Canlılar Dünyası Sözlüğü

Konu, 'Evcil Hayvanlar' kısmında denizz tarafından paylaşıldı.

  1. d

    denizz Yeni Üye

    Canlılar Dünyası Sözlüğü
    Abdomen: Karın, böceklerde vücudun son bölümü.
    Absorbsiyon : Enerji ya da diğer bir maddeyi emebilme, soğurma.
    Acoelomata: Sölom boşluğuna sahip olmayan canlılar. Endoderm ve ektoderm arası tamamen mezoderm ile doludur.
    Aerob: Yalnızca oksijen varlığında yaşayabilen.
    Amebosit (Ameboid): Amip benzeri hücreler.
    Amilaz: Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim. Tükürükte bulunan haline “Pityalin" adı da verilmektedir.
    Amitotik bölünme: Hücrenin boğumlanarak ikiye bölünmesi, amitoz bölünme
    Amoeboid hücreler: Belirgin bir şekilde olmayan ve başka hücrelere farklılaşma potansiyeline sahip olan hücreler.
    Anaerob: Yaşamı için oksijen varlığına gereksinim duymayan.
    Analog: Kökenlerinin benzer olmasına gerek olmaksızın, aynı görevi gören organlar. ör. Midyedeki ve balıklardaki solungaçlar.
    Anatrop: Tohum taslağını plesentaya bağlayan sap olan funikulusa göre 180 derece dönmüş, ters tohum taslağı.
    Anteridyum: Çiçeksiz bitkilerde ve mantarlarda erkek gametleri oluşturan kısa, silindirik yapıdaki kese.
    Antikoagülan: Kanın pıhtılaşmasını önleyen madde.
    Antropojen: Doğal bitki örtüsünün insanların çeşitli etkinlikleri sonunda özelliklerini yitirmesiyle ortaya çıkan yeni bitki örtüsü.
    Arboretum: Doğru biçimde etiketlenmiş odunsu ve otsu bitkilerin teşhisi ve bilimsel araştırmalar amacıyla bir araya getirilip yetiştirildiği ortamlar.
    Arillus: Döllenme sonrasında, bazı tohumların üzerinde oluşan ek örtü.
    Arkegonyum: Genellikle şişe biçiminde, bir sıra verimsiz hücre tabakasıyla çevrilmiş boyun, karın kanal hücreleriyle yumurta hücresinden meydana gelmiş üreme organı.
    Arkenteron: Embriyodaki ilkin bağırsak tüpü.
    Arkeosit: Süngerlerde, besin depolayan amoeboid hücrelere verilen ad.
    Asimetri: Herhangi bir simetri tipine sahip olmama durumu.



    B

    Bakteri: Prokaryot hücre yapısındaki mikroorganizma.
    Balsam: Sıklıkla odunsu bitkilerden elde edilen reçine ve bu reçinelerden yapılan ilaç.
    Basit yaprak: Yaprak ayası parçalara bölünmemiş, sap üzerinde bir parçadan oluşan yaprak.
    Bentik: Deniz ve tatlı sularda dip ya da taban bölgesine ilişkin.
    Bilateral simetri: Vücudun tam ortasından geçen bir düzlemin, vücudu iki eş yarıya (sağ ve sol) ayırdığı simetri tipi.
    Bileşik yaprak: Yaprak ayası parçalara bölünmüş, yaprak çok sayıda yaprakçıklardan meydana gelir.
    Biyolüminesans: Bazı canlılar tarafından, belirli bir metabolik yol izlenerek ışık meydana getirilmesi.
    Biyom: Yaşam kuşakları. Yeryüzünün geniş alanlarına yayılmış bitki ve hayvanların doğal olarak kümelendirilebilicek özellikte olanlarının bulunduğu yaşama alanları.
    Biyosfer: Canlıların birbirleriyle ilişkilerinin sürdüğü kayaç, su ve hava katmanlarından oluşan yeryüzü örtüsü.
    Blastomer: Embriyoda bulunan genç hücreler.
    Blastopor: Embriyoda, dış hücrelerin içeri çökmesiyle oluşan ilkin girintinin açıklık kısmı, ilkin ağız açıklığı.
    Blastosöl: Embriyonun erken safhasında, dış tabakadaki hücrelerin içeriye doğru bir girinti yapması sonucu oluşan, ilkin vücut boşluğu.
    Brakte: Çiçek sapı yaprakçığı. Çiçek sapının kaidesinde, sapın gövdeye bağlandığı yerde bulunan yaprakçık.
    Brakteol: İkinci derecedeki brakte. Çiçek sapının üzerinde bulunan küçük yaprakçık.



    C, Ç

    Calyx: Mercanlarda, kalsiyum karbonat yapıda olan, kase şeklindeki dış iskelet.
    Cephalothorax: Baş ve gövdenin kaynaşmış hali.
    Cercus (Serkus): Bazı canlı gruplarında, vücudun sonunda görülen ve çeşitli şekillerde olabilen, kuyruk benzeri uzantı.
    Çenek: Çim yaprakları, kotiledon: Tohumlu bitkilerin tohumlarının çimlenmesiyle embriyolarından oluşan ilk yaprak ya da yaprakları.
    Çok yıllık bitki: Yaşamlarını iki yıldan fazla sürdüren bitkiler.
    Çomak hücreleri: Retinada bulunan ve beyaz ışığa karşı duyarlı olan, çubuk şeklindeki hücreler.



    D

    Dekumbent: Kalkık uçlu. Yalnız dalların uç kısmı yukarı doğru yükselmişyerde yatık olarak gelişen bitki.
    Dekurrent: Aşağı doğru sarkarak uzayan. Yaprak ayasının gövde üzerine yapışık olarak aşağı doğru uzaması.
    Deltat: Eşkenar üçgen biçiminde. Yaprak sapı üçgeninin tabanının ortasında bulunur.
    Dendroid: Ağaç dalı biçiminde dallanmış tüy.
    Dendroloji: Botaniğin ağaç özelliğindeki bitkilerini inceleyen ve araştıran bilim dalı.
    Dentat: Dişli. İri ve keskin olan dişlerin eksenleri yaprağa dikey durumdadır.
    Dentikulat: Küçük dişli. Dentat ile aynı biçimde olup daha küçük olan diş.
    Dentin: Kollajen ve kalsiyum tuzlarından oluşan, diş ya da pul yapısında bulunabilen sert madde.
    Dentisid kapsula: Dişli kapsül. Açılma kapsülün uç kısmındaki dişlerin birleştikleri yerde olur.
    Dermis: Hayvanlarda derinin alt tabakasına verilen ad.
    Deuterostomia: Blastopor, ağız yerine anüsü oluşturur. Ağız daha sonra şekillenir. Genellikle, enterosöl sölom ve radial segmentasyon ile birlikte anılır.
    Dış döllenme: Erkek ve dişi eşey hücrelerinin vücut dışında birleşmesi ile meydana gelen döllenme tipi. Dış döllenme görülen canlılarda genellikle üreme su varlığına bağımlıdır (suda gerçekleşir).
    Diandrus: İki stamenli.
    Diatom: Bir fitoplankton grubu.
    Difüzyon: Molekül ya da iyonların, çok yoğun oldukları bir ortamdan, daha az yoğunlukta bulundukları bir ortama doğru yaptıkları geçiş hareketi.
    Diklin: Bir eşeyli çiçek. Erkek üreme organlarının (andrekeum) ve dişi üreme organlarının (ginekeum) ayrı çiçekler üzerinde bulunması.
    Dikotiledon: Embriyosunda iki çenek yaprağı bulunan bitki.
    Dimorfizm: Bir tür içinde, iki farklı formun görülmesi durumu.
    Dioik: Vücudunda dişi veya erkek üreme organlarından sadece birini bulunduran canlı, ayrı eşeyli.
    Diploblasti: Embriyonik gelişim sürecinde sadece endoderm ve ektodermin oluşması, iki tabakalılık.
    Diploid: Birbirinin aynısı halindeki çift kromozom setine sahip olan.
    Diskoid: Disk biçiminde.
    Distikus: İki sıralı. Yaprak ve çiçeklerin aynı düzlem üzerinde birbirlerinin ters yönünde sıralanması.
    Divergent: Birbirlerinden ayrılmış ve uzaklaşmış şekilde.
    Dorsal: Sırtsal yüzey. Sırt kısmı.
    Dorsifiks: Sırttan bağlı. Flamentin antere sırt kısmından bağlı olması.
    Döl değişimi: Eşeyli ve eşeysiz üremenin birbirini takip ettiği üreme sistemi, döl almaşı, metagenez.



    E

    Effektör: Sinir hücrelerinin bağlı olduğu ve sinirsel uyarılara karşı verilen cevabın yerine getirildiği bez, kas, hücre veya organlar, sonuçlandırıcı organlar.
    Egzotik: Yerli olmayan canlılar.
    Ekoloji: Organizmalarla çevrelerini ve bu iki varlık arasındaki karşılıklı ilişkileri araştıran bilim dalı. Doğanın yapısını ve işlevini araştıran bilim dalı.
    Ekosistem: Doğadaki canlı ve cansız varlıkların karşılıklı etkileşim bağlarıyla oluşturdukları sistem
    Ektoderm: Embriyo gelişimi sırasında oluşan 3 tabakadan en dışta olanı, dış deri.
    Ektoparazit:Başka bir canlının vücudu üzerinde parazit olarak yaşayan canlı, dış parazit.
    Ektoplazma: Hücre içerisindeki sitoplazmanın çevresel veya dış bölgesi, dış plazma.
    Ekzoenzim: Dış ortama salgılanan enzim.
    Elytra: Kın kanat, kitinleşmişi kanat yapısı.
    Embriyo: Zigotun gelişmesiyle oluşan genç organizma.
    Endemik: Belirli bölgeye ait canlı türleri.
    Endoderm: Embriyo gelişimi sırasında oluşan 3 tabakadan, en içte olanı, iç deri.
    Endoparazit: Bir canlının vücudunun içinde parazit olarak yaşayan organizma.
    Endopeptidaz: Protein molekülünün iç bağlarını hidrolize uğratan bir proteinaz türü.
    Endoplazma: Hücre içerisindeki sitoplazmanın orta veya iç bölgesi, iç plazma.
    Enfektif: Enfeksiyona neden olabilme yeteneğine sahip.
    Enfeksiyon: Bakteri, virüs, mantar yada protozoonların organizmaya girmesi durumu.
    Enterosöl sölom: Embriyonik gelişim sırasında arkenteron tavanında her iki yanda cepler oluşur. Daha sonra arkenteron ile bağlantılarını yitiren bu cepler, endoderm ve ektoderm arasında ara bir doku halinde gelişir. Bu ceplerin içindeki boşluklar bağırsaktan türediği için “enterosöl" adını alır. Sindirim sisteminden meydana gelen, cep şeklindeki vücut boşluklarıdır.
    Entogami: Böcekler yoluyla tozlaşma.
    Epidermal: Epidermisten köken alan, epidermis yapısından olan.
    Epidermis: Epitel dokunun, en üst tabakası (genellikle vücudun en dış yüzeyini örten doku tabakası), üst deri.
    Epifiz: Beynin tabanında bulunan bir iç salgı bezi.
    Epigeik:Toprak üzerinde gelişen.
    Epitel: Hayvanlarda organizmanın vücut dışını ve iç organlarını astarlayan doku.
    Erdişi: Çift cinsiyetli, hermafrodit.
    Eşey Hücresi: üremeden sorumlu hücre, gamet.
    Eşeyli üreme: Erkek ve dişi bireylerin üreme hücrelerinin birleşmesiyle meydana gelen üreme.
    Eşeysel dimorfizm: Erkek ve dişi eşeyler arasında vücut boyutu ve şekli, renk veya desen bakımından farklılıklar görülmesi durumu.
    Eşeysiz üreme: Erkek ve dişi bireylerin ayrı üreme hücrelerinin söz konusu olmadığı, tamamen benzer genetik yapıda bireylerin oluşumunu sağlayan üreme tipi.
    Eucoelomata: Gerçek sölom boşluğuna sahip canlılar. Endoderm ve ektoderm arasındaki boşluk, tamamen mezoderm ile astarlanmıştır.
    Eutely: Canlının hayatı boyunca vücudunda bulunacak hücre sayısının sabit olması.
    Evcik: Bazı çiçeklerde tohumların saklı bulundukları oyuklar.



    F

    Fagositoz: Büyük parçacıkların (besinlerin veya yok edilecek olan yabancı maddelerin), yalancı ayaklar yardımıyla hücre içerisine alınması.
    Farinks: Ağız ve burun boşluklarıyla, gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk, yutak.
    Fauna: Belirli bir ortamdaki hayvan türlerinin tümü.
    Femur: Uyluk kemiği.
    Feromon: Alan belirlenmesi, topluluk içinde hiyerarşik düzenin sağlanması ve üreme döneminde eşlerin birbirini bulması gibi durumlarda etkili olan, "dış hormon" olarak da adlandırılabilen kimyasallar.
    Filotaksis: Gövde ekseni üzerinde yaprakların diziliş şekli.
    Fitoplankton: Suda pasif olarak hareket eden (yer değiştiren) ve bitkisel özellik gösteren organizmalar.
    Floem: Bitkilerde organik besin taşıyan borular, soymuk boruları.
    Flora: Belirli bir alanda bulunan bitkilerin tümü. Bakteriler için de flora kelimesi kullanılır.
    Folikül: Küçük kese şeklindeki yapıların genel adı.
    Fosil: Günümüzde yaşamayan canlıların eski devirlerden kalma, taşlaşmış kalıntıları.
    Foto-ototrof: Işık enerjisini kullanarak, ihtiyacı olan organik besin maddelerini üretebilen canlılar.
    Fotoreseptör: Işığa duyarlı almaçlar.
    Fotosentez: Klorofil taşıyan hücrelerde görülen, ışık enerjisinin kullanılmasıyla su ve karbondioksitten organik madde sentezlenmesiyle sonuçlanan tepkimeler zinciri.
    Fototaksi: Işığa bir cevap olarak yapılan yönlenme hareketi.



    G

    Gal: Bitkilerde, böcek ya da mantar gibi organizmaların neden olduğu anormal gelişen yapılar.
    Gamet: Üreme hücresi, eşey hücresi.
    Gastrodermal: Gastrodermisten köken alan, gastrodermis özelliklerini taşıyan.
    Gen: DNA molekülünün ortalama 1500 nukleotitten oluşmuş canlının kalıtsal özelliklerinden herhangi birini taşıyan parçası. Kalıtımın temel fiziksel ve işlevsel birimi. Her gen, protein veya RNA molekülü gibi özel bir işlev taşıyan kromozomların belli bir noktasındaki nükleotid dizilerinden oluşur.
    Genom: Bir organizmanın sahip olduğu genetik şifrelerin tamamı.
    Gonad: Eşey hücrelerinin üretildiği organlar, eşey organları.
    Gonopor: Eşey açıklığı, eşey organlarının vücut dışına açıldığı delik.



    H

    Habitat: Yetişme ortamı, bir canlının, bir türün içinde yaşadığı ortam.
    Haploid: Tek kromozom setine sahip olan.
    Hemoglobin: Alyuvarlar içerisinde bulunan ve yapısında demir taşıyan, kırmızı renkli bir solunum pigmenti.
    Hemolenf: Bazı omurgasızlarda, hemosöl adı verilen vücut boşluğu içerisinde bulunan sıvı.
    Hemolitik: Kan hücrelerine zarar veren.
    Hemosiyanin: Bazı omurgasızlarda bulunan, demir yerine bakır içeren, mavi-yeşil renkli solunum pigmenti.
    Hemosöl: Eklem bacaklılarda, gerçek sölom boşluğu yerine bulunan ve içinde solunum sıvısının dolaştığı vücut boşluğu.
    Herbivor: Bitkisel besinler ile beslenen canlılar.
    Hermafrodit: Çift eşeyli, her iki eşeyin organlarını birlikte taşıyan, er dişi, monoik.
    Heterojen: Değişik karakterlere yada yapılara sahip olan.
    Heteronom metamerizm: Vücudu oluşturan segmentlerin, birbirinden farklı yapıda olması.
    Heterospor: Mikrospor ve makrospor gibi morfolojik ve eşey bakımından farklı sporlar.
    Heterotrof: Kendi besinini üretemediği için, organik besinleri dışarıdan almak zorunda olan canlılar (ardıbeslek).
    Hidrostatik: Suda sabit bir şekilde kalmayı ve yüzebilmeyi sağlayan.
    Hif: Sporların çimlenmesiyle oluşan ve birden fazla çekirdek taşıyan, silindir şeklindeki tüpsü iplikçikler.
    Hipodermis: Dermis tabakasının alt bölümü.
    Hipofiz: Beyin tabanında bulunan ve iki kısımdan meydana gelen bir iç salgı bezi.
    Hipogeik: Toprak yüzeyinin altında gelişen ya da yaşayan.
    Holoblastik bölünme: Hücre bölünmesinin, yumurtanın tamamında gerçekleşmesi.
    Homolog: Aynı görevi görmeseler bile, embriyonik dönemde aynı dokudan köken alarak gelişmiş organlar.
    Homonom metamerizm: Vücut bölümlerinin birbirine eş bölmelerden oluşması.
    Homospor: Yosun ve eğreltilerde morfolojik olarak birbirinin aynı olmakla birlikte, eşey fonksiyonları negatif, pozitif biçimde olan sporlar, ızospor.
    Humus: Toprak üzerindeki ve içindeki organik atıkların ayrışması sonucu oluşan kütle
    Hücre dışı sindirim: Büyük moleküllü besinlerin, hücrelerin dışarıya verdikleri salgılar ile hücre içine alınmadan, yapı taşlarına ayrılması.
    Hücre içi sindirim: Büyük moleküllü besinlerin, hücre içerisine alınarak, hücre içinde yapı taşlarına ayrılması.



    İ


    İç döllenme: Erkek ve dişi eşey hücrelerinin vücut içinde birleşmesi ile meydana gelen döllenme tipi. Erkek bireyin spermleri, belirli yapılar yardımıyla dişi vücuduna aktarılır ve dişinin vücudu içerisinde yumurta hücresini döller.
    İki evcikli: Dioik.
    İletim demeti: Bitkilerde organik ve inorganik besin maddelerinin iletiminin yapıldığı odun ve soymuk borularından oluşan yapılar.
    İndikatör: Belirleyici. Bazı durumlara karşı hassasiyet göstererek ya da cevap oluşturarak, o durumlar hakkında ipucu veren.
    İnsektivor: Böcekler ile beslenen canlılar.
    İzospor: Benzer yapıdaki sporlar veya bu tip sporlara sahip canlılar, homospor.
    İzotonik: Aynı ozmotik basınca sahip olan ortamlar. örneğin, Salpa'da kan, içindeki madde yoğunluğu (kan hücreleri, proteinler, mineraller vd.) bakımından deniz suyuyla eşdeğerdir.



    K

    Kambiyum: Bitkilerin iletim demetlerinde, bir ya da birkaç sıra meristematik hücre tabakasından oluşan, ikincil kalınlaşmayı ve enine büyümeyi sağlayan doku.
    Kapsit: Virüslerin çekirdek asitlerinin dışında bulunan, tek tip ya da birkaç tip proteinden oluşan kılıf.
    Karnivor: Hayvansal besinler ile beslenen canlılar.
    Karotenoid: Sarı, turuncu, kırmızı veya kahverengi olan; yağda çözünebilen, çoğunlukla fotosentez tepkimelerinde de görev alan, bitkilerin çiçek ve meyve kısımlarında bulunan pigment grubu.
    Karpel: Tohum taslaklarını ve özellikle tohumları örtmek için birkaç makrosporofilin kendi üzerlerine katlanarak ya da biraraya gelerek oluşturdukları tek ya da çok gözlü olabilen tohum zarfları.
    Kazık kök: Ana kökün yan köklerden daha fazla gelişme göstermesi.
    Kemoreseptör: Kimyasal maddelere karşı duyarlı olan almaçlar.
    Kitin: Oldukça dayanıklı yapıda, N-asetil glikozamin'den meydana gelmiş, bir tür nötr polisakkarit.
    Kloak: Bazı canlı gruplarında, sindirim, boşaltım ve üreme sistemlerinin son ürünlerinin dışarı bırakıldığı ortak tek açıklık.
    Klorofil: Fotosentez tepkimelerinde güneş enerjisini kimyasal enerjiye çeviren, yapısında Magnezyum (Mg) içeren, yeşil pigment maddesi.
    Kloroplast: Yeşil renkli klorofil pigmentini taşıyan plastit.
    Knidosit: Omurgasızlarda görülen, içinde yakıcı kapsüller taşıyan, savunma veya beslenmede görevli olabilen özelleşmiş hücreler.
    Kokon: İçine yumurta ya da tohumların bırakıldığı yapı.
    Koleteral: Ksilem ve floemin üstüste bulunması.
    Kommensal: Birlikte yaşayan iki canlı türünden birinin fayda sağladığı, diğerinin ise hiçbir şekilde etkilenmediği ortak yaşam biçimi.
    Konakçı: Bir parazit canlının üzerinde yaşadığı diğer canlı.
    Koni hücreleri: Omurgalıların gözlerinde, retinanın arkasında yer alan, koni şeklindeki, ışığa son derece hassas olan ve renkli görüntünün algılanmasından sorumlu olan hücreler.
    Kontraktil vakuol: Tatlı sularda yaşayan bir hücrelilerde, açılıp büzülerek, fazla suyu ve metabolizma atıklarını hücre dışarına atmada görevli olan organel.
    Kopulasyon: Çiftleşme.
    Korda: Omurgayı oluşturan ilkin iç iskelet (Sırt ipi).
    Kornea: Gözün en dışta bulunan sert tabakasının yaklaşık 1/6'sını oluşturan ön bölgesi, saydam tabaka.
    Kotiledon: Çenek. Çim yaprakları.
    Kökçük: Kara yosunlarında olduğu gibi, ilkel bitkilerde bulunan, tek ya da çok hücreden oluşmuş, kök görevini yapan basit yapılar. Rizoit.
    Kromatofor: Pigment içeren ve canlının deri renginin değişiminden sorumlu olan organel.
    Ksilem: Bitkilerde su ve mineral taşınmasından sorumlu olan borular, odun boruları.
    Kupula: Fındık tipi meyveyi taşıyan, kadehe benzer yapı.
    Kursak: Kuşlarda, boğazda kese şeklinde genişlemiş ve besin depo edilen bölge.
    Kütikula: Su geçirmeyen, koruyucu, mumsu yapıdaki tabaka.
     
  2. A

    Abdullah Yeni Üye

    Canlılar dünyasının sözlüğünü hiç duymamıştım doğrusu ama mutlaka bu sözlükten hayvanlarla ilgilenen çiftçiler bence alıpta okuması çok iyi olur...
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş