Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri Nelerdir?

Konu, 'Edebiyat' kısmında dilek öğretmen tarafından paylaşıldı.

  1. dilek öğretmen

    dilek öğretmen Active Member

    Halk Edebiyatı Nazım Şekillerine Örnekler
    Halk Edebiyatı Nazım Biçimleri nedir
    Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri nelerdir


    Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri



    1- Anonim Halk Edebiyatı Nazım Biçimleri
    • Mâni
    • Türkü
    • Ağıt
    • Ninni



    2- Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri
    • Koşma
    • Semai
    • Varsağı
    • Destan



    3- Tekke Edebiyatı Nazım Şekilleri
    • İlahi
    • Nefes
    • Nutuk
    • Devriye
    • Şathiye



    1- ANONİM HALK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ

    Kim tarafından söylendiği bilinmeyen edebiyat ürünleridir. Masallar, halk hikâyeleri, bilmeceler, atasözleri hep anonimdir. Dilden dile dolaşarak süregelmiş ve halkın ortak malı olan şiirler ise mani, türkü ve ninnidir.

    a) MÂNİ

    Mâni halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli 4 dizeden oluşur. Birinci ikinci ve dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize serbesttir, uyak düzeni : aaxa şeklindedir.

    Mânilerin ilk iki dizesi, uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Genlikle asıl söylenmek istenen düşünceyle anlam yönünden ilgisi pek yokmuş gibi görünse de konuya bağlı olarak yorumlanır. Üçüncü dizenin serbest olması mâni söyleyene kolaylık sağlar. Temel duygu ve düşünce son dizede ortaya çıkar.

    Mânilerde başlıca konu aşk olmakla birlikte, bunun dışında türlü konularda da yazılabilir. Mâniler kendilerine özgü bir ezgi ile bestelenerek okunur.

    Dize sayısı dörtten artık olan mâniler de vardır. Bu türlü mânilerin, genellikle birinci dizesinin hece sayısı yediden azdır. Mâniler, birinci dizelerindeki hece sayısının eksik olması, dize sayısı ve uyakların cinaslı olmasına göre ad alır.

    Kesik Mâni: Birinci dizenin hece sayısı yediden az olan mânilerdir. Dizeleri cinaslı uyaklarla kurulur. Bundan dolayı cinaslı mâni de denir.

    Birinci dizesi yedili hece olan kesik mânilere, doldurmalı ya da ayaklı mâni de denir.

    Artık Mâni: Dört dizeli genel tipte olan mâniye, aynı uyakta başka dizeler eklenerek söylenen mâniye denir. Yedeki mâni de denir.

    Deyiş (Karşılıklı Mâni): İki kişinin karşılıklı olarak söyledikleri mânilere deyiş adı verilir. Bunlar sorulu cevaplı biçimde düzenlenir.



    b) TÜRKÜ

    Türkü, türlü ezgilerle söylenen, bir anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli, kişisel halk şiiri biçimleri arasına giren türküler de vardır.

    Türkü bentleri, yapı ve sözleri bakımından iki bölümden oluşur. Birinci bölüm türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bölümdür ki bent adı verilir. İkinci bölüm ise her bendin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme bağlama ya da kavuştak denir. Bentler ve kavuştaklar kendi aralarında kafiyelenir. Türküler hece ölçüsünün her kalıbıyla söylenir. Genellikle yedili, sekizli ve on birli hece ölçüsü kullanılır.

    Türkülerin konuları çok değişiktir. Aşk duyguları, günlük olaylardan etkilenmeler, savaşlardaki kahramanlıklar en güzel ve coşkun olarak türkü biçimiyle anlatılabilmektedir.

    Türküler, ezgileri, konuları ve yapıları bakımından sınıflanabilir. Ayrıca söylendikleri bölgelere göre de ad alırlar: Bingöl, Urfa ağzı vs. Kimi tanınmış türküler de içindeki en etkili sözlerle anılır: Ayşem, Zaynebim, Fidayda, Anadlı gibi.

    c) NİNNİ

    Ninni, annenin çocuğunu kucağında, salıncakta ya da beşikte uyutmak için kendine özgü bir besteyle söylediği basit sözlü türkülerdir.

    Ninnilerde, anne çocuğuna ilişkin isteklerini, iyi dileklerini, kendi sevin ve üzüntülerini yanık bir hava içinde anlatır.



    d) AĞIT

    Genç yaşta hastalık, cinayet, kaza gibi nedenlerle ölenler için yakılan türkülerdir. Bu türküler ölenin yakın akrabaları, nişanlısı, karısı ya da kendi ağzından söylenir. Sözleri ve besteleri acıklıdır.

    2- ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ

    Halk şiirine verilen adalardan biri de “âşık”tır. Diyar diyar gezen bu âşıklar şiirlerini belli şekillere bağlı kalarak söyler ve şiirin son dörtlüğünde kendi adını ya da mahlasını kullanır.

    a) KOŞMA

    Halk edebiyatı nazım biçimleri içinde en çok sevilen ve kullanılan koşmadır. Hece ölçüsünün (6+5) ya da (4+4+3) duraklı kalıbıyla yazılır. Dört dizeli bentlerden oluşur. Dörtlük sayısı en az üçtür. Genellikle 3 ile 5 arasında değişir. Dörtlük sayısı beşten artık koşmalara da rastlanır. Uyak düzeni birinci dörtlüğün dışında bütün dörtlüklerde aynıdır. Uyak düzeni genlikle şöyledir:

    baba – ccca – ddda …

    İlk dörtlüğün uyak düzeni xaxa ya da bbba biçiminde de olabilir.

    Şair koşmanın son dörtlüğünde mahlasını söyler.

    Koşmalar genellikle lirik konularda yazılır. Aşk duyguları, üzüntüleri acıları, sevgiliye kavuşma isteği, ayrılıktan yakınma, doğayla ilgili türlü duygu ve düşünceler hep koşma ile anlatılmıştır.

    Aşk, hasret, ayrılık, doğa sevgisi gibi lirik konuları işleyenlere güzelleme,

    Kahramanlık konularını işleyenlere koçaklama,

    Bir kişi olay ya da, durumu eleştirenlere taşlama,

    Ölen bir kişinin ardından söylenenlere ağıt adı verilir.

    b) SEMAİ

    Halk şiirinde hece ölçüsüyle ve aruz ölçüsüyle yazılan iki türlü semai vardır. Hece ölçüsüyle yazılan semailer koşma tipine benzer. Uyak düzeni aynıdır. Yalnız aralarındaki ayrım dizelerin hece sayısı bakımındandır. Semailer hecenin 8’li kalıbıyla yazılırlar. Dörtlük sayısı 3 ile 5 arasında değişir.

    Semailerde daha çok sevgi, doğa, güzellik gibi konular işlenir. Koşmaya göre, daha canlı ve kıvrak bir üslubu vardır. Semailerin de kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle okunur.

    c) VARSAĞI

    Varsağı, Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türkerlinin özel bir ezgiyle söyledikleri türkülerden gelişmiş bir biçimdir. Semaiyi benzer. Uyak düzeni aynıdır. Dörtlük sayısı 3 ile 5 arasında değişir. Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır. On bir heceli varsağılar da vardır. Semaiden daha değişik bir ezgiyle okunur.

    Varsağılar, yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da varsağı içinde “behey”, “bre” “hey gidi” gibi ünlemlerle sağlanır. İçinde bu ünlemler bulunmayan varsağılar ezgilerinden anlaşılır.

    Halk edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan’dır.

    d) DESTAN

    4 dizeli bentlerden oluşur. Başka bir deyişle bentleri dörtlüktür. Halk şiirinde en uzun nazım biçimi destandır. Kimi destanlarda dörtlük sayısı 100’ü geçer. Destanlar, genellikle hece ölçüsünün on birli kalıbıyla yazılır. Sekizli kalıbıyla yazılan destanlar da vardır. Uyak düzeni baba – ccca – ddda – eeea…

    İlk dörtlüğün uyak düzeni xaxa biçiminde de olabilir.

    Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler. Destanlar ezberlenmesi ve kolay hatırlanması düşüncesiyle genellikle zincirleme olarak yazılır.

    Destanlar konu bakımından:

    1- Savaş destanları,

    2- Deprem yangın, salgın hastalık gibi olaylarla ilgili destanlar,

    3- Eşkıya ve ünlü kişilerin serüvenlerini anlatan destanlar,

    4- Mizahi destanlar,

    5- Toplumsal taşlama ya da eleştiri niteliğinde destanlar,

    6- Atasözleri destanları,

    7- Hayvan destanları,

    8- Yaş destanları, gibi adlar alır.

    Bu genel konuların dışında, özel ve kişisel durum ve olayları anlatan destanlar da vardır.

    Destanların da kendine özgü bir ezgisi vardır ve ezgiyle okunur.

    ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ

    Âşık edebiyatı nazım türleri genellikle koşma ve semâi biçiminde yazılır. Bu türler koşma ve semâilerden konuları bakımından ayrılır.

    1. GÜZELLEME

    Doğa güzelliklerini anlatmak ya da kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için yazılan şiirlerdir.

    2. TAŞLAMA

    Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

    3. KOÇAKLAMA

    Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir. Halk şiirinde en güzel koçaklamalar Köroğlu’nundur.

    4. AĞIT

    Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir. Ölümden duyulan üzüntüye birlikte ölenin iyilikleri de anlatır.

    3- TEKKE EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ

    a) İLÂHİ

    Tanrıyı övmek, ona yalvarmak için yazılan şiirlere denir. Özel bir ezgiyle okunur. İlâhiler tarikatlara göre türlü adlar alır:

    Mevleviler ilâhilere âyin, Bektaşiler nefes, Gülşeniler tapuğ, Halvetiler durak öteki tarikatlar da cumhur ya da ilâhi der. Yunus Emre ilâhileriyle tanınmıştır.

    b) NEFES

    Bektaşi şairlerin yazdıkları tasavvufi şiirlere denir. Genellikle nefeslerde tasavvuftaki vahdet-i vücud kuramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz. Muhammed ve Hz. Ali için övgüler de söylenir. Nefeslerde kalenderane ve alaycı bir üslup dikkati çeker.

    c) NUTUK

    Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere, tarikat derecelerini ve tarikat âdabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.

    d) DEVRİYE

    Devir kuramını anlatan şiirlere denir. Devir kuramı Hz. Muhammed’in “Ben nebî iken Âdem su ile çamur arasındaydı.” hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Muhammed yeryüzüne sonradan gelmiştir. Hâlbuki ruh hâlinde olan Hz. Muhammed ezelden beri vardır. Vakti gelen ruh maddî âleme iner. Önce cemâda, sonra nebâta, hayvana, insana ve en son da insan-ı kâmile geçer. Orandan da ilk büyük ruh olan Tanrı’ya döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzûl, tekrar Tanrı’ya dönüşe de urûc denir. Bu iniş ve çıkışı anlatan şiirlere de devriye adı verilir.

    e) ŞATHİYE (ŞATHİYÂT-I SOFİYÂNE)

    İnançlardan teklifsizce alaycı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değinildiği anlaşılır. Bu tür şiirlere, genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre bu şathiyeler küfür sayılır.


    alıntı
     

Sayfayı Paylaş