El Kebir ne anlama gelir?

Konu, 'Ayet, Dua ve Hadis' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    Ya Rabbi Tagutlar etrafımızda deccal, sufyan ahkalsızlıgı yaymış sen en büyüksün EL KEBIR isiminle düşmanlarımızın önünde büyüklügünü ispat ettigin gibi imansızlara fırsat verme.

    Büyük olmak, büyümek, ulu ve yüce olmak, küçüklük mukabili olmak manasına gelen bir köktendir. Aynı kökten KİBRİYÂ azameti çok manasına Hakk’ın bir sıfatıdır, ululuğunu, azamet ve yüceliğini ifade eder. Allah’tan (c.c) başkası için kullanılmaz. İnsanlar için “kibir” kullanılır.
    Kur’ân-ı Kerîm’de 19 âyette bu kavram Allah’ın (c.c) zâtına veya sıfatlarına nisbet edilmektedir. Zâtına izafe edilenlerden altı tanesi KEBÎR, birisi doksan dokuz ismi içinde yer alan MÜTEKEBBİR, birisi de “azamet, yücelik ve hükümranlık” anlamındaki KİBRİYA kelimesidir. Sıkça tekrarlanılan ve hadislerde Allah’a (c.c) nisbet edilen EKBER ise Kur’ân’da Allah’ın (c.c) yaratma, rıza, gazap gibi sıfatlarıyla ilgili olarak beş âyette yer alır. EKBER ismi üzerinde âlimler yorumlama açısından iki gurup olmuşlardır :
    1–İsm-i tafdil kalıbının mukayeseli üstünlük ifade ettiğini göz önünde bulunduranlar Allah (c.c) için bunun düşünülemeyeceğinden hareketle EKBER’in KEBÎR anlamında olduğunu söylemişlerdir.
    2–Allah’a (c.c) nisbet edilen bu tür kavramlarda mukayese ve ortaklık değil gerçek durumu ifade etme özelliği bulunduğunu belirterek ism-i tafdil anlamı vermenin sakıncası bulunmadığını söylemişlerdir. Bunun her şeyden yüce, her şeye hâkim, hiçbir şeye benzemeyen anlamında geldiğini söylemişlerdir.
    Allah’ın (c.c) zâtî isimlerinden olup tenzihî bir anlam ifade eder. Kebîr isminin geldiği bu altı yerde bu isim Âlî sıfatıyla beraber gelmiştir.
    [​IMG] (Nisâ 4/34)
    [​IMG] (Hacc 22/62)
    [​IMG] (Lokman 31/30)
    [​IMG] (Sebe’ 34/23)
    [​IMG] (Mümin 40/12)
    Bir yerde de
    [​IMG] (Ra’d 13/9)
    müteâl sıfatıyla gelmiştir. Geldiği yerlerde yüce, aşkın anlamındaki isimle gelmiş olması büyüklüğün maddî olmadığını, yüce ve aşkın bir büyüklü olduğunu ifade eder.
    KEBÎR, Allah’ın (c.c) vasfı olarak Kibriya sahibi olan demektir. Azîm vasfı ile de yakından ilgilidir. Bütün isimler gibi mutlak anlamda yalnızca Allah (c.c) için kullanılır, insan ve başka varlıklar için kullanılması mecaz yoluyladır ve ya mukayese yoluyla. Allah (c.c) için ululuk ve yüceliği karşısında her büyüğün küçüldüğü mutlak büyük demektir.
    Bu kökten İSTİKBAR, TEKEBBÜR şekilleriyle büyüklenmek ve kibirlenmek pek çok âyette iblis ve bir kısım insanlar için kınanan bir özellik olarak zikredilmiştir.
    [​IMG] (Mümin (Gâfir) 40/35)
    [​IMG] (Bakara 2/34)
    [​IMG]
    (Lokman 31/7)
    MÜTEKEBBİR, büyüklüğün özel durumuna delâlet eder: Her türlü kötülükten yüce, mahlukların sıfatlarından yüce, kulları arasından yücelikte kendisiyle yarışmaya yeltenenlere karşı, taşkınlıklara karşı büyüklüğünü koruyan ve gerektiğinde helâk eden, kullarına zulmetmekten yüce olan demektir.
    Tekebbür, Allah’ın (c.c) dışındaki varlıklardan nefyedilmiş, sadece Allah’a (c.c) ait kılınmıştır. Dolayısıyla mütekebbir sıfatı yaratıklar için kullanıldığında maksat zemdir. Mütekebbir kendisinde kibir (büyüklük) vehmeden, ızhar eden, büyüklenen demektir. Asılda yaratıkta ululuk, büyüklük yoktur. Yaratıkta zillet, acziyet, ihtiyaç asıldır. Tekebbür aslî hale aykırı davranmaktır, Allah’a (c.c) ait bir kavramda ortaklık iddiasıdır. Birçok ihtiyaçtan kendisini kurtaramayan fânîlerin büyüklük iddiaları cehalet ve yalancılıktan başka bir şey değildir. Bu durumda yaratılıştan getirdiği eksikliği telâfi etmek zorundayken ayrı kazanılmış bir eksikliği ilâve etmek ve eksikliği katlamaktan başka bir şey değildir. Tekebbür tefa’ul ( تفعّل ) babından olup tekellüf anlamındadır. Yani yaratılmış bir varlıkta büyüklük olamayacağı için tekebbür zorla elde edilmeye uğraşılan bir durum olup yerilmiş bir eksikliktir. Allah (c.c) ise zâtında, sıfatlarında, fiillerinde yüceliğin her nev’ini câmi bir varlık olarak tekebbür ona ait olmuş olur.
    Kul için tekebbür büyük olmadığı halde büyüklüğünü iddia anlamı taşırken Allah (c.c) için tekebbür yücelik ve kibriyasını göstermek anlamını taşır. O’nun yücelik ve kibriyasını göstermesi ise :
    1–Bizzat gerçeği tanıtmak,
    2–Kendi şânını, celâlini, cemâlini kullarına tanıtmak için ki bu tanıtma kulların imanlarını tashih ve tekmil içindir,
    3–Kullarını marifet ve huşû ile salâha ve saadete irşad etmek gibi büyük bir lütuf ve inâyeti gerçekleştirmek için son derece övülen kemâl sıfatıdır. Kısacası, onun hakkında tekebbür tekellüf binasından değil bizzat kuvvet ve istihkakını ve bu husustaki vahdaniyetini ifade etmede mananın ziyadeleşmesi içindir.
    Cenâb-ı Hakk büyüklüğünü, ululuk ve yüceliğini değişik isimleriyle ortaya koyduğunda, kullarını celâlini ve azametini bilmeye irşad etmiş olur ki bu irşad ve sevk de Allah (c.c) için son derece mükemmel bir övgü olur.
    Haddizatında şehvetlerin köleleştirdiği insanlar hakirdirler, gerçekte hiçbir zaman mütekebbir olamazlar. Gerçek anlamda mütekebbir olan her şehveti hakir gören hayvanların bile nasibi olan her zevke sırt çevirebilen kimsedir.
    [​IMG]
    (Müslim ve Ebu Davud)
    Allah Teâlâ (c.c) buyurur : “Kibriya ridam, azametse izârımdır. Kim ikisinden birinde benimle nizalaşırsa aldırmaksızın cehennem atarım.”
    Kibir, terk edilmesi gereken bir kötü huydur. Kendilerini eksik görenler eğitilebilirler, kibirse insanın kendini tam görmesidir. Eğitim kabul etmez. Kibir kalbi katılaştırır, ülfet ve yakınlıktan alıkoyar.
    İnsanlar kendilerini tam göstermek için kibirden yardım isterler ama istediklerini de kibirde bulamazlar.
    Ahnef; hayret iki defa idrar yolundan geçmiş biri nasıl kibirlilik gösterir, derdi.
    Bazı âlimler, insanlar makam konusunda iki sınıftırlar :
    Bazılarının kendi kıymetiyle kıymet kazanır. Bazılarının da kıymeti makamlarından kaynaklanır. Makamına kıymet kazandıran tevazu sahibi olur, makamından kıymet kazanansa kibir. Bir insan yapmadıkları ve olmadığı ile övülüyorsa, sözler ne kadar güzel olursa olsun kendisiyle alay ediliyordur.
    Kibirlilik kendisi için istediğini başkası için istemeye engel olur. İnsanın kendindeki iyilik ve güzellikleri kendinden bilmesi kibirdir.

    Bu ismin Allah (c.c) için ifade ettiği anlamlar :
    1–Mutlak büyüklük sahibidir, büyüklüğü karşısında her şey küçüktür,
    2–Tüm aslında büyüklüğünü, yüceliğini anlatır,
    3–Büyüklüğünü korumasını bilir, insanlara da hem büyüklüğünü korumak, hem de imanlarını korumak için büyüklüğünü anlatır.

    Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz içinse :
    1–Allah’ın (c.c) yüceliğini kabul ile aczini, za’fını ızhâr ederdi,
    2–Allah’a (c.c) karşı büyüklenenlerle mücadele eder, büyüklüğünü kabul edecek bir hayatı kurmaya çalışırdı,
    3–Başkalarını küçük görmekten, kendisini büyük görmekten, insanların kendisini büyük görmelerinden sakınırdı.
    4–Kendisinde bulunanlarla bile övülmekten sakınırdı,

    Bizlere düşense :
    1–Allah’ın (c.c) ululuk ve yüceliğini kabul etmek, kendini muhtaç, âciz ve zelil bilmek,
    2–Kendimizde bulunan güzelliklerin Allah’a (c.c) ait olduğunu, dilediği zaman dilerse alabileceğini bilmek,
    3–Büyüklüğüne aykırı anlayış, inanış, davranışlardan kaçınmak, yüceliğini temsil ettiğini bilmek,
    4–İnsanları küçük görmemek,
    5–Şekil ve şemailimizde, yürüyüşümüzde, oturup kalkmamızda, halimizde, duruşumuzda kibir bulunmamasına gayret etmek,
    6–İnsanları helâk olmuş görmenin kibir olduğunu ve böyle görmenin asılda helâk olmak anlamına geldiğini bilmek,
    7–Hizmet beklememek, hizmet eden insan olmak,
    8–Övülmeyi sevmemek, istememek.
     
  2. Murat

    Murat Yönetici

    Sen en büyüksün senden büyük yok senden başka kimse büyüklenemez Allah'ım.
     
  3. t

    tuana Yeni Üye

    Allah'ım güzel isimlerinin hatırına bizlere rahmet ve merhamet et.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş