EL Cebbar anlamı

Konu, 'Ayet, Dua ve Hadis' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    El Cebbar isiminin anlamını merak edenlere Cenabı Hak bu güzel isimini hakkıyla bilmeyi tanımayı nasip etsin.

    Mübalâğalı ism-i fâildir. CEBR ( جبر ) kelimesi kırığı yerine getirip iyice sarmak, eksiği ıslah edip tamamlamak anlamındadır. Fıkıhta CEBÎRE bâbı vardır, sargılar, kırıkla üzerine abdest almanın şeklini anlatır. Ayrıca bu kelimede zor kullanarak iş yaptırmak anlamı da vardır. Araplar toplamak için yetişilemeyecek kadar yüksekteki hurmaya cebbâre (erişilemez, el uzatılamaz) derler. İbn Abbas (r.a) büyük padişah, melik anlamına da geldiğini söylemiştir.
    Bu kelimenin Allah’a (c.c) isim olarak verilişinde şu anlamlar mülâhaza edilmiştir:
    1–İnsanların eksikliklerini tamamlayan, ihtiyaçlarını gören, işlerini düzelten, bu konuda gerekli işlemleri gereği gibi yapmakta çok muktedir olan demektir. Esma-i Hüsna müfessirlerinin çoğu bu anlamı tercih etmişlerdir.
    2–Dilediğini zorla yaptıran, halkı kendi iradesine mecbur eden ,dilediğini ister istemez yaptıran, hükmüne karşı gelinmek ihtimali bulunmayan demektir. Bu anlamıyla bu ismin, kullara hiç irade vermez şeklinde anlaşılmaması lâzımdır.
    Allah’ın (c.c) teşriî emirleri kulların irade-i cüz’iyeleri ile meşruttur. Ama Allah (c.c), kulların bütün irade ettiklerini infaza mecbur da değildir. Kulun her istediğinin infazına Allah’ın (c.c) mecbur olmayışı da aslında kulların menfaatinedir. Allah (c.c) kullarını istediklerinin kendi menfaatine uygun olmadığında infaz etmediği gibi, menfaatlerine uygun olduğu halde istemediklerini de cebren infaz eder. İstemedikleri halde kulların karşılaştığı felâket, dert, belâ …. Gibi durumlar böyledir.
    Ayrıca Allah (c.c) kendi istediklerini, kullarını da istekli hale getirerek infaz eder. Hayırların tümünü bu bağlamda örnek verebiliriz.
    Allah (c.c) dilerse kulların iradelerini ellerinden alarak da kendi iradesini Cebbâriyeti gereği infaz eder
    [​IMG]
    “Allah (c.c) kaza ve takdirini gerçekleştireceği zaman akıl sahiplerinin akıllarını alır da kazası ve takdirini öyle infaz eder. İş bitince da akıllarını iade eder ve pişmanlık gerçekleşir."
    Dilerse iradelerini almamakla beraber, isteklerinin hilafına olarak kendi hüküm ve iradesini kahr ve zor ile üzerlerinde infaz ve icrâ eder. Asiler azaba ve cezaya yaklaşmadıkları halde zamanı gelince cezalarını çekmeye mecbur olurlar
    Kur’ân-ı Kerîm’de Cebbâr kelimesi Allah’tan (c.c) başka, insanlar için de kullanılmıştır. Kullanıldığında insanlardan nefyedilmiştir. Yani insanların cebbâr olmadıkları ifade edilmiştir. Bu kullanışlarda,
    1 Musallat anlamı,
    [​IMG]
    “Sen onlar üzerine cebbâr değilsin.” (Kâf 50/45)
    2–Allah’a (c.c) ibadet etmez, mütemerrid,
    [​IMG]
    “Beni cebbâr kılmadı.” (Meryem 19/32)
    3–Çok insan öldüren,
    [​IMG]
    “Yakaladığınızda cebbârca yakalıyorsunuz.” (Şuara 26/130)
    Mahlûkatını, meşîeti (dilemesi) istikametine zorlayan demek olan anlamını Katâde ifade etmiştir. Ancak bu anlama lisan açısından itiraz edilmiştir. (İf’âl babının sıfatının cebbâr şeklinde gelemeyeceğinden hareketle) Anlam bakımından da (zorlamadan münezzeh oluşu sebebiyle) Mu’tezile karşı olmuştur.
    Allah (c.c) iradesiyle yaratıkları üzerinde galip olduğu için onlara irade-i cüz’iyye vermekte bir sakınca görmemiş, özellikle vermesi O’nun cebbâriyetine işaret etmiş olur.
    Bu isim sırf düzeltmek anlamında kullanıldığı gibi sırf baskı ve zorlama anlamında da kullanılabilir. Gazalî, baskı ve zorlama anlamını ele alarak, “O öyle bir varlıktır ki dilediğini cebir yoluyla herkese icra edebilir. Hiç kimse ona hiç biçbir şey yapamaz, onun kudretinden kurtulamaz. O herkese cebreder, hiç kimse ise ona cebredemez. Bu hususta O’na hiç kimse eş olamaz” diye anlamlandırmıştır.
    Birbirinden farklı olan bu iki anlamı şu şekilde birleştirmek mümkündür. Bozulan, nizamdan çıkan her şeyi yerine göre zor kullanarak ıslah eder.
    Buradaki cebir haksızlık ve zulüm gibi beşerî özellikler taşımaz. Yani Allah (c.c) sadece cebbâr değil, bütün semâsıyla birlikte cebbârdır. Zulme, haksızlıklara karşı olan, haklının yanında olan, yardımcı olan isimleriyle beraber cebbârdır. Allah (c.c) dilerse zorla da engel olur.
    Allah’ın (c.c) cebbâriyeti her şey üzerinde müşâhede edilir. Her yaratık O’nun belirlediği istikamet içerisinde hareket etmek zorundadır. O istediğinde doğmak, ömür sürmek, ölmek, yaşamak zorundadır. Dînî hususlardaysa insan diğer varlıklardan (zira diğer varlıklarda irade olmadığından bir şey dileyemezler) farklı olarak muhayyer bırakılmıştır.
    Rivâyete göre Rasûlullah (s.a.v) efendimiz namazlarda iki secde arasında
    [​IMG]
    “Allah’ım beni bağışla, bana merhamet et, eksiklerimi tamamlayarak beni ıslah et, beni rızıklandır, bana afiyet ver, beni hidayet et, beni affet” şeklinde dua edermiş.
    Kullardan bu isme asılda lâyık olan uymaktan uyulmak derecesine yükselen, herkesten yüksek olan, kendisine uymaya herkesin mecbur olduğu veya herkesi uymaya mecbur bırakan, onlara faydası dokunan, onlardansa faydalanmaya ihtiyaç duymayana, herkes tarafından sevilen, görüldüğünde bire daha görülmek istenendir ki bu da peygamberdir. Peygamberimiz (s.a.v) bunu hadisinden kendisi şu şekilde ifade eder : “Musa sağ olsaydı bana uymaktan başka çaresi olmazdı. Ben âdemoğullarının efendisiyim, fakat bununla gururlanmıyorum.”

    Bu ismi ile Allah (c.c)
    1–Kullarının eksik olan ibadetlerini ıslah edip tamamlar ve lütfundan tam olarak kabul eder,
    2–Kendi iradesini gerçekleştirmek için, kullarının arzularını muhatap alır ve onların arzularını artırarak iradesini infaz eder,
    3–Allah (c.c) iradesin erişilemez olandır,
    4–İradesine karşı durmak isteyenleri kahreder,
    5–Kullarına irade lutfetmek de O’nun cebbâriyeti gereğidir,
    6–Allah (c.c) iradesiz de değildir. O muradını kullarına bildirmiştir,. Kullar kendi iradeleriyle hareket ederler. Ama Allah (c.c) kullarının her iradelerini infaz de edecek değildir,
    7–Kullarına irade vermesi de bu isim gereğidir,
    8–Kullarının, tamahlarını artırarak kendi irade etiğini yapmalarını temin eder.

    Rasûlullah Efendimiz(s.a.v) ise :
    1–Kendi iradesini Allah’ın (c.c) iradesine uyumlu hale getirmiş, Allah (c.c) neyi murad ediyorsa onu murad eder olmuştur,
    2–İnsanlar üzerinde bir zorba olmadığını beyan etmiştir,
    3–İnsanların eksiklerini, yanlışlıkların ıslah ederek düzeltir ve tamamlamaya çalışır
    4–İnanlarında birbirlerinin eksiklerini ıslah edip tamamlamalarını isterdi.

    Kullara düşen ise :
    1–Islah-ı hâl için Allah’a (c.c) müracaat etmek, başka kapılara gitmemek. Bilmeli ki o murad etmezse gayrın ıslahı mümkün olmaz,
    2–İnsanların, söylediklerine itibar ettiği, sözünü dinlediği, dinlemek zorunda kalacağı mânevî saygınlık kazanmak,
    3-İnsanların eksiklerini gidermeğe çalışmak, derecelerini, bilgilerini yükseltmek, hallerini ıslah etmek,
    4–İnsanlardan bir şey beklemeyerek hep vererek, sözü dinlenilir, etki altına alınamaz, üzerinde söz sahibi olunamaz bir seviyeye ve otoriteye ulaşmak,
    5–İnsanların eğitiminde, iradelerini istikamet üzere geliştirmelerini temin etmek, farzlara müdahale etmemek, büsbütün de salıvermemek, baskıcı olmamak. Allah’ın (c.c) muradını erişebilecek tek murad olarak kabul edecek bir hale getirmek…
    6–İnsanlara zorba davranışlarda bulunmamak, isteklerimizi onlara, isteklerini de alarak, kazanarak uygulamalarını temin edecek bir tarzın sahibi olmak.
     
Benzer Konular
  1. yosun
    Yanıtlar:
    0
    Okunma:
    2.275
  2. Nursena
    Yanıtlar:
    2
    Okunma:
    5.270
  3. Nursena
    Yanıtlar:
    0
    Okunma:
    2.628
  4. Nursena
    Yanıtlar:
    1
    Okunma:
    3.619
  5. Nursena
    Yanıtlar:
    0
    Okunma:
    2.582
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş

Misafirler bu sayfaya şu kelimeleri arayarak geldiler:

  1. www.ya cebbar anlami