Enderunlu Fâzıl (....-1810)

Konu, 'Yazarlarımız' kısmında sare tarafından paylaşıldı.

  1. s

    sare Yeni Üye

    Enderunlu Fâzıl


    Yaşadığı dönem: 18.yy


    Hayatı: Akka'da doğmuş, İstanbul'a getirilerek enderunda yetiştirilmiştir. Asıl adı Hüseyin'dir. Saray okulu olan enderunda çok iyi bir öğrenim görerek yetişen Fâzıl, zevk ve eğlenceye aşırı düşkünlüğü, çapkınlığı yü¬zünden bir süre sonra saraydan çıkarılmıştır. Bundan sonra kendini kapıp koyuveren şair 12 yıl kadar derbeder bir hayat yaşamış, sonunda bu du¬rumunu anlatan kasideleriyle dönemin padişahı III. Selim'in dikkatini çekmeyi başarmış ve kendisine Rodos'taki vakıfların idaresiyle ilgili bir görev verilmiştir. Ardından görevli olarak Halep ve Erzurum'da bulunmuştur. Şiirlerinde hemen daima kendi hayatını anlatan şair, Erzurum ve çevresinde başından geçenleri iki kasidesinde dile getirmiştir. Ömrünün daha sonraki günlerini de sıkıntılı ve maceralı geçiren Fâzıl, 1810 yılında İstanbul'da ölmüştür.


    Bu düzensiz, sıkıntılı ve maceralı hayatına rağmen Fâzıl, Divan şiirinin bol eser veren şairlerindendir. Oldukça hacimli divanının yanında edebiyatımızda asıl iz bırakan eserleri mesnevileridir.


    Enderunlu Fâzıl'ın edebi kişiliğinin önemli yanlarından biri, hemen bütün eserlerinde çevrede gördüklerini ve yaşadıklarını anlatmış olmasıdır. 18. yüzyılda Nâbî, Nedîm ve Galip etki¬si altında kalan ancak, onlar gibi varlık gösteremeyen şairlerin bazıları yaşanılan hayata ve topluma yönelik edebî geleneği izleme yoluna gitmişlerdir. Fakat bunlar, özellikle Nedîm ve Sabit gibi ustalarla başarılı bir biçimde hayata ve çevreye yönelen edebi geleneği bozarak, dili sade, anlaşılır ancak, sıradan ve laubali şiir örnekleri vermişlerdir. Fâzıl bunlardan biridir. Onun, Divan şiiri teknik ve estetiğine bağlı kalarak şiirde mahallîleşme yolunu izlediği hemen bütün şiirlerinde açıkça görülür. Ancak, gerek anlatım, gerekse muhteva bakımından söz konusu bu şiirlerinde zevk düşkünlüğünü yansıtan laubalilik ve basitlik göze çarpar. Kısacası o, mahallîleşme akımının başarısız bir izleyicisidir. Fâzıl'dan sonra kısa bir süre daha devam eden bu zevk düşkünlüğü klasisizme dönüş şeklinde bir tepki hareketi doğurarak sona erer. Fâzıl'ın edebi bakımdan en olgun eserinin Dîvân'ı olduğu söylenebilir.



    Eserleri: Dîvân, Defter-i ‘Aşk, Hûbân-nâme, Zenân-nâme, Çengi-nâme <div>
    __________________

    Karanlık, bir ışıkla dehşet verir aslında çünkü yalnız kalamazsın gölgen vardır yanında <br />Yalnızım yapayalnız hayat yolunda belki arkamdan gelenler var ama bakmazlarbana , beni güldürün ama ağlarım ben bedenim alışmış ne de olsa <br />Yalnızlık gülümser ekşi ekşi suratıma ben yalnızken ve ağlarken demekki yalnız değilmişim kendimi yalnız sanırken <br />Kötümser bir şekilde bakan yok bana karanlık bakar ama o iyidir aslında çünkü düşünme fırsatı verir insana..<br />[img width=263 height=125]http://img231.imageshack.us/img231/5916/adszen5rg6.jpg[/img]
     
  2. M

    Muhibbi Yeni Üye

    18. yy divan şairlerinden. zenanname adlı eserinde dünya kadınlarının özelliklerinden bahsedip yeni kıta kadınlarının vahşi olup 7 ayda doğurduğundan bahseder.
     
  3. Şaban

    Şaban Yeni Üye

    mahallişme akımının başarısız sairi
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş