Hayvanlarla İlgili Güzel Bir Plan

Konu, 'Eğitim ve Kadın' kısmında dilayim tarafından paylaşıldı.

  1. dilayim

    dilayim Bölüm Yöneticisi

    Evcil ve vahşi hayvanları çocuklara anlatırken çeşitli slaytlardan yararlanıyorum. Bunun yanı sıra slayt ardından verdiğim boyama sayfaları ile hayvanlar arasından çocukların hangisini isterlerse boyamalarına rehberlik ediyorum. Seçtikleri hayvanların evcil mi vahşi mi oldukları hakkında çocuklara soru sorarak kavram ile ilgili anlamadıkları hakkında onları bilgilendirmeye çalışıyorum. İşte aşağıda yararlanabileceğiniz boyama sayfaları:

    bear_kopya (1).jpg cheetah_kopya.jpg crocodile_kopya.jpg deer_kopya.jpg eastercolor6_kopya.jpg eastercolor7_kopya.jpg elephant_kopya.jpg giraff_kopya.jpg lion_kopya.jpg monkey_kopya.jpg

    Türkçe etkinliği esnasında aşağıdaki tekerlemeler ve hikayeyi okuyabilirsiniz. Ardından hayvan taklitleri yaparak günü bitirebilirsiniz. Özellikle taklitlerle ilgili etkinlikten çocuklar çok hoşlanıyorlar.

    FİL
    Efendim de efendim,
    Fındık fıstık vereyim.
    Diller döktüm diller,
    Kafese girmez filler.
    İşte böyle çocuklar,
    Deveden büyük fil var.


    CİVCİV
    Mini mini civciciv,
    Üstü başı sarı tüy.
    Yaramaz mı yaramaz,
    Yere düşse ağlamaz.
    Cik cik cik der,
    Bağda bahçede gezer.

    KURBAĞA
    Zıp zıp kurbağa,
    Koşalım bizim bağa.
    Guvak guvak bağırır,
    Dostlarını çağırır.
    Gel derede yüzelim,
    Gülelim,eğlenelim


    KEDİ
    Üşüdü, dondu soğuktan,
    Fare tuttu kovuktan.
    Bizim mırnav kedi,
    Serilip yatar şimdi.
    Horul horul uyur,
    Mırıl mırıl konuşur.


    KELEBEK
    Kanadı var, kuş değil;
    Boynuzu var koç değil.
    Pır dereye, pır tepeye;
    Kelebek çıktı sahneye.
    Ah ne süslü kelebek,
    Üstü mavi al benek.



    Mukitoy ilkbahar mevsimini çok seviyordu. Çünkü güneş açıyor, havalar ısınıyordu. Mis kokulu çiçekler, kelebekler, kuşlar... İlkbahar mevsiminde her yer çok güzel gözüküyordu. Ve tabi ki ilkbahar mevsiminde yapılan gezilerin de bu mevsimi sevmesinde önemli bir rolü vardı.

    İlkbaharın gelmesi ile birlikte okulda hayvanat bahçesine bir gezi düzenlenmişti. Mukitoy bu geziye gitmeyi çok istiyordu. Hemen geziye katılmak istediğini öğretmenine söyledi. Öğretmeni,

    -“Geziye katılmak için anne ve babanın iznini alman gerekiyor” dedi.

    Bunun üzerine Mukitoy "Neden kendi kararlarımı kendim veremiyorum?" diye düşündü.

    Akşam eve geldiğinde okuldaki geziden anne ve babasına bahsetti ve geziye gitmek için izin istedi. Anne ve babası Mukitoy'un okul gezisine katılabileceğini söylediler. Çünkü okul gezilerinin Mukitoy'a yeni bilgiler öğreteceğini biliyorlardı.

    Mukitoy ertesi gün anne ve babasının doldurduğu izin belgesini öğretmenine verdi. Öğretmeni önce izin belgelerini topladı, ardından da gezide uyulması gereken kuralları anlattı.

    -“Gezi otobüsüne sıra ile binmeli ve kemerlerinizi takmalısınız. Öğretmeniniz ve arkadaşlarınızın yanından ayrılmamalısınız. Sırayı bozmadan yürümelisiniz. Ayrıca hayvanların yanına yaklaşmamalı, kafeslere uzaktan bakmalısınız.”

    Mukitoy hemen:

    -“Neden hayvanları sevemiyoruz?” diye sordu.

    Öğretmeni:

    -Çünkü bazı hayvanlar evcil, bazıları ise vahşidir. Evcil hayvanlar insanlara zarar vermez...

    Mukitoy araya girdi ve,
    -"Kedi, köpek, tavşan, kuş gibi mi?" diye sordu.

    Öğretmeni gülümsedi ve,

    -"Evet" dedi ve devam etti, "Fakat bazı hayvanlarsa vahşi olurlar. Ormanda yaşarlar. İnsanlara zarar verebilirler."

    Mukitoy bu hayvanları belgesellerde izlemişti.

    -"Aslan, yılan, kaplan, kartal gibi mi?" diye sordu bu kez.

    Öğretmeni,

    -"Evet" dedi.

    *****************

    Nihayet hayvanat bahçesine gidecekleri gün gelmişti. Herkes sıraya girerek, otobüse bindi. Öğretmenlerinin de yardımıyla kemerlerini bağladılar. Tıpkı arkadaşları gibi Mukitoy da çok heyecanlıydı.

    Hayvanat bahçesine geldiklerinde otobüsten inerek, tekrar sıraya girdiler.

    Gördükleri ilk kafeste bir aslan vardı. Mukitoy, ormanlar kralını uzaktan selamladı. Kralın parıl parıl parlayan, çok güzel bir yelesi vardı. Ne kadar da heybetli görünüyordu. Aslan da Mukitoy ve arkadaşlarını güçlü kükreyişiyle selamladı.

    Aslanın yanındaki kafeste maymunlar vardı. Oradan oraya zıplıyor, oyunlar oynuyorlardı. Mukitoy:

    -“Sanırım yakalamaca oynuyorlar” dedi.

    Öğretmeni gülümseyerek,

    -“Evet, olabilir” dedi.

    Bir sonra gördükleri hayvan ise zürafaydı. Gerçektende çok uzun boyluydu. Mukitoy kendi kendine;

    -“Bu zürafa çok süt içiyor olmalı” diye düşündü.

    Biraz daha yürüdüler ve yeni bir kafesin önüne geldiler. Mukitoy, kafeste bulunan bu hayvanı tanıyordu. Bu sevimli fil Şeker’di. Şeker ile 3. yaş gününde, babasının ona hediye olarak aldığı kitapta tanışmıştı.

    -“Hey! Seni tanıyorum. Sen sevimli fil Şeker’sin” dedi.

    Şeker de Mukitoy'u tanımışa benziyordu. Sevimli fil Şeker hortumunu yukarı doğru kaldırarak Mukitoy ve arkadaşlarını selamladı.

    Bu yerde sürenen hayvan, yılandı. Öğretmeni yılanın vahşi bir hayvan olduğunu, ayrıca derisinden çeşitli giysi ve aksesuarlar yapıldığını söyledi.

    Bembeyaz tavşanlar, rengarenk tavus kuşları, su aygırları, zebralar, atlar, kaplanlar, kedi ve köpekler... Mukitoy bütün bu hayvanları yakından görüp, tanıdığı için çok mutluydu.
    Zaman ne kadar da çabuk geçmişti. Öğretmeni gitme vaktinin geldiğini söylediğinde herkes biraz üzülmüştü.

    Mukitoy ve arkadaşları sıraya girerek otobüslere bindiler ve kemerlerini bağladılar. Yol boyunca hayvanlarla ilgili şarkılar söylediler.

    Mukitoy akşam anne ve babasına gördüğü hayvanlardan bahsetti. Tüm bu hayvanları anlatırken tıpkı onlar gibi davranıyor, seslerini çıkarıyordu.

    Anne ve babası, Mukitoy'un yeni bilgiler edindiğinde yaşadığı mutluluğu görmekten dolayı çok mutluydular. Tabi ki Mukitoy da çok mutluydu.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş