İbni Sinanın Simyaya Katkıları Nelerdir?

Konu, 'Yararlı Bilgiler' kısmında mira tarafından paylaşıldı.

  1. m

    mira Yeni Üye

    ibni sinanın simyaya katkıları hakkında bilgiler istiyorum, ünlü bilim adamıİbni Sinanın Simyaya Katkıları Nelerdir?
     
  2. _

    _Caroline_ Yeni Üye

    Özet olarak veremedigim için özür, bu konu geniş bir konu içerisinden ders kısımını alabilirsiniz.

    Simya, temel metalleri altına dönüştürmeyle ve bir hayat iksiri bulmayla ilgilenen bir sözde bilimdi. Î.S. I. yüzyıldan XVII. yüzyıla kadar, metal işçilerinin, din adamlarının, doktorların, kralların ve imparatorların ilgilerini toplayarak gelişti. Simya, kolay kazanç peşinde koşan bazı şarlatanların da ilgilendiği bir dal olmasına karşılık, deneylere dayanan ilk bilimdi ve birçoklarının sandığı gibi büyücülükle ilgisi yoktu.

    Simya, ilk kimya teknolojileriyle birlikte gelişti. Simya ile kimya birbirlerinden etkilendiler, ama simyanın, kimyanın öncüsü olduğunu düşünmek yanlıştır.

    Simyanın kökenleri: Simyanın kökeni tam olarak bilinmemektedir. Ama İ.S. 100300 yılları arasında Mısır'da İskenderiye'nin Yunan işgali altında bulunduğu sıralarda ortaya çıktığı sanılmaktadır. Yunan felsefesinin, Mısır teknolojisinin ve Orta Doğu astrolojisinin bileşiminden oluştuğu söylenebilir. Daha sonra Yunan felsefesi, gnostisizm, yeni eflatunculuk ve Hıristiyanlık görüşlerini benimseyince, mistik etki güçlenmiştir.
    Metallerin işlenmesi, BOYAMA İŞLEMLERİ, ilaçve kozmetiklerin hazırlanması gibi zanaatları Eski Mısırlılar çok iyi biliyorlardı. Bu işlerde kullanılan tekniklerin, simya çalışmalarına katkısı oldu. İlk kimyacılar öncelikle, zenginler için altın ve gümüşle, daha yoksullar için de ucuz maddelerle üretim yapan metalürji uzmanlarıydı. Doğal olarak bunlar, ucuz metalleri altın görünümüne sokma işiyle ilgilenmişler ve yarattıkları etki, düşünürleri etkilemişti.
    Yunan felsefesinden, bütün maddelerin dört ana biçim ya da ilkeden (sıcak, soğuk, kuru, nemli) bir şeyler taşıdığını söyleyen Aristoteles'in kuramı (İ.Ö. 350) çıktı. Kurama göre, bu ilkeler sırasıyla dört ana elementi, yani ateş, toprak, hava ve suyu oluşturuyor, dört element de değişik oranlarda bir araya gelerek bütün maddeleri ortaya çıkarıyordu. Kuramın tamamlanması için, her şeyin ondan oluştuğu (ortaya çıktığı) bir «son madde METAL'lerin insanlar gibi büyüdüklerine, değişiklikler geçirdiğine, bu yüzden de zamanından önce öldürülebileceklerine ya da daha iyi bir biçimde yeniden canlandırılabileceklerine inanılıyordu. Sözgelimi BAKIR, onu karartan bakır okside dönüştürülerek öldürülebilir, sonra arsenikle gümüş rengine çevrilerek (yeniden canlandırılarak) daha iyi bir alaşım elde edilmiş olurdu. Öteki ayıraçlar, değişik renk değişimleri üretmiş ve en kusursuz metal olan altına doğru çeşitli aşamalar oluşturmuştu. Söz konusu kuramda renkler çok önemli yer tutuyor, doğru değişme yönünün siyahtan beyaza, sarıya, kırmızıya doğru olacağı kabul ediliyordu. Simyacılar, yalnızca metallerin yetkinleştirilebileceğini düşünmekle kalmıyor, aynı zamanda, insan yaşamını uzatan bir değiştirici maddenin de varolduğuna inanıyorlardı. Bu bilinmeyen maddeye, Avrupalılar «filozof taşı Simyanın gelişmesi: Simyanın gelişmesi bazı metin ve kitaplardan izlenebilir. Ama, ilk bin yıldan günümüze yalnızca birkaç yapıt kalabilmiştir. Üstelik, bunların doğrulukları da kuşkuludur: Yazılı yapıtları bir tanrı, kahraman, kral ya da düşünüre maletmek yaygın bir alışkanlık haline gelmişti. Dikkate değer ilk simya yazarları Fizik ve Mistik'i yazan Demokritos ile İ.S. 300 yıllarında bir simya ansiklopedisi yazan Panopolis'li (Mısır'da bir kent) Zosimos'dur.
    İskenderiye'deki simya çalışmaları üç yüzyıl sonra, Roma imparatoru Diocietianus'ıın buyrıığuyla konuya ilişkin bütün metinlerin yok edilmesi sonucu durdu. Ama yasaklanan başka birçok iş gibi, simya da gelişmesini sürdürdü. V. yüzyılda Nesturi hıristiyanları İstanbul'dan kovulunca, Suriye, İran ve Mezopotamya'da yeni öğrenim merkezleri oluşturarak, birçok yunanca metni süryaniceye çevirdiler.
    İslâm dininde birleşen Araplar, İ.S. 622 ile 750 arasında, Anadolu, İran, Mısır, Afrika ve İspanya'yı ele geçirdiler. Ardından, Bağdat'taki Abbasi halifelerinin etkisiyle, olabildiğince çok bilgi elde etmeye giriştiler. Yunanca birçok yapıt arapçaya çevrildi. VIII. IX. yüzyıllar arasında yetişen ünlü Câbir bin Hayyân çok verimli bir çalışma yaptı. Ama, onun olduğu sanılan birçok yapıt, X. yüzyılda (belki de Câbir'in izleyicileri tarafından) yazılmıştır. Bu dönem boyunca iki dikkate değer bilim adamı (ikisi de hekimdiler), Ebu 3ekir Razi bin Zekeriya ve İbni Sina, simya konusunca yeni düşünceler ileri sürdüler. İbni Sina, metallerin iönüştürülmesi konusunda ilk kuşkuları ortaya atan şişi oldu. Razi,birçok deney yaptı ve maddelerin sınıflandırılmasını genişleterek, doğru yönde küçük bir adım attı. Maddeleri, «hayvansal XII. yüzyılda simya, Avrupa'ya geçti. O zamana kadar İslâm dünyasıyla ilişki Haçlı Seferleriyle sınırlıyken, o günden sonra hıristiyan bilginleri Arap öğretilerini incelemeye başladılar. Avrupa'da simyanın gelişmesini, 1144'te «Simyanın Bileşiminin Kitabnm arapçadan latinceye çeviren Chester'li Robert, vb. çevirmenler sağladı.
    XVII. yüzyıl boyunca Albertus Magrlus, Aquino'lu Aziz Tommaso ve Bacon, dolandırıcılık olarak nitelenebilecek özelliklere karşılık, simyanın gerçek bilim olarak tanınmasına neden olacak yanlarını tartıştılar.
    Arnold de Villanova ve Mallorka'lı Ramon Lull, XIV. yüzyıl yazılarının başlıca yaratıcıları oldular. Lull'a maledilen yapıtlar, harflerle belirtilmiş, madde ve yöntemleri anlatan simya deneyleri çizelgeleri kapsıyordu. Lull, cevheri bulma amacını taşıyan damıtmalara büyük önem vermişti. Şarap yapımı o sıralarda zaten biliniyordu ve elde edilen ALKOL de, ateş suyu (aq.ua ardens) ya da yanabilen su diye tanımlanıyordu (alkolle aynı zamanda, canlandırıcı, güçlendirici etkisi nedeniyle «aqua vitae Simya çalışmalarının sonlarına doğru, filozof taşından, maddelerin iyileştirici özelliklerinin değerlendirilmesine doğru ilginç bir kayma başladı. Zürih'li doktor Paracelsus (14931534), bitkisel ilaçlar yerine minerallerin kullanımı için uğraştı. Glauber (1604 İJ568) de maddelerin ilaç olarak değerleriyle ilgilendi.
    1500 yıl süren bir denemeden sonra simyacılar, dönüştürmede ve iksirde başarılı olamadılar. Artık başka alanlara yönelme zamanı gelmişti. 1661'de Robert Boyle'un «Skeptical ChymisUmm (Kuşkucu Kimyacı) yayınlanmasından sonra, simya hızlı bir gerileme dönemine girdi.
    Simyada simgecilik: Simya simgeciliği, modern kimyanın simgeciliğiyle karıştırılmamalıdır. Simyacıların kullandıkları işaret sistemi, bir tür stenoydu ve önemli metalleri gösteren gezegen simgeleri gibi bazı belli işaretler dışında, bir simyacıdan ötekine değişiyordu. Altın Güneş'i, gümüş Ay'ı, bakır Venüs'ü, demir Mars'ı, kurşun Satürn'ü, kalay Jüpiter'i, cıva da Merkür'ü gösteriyordu. Ayıraçlar ve aygıtlar için gizli adlar kullanma alışkanlığı, büyük bir olasılıkla, buluşları gizli tutma isteğinden kaynaklanıyordu. Yazımda ve çizimdeki simgecilik, binlerce takma adın doğmasına yolaçtı. Sözgelimi asit, bazen «ejder Simyanın modern bilime katkıları: Simyanın, modern kimya düşüncesinin doğmasındaki rolü önemsizdir. Ama laboratuvar çalışmalarına ve yöntemlerine katkısı olmuştur. Metalürjide ve eczacılıkta kullanılan pek çok araç, simya çalışmalarıyla gelişip, ortaya çıkmıştır. İmbikler, balonlar, beherler, soğutucular, almaçlar, su banyoları, sehpalar, havanlar ve karıştırıcılar gibi aygıtlar.simyacıların çok sık kullandıkları araçlardı. Damıtma, süblimleştirme, yakma, indirgeme ve billurlaştırma gibi kimyasal bileşikleri hazırlama yöntemleri, simya çalışmalarının bir parçasıydı. Günümüzde de geliştirilmiş biçimleriyle, deneysel çözümlemelerde ve endüstri süreçlerinde bu yöntemler kullanılmaktadır.
    XX. yüzyılın atom kuramı daha karmaşık bir yöntemle, bir simya düşüncesini, bütün maddelerin atomlardan oluştuğunu ortaya koyarak kanıtladı.
     
  3. Nehir

    Nehir Bölüm Yöneticisi

    İbni Sina tarihimize oldukça fazla katkısı olan bir tıp bilimcisiydi
     
  4. r

    rodali Yeni Üye

    11.yy. ortalarına doğru, küçük kan dolaşımını doğru bir şekilde anlatmıştır.
     
  5. M

    Misafir Misafir

    ibni simyanın simyaya katkılarını arıyorum ne olur yardımcı olun
     
  6. M

    Misafir Misafir

    9.sınıfım ibni sinanın simyaya katkılarını arıyorum yardım edermisinizz???
     
  7. M

    Misafir Misafir

    bende onu arıyorumm ne olur:s
     
  8. M

    Misafir Misafir

    İbni Sinanın Simyaya verdigi önem bir kaç cilte sığmaz.
     
  9. M

    Misafir Misafir

    Simyanın kökenleri: Simyanın kökeni tam olarak bilinmemektedir Ama İS 100300 yılları arasında Mısır'da İskenderiye'nin Yunan işgali altında bulunduğu sıralarda ortaya çıktığı sanılmaktadır Yunan felsefesinin, Mısır teknolojisinin ve Orta Doğu astrolojisinin bileşiminden oluştuğu söylenebilir Daha sonra Yunan felsefesi, gnostisizm, yeni eflatunculuk ve Hıristiyanlık görüşlerini benimseyince, mistik etki güçlenmiştir
    Metallerin işlenmesi, BOYAMA İŞLEMLERİ, ilaçve kozmetiklerin hazırlanması gibi zanaatları Eski Mısırlılar çok iyi biliyorlardı Bu işlerde kullanılan tekniklerin, simya çalışmalarına katkısı oldu İlk kimyacılar öncelikle, zenginler için altın ve gümüşle, daha yoksullar için de ucuz maddelerle üretim yapan metalürji uzmanlarıydı Doğal olarak bunlar, ucuz metalleri altın görünümüne sokma işiyle ilgilenmişler ve yarattıkları etki, düşünürleri etkilemişti
    Yunan felsefesinden, bütün maddelerin dört ana biçim ya da ilkeden (sıcak, soğuk, kuru, nemli) bir şeyler taşıdığını söyleyen Aristoteles'in kuramı (İÖ 350) çıktı Kurama göre, bu ilkeler sırasıyla dört ana elementi, yani ateş, toprak, hava ve suyu oluşturuyor, dört element de değişik oranlarda bir araya gelerek bütün maddeleri ortaya çıkarıyordu Kuramın tamamlanması için, her şeyin ondan oluştuğu (ortaya çıktığı) bir «son madde METAL'lerin insanlar gibi büyüdüklerine, değişiklikler geçirdiğine, bu yüzden de zamanından önce öldürülebileceklerine ya da daha iyi bir biçimde yeniden canlandırılabileceklerine inanılıyordu Sözgelimi BAKIR, onu karartan bakır okside dönüştürülerek öldürülebilir, sonra arsenikle gümüş rengine çevrilerek (yeniden canlandırılarak) daha iyi bir alaşım elde edilmiş olurdu Öteki ayıraçlar, değişik renk değişimleri üretmiş ve en kusursuz metal olan altına doğru çeşitli aşamalar oluşturmuştu Söz konusu kuramda renkler çok önemli yer tutuyor, doğru değişme yönünün siyahtan beyaza, sarıya, kırmızıya doğru olacağı kabul ediliyordu Simyacılar, yalnızca metallerin yetkinleştirilebileceğini düşünmekle kalmıyor, aynı zamanda, insan yaşamını uzatan bir değiştirici maddenin de varolduğuna inanıyorlardı Bu bilinmeyen maddeye, Avrupalılar «filozof taşı Simyanın gelişmesi: Simyanın gelişmesi bazı metin ve kitaplardan izlenebilir Ama, ilk bin yıldan günümüze yalnızca birkaç yapıt kalabilmiştir Üstelik, bunların doğrulukları da kuşkuludur: Yazılı yapıtları bir tanrı, kahraman, kral ya da düşünüre maletmek yaygın bir alışkanlık haline gelmişti Dikkate değer ilk simya yazarları Fizik ve Mistik'i yazan Demokritos ile İS 300 yıllarında bir simya ansiklopedisi yazan Panopolis'li (Mısır'da bir kent) Zosimos'dur
    İskenderiye'deki simya çalışmaları üç yüzyıl sonra, Roma imparatoru Diocietianus'ıın buyrıığuyla konuya ilişkin bütün metinlerin yok edilmesi sonucu durdu Ama yasaklanan başka birçok iş gibi, simya da gelişmesini sürdürdü V yüzyılda Nesturi hıristiyanları İstanbul'dan kovulunca, Suriye, İran ve Mezopotamya'da yeni öğrenim merkezleri oluşturarak, birçok yunanca metni süryaniceye çevirdiler
    İslâm dininde birleşen Araplar, İS 622 ile 750 arasında, Anadolu, İran, Mısır, Afrika ve İspanya'yı ele geçirdiler Ardından, Bağdat'taki Abbasi halifelerinin etkisiyle, olabildiğince çok bilgi elde etmeye giriştiler Yunanca birçok yapıt arapçaya çevrildi VIII IX yüzyıllar arasında yetişen ünlü Câbir bin Hayyân çok verimli bir çalışma yaptı Ama, onun olduğu sanılan birçok yapıt, X yüzyılda (belki de Câbir'in izleyicileri tarafından) yazılmıştır Bu dönem boyunca iki dikkate değer bilim adamı (ikisi de hekimdiler), Ebu 3ekir Razi bin Zekeriya ve İbni Sina, simya konusunca yeni düşünceler ileri sürdüler İbni Sina, metallerin iönüştürülmesi konusunda ilk kuşkuları ortaya atan şişi oldu Razi,birçok deney yaptı ve maddelerin sınıflandırılmasını genişleterek, doğru yönde küçük bir adım attı Maddeleri, «hayvansal XII yüzyılda simya, Avrupa'ya geçti O zamana kadar İslâm dünyasıyla ilişki Haçlı Seferleriyle sınırlıyken, o günden sonra hıristiyan bilginleri Arap öğretilerini incelemeye başladılar Avrupa'da simyanın gelişmesini, 1144'te «Simyanın Bileşiminin Kitabnm arapçadan latinceye çeviren Chester'li Robert, vb çevirmenler sağladı
    XVII yüzyıl boyunca Albertus Magrlus, Aquino'lu Aziz Tommaso ve Bacon, dolandırıcılık olarak nitelenebilecek özelliklere karşılık, simyanın gerçek bilim olarak tanınmasına neden olacak yanlarını tartıştılar
    Arnold de Villanova ve Mallorka'lı Ramon Lull, XIV yüzyıl yazılarının başlıca yaratıcıları oldular Lull'a maledilen yapıtlar, harflerle belirtilmiş, madde ve yöntemleri anlatan simya deneyleri çizelgeleri kapsıyordu Lull, cevheri bulma amacını taşıyan damıtmalara büyük önem vermişti Şarap yapımı o sıralarda zaten biliniyordu ve elde edilen ALKOL de, ateş suyu (aqua ardens) ya da yanabilen su diye tanımlanıyordu (alkolle aynı zamanda, canlandırıcı, güçlendirici etkisi nedeniyle «aqua vitae Simya çalışmalarının sonlarına doğru, filozof taşından, maddelerin iyileştirici özelliklerinin değerlendirilmesine doğru ilginç bir kayma başladı Zürih'li doktor Paracelsus (14931534), bitkisel ilaçlar yerine minerallerin kullanımı için uğraştı Glauber (1604 İJ568) de maddelerin ilaç olarak değerleriyle ilgilendi
    1500 yıl süren bir denemeden sonra simyacılar, dönüştürmede ve iksirde başarılı olamadılar Artık başka alanlara yönelme zamanı gelmişti 1661'de Robert Boyle'un «Skeptical ChymisUmm (Kuşkucu Kimyacı) yayınlanmasından sonra, simya hızlı bir gerileme dönemine girdi
    Simyada simgecilik: Simya simgeciliği, modern kimyanın simgeciliğiyle karıştırılmamalıdır Simyacıların kullandıkları işaret sistemi, bir tür stenoydu ve önemli metalleri gösteren gezegen simgeleri gibi bazı belli işaretler dışında, bir simyacıdan ötekine değişiyordu Altın Güneş'i, gümüş Ay'ı, bakır Venüs'ü, demir Mars'ı, kurşun Satürn'ü, kalay Jüpiter'i, cıva da Merkür'ü gösteriyordu Ayıraçlar ve aygıtlar için gizli adlar kullanma alışkanlığı, büyük bir olasılıkla, buluşları gizli tutma isteğinden kaynaklanıyordu Yazımda ve çizimdeki simgecilik, binlerce takma adın doğmasına yolaçtı Sözgelimi asit, bazen «ejder Simyanın modern bilime katkıları: Simyanın, modern kimya düşüncesinin doğmasındaki rolü önemsizdir Ama laboratuvar çalışmalarına ve yöntemlerine katkısı olmuştur Metalürjide ve eczacılıkta kullanılan pek çok araç, simya çalışmalarıyla gelişip, ortaya çıkmıştır İmbikler, balonlar, beherler, soğutucular, almaçlar, su banyoları, sehpalar, havanlar ve karıştırıcılar gibi aygıtlarsimyacıların çok sık kullandıkları araçlardı Damıtma, süblimleştirme, yakma, indirgeme ve billurlaştırma gibi kimyasal bileşikleri hazırlama yöntemleri, simya çalışmalarının bir parçasıydı Günümüzde de geliştirilmiş biçimleriyle, deneysel çözümlemelerde ve endüstri süreçlerinde bu yöntemler kullanılmaktadır
    XX yüzyılın atom kuramı daha karmaşık bir yöntemle, bir simya düşüncesini, bütün maddelerin atomlardan oluştuğunu ortaya koyarak kanıtladı
     
  10. M

    Misafirbeneeee Misafir

    bende arıyorum kısası yok mu?
     
  11. M

    Misafir Misafir

  12. M

    Misafir Misafir

    birinizde özetle yazın lütfen
     
  13. K

    Kurban Yeni Üye

    Simya başlı başına onun sayesinde yazılmış bir kitaptır
     
  14. M

    Misafir Misafir

    çok güzel teşekkürler
     
  15. M

    Misafir Misafir

  16. K

    Kurban Yeni Üye

    İnsanlığa katkısı gerçekten çok büyüktür
     
  17. M

    Misafir Misafir

  18. M

    Misafir Misafir

    İbni Sinanın Simyaya verdigi önem bir kaç cilte sığmaz.
     
  19. a

    alev Yeni Üye

    simya kitabını okumuştum çok emek harcanmış
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş