iğne olup yumurtası çatlamayan varmı?

Konu, 'Gebelik' kısmında Hatice tarafından paylaşıldı.

  1. Hatice

    Hatice Yeni Üye

    selam kızlar geçen ay ilk defa yumurta takibi yaptırdım. folikül 22 mm olunca çatlatma iğnesi oldum ama çatlamadı.sonra ovitrelle oldum yine çatlamadı.
    doktorum bir daha ki aya 22 mm olmadan çatlatma iğnesini vurucaz bu ay ç.atlama olmadı kistleşti dedi..buna benzer bir durumla karşılaşan varmı...neden böyle oldu yaaa?
     
  2. I$ık

    I$ık Gümüş Ufağı

    Tedavinin ilk aşaması yeterli sayıda döllenme yeteneğine sahip yumurta hücresi elde edebilmektir. Bu amaçla yumurtalıklar çeşitli ilaçlar ile uyarılırlar. Bu işleme kontrollü ovarian hiperstimülasyon adı verilir. İlk başarılı IVF gebeliği herhangi bir uyarının verilmediği doğal bir adet döneminde elde edilmiş olsa daYumurtalıkların uyarılması nasıl olur? birden fazla sayıda embryo transfer edilmesi başarı olasılığını arttırmaktadırYumurtalıkların uyarılması nasıl olur? daha fazla sayıda embryo elde edebilmenin tek yolu daa daha fazla sayıda yumurta hücresi elde etmektir. Günümüzde dünyadaki hemen hemen tüm üreme sağlığı merkezlerinde KOH uygulanmaktadır.

    Yumurta hücreleri yumurtalıklar içinde follikül adı verilen kesecikler tarafından çevrelenmiş halde bulunurlar. Her adet döneminde birkaç follikül beyinden salgılanan FSH hormonunun etkisi ile büyümeye başlar ve bunlardan sadece 1 tanesi baskın hale gelerek büyümesini devam ettirirken diğerleri küçülür ve canlılığını yitirir. Follikül büyürken içindeki yumurta hücresi de olgunlaşmaya başlar.Baskın follikül yeterli büyüklüğe ulaştığında vücutta birtakım hormonal değişiklikler olur. LH adı verilen hormon ani bir artış ve takiben düşüş gösterir. Bu değişim follikülün çatlamasına neden olur ve içindeki yumurta hücresi karın boşluğuna atılır. Atılan bu yumurta tüpler tarafından yakalanır ve döllenme burada gerçekleşir. KOH'un amacı normalde 1 olan baskın follikül sayısını arttırmak ve daha fazla sayıda olgun yumurta hücresi elde etmektir.

    Kontrollü Ovarian hiperstimülasyon değişik ajanlarla ve değişik yöntemlerle uygulanabilir. Yumurtalıkları uyarmak amacıyla bazı hormonlar kullanılır. Bunlardan tüm dünyada en sık kullanılan klomifen sitrat (cc) olmasına karşın tüp bebek/mikroenjeksiyon uygulamalarında tercih edilen ajan değildir. Bunun nedeni uyarılan follikül sayısının genelde yetersiz olması ve folliküllerin kontrol dışı çatlama oranlarının %30'lara kadar çıkmasıdır. CC genelde aşılama tedavilerinde kullanılan bir ajandır.

    Tüp bebek/mikroenjeksiyon uygulamalarında tercih edilen hormonlar Human Menopausal Gonadotrophin (hMG) ve Follikül stimüle edici (uyarıcı) hormon yani FSH'dır. FSH vücutta beyin tarafından salgılanır. hMG manopozdaki kadınların idrarlarından elde edilen ve eşit miktarda FSH ve LH hormonları içeren bir maddedir. tek başına FSH ise ya bu idrarların ayrıştırılması ile ya da yeni bir teknoloji olan rekombinant teknoji ile yapay olarak üretilir.

    hMG ya da FSH tek başına verildiğinde kişinin kendi vücudundan salgılanan hormonlar nedeni ile folliküller kontrolsüz ve zamansız olarak çatlayabilir. Bu durumda tedavi yarım kalır. Bu duruma erken luteinizasyon adı verilir. Tüp bebek uygulamalarının ilk başladığı yıllarda tedavlerin yaklaşık %17'si bu nedenle iptal edilmekteydi. Bu riski en aza indirmek için yumurtalıkları uyarmadan önce kadının kendi hormonlarını baskılamak gerekir. Bu amaçla GnRH analogları (GnRHa) adı verilen bazı ajanlar kullanılır. GnRHa ilk önce yumurtalıklarda aşırı bir uyarıya neden olur ancak daha sonra güçlü bir baskılanma yaratır. İlk başta ortaya çıkan uyarılmaya flare-up etki adı verilir. Bu sayede olay tamamen kontrol altına alınır. Baskılama değişik protokollere göre yapılabilir.

    Kısa Protokol: GnRHa uygulamasına adet kanamasının ilk günü başlanıp tedavi sonuna kadar (çatlatma iğnesinin yapıldığı gün) devam edilir. Adet kanamasının 3. gününden başlayarak tedaviye hMG ya da FSH eklenir.

    Ultrakısa Protokol: Adet kanamasının ilk günü GnRHa başlanır ve 3 gün verildikten sonra kesilir. Tedaviye hMGya da FSH ile devam edilir. Amaç sadece flare-up etkiden yararlanmaktır.

    Uzun Protokol: Tüm dünya'da en çok tercih edilen KOH protokolüdür. GnRHa uygulamasına bir önceki adet döneminin 21. günü başlanır. Takip eden adet kanamasının 3. gününde baskılanmanın olup olmadığı yapılacak olan kan testi ile anlaşılır. Kan östrojen düzeyi azalmış ise baskılanma sağlanmış demektir. Bu durumda hMG ya da FSH ile uyarı tedavisine başlanılır ancak GnRHa uygulaması sona erdirilmez. Çatlatma iğnesi yapılana kadar GnRH ve hMG ya da FSH bir arada kullanılır.

    Kullanılacak olan ilaç miktarı hastanın yaşına ve yumurtalıkların vereceği cevaba göre büyük değişkenlik gösterir. Genç hastalarda günde 3 ampul genelde yeterli olmaktayken ileri yaşlı ya da yumurtalıklarının durumu iyi olmayan hastalarda günde 6 ya da 8 ampul gerekli olabilmektedir.

    Tüm protokollerde adet kanamasının 2. ya da 3. gününde temel ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini yapılır ve kullanılacak ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta belirli aralıklarla kontrole çağırılılr. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografi yapılarak gelişen folliküllerin sayısı ve büyüklüğü kontrol edilir. Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre kanda östrojen incelemesine gerek duyulabilir.

    Tedavide amaç mümkün olduğunca fazla sayıda 16-20 mm çaplı follikül elde etmektir. Takipler esnasında kan östrojen düzeyleri kontrol edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir. Hedef 14 mm'den büyük folikül başına 200 pg/mL östrojen düzeyine ulaşmaktır. Foliküller yeterli büyüklüğe ulaştığında son olgunlaşmayı sağlamak için 5.000 - 10.000 ünite human chorionic gonadotropin (hCG) enjeksiyonu yapılır. Tedavinin süresi değişken olmakla birlikte kendi kliniğimizde ortalama 10.4 ± 1.7 gündür. Çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır.

    Ultrason takipleri sırasında değerlendirilen bir diğer faktör de rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen tabakanın yapısı ve kalınlığıdır. Gebelik oluştuğunda endometriuma yerleşeceğinden bunun yapısı son derece önemlidir.HCG gününde endometrium 6 mm veya daha ince olduğunda gebelik şansı azalmaktadır. Kendi uygulamalarımızda bu tür hastalardaki klinik gebelik oranı %11.8'dir. Endometrial kalınlığın 14 mm'den fazla olması da olumsuz etki yaratmakta ve gebelik elde edilse bile düşük olma olasılığı artmaktadır.

    Ovülasyon indüksiyonunun en ciddi komplikasyonu zaman zaman yaşamı tehdit edebilecek boyutlara ulaşabilen Ovarian Hiperstimülasyon Sendromudur (OHSS). Burada salgılanan hormonların etkisi ve yumurtalıkların verdiği aşırı cevap nedeni ile karın boşluğu başta olmak üzere göğüs boşluğu cilt altı gibi bölgelerde sıvı toplanmaktadır. Ciddi vakaların hastaneye yatması gerekmektedir. Karında toplanan sıvı çok fazla olduğunda iğne ile boşaltılmakta ve alınan sıvı birtakım işlemlerden geçirildikten sonra hastaya damardan geri verilmektedir. Tedavinin süresi değişkendir. OHSS riski yüksek olan kadınlarda embryo transferi geciktirilebilir ya da iptal edilebilir.

    Ovülasyon indüksiyonunun üzerinde en fazla spekülasyon yapılan uzun dönem komplikasyonu ise kansere neden olup olmadığıdır. Bu sorunun yanıtı ne yazık ki henüz bilinmemektedir.
     
  3. Nehir

    Nehir Admin Yetkili Kişi

    Teşekkürler Işıkçığım bilgi için. Emeğine sağlık
     
  4. sweety

    sweety Yeni Üye

    Ovitrelle nerden olur
     
  5. Nehir

    Nehir Admin Yetkili Kişi

    Ovitrelle genelde karın bölgesinden yapılır.
     
  6. Su

    Su Yeni Üye

    evet ovitrelle karından yapılır
     
  7. Nursena

    Nursena Admin

    İYİ HUYLU (SELİM) YUMURTALIK KİSTLERİ

    İyi huylu yumurtalık (oover) kistleri kanser yapma eğilimi olmayan ancak kişilerde farklı düzeylerde problemler oluşturan kistlerdir.

    Follikül kistleri nedir?
    Gençlerde en sık rastlanan kistlerin başında gelir. Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması ve büyümeye devam etmesi nedeni ile olduğu düşünülmektedir.

    Büyüklükleri genelde 2-3 cm’dir, nadiren 4 cm’yi aşar. Oldukça gergin, tek odacık içinde berrak sıvı içeren kistlerdir. Genelde herhangi bir komplikasyon yaratmazlar.

    Kistler nasıl oluşur?
    Folikül kistlerinin oluşma nedeni tam bilinmektedir, ancak kabul edilen bazı teoriler vardır. Bunlar:

    Yumurtalıklara giden kan akımını fazla olması sonucunda foliküllere (gelişen yumurtalara) normalden fazla miktarda hormonların gitmesi ile oluşabilirler.

    Yüksek dozda "gonadotropinlerin (=beyinden salgılanan ve overlerde yumurta hücresi gelişimini uyaran hormonlardır)" varlığında overlerin olması gerekenden fazla uyarılması neticesinde ortaya çıkabilirler.

    Gonadotropinlerin salgılanış şekillerinde meydana gelen dengesizlikler, gelişmiş yumurta hücresinin çatlamasını engelleyebilir ve follikül kistlerine yol açabilir.

    Yumurtalık etrafındaki yapışıklıklar ve herhangi bir nedenle yumurtalık duvarının kalınlaşması yumurtlamayı engelleyerek follikül kistlerine yol açabilir.

    Follikül kistleri genelde belirti vermezler. Patlaması ya da kendi etrafında dönmesi ile akut batın tablosu yaratması yok denebilecek kadar azdır. Bazen östrojen hormonu salgılayarak adet düzensizliğine neden olabilir.

    Sıklıkla başka bir nedenle yapılan ultrason incelemesi esnasında fark edilen follükül kistleri, en sık olarak adet gecikmeleri şikayeti ile belirti veririler.

    Follikül kistleri genelde kendiliğinden kaybolur ve tedavi gerektirmez. Üreme çağındaki kadınlarda saptanan ve 5 cm’den küçük kistler takibe alınır. Hasta bir ay sonra yeniden muayeneye çağırılarak kistin 1-2 adet dönemi sonrasında kendiliğinden kaybolması beklenir.

    Bazı zamanlarda kistin küçülmesini kolaylaştırmak için tedavi amaçlı doğum kontrol hapları verilebilir. Burada amaç beyinden salgılanan gonadotropinleri baskılayarak overler üzerindeki uyarıyı ortadan kaldırmaktır.

    Tedaviye rağmen küçülmeyen ya da büyüme gösteren kistler için ameliyat gerekli olabilir. Bu kistler genellikle üreme çağındaki genç kadınlarda görüldüğünden Laparoskopi yöntemi yöntemi ile ameliyat esnasında yumurtalığa zarar vermeden sadece kist çıkartılır. Çünkü "yumurtalıklar bir kadın için en önemli organların başında gelir".

    Günümüzde ameliyat metodu olarak sıklıkla kistin laparoskopik yolla çıkarılması tercih edilir.

    Korpus luteum kistleri
    Normalde her yumurtlamadan sonra yumurta hücresinin atıldığı yer farklılaşarak "korpus luteum" adı verilen dokuya dönüşür.
    Korpus luteumun ana görevi, ortaya çıkabilecek bir gebelikte düşük olmadan gebeliğin rahime yerleşmesini sağlayan ve "progesteron" adı verilen bir hormonu plasentanın işlevsel hale gelene kadar üretilmesidir. Progesteron yeni oluşan bir gebeliğin rahim tarafından yabancı bir doku olarak algılanarak atılmasına engel olur.

    Renginden dolayı adına "sarı cisimcik" de denilen corpus luteum zaman zaman içinde sıvı birikmesi nedeni ile kistleşebilir. Kistler genelde 3-4 cm büyüklüğünde olmakla birlikte 1-10 cm arasında değişebilirler. Hormon salgıladıkları için adet rötarına (gecikmesine) yol açabilir.

    Over yumurtalık kisti, çikulata kisti, kısırlık, kirst, cystKist içine kanama olursa kasıklarda ağrı görülebilir. Bazen patlayıp karın içine kanamaya yol açabilir. Bu durumda sıklıkla dış gebelik ile karıştırılabilir.

    Yandaki resimde olgun corpus luteum’un içine kanama sonucu oluşmuş bir "Corpus luteum kisti" nin ultrasonik görünümü izlenmektedir.

    Korpus luteum kistleri, herhangi bir komplikasyon gelişmediği durumlarda tedavi gerektirmez ve kendiliğinden kaybolurlar.


    Endometrioma (Çikulata kistleri)
    Çikulata kistleri, rahimin içini döşeyen "endometrium" adı verilen zar tabakasının yumurtalıklarda bulunması ve her adet döneminde kanayarak kistleşmesi sonucunda oluşur.

    Her adet döneminde kanayan kist içerisinde uzun süre kalan kan zamanla pıhtılaşıp eriyerek, çikolata rengi ve kıvamında bir sıvı halini alır. Bu nedenle bu kistler "çikolata kisti" olarak anılmaktadır.

    Çukulata kistleri "Endometriozis" denilen bir rahatsızlık ile beraber olup genelde etrafa yapışıklıklar gösterir. Çikulata kistlerinin görülmesi endometriosis hastalığının şiddetli olduğunu gösterir.

    Ultrasonografide yumurtalık içerisinde yer alan yoğun granüllü kistik kitlelerin görülmesi ile tanısı konulabilir.

    Ultrason tetkikinde bir bölmeli (septalı), iki bölümlü bir "endometrioma (çikolata kisti)" görülebilir.

    Çikulata kisti olan kadınlar veya genç kızlar genelde hekime ağrılı adet, cinsel ilişki sırasında ağrı (disparunia) , kısırlık (infertilite) ve fazla miktarda adet görme şikayeti ile başvururlar.

    Endometriomaların ayırıcı tanısında yumurtalıklardan gelişen Neoplastik (Kanseröz) kistler içinde özellikle "müsinöz kanserler" bulunmaktadır. Serumda dolaşan "tumör maker'ları (tümör belirteçleri) ve doppler kan akımında direnç ve akım indexlerinin bakılması ile ayırıcı tanı yapılabilmektedir. Ancak yine de kesin tanı operasyon sonrası çıkartılan dokunun patolojik incelemesi ile konulur.

    Endometrioma’ların tedavisi cerrahi operasyonla kistlerin çıkartılmasıdır. Bu cerrahi operasyonlar için genelde Laparoskopi yöntemleri kullanılmaktadır.

    Over kisti, yumurtalıklarda kist
    Yandaki resimde operasyonla çıkarılmış bir çukulata kistini (endometrioma) görülmektedir.

    Çukulata kisti çıkartılan hastaların %50'si ilk 6 ay içinde tedaviye gerek kalmadan hamile kalmaktadır.

    4 cm’den küçük kistler ise beklenip izlenebilir veya bir takım ilaç tedavileri (Danazol gibi) denenebilir.

    İnklüzyon kistleri
    Sıklıkla rahim ameliyatı esnasında rastlanan fonksiyonel olmayan bir kisttir.

    İnklüzyon kistleri genellikle mikroskopik boyuttadır. Hiçbir belirti vermez ve ultrasonda da fark edilemez.

    İnklüzyon kistleri büyük olasılıkla her yumurtlamadan sonra yumurtalık cidarının bütünlüğünün bozulmasını takiben iyileşme döneminde doku içerisinde "germinal epitel" adı verilen hücre türünün hapsolmasından kaynaklanmaktadır.

    Bazı araştırmacılar bu kistçiklerin uzun dönemde habis (malign) değişime uğrayabileceğini ve over kanserinin öncülü olabileceğini iddia etmektedirler.

    Teka-lutein kistleri
    Aşırı hormon salgısına bağlı olarak ortaya çıkarlar. Hemen hemen her zaman çift taraflıdır ve 20 cm kadar büyük olabilirler. Sıklıkla kısırlık tedavisi alanlar ile gebeliğin anormal bir durumu olan mol gebeliği (üzüm gebeliği) durumunda sık olarak görülür. Tedavide yatak istirahatı ve takip gerekir. Bazı zamanlarda cerrahi tedavi gerekebilir.

    Overde teka lutein kisti

    Ultrasonda "Teka lutein kisti" nin görüntüsü


    Gebelik Luteoması
    Gebelik esnasında görülen solid (içi katı) yapıdaki kitlelerdir. Bazen 20 cm’ye kadar büyüyebilirler.

    Hastaların dörtte birinde fazla miktarda salınan erkeklik hormonuna bağlı olarak gebelikte tüylenme (kıllanma, hirsutism) şikayeti yapabilirler.

    Gebelik sona erdiğinde kendiliğinden geriler. Ancak diğer tümörlerden ayrımının yapılması gerekir.


    Selim Over Kistlerinin Komplikasyonları

    Selim over kistlerinin iki önemli komplikasyonu vardır:

    Torsiyon (dönme)
    Ruptür (patlama)

    Her iki durumda da ani başlangıçlı ve şiddetli karın ağrıları mevcuttur.

    Torsiyon (Dönme)
    İyi huylu over kistlerinde en korkulan komplikasyondur. Torsiyon; yumurtalığın kendi etrafında dönmesidir.

    Bu durumda yumurtalığa giden kan akımı azalacağı ya da kesileceği için bir süre sonra dokuda "gangren (dokunun ölümü)" meydana gelir.

    Torsiyonun klinik bulgusu gittikçe şiddeti artan ağrıdır. Bazen ise torsiyon tam olarak olmaz ve bu durum kendini hafif bir ağrı ile belli eder.

    Bir süre sonra yumurtalık torsiyondan kurtulup "detorsiyone" olarak normal konumuna döner ve ağrı kaybolabilir.

    Torsiyonun en çok görüldüğü "Dermoid kist" varlığında görülme sıklığı %3.2-16 arasındadır. Kistin büyüklüğü ve ağırlığı arttıkça torsiyon riski de artar.

    Torsiyone over kistlerinde acil ameliyat gereklidir. Ameliyatla torsiyone olmuş kist tamamen çıkartılır.

    Rüptür (Patlama)
    Bir kistin "rüptüre olması" yani patlaması kendiliğinden olabileceği gibi torsiyona bağlı da gelişebilir.

    Rüptür aniden oluştuğunda genelde şok gelişir. Kist içeriği dermoid kistlerdeki gibi yağlı veya katı dokudan zengin ise bu dokular karın zarını (peritonu) irrite ederek tehlikeli bir durum olan "kimyasal peritonit"e neden olabilir.

    Kist rüptürlerinde iç kanama meydana geliyorsa veya ağrı dayanılmaz hale gelip bir "akut batın (akut karın)" tablosuna dönüşüyorsa hasta acil ameliyata alınarak tedavi edilir.

    Hafif şikayet yaratan ve şikayetlerin saatler içinde azaldığı durumlarda ise beklenip hasta takibe alınabilir.
     
  8. Murat

    Murat Yönetici

    Kesinlikle yumurta çatlamasının durumunu doktor gözetiminde geçirmeniz gerekir.
     
  9. Mavi

    Mavi Sağlık Ekibi

    İğne olunca kesinlikle yumurta çatlayacak diye bir kural oldugunu sanmıyorum. Denemeye devam etmek gerekiyor?
     
  10. Misafir

    Misafir Misafir

    bende 2 kez ovitrelle aşı vuruldum,hiçbir işe yaramadı.
     
  11. Misafir

    Misafir Misafir

    ben 2 kez aşıyı vuruldum,yine işe yaramadı.hemde doktor kontrolünde.
     
  12. Misafir

    Misafir Misafir

    benim yumurta çatlamadı
     
  13. Muhibbi

    Muhibbi Yeni Üye

    Uzman bir hekime görünmekte fayda var
     
  14. Şaban

    Şaban Yeni Üye

    doktora bır başvrmak gerekli
     
  15. herkez bebegıne kavussun artık
     
  16. Elif Dilara

    Elif Dilara Yeni Üye

    bu yumurta çatlama olayı gerçekten çok önemli bir işlem bunun içinde doktorlar yumurta çatlatma iğnesi yapıyor
     
  17. yanlız yurek

    yanlız yurek Misafir

    Bende vurulacagim ama korkuyorum çatlamaz ise
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 10 Ekim 2014

Sayfayı Paylaş