islamda Kaynana ve Kayınbaba Hakları

Konu, 'Dini Bilgiler' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    Kaynana ve Kayın Baba yada Kaynata ile küsmenin yada darılmanın nelere sebebiyet verecegini bir kardeşimiz sormuş.

    Karım anne babamla görüşmeme kararı aldı, ben de bundan dolayı kayınbaba ve kayınvalidemle görüşmeyeceğim. Dinimizin bu konudaki hükmü nedir?

    Annemin çeşitli zamanlarda eşime(karıma) karşı söylediği kırıcı laflardan dolayı eşim, şimdi ömür boyu anne ve babamla görüşmeme kararı aldı, bende kısasa kısas olsun diye eşimin anne ve babası ile görüşmüyorum.İslami açıdan karıma "bu durum normal değil günaha giriyoruz, sılai rahim yapamazsak kurtuluşmuz olmaz"diyorum.Evliligimiz boyunca onun anne ve babasının da bana yanlışları oldu ama ben onun gibi değilim.Karım inançlı biri ama bunu kendine anlatamadığın söylüyor. Ona bir cevap verir misiniz?

    [​IMG]

    Cevap
    Değerli Kardeşimiz;

    Eşiniz yanlış yapıyor diye sizin de yanlış yapmanız gerekmez.

    Siz kayınvalide ve kayınbabanızla görüşmeye devam edin ki eşinize de örnek olasınız.

    Aksi halde her ikiniz de mesul ve günahkar olursunuz.

    Akraba ile alakayı kesmek büyük günahlardandır.

    Unutmayın ki bir gün sizler de kayınbaba ve kaynana olup yaptıklarınızın aynısıyla karşılaşabilirsiniz.

    İnsanın en çok değer verdiği ve üstünde titrediği evlatlarıdır. Evlatlarının büyüyüp de kendilerinden kopmasını bahsettiğiniz sorunları yaşamasını hiç istemezler. Büyüklerimiz her ne kadar hatalı da olsalar alttan alıp şefkatle yaklaşması gereken küçüklerdir.

    Anne babanızın hataları varsa güzel bir dille onları incitmeden uyarabilirsiniz. Küsmek kesinlikle caiz değildir.

    Bir insanın bir hatası olsa dahi binlerce güzel özelliği vardır.

    Bir gemide bir cani olsa yüz de masum olsa o gemi hiç bir adalet kanunu ile batırılamaz. Çünkü bir masumu cezalandırmak için yüz masumun ölmesini arzu edemezsiniz.

    Öyle de bir insanda bir kaç kötü özellik bulunsa dahi o insanda çok güzel özellikler bulunmaktadır. En başta Müslüman olması tüm hatalarını görmezden gelmemizi gerektiren bir güzel özelliktir. Müslüman olmasının hatırına hatalarını affetmek gerekir.

    Hatasız insan arayan dostsuz kalır. Şimdi siz affedin ki ilerde çocuklarınız da sizleri affetsin.

    Allah'ın Resûlünün, Kim, din kardeşini bir yıl terkedip küs durursa, onun kanını dökmüş gibi günaha girer.(Ebû Dâvûd, Edeb, 47.), Müslümanın din kardeşine üç günden fazla küs durması helal değildir. Kim müslüman kardeşini üç günden fazla terkeder ve o hâl üzere ölürse cehenneme girer.(Ebû Dâvûd, Edeb, 47.) hadisleri de dargın durmanın dinî açıdan tasvip edilmediğini vurgulayan türden argümanlardır.
     

    Ekli Dosyalar:

  2. Murat

    Murat Yönetici

    Öncelikle, kadının anne ve babası İslam'a göre kendileriyle ilişkinin kesilmesi gereken kimseler değilse, kadını onları eve almaktan menetmenin uygun olmadığını ifade edelim.

    Adı geçen hadis ifadesinin tercümesi şöyledir:

    "Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır.'' (Tirmizî, Rada’, 11; İbn Mace, Nikah, 3)

    Bazı alimlere göre, burada zikredilen “hoşlanmadığınız içbir kimseler”den maksat, hem erkek hem de kadınlardır.(bk. Tuhfetu’l-ahvezî, ilgili hadisin şerhi).

    Hadisten öyle anlaşılıyor ki, “Ev sahibinin hoşlanmadığı kimseler”, evin huzurunu bozacaklarından endişe ettiği kimselerdir. Bu endişe, bir kısım namahremlere karşı olabileceği gibi, mahremlere karşı da olabilir. Bu açıdan bakıldığında, kadının anne-babası da olsa, evin huzurunu bozacaklarından haklı bir endişe varsa, bu uyarı onlar için de geçerlidir. Yoksa, durup dururken, bir damat kaynana veya kayınbabasının eve gelmemesini söylemesi için anormal olması gerekir. Kaldı ki, kaynana ve kayınbabanın hakkına-hukukuna riayet etmek her iki tarafa da gereklidir.

    Özetlersek, kadın kocasının izni olmadan kendi anne ve babasını da eve alamaz. Fakat boş yere, damat'da onları evinden uzaklaştıramaz.
     
  3. t

    tuana Yeni Üye

    Konumuza bir "Gelin-Kaynana" hikayesiyle başlayalım isterseniz. "Uzun yıllar önce, Çin'de Lili adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Birkaç ay sonra, bitmez tükenmez gelin-kaynana kavgalarından ev, hem onun hem de annesi ile karısı arasında kalan eşi için çekilmez hale gelmiştir.

    Bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya gider ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona, bitkilerden bir zehir hazırladığını ve bunu üç ay boyunca, her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır.

    Yaşlı adam genç kıza, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını da söyler. Sevinçle eve dönen gelin bunları aynen uygular. Her gün kaynanasına en güzel yemekleri yapar. Ona çok iyi davranarak tabağına azar azar zehri damlatır.

    Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişir ve ona kendi kızı gibi davranmaya başlar. Evde artık barış rüzgarları eser. Bu ara gelin, yaşlı kadının artık ölmesini istemez olur ve verdiği zehirlerden pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar.

    Yaşlı adama, kaynanasına verdiği zehirleri temizleyecek bir çare için yalvarır. Yaşlı adam, yaşlı gözlerle şöyle konuşur: "Sevgili Lili, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Gerçek zehir, senin beyninde idi. Sen ona iyi davrandıkça, onunda nefreti sevgiye dönüştü. Böylece siz gerçek bir ana-kız oldunuz. Gül veren elde, gül kokusu kalır." Der.

    Gerçekten de öyle, değil mi?

    Gerçekten de her şeyde olduğu gibi gelin-kaynana meselesinin en önemli ilaçlarından biridir sevgi.

    "Gelin ve Kaynana meselesi" sadece Türkiye’nin değil, neredeyse bütün dünyanın meselesi. Ama bizim ülkemizde biraz daha büyük bir toplumsal bir yara haline gelmiş durumda.


    Gelin ile kaynana anlaşmazlığı, fıkraların, esprilerin, şakaların ve dedikoduların en zengin malzemesi görülse bile, gelin-kaynana anlaşmazlığı, -Allah korusun- bazen öylesine ciddi noktalara gelir ki yuvanın yıkılmasına, aile içi düşmanlıklara, onarılmaz sosyal yaraların açılmasına bile neden olabilmektedir.

    Aslında, her gelin ve kaynana arasında sorun yoktur. Bazı gelin ve kaynanalar, gayet güzelce anlaşır ve geçinirler. Ama bazı aileler de durum tam tersinedir.

    Kaçınılmaz Soru; Kim Suçlu?

    Gelin ve kaynana anlaşmazlığında peki suçlu kimdir? Gelinler mi? Kaynanalar mı? Yoksa üçüncü kişiler mi? Yoksa hepsi mi?..

    Kimi dinlerseniz, suçlu hep karşıdakidir. Gelinleri dinlerseniz, suçlu kaynanadır. Kaynanaları dinlerseniz suçlu, gelindir. Halbuki meseleyi iyice araştırırsanız, suçlu bazen gelin çıkar, bazen kaynana, bazen de her ikisi birden.

    Aslında herkes üzerine düşen görevi yapsa ve adalet, sevgi ve insaf düzeyinde hareket edilse, sanırız ortada hiç bir sorun kalmayacaktır.
    Ne yazık ki maneviyatsızlık, cahillik, çekememezlik, bencillik, sorumsuzluk, anlayışsızlık, hürmetsizlik ve insanların birbirini kabullenememesi gibi olumsuz tutumlar, bu meselenin en önemli nedenlerini oluşturur.

    Ey gelinler, kayınvalideler! Lütfen bir düşünün…

    Allah aşkına neyi paylaşamıyorsunuz? Aç mı kaldınız, açıkta mı kaldınız, soğukta mı kaldınız, çamaşırları ve bulaşıkları elde yıkaya yıkaya elleriniz mi yarıldı?..

    Sevgili Peygamberimizin sevgili kızı Hz. Fatıma (radıyallahu anha) gibi taş değirmeniyle un öğüteceğim diye elleriniz kopacak mı hale mi geldi? Tarlalarda ellerinizle mahsul mü topluyorsunuz? Yoksa yüzlerce hayvanı sağacağım diye güneşin altında bayılacak duruma mı geldiniz? Acaba rahatlık, bizi tembelliğe ve naza mı düşürüyor!

    Yok efendim, ‘gelin benden izinsiz niye gezmeye gitti?’ Yok efendim ‘kaynanam niye bana karışıyor? ‘Gelin hanım niye erkenden kalkmıyor? Kaynanam niye benim evimde oturuyor? Niye?.. Niye?..
    Diye, eften püften meselelerle aileler içinde fırtınalar koparılıyor, evin içinde hakimiyet mücadelesi veriliyor.

    Herkes İçin Tavsiyeler

    Lütfen, hanımlar! Akıllı olalım, anlayışlı olalım, birbirimizi sevelim. Kayınvalideler gelinlerini öz kızları gibi görüp öyle davransınlar. Gelinler de kaynanalarını anneler gibi görsünler. Bir anne kendi kızının hatasını nasıl örter ve görmezden gelirse, gelinlerimizin de hatalarını, kusurlarını örtelim, görmezden gelelim.

    Bir gelin de şöyle düşünsün. Nasıl kendi annemizin sert sözlerine ve uyarılarına alınmıyorsak kayınpeder ve kayınvalidemizin sözlerinden de alınmayıverelim.

    Gelin hanımlar! Sizler, hukuken kayınvalide ve kayınpederlerinize bakmak zorunda değilsiniz. Ama diyaneten, vicdanen kocanızın hatırı için onlara elinizden geleni sevgiyi, saygıyı, ilgili, alakayı, yardımı esirgemeyin. Eğer siz büyüklerinize iyi davranırsanız, bilin ki siz de çocuklarınızdan ve gelinlerinden iyi muamele görürsünüz. Etme bulma dünyasında yaşıyoruz. Bunlar tecrübeyle sabit şeylerdir.

    Eğer siz kocanızın anne ve babasına iyi davranırsanız, kocanızın duasını alırsınız, rızasını kazanırsınız. Kocasına itaat eden ve razı eden hanımların cennete gireceğini Sevgili Peygamberimiz haber veriyor.

    Kaynanalar, kayınpederler! Sizler de gelinlerinize kızınıza davrandığınız gibi davranın. Eve yeni gelen genç gelinin hayat tecrübesi az olabilir. Onun da öğreneceği çok şeyler var.


    Kayınvalidelerimiz kendi gelinliklerini düşünsünler. Siz gelinken, kayınvalidenizden nasıl tavır takınmasını beklediyseniz, sizler o tavrı gelinlerinize gösterin.

    Gelinlerinize gayet şefkatle, anlayışla yaklaşın. "Kızım, yavrucuğum" deyin. Bir hata yaptıysa "Önemli değil, olur böyle şeyler deyin." Kırılan bir cam bardağını bahane edip onun haysiyetini rencide etmeyin.

    Gelininizi kimse kötülemeyin. Oğlunuzla gelininizin arasına girmeyin. Onları başbaşa bırakın. Onların mutluluğuyla siz de mutlu olun. Onları kıskanmayın. Birbirlerine yakıştığını söyleyin. Aralarındaki tatsızlıkları adaletle halletmeye çalışın. Oğlunuzu eşine karşı tahrik etmeyin.

    Şunu unutmayalım ki, haklı olmayan sebeplerle gelinine düşmanlık yapan ve oğlunu gelininin üzerine saldırtan kaynana ve kayınpederler, hem oğullarını ve hem gelinlerini kendilerinden soğuturlar, hatta onları kendilerinden uzaklaştırırlar ve yalnız başlarına kalakalırlar.

    Biz müslüman insanlarız. Müslüman barış insanıdır. Ailede barış, sokakta barış, ülkede barış, dünyada barış bizim düsturumuzdur. Sevgili Peygamberimiz (sav); "Sevmeyen ve sevilmeyen insanda hayır yoktur." Buyuruyor. Onun için hepimizi insan olarak, kayınpeder olarak, kayınvalide olarak, gelin olarak, damat olarak, bir birey olarak, seven ve sevilen insan olmaya çalışacağız. Şeytan ve nefsimizin oyunlarına gelmemeliyiz.

    Kaynanalar, kayınpederler, gelinler, damatlar, görümceler, eltiler… Kim olursak olalım, lütfen kul hakkına girmeyelim. Allah bütün yaptıklarımızı görüyor. Evet kul hakkını ve zulmü Allah'ın affetmeyeceğini iyi bilelim.

    Gelin kimsesiz, destekçisi yok diye ona eziyet etmeyelim. Ya da kayınvalide yaşlı-başlı, savunacak kimsesi yok diye, ona da eziyet etmeyelim, hor davranmayalım. Unutmayalım ki Allah, mazlumun ve mağdurun yanındadır. Zalim kim olursa olsun, ister gelin, ister kayınvalide muhakkak Allah o kişinin hasmıdır ve iki alemde de iki yakasını bir araya gelmez.

    Gelin, kaynana, kayınpeder, damat, oğul, elti, görümce vs. olarak bize düşen görev; sevgi, saygı, birlik, beraberlik, dayanışma gibi güzel hasletlerin yer aldığı örnek bir aile yuvası tesis etmektir.
     
  4. A

    Abdullah Yeni Üye

    Konumuza bir "Gelin-Kaynana" hikayesiyle başlayalım isterseniz. "Uzun yıllar önce, Çin'de Lili adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Birkaç ay sonra, bitmez tükenmez gelin-kaynana kavgalarından ev, hem onun hem de annesi ile karısı arasında kalan eşi için çekilmez hale gelmiştir.

    Bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya gider ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona, bitkilerden bir zehir hazırladığını ve bunu üç ay boyunca, her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler.Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır.

    Yaşlı adam genç kıza, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını da söyler. Sevinçle eve dönen gelin bunları aynen uygular. Her gün kaynanasına en güzel yemekleri yapar. Ona çok iyi davranarak tabağına azar azar zehri damlatır.

    Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişir ve ona kendi kızı gibi davranmaya başlar. Evde artık barış rüzgarları eser. Bu ara gelin, yaşlı kadının artık ölmesini istemez olur ve verdiği zehirlerden pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar.

    Yaşlı adama, kaynanasına verdiği zehirleri temizleyecek bir çare için yalvarır. Yaşlı adam, yaşlı gözlerle şöyle konuşur: "Sevgili Lili, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Gerçek zehir, senin beyninde idi. Sen ona iyi davrandıkça, onunda nefreti sevgiye dönüştü. Böylece siz gerçek bir ana-kız oldunuz. Gül veren elde, gül kokusu kalır." Der.

    Gerçekten de öyle, değil mi?

    Gerçekten de her şeyde olduğu gibi gelin-kaynana meselesinin en önemli ilaçlarından biridir sevgi.

    "Gelin ve Kaynana meselesi" sadece Türkiye’nin değil, neredeyse bütün dünyanın meselesi. Ama bizim ülkemizde biraz daha büyük bir toplumsal bir yara haline gelmiş durumda.


    Gelin ile kaynana anlaşmazlığı, fıkraların, esprilerin, şakaların ve dedikoduların en zengin malzemesi görülse bile, gelin-kaynana anlaşmazlığı, -Allah korusun- bazen öylesine ciddi noktalara gelir ki yuvanın yıkılmasına, aile içi düşmanlıklara, onarılmaz sosyal yaraların açılmasına bile neden olabilmektedir.

    Aslında, her gelin ve kaynana arasında sorun yoktur. Bazı gelin ve kaynanalar, gayet güzelce anlaşır ve geçinirler. Ama bazı aileler de durum tam tersinedir.

    Kaçınılmaz Soru; Kim Suçlu?

    Gelin ve kaynana anlaşmazlığında peki suçlu kimdir? Gelinler mi? Kaynanalar mı? Yoksa üçüncü kişiler mi? Yoksa hepsi mi?..

    Kimi dinlerseniz, suçlu hep karşıdakidir. Gelinleri dinlerseniz, suçlu kaynanadır. Kaynanaları dinlerseniz suçlu, gelindir. Halbuki meseleyi iyice araştırırsanız, suçlu bazen gelin çıkar, bazen kaynana, bazen de her ikisi birden.

    Aslında herkes üzerine düşen görevi yapsa ve adalet, sevgi ve insaf düzeyinde hareket edilse, sanırız ortada hiç bir sorun kalmayacaktır.
    Ne yazık ki maneviyatsızlık, cahillik, çekememezlik, bencillik, sorumsuzluk, anlayışsızlık, hürmetsizlik ve insanların birbirini kabullenememesi gibi olumsuz tutumlar, bu meselenin en önemli nedenlerini oluşturur.

    Ey gelinler, kayınvalideler! Lütfen bir düşünün…

    Allah aşkına neyi paylaşamıyorsunuz? Aç mı kaldınız, açıkta mı kaldınız, soğukta mı kaldınız, çamaşırları ve bulaşıkları elde yıkaya yıkaya elleriniz mi yarıldı?..

    Sevgili Peygamberimizin sevgili kızı Hz. Fatıma (radıyallahu anha) gibi taş değirmeniyle un öğüteceğim diye elleriniz kopacak mı hale mi geldi? Tarlalarda ellerinizle mahsul mü topluyorsunuz? Yoksa yüzlerce hayvanı sağacağım diye güneşin altında bayılacak duruma mı geldiniz? Acaba rahatlık, bizi tembelliğe ve naza mı düşürüyor!

    Yok efendim, ‘gelin benden izinsiz niye gezmeye gitti?’ Yok efendim ‘kaynanam niye bana karışıyor? ‘Gelin hanım niye erkenden kalkmıyor? Kaynanam niye benim evimde oturuyor? Niye?.. Niye?..
    Diye, eften püften meselelerle aileler içinde fırtınalar koparılıyor, evin içinde hakimiyet mücadelesi veriliyor.
     
  5. M

    Muhibbi Yeni Üye

    Gelinler çok çekiyor kaynanalarından
     
  6. Şaban

    Şaban Yeni Üye

    Unutmayın ki bir gün sizler de kayınbaba ve kaynana olup yaptıklarınızın aynısıyla karşılaşabilirsiniz.
     
  7. Şuşu

    Şuşu Yeni Üye

    Anne ve babaya bakmakla yükümlü oluyoruz fakat gelin olarak kaynana ve kayınbabaya bakmakla yükümlü olunmadıgını biliyorum tamamen vijdana bağlı
     
  8. m

    manisalı Misafir

    s.a kardeşlerim bence suç her ikisinde de çünkü gelin annesi gibi kayınvalide de kızı gibi görmediği için bu sorunların hepsi...bazı gelinler var öyle cahillerki,sonradan görme görgüsüzlerki afedersiniz,gerçekten çok tuhaflar.ben anlıyamıyorum benim annem abimin eşini yengem bile demek istemiyorum.annemin dilinden kızım kızım lafı düşmez tek kız olduğum halde annem bana kızım kızım demez ama ona diyor,ellerini,yüzünü öpüyor,seviyor.beni bile öyle sevmiyor...ama gelin hanım amacı neyse ben anlayamıyorum anneme küsüyor sebepsiz küsüyor...gerçekten ben hiç anlayamıyorum ve allah yolunda okumuş dinini kitabını bilen birisi diye aldık kardeşime,küs durmak anmazla 3gün sürmeli peygamber efendimizin parmağı kanar o kişiyle barışmadıkça,en önemlisi o hal üzerine ölürse cehenneme gider,duası kabul olmaz...daha bir sürü şeyler var ve bunların hepsini bilen birisi bile bile yalan söylüyor ve bilerek yaparsan daha büyük günah.....
     
  9. islama iftira atıyorsunuz ortalığa fitne salıyorsunuz anne babaya bakmak zorunda değilsiniz kelimesi bir yahudi uydurmasıdır.kuranda bir sürü ayette ana babaya bakınız diyerek bu ayetleri nereye koyacaksınız bu ayetlerle nasıl amel edeceksiniz.
     
  10. b

    birgelin Misafir

    kayin valide kayin baba, ne gelinin ne damadin anne babasi. Erkek anne babasina bakmakla yukumlu, esi deyil.
     
  11. g

    gelinnnnn Misafir

    sevgili arkadaşlar siz ne sevgisinden bahsediyorsunuz ben 8yıllık evliyim hayata küstüm kendi anneme yapmadığım hizmeti kaynanama yaptım ne yaptıysam olmadı benim yerime oğluyla yatmaya başladı kocamı bana karşı kışkırttı küçük gördü ortam içinde laf söylemeleri tripleri benim psikolojimi bozdu kocada bitiyor iş eğer eşin sahip çıkmıyorsa hiçbir kaynana kızı yerine görmez gelinini 6ve 4yaşında evladım var birlikte oturuyorduk ayrıldık hep tek başıma mücadele ettim ben görüşmesem de çocuklara müsaade ediyordum busefer çocuklara anneniz beceriksiz herşeyinizi ben alıyorum ananenizin dediğini değil benim gözümün içine bakıcaksınız diye kışkırtmaya başladı ben istanbulda yaşıyorum ailem izmirde senede 1kere gidiyorum zaten birlikteykende kendi ailemle görüşmemi çok istemiyodu ne zaman görüşsem 1hafta hasta yatıyorum panik atak hastası oldum ben düşünüyorum acaba nerde hata yaptım hizmette saygıda kusur etmedim otur dedi oturdum kalk dedi kalktım biz eşimle çocuklarla dolaşmaya gidiyorduk onu bazen davet ediyor bazen etmiyorduk etmediğimiz zaman 2gün konuşmuyordu benle söylediği laflar hala aklımda atamıyorum ben hiçbirzaman kötü insan olmamak için çabaladım ezildim inançlı biriyim ama artık sağlığımdanda oldum eşime karışmam görüşsün ailesiyle ama ben kesinlikle görüşmeyi düşünmüyorum çocuklarımıda artık göndermicem onlarında kafasını karıştırıyo bana yardım edin lütfennn günaha giriyorum belki ama içimde hiçbir sevgi kalmadı yüzünü görünce yaşattıkları aklıma geliyo lütfen bana yardım edinn.....
     
  12. çaresiz

    çaresiz Misafir

    Benim kaynanam bana dünyayı dar etti.ne yaptıysam yaranamadım.hiç yapmadığım şeyleri yaptı diye iftira etti.ağzımdan yalan çıkmamasısına rağmen beni hep yalanladı.eşime de bişey evde olan biteni söylemiyorum
    Huzurumuz bozulmasın diye.ama olan bana oluyor.iyice psikolojim bozuldu.eğer müslüman olmamış olsaydım hayatıma son vermeyi bile düşünürdüm.aynı evde birlikte yaşıyoruz. Bıktom artık.Allahtan başka sığınacağım kimsem yok.ailem uzakta.aileme de evimle ilgili sırlarımı söylemedim.Rabbim tüm grlinleri hasetlik fesatlık düşünen kaynanalardan korusun.
     
  13. u

    umran yavuz Misafir

    uzuldum cnm senin adina ama bu bi gercekkki kaynanalar gelinleri cekemez sabrina hayran kaldim ama ben senin gibi yapamazdim inan
     
  14. c

    catesiz gelin Misafir

    Bende artij kayinvalideme dayanamiyorun hergun kavga hergun huzursuzluktan biktim artik yasamak bile istemiyorum esim askere gitmiyecek olsa bir dk bile durmayacagiz ama mecbur katlanmak zorundayim ama esim gidince napicm bilmiyorum annem yerine koydum sevdim her istedigini yaptim birgun bile kirmadim ama yaranamadim esimle ben ne yapsak yaranamiyoruz evlat ayirimi yapiyor bilemiyorum artij ne yapacagimi annem bile gelemiyor artik evime cunku her geldiginda beni sikayet ediyor herkese kimse gelme oldu artik iyice piskolojim bozuldu caresiz ne yapnaliyim bana bir cozum
     
  15. Orko

    Orko Bilgi Sihirbazı.

    Allah anne ve babaların kıymetini bilenlerin sayısını artırsın. Amin.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş