Er-Rahman, Er-Rahim anlamı nedir?

Konu, 'Ayet, Dua ve Hadis' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    Er Rahman ve Er Rahim ne demektir ? Er Rahman ve Rahim ne anlama gelir geniş açıklayıcı bilgiler.

    [​IMG]
    [​IMG]
    RAHMET, MERHAMET : Acıyı dindirip sevinmeye yönelik bir iyilik duygusu. Acı, dünyevî olabileceği gibi uhrevî de olabilir. Öyle insanlar vardır ki dünyada yapıp ettiklerinin, ahirette kendilerini elem verici acılarla karşılaştıracağını bilmezler, ona doğru giderler. Onların karşı karşıya kalacakları azabı bilenlerinse, bu durum iyilik duygularının harekete geçmesine sebep olur. Emri maruf, nehyi münker, davet, tebliğ, cihad gibi görevlerin hangi duygu temeline oturması gerektiğine de bir izah getirebilir, bu durum bu iyilik duygusunun harekete geçebilmesi için, acının sevilen birinde ortaya çıkması da gerekir.
    Âlimlerimiz merhameti anlatırken onun rikkat-i kalp ve ihsandan ibaret olduğunu belirtmişlerdir. Rikkat-i kalp, kalbin yumuşak, acıları hissedebilecek, başkalarının halinden etkilenebilecek nitelikte oluşu demektir (yani inkisar, ve infial niteliği).

    Bu duygusal etkilenme iyilik yapma duygusunu tahrik eder. (acıyı dindirme, sevindirme). Sevdiklerimizin acıları bizi etkiler, bu etki iyilik yapma duygu ve isteğimizi, bu istek de sahip olduğumuz imkân ve güçlerimizi yönlendirir.
    İnkisar, infial, acı duymak, üzülmek ilk ortaya çıkan duygudur. Bu duygu acının sebeplerini ortadan kaldırmaya yönelik eylemlerin de temelidir. Bu yoksa eylem de yok. Eylem var bu duygu yoksa politik veya ticari veya itibarî bir çıkar söz konusudur.
    Türkçemizde merhametli dediğimizde sadece rikkat-i kalp sahipliği, çok merhametli dediğimizde ise ayrıca ihsan sahipliği de ifade edilmiş olur.
    Allah (c.c) için rahmet, merhametse tagayyür (inkisar, infial) düşünülemeyeceği için sadece ihsandan ibaret olur.
    1–İyiliği irade
    2–İyiliği ulaştırmak.

    İlkinde rahmet zâtî, ikincisinde fiilî sıfat olur. Rahmetinin kemâline yakışan irade ile beraber iyiliği ulaştırmaktır. Esmâ-i hüsnâ’da rahmetle ilgili Rahman ve Rahîm isimleri var. Rahman ismi zâtî bir isim, başkasına verilemeyecek bir isim, Rahîm de başkaları için de kullanılabilecek bir isimdir.
    - Daha önce Esmâ-i Hüsnâ fiil çeşitliliği ifade eder denilmişti. İnsanlar bu fiillerden, en azından bir çoğundan hak eden-etmeyen, isteyen-istemeyen ayırımı söz konusu olmaksızın istifade ederler. Bu istifade ediş vehbîdir, gayr-i irâdîdir. Ama aynı fiillerden bir de hak eden-etmeyen, isteyen-istemeyen, inanan-inanmayan ayırımı söz konusu olarak istifade de söz konusudur. Bu istifade ediş ise kesbî ve irâdîdir.
    - İnsanların Allah’ın (c.c) rahmetinden vehbî istifadeleri Rahman isminden kaynaklanan fiile dönüşmüş rahmettir. Bu rahmetten insan dahil her şey yokluktan varlığa geçişle istifade etmiştir. Bu iyiliği, irade ve ulaştırmanın en önemli ve öncelikli gerçekleşmesidir. Bu varlık bağışlama rahmetidir.
    - Ayrıca kesbî olan rahmet de vehbî olarak verilen rahmetin güzel kullanımıyla elde edilen rahmettir. En alt derecesi güzel kullanımın hak edişidir ki adalet derecesidir. Yüksek derecesininse sınırı yoktur. Bire on, yediyüz…….sınırsızlığı da ayrıca bir rahmettir, bu kısım rahmet de Rahîm isminin gereği olarak fiile dönüşmüş, dönüşecek rahmettir.
    - Vehbî olarak verilenleri kötü kullanım insanı rahmetten mahrum eder. Rahmetten mahrumiyet, Allah’ın (c.c) azap ettikleri arasına sokar. Onun azap ettikleri, asılda, başlangıçta rahmetiyle muamele edip yokluktan varlığa çıkardıklarıdır. Sonradan rahmet ile muamele dışına çıkarılırlar. Rahmet muamelesi görmeyen hiçbir varlık yoktur. Rahmet muamelesinin devamı Müslüman olmak, yaşamak ve ölmekle mümkün olur.
    - Önceden rahmetle muamele, sonradan da aynı şekilde muameleyi gerektirmez. Bunlara azap, umuma rahmet, iyi ile kötünün birbirine karışmaması, iyilikle kötülüğün ne olduğunun bilinmesi, Adl ve Hakîm isminin zedelenmemesi…gibi hikmetler olabilir. Allah’ın (c.c) rahmeti kullara onlar hak etmeden de ulaşırken, gazabı hak etmeden ulaşmaz. Yoksa bu zulüm olur. Allah (c.c) ise zulmü kendisin yine kendisi haram kılmıştır. Allah (c.c) dilerse azabını hak eden davranışlar sergileyen kullarına rahmetiyle muamele eder. “Muhakkak rahmetim gazabıma galebe çalmıştır.” Kütüb-i Sitte 7/1982
    Allah’ın (c.c) rahmetinin şumulü başlangıç itibarıyledir. Her şey bu rahmetten istifade etmiştir. Allah’ın (c.c) rahmeti asıldır, zatı gereğidir, azabı ise halîdir, kulların hali gereğidir. Her şey Rahman ve Rahîm Allah’ın (c.c) rahmetiyle kuşatılmış olup, bu rahmetten uzak hiçbir şey düşünülemez.
    Rahman ismi zât ismi olup Allah’tan (c.c) başkası için kullanılamaz. Rahman’ın rahmeti de Allah’ın (c.c) bizzat kendisine has bir rahmetidir. Rahim’in rahmetinden ise Allah (c.c) irade sahibi varlıklara bir hisse ayırmıştır. İnsanın irade sahibi oluşu da Rahman’ın rahmetindendir. İrade sahibi insan Rahîmiyetin eseriyle hayır yollarında yarışır. İrade sahibi olmayan hayvan ise Rahmaniyet gereği kendisine verilen içgüdü ile yavrusuna zarar vermekten sakınır. Kütüb-i Sitte tercümesi 7/1983 de rahmetin yüze taksimi ve birinin varlıklara 99’unun kendisine saklandığı ifade edilmiştir.
    Rahmaniyet karşısında dünya ve ahiret, mümin ve kâfir eşit iken, Rahimiyet karşısında bunlar açık bir farkla birbirinden ayrılırlar. Allah (c.c) dünya ve ahiretin Rahman’ın, ahiretin Rahîm’i, veya mümin ve kâfirin Rahman’ı, müminin Rahîm’idir denilmesi bundandır. Besmele de bu iki sıfatın ardarda getirilişi tekid için değil, özel anlamları bulunduğundandır.
    Allah (c.c) rahmet sahibi oluşu gereği, kullarına ulaştırdığı iyilikler dolayısıyla da isimlendirilmiş ve bunlar Esma-i Hüsnâ’da da aynı isimler olarak yer almışlardır. Yani rahmeti gereği yaptıkları, isimlerinin de kaynağı olmuştur. O Rahman ve Rahîm olduğu için yaratır (Bârî, Hâlık, Bedî, Musavvir) tehlikelere karşı korur (Hâfiz, Vekîl, Velî, Hâsib), istek ve ihtiyaçları karşılar (Mücîb, Vehhâb, Rezzak..), doğru yolu gösterir (Hâdî, Reşîd), isyankârları hemen cezalandırmaz (Halîm, Sabûr), tevbelerini kabul eder, bağışlar (Gaffar, Gafûr, Afüvv), zengin ve yüce kılar (Muğnî, Aziz..)….
    Rahmetinin her şeyi kuşattığı, gazabına galebe çaldığını rahmetle ilgili isimlerinin, gazapla ilgili isimlerinden çokluğunda da görmek mümkündür.
    İsterse gazapla ilgili olsun O’nun tüm isimleri rahmetinin değişik şekilde tecellîsinden ortaya çıkmış isimler gibidir de.
    Allah’ın (c.c) iradesini hiçbir şeyin etkileyemeyeceği gerçeğini de hiçbir zaman akıldan çıkarmamamız gerekiyor. Yaptıklarımızla O’nu hiçbir şeye mecbur edemeyiz. O’nun bize ulaştırdıkları, ibadetlerimizin O’nu mecbur bırakışından değil rahmetiyle muamelesindendir. O kudretini nasıl kullanacağına dair (ki bu kullanım rahmetle kullanımdır) kendisine kurallar belirlemiştir. Koyduğu kurallara da aykırı hareket etmez.

    Biz de kendisi için koyduğu kurallardan, nasıl muamele edeceğini kestirebiliriz. Asılda esmâ-i Hüsnâ, bize, O’nun kudretini nasıl kullanacağına dair bilgiler verir.
    Bizim ibadetlerimiz mucib-i cennet, cennete girmek için hakiki sebep değildir. Hakiki müessir Allah’tır (c.c), rahmeti-i ilâhîyedir. İbadetlerimiz var oluşumuzun şükranı, olsa olsa rahmet-i ilâhîyeyi kazanmamıza vesiledir. Ebu Hureyre (r.a) Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizden şöyle işittiğini bildirmiştir:
    Hiçbir kimseyi ameli cennete sokamaz. Seni de mi ey Allahın Resûlü diye sordular. O, evet beni de, ama ben Allah’ın (c.c) beni rahmet ve fazlıyla kuşatması müstesna. Orta yolu tutunuz. Allah’a (c.c) yaklaşınız. Sizden biriniz ölümü temenni etmesin. Muhsinlerdense hayrını çoğaltması, kötülerdense vazgeçmesi umulur. Tecrid-i Sarih 12/72
    Cennet rahmetin bir ölçüde tam tecellîsini gösterdiği yerdir, rahmet yurdu ve hatta rahmetin kendisidir. Dolayısıyla oraya rahmetle girilir. Cehennemse azap yurdudur, rahmetten mahrumiyetle girilir. Her şey rahmet-i ilâhîyeyi kazanmamıza bağlıdır.
    Kur’ân-ı Kerîm’de RAHMET olarak ifade edilenlerden bir kısmı şunlardır:
    Kur’ân-ı Kerîm: “Ve elbette o Kur’ân müminlere bir yol gösterici ve rahmettir.” Neml Sûresi 27/77
    “Sana bu kitabı her şeyi açıklayan ve Müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik.” Nahl Sûresi 16/89
    Peygamberimiz: “ (Ey Muhammed) biz seni ancak âlemlere rahmet için gönderdik.” Enbiya Sûresi 21/107
    Yağmur:” Rahmetinin önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen kim?” Nahl Sûresi 27/63 A’raf Sûresi 7/57
    Gece ve gündüz : “Rahmetinden sizin için geceyi ve gündüzü var etti ki gece dinlenesiniz ve gündüz Allah’ın (c.c) lütfunu arayasınız ve şükredesiniz.” Kasas Sûresi 28/73
    Yeri öldükten sonra diriltmesi : “Allah’ın (c.c) rahmetinin eserlerine bak ki nasıl yeri ölümünden sonra diriltiyor? Şüphe yok ki O ölüleri de diriltecektir, O her şeye kâdirdir.” Rûm Sûresi 30/50
    Kurtarmak : “Emrimiz gelince Şuayb’ı ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık.” Hûd Sûresi 11/94
    “Nihayet emrimiz gelince Salih’i ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle (hem azaptan) hem de o günün zilletinden kurtardık, işte Rabbın öyle güçlü, öyle galiptir.” Hûd Sûresi 11/66
    Kısas cezasının hafifletilmesi : (Kısasın diyete dönüştürülmesi)
    “Bu Rabbınız tarafından bir tahfif ve acımadır.” Bakara Sûresi 2/178
    Yumuşak davranış : “Allah’ın (c.c) rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak davrandın.”
    Cehennemden kurtuluş : “O gün kimden azap çevrilip savılırsa gerçekten Allah (c.c) ona acımıştır (rahmet etmiştir). İşte apaçık kurtuluş budur.” En’am Sûresi 6/16

    Allah’ın (c.c) merhametle muamele ettiği insanlardan olabilmek için de onları yapmak gereklidir.
    1-Allah’a (c.c) iman ve i’tisam : “Allah’a (c.c) inanıp yapışanları Allah kendinden bir rahmet ve lütfun içine sokacak ve onları doğru yola iletecektir.” Nisâ Sûresi 4/175
    2-İman ve Salih ameller işlemek : “İnanıp iyi işler yapanları Rabbin rahmetine sokar. Apaçık başarı budur.” Casiye Sûresi 45/30
    3-Allah (c.c) ve Rasûlüne (s.a.v.) itaat : “Allah’a (c.c) ve Resûlüne (s.a.v.) itaat edin ki size de merhamet edilsin.” Al-i İmran Sûresi 3/132
    4-Kur’ân’a ittiba : “İşte bu (Kur’ân) da mübarek kitaptır. Onu biz indirdik, ona uyun ve korkun ki size merhamet edilsin.” En’am Sûresi 6/155
    5-Namaz ve zekât, Rasûle itaat : “Namazı kılın, zekâtı verin, peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.” Nûr Sûresi (24/56
    6-Muhsin olmak : “Allah’ın (c.c) rahmeti Muhsinlere yakındır.” A’raf Sûresi 7/56
    7-Salih olmak : “Onları rahmetimize soktuk. Çünkü onlar Salihlerdendi.” Enbiya Sûresi 21/86
    8-Kur’ân okunduğunda susmak ve dinlemek : “Kur’ân okunduğunda onu dinleyin ve susun ki size rahmet edilsin.” A’raf Sûresi 7/204
    9-Belâ geldiğinde sabredip:

    diyenler : “İşte Rabb’larından bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.” Bakara Sûresi 2/157
    10-Birbirlerinin velîleri olan, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan, namazı ikâme eden, zekâtı veren, Allah’a (c.c) ve elçisine (s.a.v) itaat eden mümin erkek ve kadınlar : “İşte onlara Allah (c.c) rahmet edecektir. Allah (c.c) daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.” Tevbe Sûresi 9/71
    11-Yüzleri ak çıkanlar : “Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın (c.c) rahmeti içindedirler, orada sürekli kalacaklardır.” Ali İmran Sûresi 3/107
    12-İstiğfarda bulunmak : “Allah’a (c.c) istiğfar et. Şüphesiz Allah (c.c) bağışlayan, esirgeyendir.” Nisâ Sûresi 4/106
    “Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan (c.c) mağfiret dilerse Allah’ı (c.c) bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.” Nisâ Sûresi 4/110

    Allah’ın (c.c) rahmetinden mahrum oluşun sebep olduğu kötü durumlar olarak da şunlar söylenebilir :
    1–Şeytana ittiba (uymak): “Eğer size Allah’ın (c.c) lütfu ve rahmeti olmasaydı, birçok işinizde şeytana uyardınız.” Nisâ Sûresi 4/83
    2–Zarara uğrayanlardan olmak : “….eğer Allah’ın (c.c) size iyiliği ve merhameti olmasaydı elbette ziyana uğrayanlardan olurdunuz.” Bakara Sûresi 2/64
    Dediler: Rabbımız biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz.” A’raf Sûresi 7/23
    Dedi ki : Rabbım bilmediğim bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamazsan bana acımazsan zarara uğrayanlardan olurum.” Hûd Sûresi 11/47
    3–Temizlenememek : “Eğer size Allah’ın (c.c) lütfu ve merhameti olmasaydı, hiçbiriniz asla temizlenemezdi. Fakat Allah (c.c) dilediğini temizler, Allah (c.c) işitendir, bilendir.” Nûr Sûresi 24/21

    Kaynak : Er-Rahman Er-Rahim
     
  2. Murat

    Murat Yönetici

    Rahman Rahim isiminin yoğunlaşmış halidir diye biliyorum. Ya Rahman bizlere merhamet et.
     
  3. Compagno

    Compagno Yeni Üye

    Allah bütün Müslümanlara rahmetiyle muamele etsin...
     
  4. Karnivor

    Karnivor Yeni Üye

    Cenabı Allah Rahman ismiyle bize rızıkların en hayırlısını verirkende Rahmet ediyorum. Rahim sıfatıyla bizleri affediyorum kucaklıyor. Sen ne güzelsin ey Rahman.
     
  5. Ziyaretci

    Ziyaretci Misafir

    Rahmeti çok olan demektir.
     
  6. Ruhsar

    Ruhsar Yeni Üye

    Allah Hepimize Rahmeti ile muamele etsin
     
  7. Şaban

    Şaban Yeni Üye

    Bu duygusal etkilenme iyilik yapma duygusunu tahrik eder. (acıyı dindirme, sevindirme). Sevdiklerimizin acıları bizi etkiler, bu etki iyilik yapma duygu ve isteğimizi, bu istek de sahip olduğumuz imkân ve güçlerimizi yönlendirir.
     

Sayfayı Paylaş

Misafirler bu sayfaya şu kelimeleri arayarak geldiler:

  1. er rahmanın anlamı