İşte Türk Kadınına verilen Armagan..Yıl 1934..

Konu, 'Kadın Hakları' kısmında yosun tarafından paylaşıldı.

  1. yosun

    yosun Süper Yönetici

    İşte Türk Kadınına verilen Armagan..Yıl 1934..


    Ulu önder Ataturk,5 Aralık 1934 tarihinde Türk kadınına hakların en büyüğü olan “Seçme ve Seçilme” hakkı tanınmıştır.

    Keske,“Seçme ve Seçilme” ile “kadının insan hakları” da tanınsaymıs...
    Atatürk Türk kadınının seçme ve seçilme hakkının verilmesinin ardından şöyle seslenmiştir:

    “Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medenî mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir.

    Siyasî hayatla, belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu seferde milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medenî memleketlerin bir çoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve liyakatla kullanacaktır.”

    Acaba 21. Yüzyıl Türkiyesinde Türk kadını Atatürk’ün dediği gibi seçme ve seçilme hakkını “Selahiyet” ve “Liyakat” la kullanabiliyor mu?

    Bu sorunun cevabı ne yazık ki büyük ölçüde “HAYIR!” dır…

    Secme secilme hakkımız var ama, yasama hakkımız hala verilemiyor nedense.

    Atatürk, 1 Eylül 1925' de İkdam Gazetesi' nde yayınlanan bir beyanatında şöyle dedi:

    "Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştemal veya buna benzer birşeyler asararak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır".

    1980 sonrası iktidarların dini siyasete âlet etme çabaları neticesinde kadını geri plana itme uygulamaları hız kazanmıştır. Türk kadını 1934 yılından daha da gerilere götürülmeye çalışılmaktadır. Siyasete atılması baba, erkek kardeş, akraba veya eş tarafından engellenmekte, oy kullanırken kendi iradesi, aile baskısı neticesinde ipotek altına alınmaktadır.

    Ülkemizde yaşanmaya devam eden kadınlara özgü insan hakları ihlalleri listesini değişik alanlarda çeşitlendirerek uzatmak mümkün. Aile içi şiddet, namus cinayetleri, bekaret kontrolü uygulamalarından dolayı meydana gelen intihar vakaları, işyerinde, sokakta yaşanan cinsel taciz olayları…

    Türk kadını, yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli, inançlı ve güçlü desteği Atatürk' ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmiştir.Ne yazık ki son yıllarda dini siyasete alet eden erkek egomanyasının eline gectigi için kadın karanlık caglara cekilmektedir..Kadın din simsarlarının ideolojilerine kurban edilmektedir...

    Gonul ister ki,kadınlar, toplumun sorunları karşısında erkeklerin müsaade ettikleri alan ve ölçüde yer alma yerine, ataerkil toplumun sınırlarını aşmalıdırlar.

    21.Yüzyıl Türkiyesinde “Töre cinayetleri”, ve “Berdel” uygulamaları ile kadınlarımız ülke gündemine oturmuştur.

    74 Yıl önce Atatürk’ün kadınlarımıza vermiş olduğu seçme ve seçilme hakkı büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalmış, kadınımız ne yazık ki uygulamada ailesinin seçtiğini seçmiş, kendisi ise seçilememiştir…

    Bu yüzden “kadının insan hakları” bir azınlık grubuna ait özel alanla kısıtlı kalan bir sorun değil, toplumsal kalkınma sürecinin temel taşlarından biridir. Ailede demokrasi olmadan toplumda da demokrasi olmayacaktır.

    Tum bu olumsuzluklara ragmen, Seçme ve seçilme hakkımızı elde etmenin 74. yılı kutlu olsun!

    Nasıl olacaksa bu ülke kosullarında...

    .....
     
  2. M

    Mavi Sağlık Ekibi

    Kadınlarımız tarihin her safhasında onurluydu. Bu onur dahada ileriye gidecektir.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş