Enderunlu Vasıf (....-1824)

Konu, 'Yazarlarımız' kısmında sare tarafından paylaşıldı.

  1. s

    sare Yeni Üye

    Enderunlu Vasıf


    Yaşadığı dönem: 19.yy


    Hayatı: İstanbullu olan Vâsıf, enderunda yetiştiği için Enderunlu ya da Enderunî lakabıyla tanınmıştır. III. Selim döneminin son yıllarından başlayarak saray çevresinde önemli görevlerde bulunmuş, en son haceganlık rütbesiyle saraydan ayrılmıştır. Şair İstanbul'da 1824 yılında ölmüştür.


    18. yüzyılda Nedim'in başlattığı mahallileşme akımının bu yüzyıldaki en önemli temsilcisi Vâsıftır. Ancak onda Nedim'in inceliği yoktur Şiirlerinde Nedim'in yanı sıra Sabit ve Enderunlu Fazıl’ın da etkisi görülür. Vâsıf eski şiirin kurallarına, eski kültürün estetik değerlerine fazla sadık kalmaksızın hatta kuralları umursamadan yazmıştır. Ayrıca, şiirlerinin büyük bir kısmı tehzil yani alay ve taklit özelliği gösterir. Şiirlerin¬de özellikle şarkılarında kayıtsız bir ruh hali olan Vâsıf, perde-birûnâne yani edep dışı şiirler de yazmıştır. Şiire mahallî renkler katarken, alaycı yaradılışı onu eski şiirin nükte anlayışından uzaklaştırmış, bayağılığa düşürmüştür.


    Vâsıf’ın şiirlerinde İstanbul'un önemli bir yeri vardır. İstanbul Türkcesi başta olmak üzere İstanbul'un gezinti yerleri, halkın giyim kuşamı, binicilik, cirit ve ok atma gibi geleneksel yönler onun şiirlerinin en çekici yanlarıdır. Bazı şiirleri halkın gelenek ve göreneklerini yansıtması bakımından ilginçtir.


    Vâsıf’ın edebî kişiliğiyle ilgili söylediklerimizi özetleyecek olursak: Onu, divan edebiyatının son döneminde yetişmiş, Nedim'in yolunda yürümüş ancak, orijinal olmak için bayağılaşmayı bile göze almış, edebiyatımız yönünden çok Türk dili, özellikle folkloru açısından önemli bir şair olarak kabul etmemiz gerekir.


    Vâsıf’ın çağdaşı ve yakın arkadaşı olduğu bilinen İzzet Molla yaz¬dığı tarih kıtasında şairin ölümünden önce şiirlerini yaktığını söylerse de Vâsıf Dîvânı Mısır (Bulak 1257) ve İstanbul (1257, 1258, 1989) da olmak üzere toplam dört kez basılmıştır.


    Kaynak: Mengi, Mine, Eski Türk Edebiyatı Tarihi, Akçağ Basımevi, Ankara 2002.



    Şiirleri: Ne dem ol gözleri mestâne gelür hâtırıma (Kaside)

    Ne beyân-ı hâle cür'et (Kaside)

    Kime mecbûrum o sîmîn-bere sor sorma bana (Kaside)

    Dil-harâb-ı aşkınam sensin sebeb ber-bâdıma (Şarkı)

    Çözülme zülfüne ey dil-rübâ dil bağlayanlardan (Şarkı)

    Bir necm-i baht doğsa eğer her şeb istemem (gazel)

    Sâkî mey-i aşkın ferâha dâiri yok mu (gazel) <div>
    __________________

    Karanlık, bir ışıkla dehşet verir aslında çünkü yalnız kalamazsın gölgen vardır yanında <br />Yalnızım yapayalnız hayat yolunda belki arkamdan gelenler var ama bakmazlarbana , beni güldürün ama ağlarım ben bedenim alışmış ne de olsa <br />Yalnızlık gülümser ekşi ekşi suratıma ben yalnızken ve ağlarken demekki yalnız değilmişim kendimi yalnız sanırken <br />Kötümser bir şekilde bakan yok bana karanlık bakar ama o iyidir aslında çünkü düşünme fırsatı verir insana..<br />[img width=263 height=125]http://img231.imageshack.us/img231/5916/adszen5rg6.jpg[/img]
     
  2. M

    Muhibbi Yeni Üye

    kendisini sinekli bakkal'da geçen "on beş yaşında kendime bir oynaş arayım" mısraıyla tanımıştım.
     
  3. Şaban

    Şaban Yeni Üye

Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...
Benzer Konularımız
  1. s
    Yanıtlar:
    2
    Okunma:
    1.303

Sayfayı Paylaş