başladılar. Nihayet, bir düğünde finale kalma başarısını gösterdiler. Bunun üzerine Karagöz, Hacivat’ın yanına gider ve oğlunun güreşlerden çekilmesini ister.

    Hacivat: “ Hiç öyle şey olur mu Karagözüm? Oğullarımız bileklerinin hakkıyla finale adlarını yazdırdılar. Çıkarlar meydana aslanlar gibi güreşirler. Kim güçlüyse o galip gelir ve şampiyon olur. “

    Karagöz: “ Benim oğlum şampiyon olur, çünkü senin oğlundan daha iri. “

    Hacivat: “ İrilikle şampiyon olunmaz ki, güreşte kuvvetli olan, atak olan ve nefesini iyi ayarlayan rakibine üstünlük sağlar. Bütün bunlar benim oğlumda var. “

    Karagöz: “ Günah benden gitti. Rezil olmayasınız diye geldim. Benimki, senin oğlunu hamur gibi yoğuracak ve koçu kazanacak. “

    Hacivat: “ Bak Karagözüm, koçu benim oğlum kazanır. Bundan korktuğun için, oğlun güreşten çekilsin diyorsun. “

    Karagöz: “ Ben kimseden korkmam. Hata bende, kırk yılda bir şey istedim, onu da yapmadın. “

    Hacivat: “ Ama canım efendim, borç para istemiyorsun ki, dediğini yapayım. Oğluma güreşten çekil, hükmen yenik sayıl diye nasıl söylerim. “

    Karagöz: “ Söyleyemezsin tabi, çünkü korkaksın. Yarın senin evin karşısında koçu şişe takıp kızartacağım. Sakın gelme bir parça et için. Yağma yok “ diyen Karagöz arkasını dönüp uzaklaşmaya başlar. Hacivat’ın seslenmesiyle durup dönen Karagöz’e, Hacivat şöyle der:


    “ Yarın koç benim bahçede kızaracak. Toplanın gelin, kurban bayramı haricinde et yüzü mü görüyorsunuz? “

    Ertesi gün yapılan güreşi Hacivat’ın oğlu Sivrikoz kazanır. Karagöz buna itiraz eder ve Sivrikoz’un daha önce açık düştüğünü ve güreşi oğlu Yaşar’ın kazandığını söyler. Bunun üzerine hakem heyeti toplanır ve karar değişikliği yaparak, Yaşar’ı şampiyon ilan eder. Bu duruma da Hacivat itiraz eder. Hakem heyeti görevsizlik kararı alıp topluca Bursa Kadısı’na giderler.

    Bursa Kadısı, her iki tarafı ve hakem heyetini dinledikten sonra, müsabakayı berabere ilan eder. Kınalı koç kurallara uygun olarak kesildikten sonra, yarısı Sivrikoz’a, diğer yarısı da Yaşar’a verilir. Böylelikle olay tatlıya bağlanır.

    [​IMG]

    Karagöz İle Hacivat (İdam Fermanı)


    Günlerden bir gün, Karagöz, Bursa sokaklarında turşu satarken, yanına bir adam yaklaşır.

    " Ben beni arıyorum ama bulamıyorum. Sen beni buldun mu? " diye sorar. Adamın ne dediğini anlamayan Karagöz sadece " hı " der. Bunun üzerine adam tekrar sorar:

    " Ben kendimi arıyorum ama yokum. Yoksam yokum ve ben yoktan çıkıp, kendimi bulup kendimle kucaklaşmak istiyorum. "

    Karagöz: " Bre adam, kendinle nasıl kucaklaşacaksın ki? İnsan ancak bir başkasıyla kucaklaşabilir. "

    Adam: " İnsanlar çift yaratılmıştır derler. Böyle birşey doğruysa eğer, işte ben bu çiftimi, benzerimi arıyorum. Tıpkısının aynısı ben bu adamı sen tanıyor musun? Görmüşlüğün var mı? "

    Karagöz: " Görmüşlüğüm var. Onunla konuştum bile. "

    Adam: " Gördün mü? Konuştun mu? Nerde gördün, konuştun, çabuk söyle? "

    Karagöz: " Az önce görmeye, konuşmaya başladım. Şimdi de onu görüyorum, konuşuyorum. O sensin ya. "

    Karagöz ile konuşan, onu ara sokaklara çeken, Hacivat'tır. Ulucami'nin yapım işinde çalışan Karagöz ile Hacivat sık sık tartışarak caminin yapımını geciktirince, padişah Orhan Gazi bunun nedenini mimardan öğrenir ve Karagöz ile Hacivat hakkında idam fermanı çıkarır. Ertesi gün tebdil kıyafet camiye gelen Orhan Gazi, Karagöz ile Hacivat'ın tartışmalarını izler ve gülümsemekten kendini alamaz. Saray dönünce, verdiği ölüm kararı için pişman olur. Padişah, fedailerinden birini, Hacivat'a gönderir. Fedai, Hacivat'a, tanınmaması için ne lazımsa yapıp, Karagöz'ü de yanına alıp, Bursa'dan gitmelerini ve kurtulmalarını söyler.

    Hacivat evine gider ve sakallarını keser, sadece bıyıkları kalır. Yıllardır giymediği elbiselerini giyer, Karagöz'ü arar. Hacivat'ın Karagöz'ün yanına gidince sesini değiştirerek konuşmasının sebebi; Karagöz'ün şaşırmasını sağlayarak daha ne olduğunu anlamadan, onu Bursa'dan uzaklaştırmaktır. Hacivat olanları Karagöz'e küt diye anlatsa, padişahın idam fermanına karşı gelmek istemeyecek Karagöz, kendini celladın önüne atacaktır.

    Hacivat Karagöz'ü Bursa dışına çıkarınca normal sesiyle konuşmaya başlar, Hacivat olduğunu söyler ve olanları anlatır. Karagöz Hacivat'ı yıllardır sakallı gördüğü için, sakalsız haline güler ve Hacivat'la alay eder. Hacivat'ın tanınmamak için sen de sakalını kesmelisin demesi üzerine Karagöz:

    " Sen ne diyorsun Hacivat? Ben hayatta sakalımı kesmem. " der.

    Bunun üzerine Hacivat:

    " Sakalını kesmezsin ama tanınır da yakalanırsan ne olacak? İnsanın hayattaki en önemli amacı, hayatını devam ettirebilmesi olmalı. Geride kalacak karını, çocuğunu düşün. Onlar sensiz ne yapar, ne yer, ne içerler? " der.

    " O da doğru ya. "

    " Gel bakalım, şu dere boyunda traşını ol. Erkek adama bıyık da yakışır. "

    Traştan sonra Hacivat, Karagöz ile birlikte, yakındaki bir çiftlikten iki at satın alırlar ve atlarına binip hep batıya doğru yol alarak, Balıkesir taraflarına giderler. Birkaç yer dolaştıktan sonra, bir köyde iş bularak, tarlada ırgat olarak çalışmaya başlarlar.

    İki ay içinde çalışkanlıkları ve doğrulukları sayesinde köydekilerle sağlam dostluklar kuran Karagöz ile Hacivat, bu arada kendilerine birer ev yaparlar. Köylülerin yardımıyla ailelerini buraya getirtirler ve uzun yıllar boyunca sakin bir hayat yaşarlar.

    Bu arada Karagöz ile Hacivat'ın idam edildikleri söylentisinin çıkması üzerine arkadaşları Şeyh Küşteri çok üzülür ve perde gerisinde Karagöz ile Hacivat oyunu oynatmaya başlar. Oyun, Bursa halkı tarafından çok beğenilir ve zamanla tüm Anadolu'ya yayılır. O köyde ve civar köy ve kasabalarda pek çok defa kimliklerini belli etmeden oyunları seyreden iki dost çok önemli bir ayrıntı hariç, oyunları beğenirler.

    Karagöz'ün hemen her oyunda Hacivat'a vurup, O'nu dövmesi...

    Bu durumun açıklamasını Karagöz şöyle yapar:

    " Ben Hacivat'a neden vurayım? O tam bir beyefendi. Bana her zaman yardımcı oldu. İşsiz, parasız kaldığım durumlarda bana iş buldu. Bu durum beni üzüyor. "

    Hacivat ise:

    " Yok efendim, yok. Dayak, vurma falan yok. Bu oyunu oynatanlar, ilgiyi en üst düzeyde tutabilmek için, Karagöz'e beni dövdürtüyorlar. Gerçekte, Karagöz bana bir fiske dahi vurmamıştır. Oyun oynanırken, Karagöz bana vurduğunda seyredenler gülmeseler, zamanla bu kötü hareketin oyun harici kalacağına inanıyorum.

    [​IMG]
     
  2. Esram

    Esram Yeni Üye

    Karagöz ve Hacivatın diyalogları insanı gülmekten kırıp geçiriyor
     
  3. misafir

    misafir Misafir

    yha daha çok konuşmalar paylaşın ama kısa ve öz olsun acillll:mad::mad::mad::mad::mad::mad::mad::mad:
    lütfen :(:(
     
  4. girişken

    girişken Misafir

    Bu ikilinin diyologları gerçekten çok güzel.
     
  5. Misafir

    Misafir Misafir

    Önceleri televizyonlarda çıkar bizler daha fazla fikir sahibi olurduk
     
  6. Misafir

    Misafir Misafir

    çok güzel ... ha ha:D:cool::rolleyes::D:):(:eek::confused::confused:
     
  7. Misafir

    Misafir Misafir

    hacım hacım perı bacalım
     
  8. Muhibbi

    Muhibbi Yeni Üye

    Dünyanın en eğlenceli sanatlarından birisi.
     
  9. Şaban

    Şaban Yeni Üye

    geleneksel turk tıyatrosu nun en ıyı oyunu
     
  10. Misafir

    Misafir Misafir

    hiç birşey yok aradım bulamadım çok saçma:D:mad::p:confused:
     
  11. gülsüm

    gülsüm Misafir

  12. qL_HonDa

    qL_HonDa Misafir

    Bu "Hacivat ve Karagöz" oyunları insanı gülmekten olduruyor ya. Süper ! :D:D:D:D
     
  13. Misafir

    Misafir Misafir

    aynennn kısa ve öz çook acillllllllll:rolleyes::mad::):D
     
  14. Elif Dilara

    Elif Dilara Yeni Üye

    Karagöz ve Hacivat'ın diyaloglarına bayılıyorum
     
  15. misafir

    misafir Misafir

    Karagöz - Hacivat Söyleşmeleri
    (İki arkadaş beraber yürüyorlar)


    HACİVAT - Karagöz'üm yüzyıllardır herkesi güldürürsün ama senin yüzünün güldüğünü ben pek kolay kolay göremiyorum

    KARAGÖZ - Köftehor, benim gibi bir gün iş bulur, üç gün işsiz kalırsan sen de gülmezsin!
    HACİVAT - Canım hemen kızma! Bakıyorum bugün gözlerinin içi gülüyor da onun için söyledim
    KARAGÖZ - Hay hay, gözlerimin içi gülüyor, burnumun dışı göbek atıyor, kulaklarımın kenarı yerlere yatıyor
    HACİVAT - Hah hah hah! Yine yanlış anladın, yani bugün pek neşelisin!
    KARAGÖZ - Öyle söylesene!
    HACİVAT - Pekalâ, böyle neşeli olmanın sebebi ne acaba?
    KARAGÖZ - Hiç sorma Hacı Cavcav, meğer bilgili olmak ne güzel şeymiş!
    HACİVAT - Haklısın Karagöz'üm ama bunun neşeli olmakla ne ilgisi var?
    KARAGÖZ - Olmaz olur mu? Kaç gündür oğlum bana ilkokul ders kitaplarını okuyor
    HACİVAT - Şimdi anladım Çok güzel ama kendin neden okumaya başlamadın?
    KARAGÖZ - Köftehor bir yanda da okuma-yazma çalışıyorum Sonra tekrar kendim okuyacağım
    HACİVAT - Desene bilgi dağarcığını dolduruyorsun!
    KARAGÖZ - Bilgi kabarcığımı dolduruyorum
    HACİVAT - Efendim kabarcık doldurmak falan değil, yani bilgin artıyor
    KARAGÖZ - Hay hay, hem de neler neler öğreniyorum Hele dünyanın döndüğünü hiç bilmiyordum da hemen belime bir ip hazırladım
    HACİVAT - ALLAH ALLAH belindeki ip ne olacak?
    KARAGÖZ - Dünya olmadık zamanda hızlı dönmeye başlarsa, beni birden bulutlara fırlatmasın diye kendimi hemen belimden bir yere bağlayacağım
    HACİVAT - Karagöz'üm, anlaşılan senin bilgin de artsa saçmalamaktan vazgeçmeyeceksin!
    KARAGÖZ - Asıl sen saçmalama da, kendine sağlam bir ip bulup beline sar!
    HACİVAT - Sen şimdi ipi bırak da soracaklarıma cevap ver Bakalım neler öğrenmişsin?
    KARAGÖZ - Sor da hemen vızır vızır cevabını al!
    HACİVAT - Aferin! Önce matematik
    KARAGÖZ - Mavi patik öğrenmedim
    HACİVAT - Değil efendim, yani hesap, kitap Meselâ iki iki daha ne eder?
    KARAGÖZ - Bunu bildim Hacı Cavcav, iki tane iki eder
    HACİVAT - ALLAH iyiliğini versin, ne bilmesi
    KARAGÖZ - Pataklarım ha, sen de zor şeyler sor!
    HACİVAT - Sivrisinek deyince aklımıza ne gelir?
    KARAGÖZ - Ne gelecek, benim aklıma şişko sinek gelir
    HACİVAT - Senin aklına gelir
    KARAGÖZ - Bekleme, başka şeyler de sor!
    HACİVAT - Pekâla, çok kolay bir soru
    KARAGÖZ - Kolay sorma pataklarım, en zorunuda sor!
    HACİVAT - Pekâla, çok kolay bir soru
    KARAGÖZ - Kolay sorma pataklarım, en zorundan sor!
    HACİVAT - Hele sen dinle! Bir gün kaç saattir?
    KARAGÖZ - Köftehor, bizim duvar saati kaç aydır bozuk Ne bileyim bir gün kaç saat

    HACİVAT - Karagöz'üm şimdi soracağımı bilmek için okula bile gitmeye gerek yok İyi düşün!
    KARAGÖZ - Düşündüm, çabuk sor Hacı Cavcav!
    HACİVAT - Efendim, şu bildiğimiz su kaç şekilde bulunur
    KARAGÖZ - Bunu bilmeyecek ne var?
    HACİVAT - Âferin Karagöz'üm, söyle bakalım?
    KARAGÖZ - Bardakta, sürahide, banyo kazanında
    HACİVAT - ALLAH iyiliğini versin! Su akıcı olarak, buhar ve donmuş olarak üç şekilde bulunur
    KARAGÖZ - Düşündükten sonra onları da söyleyecektim
    HACİVAT - Ağzımda kaç diş bulunur?
    KARAGÖZ - Adamına göre değişir Hacı Cavcav! Kiminde otuz tane olur Kiminde üç tane Bazılarında da takma diş olur
    HACİVAT -Sinirim bozulmadan ben gideyim (Giderler)
     
  16. Taha

    Taha Yeni Üye

    Kargöz ve Hacivat izlemek gerçekten çok eğlenceli
     
  17. Erdem

    Erdem Misafir

    Arkadaşlar güzel ama çok uzun :)...Ben bu:Hacivat ile Karagöz'ü çok sevdim.İhtiyacını olursa Striker Süperstarsta'yım Adım ErdemKulca_7 22 yaşındayım :D.Bay (byyyy)
     

Sayfayı Paylaş

Misafirler bu sayfaya şu kelimeleri arayarak geldiler:

  1. hacivat karagöz komik konuşmaları

    ,
  2. hacivat karagöz kısa diyalogları

    ,
  3. karagöz ve hacivat komik diyalogları

    ,
  4. karagöz hacivat konuşmaları kısa ve komik,
  5. hacivat ve karagözün en komik hikayeleri