El Aziz'in Anlamı nedir?

Konu, 'Ayet, Dua ve Hadis' kısmında Nursena tarafından paylaşıldı.

  1. Nursena

    Nursena Admin

    Yüce Rabbimizin isimlerinden biri olan El Aziz'in anlamı ve manası.

    İzzet veya İzz’den türemiştir. Güçlü ve üstün olmak, galip gelmek, güç, şiddet ve üstünlük, eşi ve benzeri bulunmayacak derecede değerli olarak anlamlarındadır. Azîz hiç bir zaman mağlup edilemeyen, eşi ve benzeri bulunmayan demektir.
    Gazalî’ye göre azîz, benzeri az bulunur, kendisine çok ihtiyaç duyulur, kendisine ulaşılması güç olur özelliklerine sahip olması lâzımdır. Bu üç manayı kendinde toplamayana azîz demek mümkün olmaz. Benzeri az bulunan nice şeyler vardır ki kadri büyük olduğu halde faydası azdır. Kadri büyük, faydası çok, benzeri de bulunmayan nice şeyler vardır ki ulaşılması güç olduğundan azîz ismini alamazlar. Güneş ve dünya gibi ki faydası çok, kendilerine ihtiyaç şiddetli, ama ulaşmak zor değildir, her an seyredilebilir. Bu üç özelliğin kemâli de sözkonusudur. Benzerinin az bulunuşunun kemâli tek oluşudur. Bu da Allah (c.c ) olabilir. Kendisine ihtiyacın şiddetli olmasında kemâl, her hususta var oluşta, varlığın devam ve kemâlinde onsuz olmamasıdır ki bu da Allah’tır (c.c). O ulaşılamazdır, kendisi kendisini bilebilir. Biz onu onun bize anlattığı şekliyle bilebiliriz. O halde hakikatte azîz Allah’tır (c.c), başkası değil.
    İzzet, bir kimsenin başkaları karşısında bedensel, psikolojik, ekonomik, statü gibi yönlerden güçlü, baskı altın alınamaz konumda bulunması, saygın olmasıdır. Alçaklık, âcizlik anlamındaki zilletin karşıtıdır.
    İzzet şekil olarak kibre benzerse de mahiyet olarak ayrıdır. İzzet, insanın nefsinin hakikatini, kendi hakikatini tanıması, onu âcil kısmetler için hakarete düşürmeyip kerim ve kıymetli tutmasıdır. Kibirse kendini bilmemesi, kendisini bulunduğu konum üstünde tutmasıdır.
    İzzet, insanın başkalarınca mağlup edilmesine mani olan hal demektir. Bu “başkaları”, ihtiyaçları, ihtirasları, nefsi, hevası, alışkanlıkları, düşkünlükleri, hoşlandıkları, şeytan, nefis, diğer insanlar olabilir. Bunlara karşı yenilmemesidir.
    İnsanın kendisini zilletten koruması hürriyet olarak da isimlendirilir. İnsanın kendisini zilletten koruması, kimsensin elindekine göz dikmeyiş (tokgözlülük) minnetsiz bir hayat yaşamak, yalnızca Allah’a (c.c) itimat ve izzeti böylece beklemesi ile mümkün olur. Allah’tan (c.c) başka hiç kimseden bir şey beklememek ve istememek, ve vermek izzet sahibi olmada çok önemlidir.
    Allah’ın (c.c) izzeti sadece kendisini zilletten koruyan bir izzet değil kendisine itimat edip dayananı da zillete düşürmeyen, yenilmeyen, yanılmayan, kendisiyle uğraşılamayan, hükmüne karşı gelinme ihtiyacı bulunmayan bir izzettir. İtimad edip vikâyesine sığınanları izzetiyle muazzez ve mükerrem kılar.
    İradesi bütün esbâb ve âmillere hakim, münazaa ve muhalefet edilmesi gayrı mümkündür. Onun için dalâlete düşürdüğünü yola getirecek, hidayete erdirdiğini de şaşırtabilecek hiçbir kudret ve irade bulunamaz.
    Kudretine direnme, karşı koyma ihtimali yok. Va’dini yerine getirir, kazasını infaz eder, kahreder de asla galip gelinemez. Hiçbir kayıt ve şartın tesiri altında bulunmayan, koyduğu kanunların bile tesirinde kalmayan, istediği harikaları yapan demektir.
    Âlemde her izzet kırılabilir, karşı konulabilir ancak onun izzetine karşı konulamaz, karşı koymak isteyenler sonun mağlup ve makhûr olurlar.
    İzzet bazı yerlerde kuvvet ve galebe manasında tefsir edilmiştir. Pejmürde halde bulunan bir kadın şöyle demiştir. Sen İslâm üzere değil misin? İşte o, o izzettir ki beraberinde zillet ve o servettir ki beraberinde fakr yoktur.
    Hz. Hasan’a (r.a) insanlar sende biraz kibir var zannediyorlar demişler de cevaben o kibir değil izzettir demiş ve şu âyeti okumuştur :
    “İzzet Allah’a (c.c) Resûlüne (s.a.v.) ve mü’minlere aittir.” (Münafikûn 8)
    Münafıkların izzeti yoktur, olsaydı âcil kısmetler için yalancılığa, nifaka tenezzül etmezlerdi, ahlâksızlık ve alçaklık yapmazlardı. Onlar kibri izzet, izzeti kibir zannederler.
    Allah (c.c) mü’minleri izzete erdirmek için iki haslet beyan ediyor :
    1–Zikrullahtan asla gafil olmamak,
    2–İnfak.
    İlki rûhu güçlendirmek, ikincisi de fiilî olarak semeresini temin içindir. Asıl izzet yemekte değil yedirmekte, almakta değil vermektedir. Kur’ân’da azîz vasfı :
    1–Allah’ın (c.c) mutlak kudret ve üstünlüğünü, eşsizliğini belirten bir muhtevada kullanılmıştır.
    [​IMG]
    “O sabahı aydınlatandır, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, azîz olan pek iyi bilen Allah’ın (c.c) tâ kendisidir.” (En’am 96)
    2 – Galebe manasının ağırlık kazandığı muhteva,
    [​IMG]
    “Allah’ın (c.c) âyetlerini, inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah (c.c) suçlunu hakkından gelen mutlak güç sahibidir.” (Al-i İmran 4)
    3 – Nâdir olmak, eşi benzeri bulunmamak anlamı,
    [​IMG]
    “Size kendinizden öyle bir resûl gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe 128)
    [​IMG]
    “O eşsiz bir kitaptır.” (Fussilet 41/41)
    Eşi, dengi bulunmayan anlamıyla tenzihî, güçlü, daimâ gelip anlamıyla da zatî sıfatlardan olur.

    Bu ismin Allah (c.c) için ifade ettiği anlamlar :
    1–Varlığı var ederek yokluğa gücünü göstermiştir,
    2–Varlık üzerinde hükmünü yürütür, yürütmesine kimse, hiçbir şey engel olamaz,
    3–Yaptıklarından dolayı hesaba çekilemez, sorumlu tutulamaz,
    4–Koyduğu düzenin de mahkumu olmaz, düzenini de kimse bozamaz,
    5–Eşi, dengi, benzeri yoktur,
    6–İradesine karşı durulamaz, irade etiği bir şeyin olması için “ol” demesi yeterlidir. Hiçbir şey ona zor gelmez,
    7–Âzâlarda bir haksızlık, bağışlamasında izzetsizlik, isabetsizlik, tasavvur edilemez,
    8–Kendisine inananları, itimat ve tevekkül edenleri izlete düşürmez, mağlup ve mahcup etmez,
    9–Vikâyesini kabul edenleri mükerrem ve muazzez kılar,
    10–Hidayete erdirdiklerini şaşırtarak, şaşırttıklarını hidayete erdirecek, rızkını daralttıklarına rızkı açacak, açtıklarına da kapattıracak hiç kimse yoktur,

    Peygamberimiz (s.a.v) için ifade ettiği anlamlar ;
    1–Allah (c.c), kendisine her türlü imkân ve gücü verdiği halde bu imkân gücünü kullanmamıştır,
    a- Tâif dönüşünde Mikâil (a.s) emrine âmadedir,
    b- Melik peygamber olabilecekken o kul peygamber olmayı seçmiştir,
    c- Dağların yanıbaşında altın olup da gezmesi teklifini kabul etmemiştir.
    2–İhtiraslarına, öfkesine, ihtiyaçlarına… karşı galipti. Yaptıklarını bunları tatmin için değil Allah’a (c.c) karşı kulluğunu gerçekleştirmek için yapardı.
    3–Eşi, benzeri bulunmaz bir insandı,
    4–Herkesin kendisine olan ihtiyacı en şiddetli ihtiyaçtır.

    Bizim için ifade ettiği anlamlar ;
    1–İzzete erdirenin de, zillete düşürenin de Allah (c.c) olduğuna inanmak,
    2–İzzete, Allah’ (c.c) iman, zikrullah ve infak ile ulaşılacağını bilmek,
    3–Beşerî arzularımıza karşı hakim olmak,
    4–Allah’ (c.c) itimat ve tevekkül ederek, onun dışındaki varlıklara dalkavukluk ve müdahere de bulunmamak,
    5–İnsanlar için ihtiyaç duyulan, müracaat edilen bir insan olmak,
    6–Allah’ın (c.c) vikâyesine girerek azîz olabileceğine inanmak,
    7–Azîz olmak için Allah’tan (c.c) başkalarına müracaat etmemek,
    8–İslâm’ı izzet kabul etmek, başka izzete izzet olarak bile bakmamak,
    9–Gücümüzü olur olmaz yerlerde kullanarak, kullanmaya kalkarak zillete düşmemek.
     
  2. Murat

    Murat Yönetici

    Mutlak güç sahibi sensin Allah'ım herşeye galip gelen herşeyin hükümranlığı sendedir.
     
  3. C

    Compagno Yeni Üye

    Allah en yücedir. Şüphe yok...
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş