El Hakem ne demektir?

Konu, 'Ayet, Dua ve Hadis' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    Allah herşeyi en güzel yönetendir. EL Hakem isiminin tecellisini iyilerin üzerine kılsın.

    İyileştirmek amacıyla men etmek, düzeltmek, hükmetmek anlamlarına gelen hüküm masdarından bilgisi ve adaletiyle nihaî hükmü veren demektir. Hakem hâkim manasında, ama ondan daha beliğdir. Yaşlı, güngörmüş ve geçirmiş pir için kullanılır. TAHKÎM, hakem tayin etmek: Davacı ile davalının aralarındaki davayı çözüme bağlaması için kendi rızalarıyla bir veya birkaç zatı hâkim kabul etmeleridir.

    Allah Teâlâya isim olduğundaysa HAKEM,

    1-Allah Teâlânın yegâne haki m olduğunu,
    2-Her şeyin hükmünü O’nun vereceğini,
    3-Verdiği hükmün derhal ve tamamen icra edileceğini,
    4-O’nun hükmü olmadan hiçbir şeyin meydana gelmeyeceğini,
    5-O’nun hakemliğine müracaat edilmeden hiçbir sorunun çözümlenemeyeceğini,
    6-O’nun hükmünü bozacak, geri bıraktıracak veya infazına mani olacak hiçbir makamın bulunmadığını anlatır.

    Alimlerimizden bir kısmı kanun koyma hak ve yetkisinin sadece Allah’a ait olmasından hareketle HAKEM isminin O’ndan başkası için kullanılamayacağını söylemişlerdir. Bunu söyleyenler En’âm 6/114. Âyet ile---
    [​IMG]
    (Deki) Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size kitabı açık olarak indiren odur.

    Aleyhissalâtü vesselâm efendimizin zamanında gerçekleşen şu olayı delil almışlardır:
    [​IMG]
    Şüreyh ibnü Hanî (r.a.) babasından naklediyor. Hz. Peygamber (s.a.v.) kavmimin beni Ebulhakem diye künyelediklerini işitmişti. Beni çağırtarak Hakem olan Allah’tır, hüküm de O’nadır, öyle ise sen nasıl ebulhakem künyesi taşırsın? Dedi. Ben açıkladım: Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler ben hükme bağlarım. Her iki taraf da verdiğim hükme razı olurlar. Rasûlullah (s.a.v.): Bu ne güzel şey buyurdu ve çocuklarından neler var? Diye sordu. Ben Şüreyh, Müslim, Abdullah var dedim. Rasûlullah (s.a.v.) en büyüğü hangisi? Dedi. Şüreyh dedim. Öyleyse sen Ebu Şüreyh’sin. Ktb. Stt. Trcm. 2/129
    Bu görüşe katılmayanlar da
    [​IMG]
    "Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsan erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin” Nisa 4/35 âyetini delil olarak almışlardır. Ayrıca hadisi de Hâni’nin bu künyeyi kavmi içinde kanun koyup ona göre hükmettiği için aldığını, kavminin İslâmı benimsedikten sonra artık Allah’ın hükmünü kabul edip sadece vahiyde yer alan hakemliğine başvuması gerektiği şeklinde yorumlamışlardır. Yani İslamdan önceki hakemlik ile sonraki arasında bir nitelik farklılığı bulunduğu şeklinde yorumlamışlardır.

    Mutlak anlamda hakem Allah Teâlâ olmakla beraber müminlerin adaleti gerçekleştirmek, hakkı hak sahibine teslim etmek, insanları mahkeme kapılarına, kadı önüne çıkartmamak… konusunda Allah’a yardımcı olmaları ve bir toplumsal refleks olarak sorunları kendi aralarında çözmeleri gerekir.

    Hakemlik kurumu, yargı kurumun alternatif değil yargının işyükünü azaltmak, insanını yargının keskin, acımasız yanına düşmekten korumak, ihtilafları asgaride tutmak, çözmek gibi bir işlevsel kurumdur.

    Aynı zamanda bu kurum bir sosyal aktivitedir. Toplumların, özellikle İslam toplumlarının böyle bir sosyal kabiliyet ve aktiviteye sahip olmaları istenir. Gönüllü arabuluculuk gibi bir işlevi vardır. Toplumda birilerinin çıkacak ihtilaflara karşı duyarlı olması, çıktığında çözmek için harekete geçecek şekilde teyakkuzda bulunması birbirlerine karşı merhametlerini gösterme biçimlerinden belki en önemlisidir.

    Hakem’in, hâkim’den farklı anlamları bulunmadığını söyleyenler bulunduğu gibi birbirinden farklı olduğunu söyleyenler de vardır. İkisinin birbirinden farklı anlamlara geldiğini söyleyenler farklılık olarak şunları söylemişlerdir:

    1-Hâkim, resmî olarak, ihtilafları kanunlara göre çözme görevlisi, hakemse iki tarafın ittifakıyla istekleriyle seçilmiş, kendisine havale edilen uyuşmazlık konusunda yetkilidir,
    2-Hâkim devletçe belirlenir, hakemse tarafların ittifakıyle,
    3-Hakem, taraflarca karardan önce azledilebilir,
    4-Hakem sayıca tek veya birden fazla olabilir,
    5-Hâkim’in vereceği karar kesin, hakeminse kesin olmaması,
    6-Hakemin kararının yargıya ***ürülebilmesi.

    Hakem bazı durumlarda hâkimce de belirlenebilir. Böyle durumlarda bilirkişi ile aralarında neredeyse bir farklılık kalmamaktadır. Bilirkişiden durum tesbiti beklenirken, hakemden haklı haksız kimdir yargısı beklenir.

    Hakem usulü, henüz aralarında ortak bir kanunun bulunmadığı, kabileler halinde yaşayan, birbirleriyle münasebetleri çok sınırlı durumlarda gerçekleşen topluluklarda ortaya çıkan ihtilafları çözmeye yarayan bir yöntemdir. Ortak kanunlara sahip olduktan sonra da varlığını sürdürmüş, ortak kanunlara aykırı olmamak gibi bir özelliğe de riayetkâr bir kurumdur. Toplumun ihtilafları çözme kabiliyetidir.

    Özellikle herkesin bilmesinin istenmediği, şahısları ve aileleri, özellikle de gizli kalmasına özen gösterildiği sırrî yanlarını ilgilendiren meselelerle ilgilidir. Yargıya gitmek biraz da sırrın ifşası olarak görülmüştür. Boşanma, aile içi ihtilaflar gibi.

    Kur’an-ı Kerim’in bu yöndeki isteği de bu kurumun, yargı kurumunun yanında beraberce yaşamasına sebep olmuştur. Nisa 4/35 ayeti.

    Hakem’in de kendisine iletilen bir meseleyi çözerken elbette – kafasına göre değil – gözetmesi gereken kurallar vardır. Adaleti gözetmek, tarafsız davranmak, tarafların itimadını suistimal etmemek, ifşa etmemek…

    Hakem’in çözüm şekillerinden birisi hâkim’in çözeceği şekildir. Ama sadece birisi. Başka şekillerde de – ki bu şekillerin hiçbirisi kanunların belirlediği çerçeve dışında olamaz – çözebilir. Miras meselesini ele alırsak: Mirasta ihtilaf hâkime ulaştırıldığında nasıl çözeceği kanunlarda bellidir. Hakeme ulaştırıldığındaysa tarafları razı edecek bir çok şekil bulunabilir. Hâkimin çözüm şekli de bunlardan birisidir.

    Hakem’in verdiği kararın bağlayıcılığı – ister hâkim isterse taraflarca tayin edilsin – tarafların beyan ve kabulleri yanında sahip olduğu saygınlıkla da ilgilidir. O kadar ki hakemin sahip olduğu bu saygın özellikler taraflar nezdinde saygı duymayı zorunlu hâle getirebilmelidir ki vardığı sonuca iştirak etsinler. Bu özelliklerin neler olması gerektiği fakihler tarafından inceden inceye araştırılmıştır. Hakem kelimesinin yaşlı, güngörmüş, gün geçirmiş, pîr adam için kullanılıyor olması gerektiğini de sanki anlatıyor gibidir. Tecrübeli, uzun ömürlü, hikmetli, dünyadan bir beklentisi bulunmayan, hak ve haklının yanında yer almaktan mutlu olan, insanlar arasındaki ihtilaflara üzülen biri.

    Cahiliye döneminde aleyhissalâtü vesselâm efendimizin Kâbe hakemliği bu konuda en önemli bir örneğimizdir.

    Hattabî’ye göre hâkim’le hakem arasında bir fark sözkonusu değildir. Ona göre hakem veya hâkim hükmün ve nihaî çözümün kendisine havale edildiği kişidir.

    Konevî, kullarına haksızlık yapmaktan menetmek için indirmiş olduğu meşru hükümlerle hüküm verendir.

    Hakem vaatlerinde şüphe, fiillerinde ayıp bulunmayan,

    Hakem, kalplere rıza ve kanaat, nefislere de inkiyad ve taat ile hükmedendir.

    Hakem, hakk ile bâtılı fasleden, birbirinden ayırandır.

    Matüridî’ye göre, dilediği gibi hükmedendir. Ona göre Allah’ın dilediği gibi hükmetmesi dilediği şeyi haram veya helal kılmasıdır. Bir şeyin haram veya helal kılınması ancak Allah’ın iradesiyle gerçekleşir. Bu şekilde gerçekleşmesinde bir tahakküm yoktur.

    Hakem, hakkın ne olduğunu belirleyen, hakkın belirlenmesi için kendisine başvurulan, hakkı belirlemesi kendisinden beklenendir.

    İnsanlar arasındaki dînî ve ideolojik anlaşmazlıklara dünyada son vermek ve hakkı benimseyen toplumları galip getirmek, en azından onların haklı olduğunu herkesin gözü önüne sermek ilâhî hakemliğin bir başka çeşididir.

    İnsanlar arasındaki adaletin icrasını sağlayacak temel ilkeleri koyan bir hakemlik fonksiyonu da hakem isminin kapsamı içinde mütalaa edilmelidir.

    Allah’a izafe edilen hakemlik türleri içinde âhiretteki hakemliğin ağırlık kazandığı göze çarpmaktadır. Çünkü mutlak adaletin tecellî edeceği yer, hak-bâtıl mücadelesine sahne olan imtihan dünyası değil her türlü davranışın karşılığını bulacağı ve bütün sırların ortaya çıkacağı ebediyet âlemidir.

    Hakem edinmekle ilgili iki âyeti buraya alıyoruz:
    [​IMG]
    Hayır Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar. Nisa 4/65
    [​IMG]
    İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanarlında olduğu halde nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar? Onlar inanmış kimseler değillerdir. Maide 5/43

    Ayrıca hakemlikle alâkalı, sünnette, yukarıda Hânî ile ilgili rivayette aleyhissalâtü vesselâm efendimizin “bu ne güzel” deyişi, Yahudilerle (Kureyza) Müslümanlar arasında Said b. Muaz’ın hakem tayininde ve başka sahabi içi olaylarda Rasûlullah (s.a.v.)’ın takririnde cevazına dair delil bulunmuştur.

    Hakem isminin Cenab-ı Hakk için ifade ettiği anlamlar;

    1-Cenab-ı Hakk dünyada insanlar arasında ihtilaflar çıkmasın, ihtilaflar çıktığında hakkaniyet ölçüsüne göre çözülsün diye hükümler koymuştur.
    2-İnsanlardan da aralarındaki ihtilafların asgariye indirilmesi, çıkan ihtilafların da hakkaniyetle çözülmesi için kendi hükmüne itaat etmelerini istemiştir.
    3-Ne şekilde olursa olsun hükmüne karşı gelinemeyeceğini, hükmü olmadan hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini, hükmüne karşı koyduklarını zannetseler bile hükmüne hizmet etmekten başka bir şey yapmayacaklarını, hükmünü infaza kudretinin yeteceğini, hükmünü tehir edecek, durduracak, bozacak kimsenin bulunmadığını bildirmiştir.
    4-Dilediği gibi hükmeder: Dilediğini haram kılar, serbest bırakır, emreder, yasaklar, yaratır, yaşatır, öldürür,
    5-Hakk’ın ne olduğunu belirler, bâtılı gösterir,
    6-Hakk’a, sahibini aziz kılacak bir güç vermiştir. Onun için hakk güçlüdür. Güçlü olan haklı olandır.
    7-İlâhî hakemlik itirazlara meydan vermeyecek, gerçek şeklini âhirette gösterecektir.

    Aleyhissalâtü vesselâm efendimizin bu isimden nasibi;

    1-İnsanlarla muamelesi kendi aleyhine bile olsa ihtilafa sebep olmayacak tarz üzereydi,
    2-İhtilafları engellemede ve çözümlemede hakkaniyet esasına riayet eder, bu hususta yeryüzünde Allah’ın yardımcısı olmaya çalışırdı,
    3-Kendisine inananların da birbirlerine karşı muamelelerinde ihtilaf çıkartmayacak şekilde ve her şeye rağmen ihtilaf çıktığında da refleks olarak çözme ve giderme anlayışıyla hareketlerini isterdi,
    4-Hakk ve hakikatin yanında yer alır, hak yanında yer almanın gücünü temsil ederdi.

    Müminlerin bu isimden nasipleri;

    1-Asla ihtilafa sebep olmamak, çıkacak ihtilafları giderme refleksine sahip olmak, sıfır ihtilaf anlayışıyla hareket etmek,
    2-Hayatın her alanında ve anında hakkaniyetle hareket etmek,
    3-Gücünü haklı olmaktan almak, başka güç tanımamak,
    4-Zarara uğrasa, çıkarlarına aykırı olsa bile ihtilaflara sebep olmayacak bir tarz-ı hayatın sahibi olmak,
    5-Haklı olsun haksız olsun bütün insanların, ihtilaflarında kendisini hakem tayin edecekleri âdil, hikmetli, saygın, hakkaniyetli… bir vasfa sahip olmak,
    6-Hakemlik anında kendisine duyulan itimad ve saygıyı asla suistimal etmemek.
     
  2. M

    Mavi Sağlık Ekibi

    Ya Allah Ya Hakem senin tasarrufundan kurtulan yoktur herşeyi sen belirlersin ve herşeyi sen yönetirsin.
     
  3. C

    Compagno Yeni Üye

    Allah herşeye hakimdir...
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş