El Müheymin ne anlama gelir?

Konu, 'Ayet, Dua ve Hadis' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    Ya Rabbi daima üzerimizdesin bizi gözetip gözler ihtiyaçlarımızı giderirsin. Ya Rahman bizlere El Müheymin ismini hakkıyla anlamayı nasip et. Amin.

    Bu ism-i şerif ile ilgili olarak söylenenler daha çok Kur’ân-ı Kerîm’de, Maide Sûresi 48. âyeti ve sözlük anlamından hareketle ulaşılanlardır. Biz de önce sözlük olarak anlamından sonra da Maide 48. âyetiyle ilgili olarak yapılan yorumlardan sözederek başlayalım.
    Bir gurup dil bilimcisine göre bu kelime HEYMENE “ هيمن ” dendir. Bir kimsenin bir şey üzerinde gözcü ve murakıp olması anlamında olan bir kelimedir.
    Diğer bir gurup dilbilimcisine göre ise bozulmuş bir kelimedir. Aslı E’MENE-YÜE’MİNÜ-MÜE’MİNÜN olup bozularak MÜHEYMİN olmuştur.
    Bunlardan başka sözlüklerde duadan sonra âmin demek, kuş cinsinin yavrusu üzerine kanat germesi, bir nesneyi korumak gözetmek gibi anlamları da vardır.
    Mâide Sûresi âyetine gelince : Âyet Yahudilerden söz edildiği bir bağlamda gelmiştir. Rasûlullah’a (s.a.v) , Yahudiler kendine bir sorun getirdiklerinde hükmetme konusunda muhayyer olduğu, hükmettiğinde adaletle hükmetmesi gerektiği (42) belirtilerek asılda yanlarında Tevrat gibi bir kitabı bulunduranların Rasûlullah’ı (s.a.v) hakem tayin etmesinin tuhaflığı (43) anlatılıyor. Sonra kendisinde hüda ve nûr bulunan Tevrat’ı indirdiğini, onunla nebîler, rabbânîler ve ahbârın hükümde bulunduklarını, aynı zamanda ona şahitler olduklarını, Allah’ın (c.c) indirdikleriyle hükmetmeyenlerin kâfirler olduklarını (44) anlatır. Tevrat’ta kısasın yazılı olduğunu kim kısas hakkından vazgeçerse onun için bunun keffâret olacağı ve indirdikleriyle hükmetmeyenlerin zalimler oldukları anlatılır. (45) ardından yanarlında bulunan Tevrat’ı tasdikleyici olarak Meryem oğlu Îsâ’nın (a.s) gönderildiğini, ona İncil verildiğini, İncil’de hüdâ ve nûr bulunduğu, Tevrat’ı tasdikleyici olduğu, müttekiler için hüda ve mev’ize olduğu anlatılır (46). Ehl-i İncil’in de Allah’ın (c.c) indirdikleriyle hükmetmesi gerektiği, hükmetmediği takdirde fâsıklardan olacakları ifade edilir (47). Ardından da Rasûlullah’ın (s.a.v) kendisinden öncekileri tasdikleyici ve onlara müheymin olan kitabı indirdiğini, indirdiğiyle hükmetmesi, hak geldikten sonra hevâlarına tâbi olmaması gerektiği, hevâ için bir şir’a ve minhâc belirlediğini, dileseydi herkesi tek bir ümmet yapabilecek durumda olduğunu, ama verdiği şeyler konusunda bir imtihan için böyle yapmadığını anlatır ve ardından da hayırlara koşun, dönüşünüz Allah’adır (c.c) der (48). Aralarında Allah’ın (c.c) indirdikleriyle hükmet ve hevâlarına tâbi olma. Allah’ın (c.c) indirdiklerinden bir kısmından da seni şaşırtmalarından da sakın (49) der.
    Rasûlullah’a (s.a.v) indirdiği kitabın iki özelliğinden söz eder, Musaddık, ve Müheymin.
    Müfessirlerin Müheymin konusundaki yorumları :
    İbn-i Abbas’tan (r.a) mü’temenün aleyh (kendisine güvenilen), emîn (Kur’ân kendinden önceki kitapların tümüne emîndir) anlamları rivayet edilmiştir. Cüreyc, İbn-i Abbas’ın (r.a) yorumlayışına katılmış ve Kur’ân’ın o kitaplardan muvafakat ettiğinin hak, muhalefet ettiğininse bâtıl olduğu yorumunu getirmiştir. Ayrıca yine müfessirler şâhid, hâfız, murÂkıb kendinden önceki kitaplara hâkim, mü’min (başkalarını korkudan emîn kılmak anlamından) şeklinde anlamlandırmışlardır.
    İbn-i Kesîr der ki : bu sözlerin hepsi birbirine yakındır. Müheymin ismi de bunların hepsini anlatır. Allah (c.c) bu kitabı kitapların en şumullüsü, en büyüğü, en mükemmeli olduğu için en son kitap kıldı. Önceki kitapların güzelliklerini topladığı, diğerlerinde bulunmayan mükemmellikleri ihtivâ ettiği için şâhid, emîn ve hâkim kıldı.
    Kitabın Müheymin oluşu, kendinden önceki kitaplarda beyan edilen vaad ve vaîd sistemini (itaate mükâfat, isyana cezâ) koruyup garanti etmesiyle ilgili olmalıdır. Her sonra gelen kitap önceki kitabın getirdiği bu vaad ve vaîd sistemini aynen veya artırarak kabul edilmiştir. Zannımca kitabın önceki kitaba müheymin oluşu bu garantiyle ilgilidir. Neshedilmiş şeraitlerin veya hükümlerin neshinden önceki uygulayıcılarının durumudur sözkonusu olan. Aynı olayı Rasûlullah (s.a.v) efendimizin hayatından kıblenin Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Haram’a tahvili meselesinde görüyoruz. Bir buçuk sene kadar devam eden M. Aksâ’yı kıble olarak kabul etme işi M. Haram’a yönelme emriyle terk edilince, daha önce oraya doğru namaz kılanların kıldıkları namazların ve o durumdayken ölenlerin durumu ihtilaf konusu olmuş, soru olarak da sorulmuştu. Cevabı da bizzat Allah (c.c) , Bakara 143’te “Allah (c.c) imanınızı zayi edecek değil” diye vermişti.
    Ulemanın müheymin kelimesini anlamlandırırken “mümin” üzerinde durmaları bu konuda kitabın verdiği güvenle ilgilidir. “Hâfız” kelimesi üzerinde durmaları da aynı sistemi kulların menfaatlerine uygun şekilde koruyor olmasıyla “rakîb” kelimesiyle yorumlamaları bu menfaatleri gözetiyor olması yakından ilgilidir.
    Özetlemek gerekirse Kitab’ın müheymin olması, önceki kitaplarda beyan edilen vaad ve vaîd sistemini aynen muhafaza ediyor olmasıdır. (Allahü e’lem)
    Aynı zamanda Kur’ân-ı Kerîm’de Haşr Sûresi 59/23. âyetinde ve Esma-i Hüsna’nın sayıldığı hadis-i şerifte Melik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir isimleri arasında yer alır. Mü’min anlamında olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi mü’temen (güvenilir), veya şâhid, veya kâim (yaratıklarının amelleri, rızıkları ve ecellerine kaim olan) anlamında olduğunu söyleyenler de vardır.
    Her gönderdiği kitapta bir önceki kitaptaki vaadlerini muhafaza eden, koruyan, gözeten, bu konuda güvenilir olan ve bu hususta garanti veren demek olur.
    Allah (c.c) Müheymin’dir ;
    1–Kitabı kendi muhafazasında tahrif ve tağyirden korur,
    2–Önceki kitapların itikad ve ameli vacip olan hususlarını yeni kitaba taşıyarak kaybolmaktan ve tağyirden korur,
    3–Hakk’ı tashih ve tahrif ile tağayyiratı iptal ederek bu kitabın tasdikinden geçmeyecek diğer kitaplar ve hükümlerle amelin caiz olmayacağını beyan ederek kullarının amellerini korur.
    4–Neshettiği kitaplara göre amel edenlerin amellerini zayi olmaktan korur,
    Halîmî, “Kıyamet günü itaat ehlinin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeyip mükâfatlarını verendir” der.
    Cübbâî ; “Eşya ve varlıklar üzerine emîn olan”
    Zebîdî ; “Kur’ân’dan önceki kitaplarda ve Kur’ân’da Allah’ın (c.c) sıfatlarındandır. Başkasını korkudan emîn kılan yani mümin veya emîn veya şahîd “ demiştir.
    Hasan-ı Basrî (r.a) ; “Peygamberlerini kavlen ve fiilen bizzat tasdik eden” der.
    Gazalî ; “Mahlûkatın amelleri, rızıkları, ecellerini bilip muhafaza eder. Her muhafaza ile memur olana müheymin derler. Bir şeye göz kulak olan kişi o şeyin koruyucusu ve müheymindir” der.
    İbnülenbari, “Rızıklarını vererek mahlukatı üzerinde kâim olan hakîm olan” der.

    Bu ismin Allah (c.c) için ifade ettiği anlam,
    1–Kulların amelleri konusunda güvenilirdir. Korur ve gözetir, saklar,
    2–Rızık konusunda da güvenilirdir,
    3–Vaad ve vaîd sistemini bütün şeraitlerde muhafaza eder,

    Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in nasibi ;
    1–Allah’a (c.c) rızık ve mel konusunda güvenirdi, insanların da bu hususlarda endişe etmemelerini isterdi,
    2–Yapılan her türlü amelin yapan için saklandığını anlatırdı,
    3–İnsanları korur, gözetirdi, güvenilir bir kişi idi,

    Kulların nasibi ;
    1–Kalbini koruyup gözetmesi,
    2–Amellerini yanlışlardan koruması, eksiklerini tamamlaması,
    3–Etrafını koruyup gözetmesi,
    4–Güvenilir bir kişiliğe sahip olması. Bunun için önce güvenir olması,
    5–Amelleri ve rızıkları konusunda asla Allah (c.c) hakkında endişeye düşmemesi.
     
  2. Murat

    Murat Yönetici

    Ya Rabbi El-Muheymin isiminle bizleri gözet kucakla ve koru, bizlerin senden başka sığınacak bir yeri yoktur.
     
  3. i

    irem Yeni Üye

    Ya Rabbi El-Muheymin ismi çok mübarek bir isim
     
  4. Şaban

    Şaban Yeni Üye

    Ya Rabbi daima üzerimizdesin bizi gözetip gözler ihtiyaçlarımızı giderirsin. Ya Rahman bizlere El Müheymin ismini hakkıyla anlamayı nasip et. Amin.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş