Canlılar Dünyası Sözlüğü (devam)

Konu, 'Evcil Hayvanlar' kısmında denizz tarafından paylaşıldı.

  1. d

    denizz Yeni Üye

    L

    Larva: Bazı hayvanların hayat devrelerinde görülen ve metamorfoz sonucunda ergin hale benzeyecek olan yavru evresi.
    Lenf: Lenf damaları içerisinde dolaşan, kan plazması ve lenf proteinlerinden oluşan dolaşım sıvısı, akkan.
    Lentisel: Kovucuk. Mantar özüne dönüşmüş gövde kısımlarında havanın girip çıkmasını sağlayan aralıklar.
    Lignin: Odun özü denilen su geçirmez madde.
    Lipaz: Lipidleri (yağları), yağ asitleri ve gliserine parçalayan sindirim enzimi.
    Lob/lop: Beyin, karaciğer gibi organların parçaları bölümleri.
    Lokus: Kromozomların üzerlerinde genlerin bulunduğu özel yerler.
    Lökoplast: Bazı bitki hücrelerinde yedek besin depolayan renksiz madde.
    Lökosit: Akyuvar, fagositoz yapan, antikor üreten, renksiz kan hücresi.
    Lümen: Tüp ya da kese şeklindeki bir organ ya da organelin iç boşluğu.
    Lütein: Folikül hücrelerinde meydana gelen, yumurta sarısına renk veren pigment.



    M

    Makrofil/Makrosporofil: Makrosporangiyumları taşıyan yapı. Makrofil de denir. Çiçekli bitkilerde pistile özdeştir.
    Makroportal: Arkegonyumları oluşturan portal.
    Makrospor: Megaspor. Makrosporangiumlardan meydana gelen büyük ve dişi olarak kabul edilen sporlar. Çiçekli bitkilerde embriyo kesesine özdeştir.
    Makrosporangiyum: Makrosporları oluşturan yapı. Megasporangiyum da denir. Çiçekli bitkilerde polen kesesine özdeştir.
    Matriks: İçinde biyolojik olayların oluştuğu cansız, sıvı ortam.
    Mayoz bölünme: Eşey organlarında eşey hücrelerinin oluşması sırasında diploit ya da somatik kromozom sayısının yarıya indiği ve dört haploit hücrenin oluştuğu hücre bölünmesi. Redüksiyon bölünme. İndirgenme bölünmesi.
    Melez: Herhangi bir karakter yönünden farklı iki arı dölün çaprazlanması sonucu oluşan heterozigot döl.
    Mercek: Gözde ışığın doğru şekilde kırılmaya uğrayarak, ağ tabakaya düşmesini sağlayan yapı.
    Meristem: Sürekli olarak bölünebilme yeteneğine sahip hücrelerin oluşturduğu embriyonik doku.
    Meristem halkası: Büyüyen bitki ekseninde korteks ile merkezi parenkima dokusu arasında bulunan ve vasküler dokuyu veren meristem dokusu.
    Meroblastik bölünme: Hücre bölünmesinin, yumurtanın belirli bir kısmında gerçekleşmesi.
    Meşcere: Dış görünüm, tür bileşimi, yaş, yapı bakımından tek düzelik gösteren bitki topluluğudur.
    Metabolizma: Canlı organizmanın hücreleri içinde meydana gelen ve enzimlerle kontrol edilen olayların hepsi. Metabolizma ile enerji üretimi ve madde yapımı gerçekleştirilir. ATP üretimi ve protein sentezi iki önemli metabolik reaksiyondur.
    Metagenez: Eşeyli ve eşeysiz üremenin döngüsel olarak birbirini takip ettiği üreme sistemi, döl değişimi.
    Metamerizm: Segmentli bir yapıy gösterme.
    Metamorfoz: Canlının yumurtadan çıktıktan sonra, tam bir ergin görünümüne erişinceye kadar geçirdiği evrelerin bütünü, başkalaşım.
    Metanefridyum: Sölom boşluğuna açılan boşaltım tüpçükleri.
    Metanefroz: Omurgalılarda görülen ve ikincil böbreğin arkasından meydana gelen, en gelişmiş böbrek tipi.
    Mezenşim: Embriyonun mezoderm tabakasından gelişen, daha sonra kas ve bağ dokusunu oluşturacak olan farklılaşmamış hücreler.
    Mezoderm: Embriyo gelişimi sırasında oluşan 3 tabakadan, ortada olanı, orta deri.
    Mezofil: Yaprağın üst ve alt epidermisi arasında kalan kısmı.
    Mezonefridyum: Mezodermden gelişen boşaltım organı.
    Mezonefroz: Omurgalılarda görülen, orta derecede gelişmiş böbrek tipi.
    Mikrofil/Mikrosporofil: Tohumsuz bitkilerde bir tek damarlı doku şeridi içeren küçük bir yaprak. Mikrosporangiyumları taşıyan yapı. Çiçekli bitkilerde erkek organa-stamene özdeştir.
    Mikroprotalyum: Anteridyumları oluşturan protal.
    Mikrospor: Polen. Tohumlu bitkilerde üreme organı olan stamenlerde mayoz bölünmeyle meydana gelen erkek üreme hücreleri, çiçektozu. Çiçekli bitkilerdeki polene özdeştir.
    Mikrosporangiyum: Mikrosporları oluşturan yapı. Polen kesesi.
    Mikrotübül: ökaryot hücrelerde, hücre iskeletinin yapısına katılan, kamçılı ve sillilerde ise sillerin yapısına katılan, içi boş tüpçükler.
    Misel: 1. Mantarlarda, hiflerin bir araya gelmesiyle oluşmuş yapılar. 2. Yağ moleküllerinin, çözünmediği bir sıvı madde içerisine bırakıldığı zaman oluşturduğu küçük partiküller.
    Mitokondri: Hücrede enerji üretiminden sorumlu olan (oksijenli solunumun gerçekleştiği) organel.
    Mitotik bölünme: Kromozomların kopyalanarak sayısının iki katına çıkarılmasını takiben gerçekleşen ve sonuçta yine diploid sayıda kromozom taşıyan iki oğul hücrenin meydana geldiği hücre bölünmesi tipi, mitoz bölünme.
    Mitoz bölünme: Ökaryot hücrelerin tipik çekirdek bölünmesi. Kopyalanarak sayısı iki katına çıkmış kromozomların profaz, metafaz, anafaz ve telofaz safhalarını geçirdikten sonra bölünerek diploit sayıda kromozom kapsıyan iki oğul çekirdeğe ayrılmaları. Mitozu takiben sitoplazma bölünmesiyle hücre iki oğul hücreye ayrılır.
    Mixotrof: Klorofil taşıdığı halde, heterotrof olarak da beslenebilen canlılar.
    Miyelin kılıf: Sinir hücrelerinde, hücrenin belirli bir bölümü tarafından meydana getirilen ve akson adı verilen uzantıların üzerini kaplayarak koruma ve sinir iletiminde hız sağlayan örtü.
    Monofiletik: Tek atadan köken almış.
    Monohibrit: Tek karakter bakımından melez.
    Monoik: Bir evcikli. Erkek ve dişi organların ayrı çiçeklerde fakat aynı bitki üzerinde bulunması.
    Monokotiledon: Embriyolarında tek çenek yaprağına sahip bitki.
    Monomer: Büyük moleküllerin hidrolizi sonucu oluşan en küçük yapı birimi.
    Monosakkarit: Genel formülü (CH2O)n olan en basit şeker molekülü.
    Mozaik gelişim: Embriyoya ait hücrelerin her birinin, vücudun farklı bir bölgesini meydana getirmek üzere belirlendiği gelişim tipi. Bu gelişim tipini gösteren canlılarda, embriyodan ayrılan herhangi bir parça, kendi başına tam bir birey olarak gelişemez.
    Mukus: Koyu ve az akışkan özellikte, glikoprotein yapısında salgı, sümük.
    Multipotent: Birden fazla farklı hücre veya doku tipine farklılaşabilme yeteneğine sahip olan. Hidralarda “interstitial hücreler" ve omurgalı embriyolarında “kök hücreler" , multipotent karakterdedir.
    Musilaj: Yapışkan ve az akışkan karakterli polimerler.
    Mutasyon: Bir canlının kalıtım özelliklerinde meydana gelen birdenbire ve kendiliğinden değişmeler.
    Mürein: Bakterilerin hücre duvarında bulunan yapısal bir peptidoglikan.
    N

    Nasti: Bitkinin, uyaranın cinsine göre yaptığı fakat uyaranın yönüne bağlı olmayan davranışlar.
    Nefridiopor: Omurgasızların boşaltım organları olan nefridyumların vücut dışına açıldıkları açıklık.
    Nefridyum: Omurgasızların boşaltım organları.
    Nermatosit: Knidosit hücrelerinin içeriği ya da kendisi.
    Neoteni: Ergin halde larva özelliklerinin görülmesi.
    Nimf: Başkalaşım gösteren böceklerde, dış görünüşü ergine benzeyen, fakat eşey organları ve kanatları tam olarak gelişmemiş evre.
    Nod: Düğüm şeklinde yapı.
    Notokord: İlkin sırt ipliği.
    Nöron: Sinir hücresi.
    Nörotoksik: Sinir sistemi üzerinde zararlı etkisi olan zehirli maddeler.
    Nötr: Elektriksel yükü sıfıra eşit olan.
    Nusellus: Tohum taslağında embriyo kesesini çevreleyen doku.
    Nükleik asitler: Çekirdek içinde bulunan, genetik şifreyi taşıyan, yapılarında şeker bulunan asitler (DNA ve RNA).


    O, Ö

    Ocellus (çoğulu= Ocelli): Bazı omurgasızlarda ve diğer basit yapılı organizmalarda görülen, mercek de taşıyabilen basit göz, nokta göz.
    Odun boruları: Bitkilerde çeşitli hücre tiplerinden oluşan, su iletimi ve destek görevini yapan doku. Ksilem.
    Oksidasyon: (Yükseltgenme) Elektronların bir atom ya da molekülden ayrılmasını sağlayan kimyasal tepkime.
    Omnivor: Hem bitkisel hem de hayvansal besinler ile beslenebilen canlılar.
    Oocyst: Etrafı koruyucu bir kılıfla çevrili, olumsuz çevre koşullarına karşı dayanıklı yapıda olan yumurta hücresi.
    Organel: Hücrenin içerisinde bulunan ve her biri farklı görevlerden sorumlu olan, daha küçük alt birimler.
    Osmoregülasyon: Bazı sucul organizmaların, vücutlarının osmotik basıncını, yaşadıkları ortamın osmotik basıncına bağlı olmadan ayarlamaları.
    Osmoz: Suyun yoğunluğunun çok olduğu yerden az olduğu yere doğru, yarı geçirgen zardan geçmesi.
    Ototrof: Işık enerjisi veya kimyasal enerji kullanarak, inorganik maddelerden kendi organik besinini üretebilen canlılar (kendibeslek).
    Ovaryum: Dişi eşey organı, yumurtalık.
    Ovidukt: Yumurtaları, yumurtalıktan dışarı taşıyan kanal, yumurta kanalı.
    Ovipar: Yumurtasını vücut dışına bırakarak çoğalan.
    Ovipozitor: Yumurtaları yerleştirmeye yarayan yapı, yumurtlama borusu.
    Ovovivipar: Bir plasenta oluşumuyla anne-yavru arasında bağlantı olmaksızın, yumurtası vücut içinde gelişen ve yavruyu yumurtadan çıktıktan sonra vücut dışına bırakan, yalancı doğum yapan.
    Ovül: Tohumlu bitkilerde, döllenmeden sonra tohumu meydana getiren yapı.
    Ökaryot: Zar ile çevrili gerçek organelleri bulunan hücreler. (Bkz. Prokaryot ve ökaryot hücreler arasındaki farklar)


    P

    Papilla: Tomur. Koni biçimindeki herhangi bir çıkıntı.
    Parafiletik: Birden fazla atadan köken almış.
    Parapod: Her vücut segmentinin yanında, bir çift halinde bulunan ve yer değiştirmeye yarayan yapılar.
    Parazit: Başka türden bir canlının içinde veya üzerinde, kendisine besin veya barınak sağlayacak şekilde ancak aynı zamanda da diğer canlıya da zarar verecek şekilde yaşayan organizma, asalak.
    Parankima: İnce duvarlı, nisbeten farklılaşmamış hücrelerden oluşan, yapı ve görevi değişebilen, yumuşak bitki dokusu, parankima. Yassı solucanlarda kas tabakasıyla bağırsak arasında bulunan çeşitli hücrelerden oluşmuş sert doku. Bir organın zemin dokusu.
    Partenogenez: Yumurta hücrelerinin, sperm hücreleri ile döllenmeden mitoz geçirmeye başlayarak, bir canlıyı oluşturması şeklindeki üreme tipi.
    Patojen: Zararlı, hastalık yapıcı.
    Pektin: Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü, karbonhidrat karışımı maddeler.
    Pelajik: Deniz ya da göllerde tabana tutunarak ya da serbest halde yaşayan canlılar.
    Penetrasyon: Nüfuz etmek, içine girmek, dalmak.
    Peptidoglikan: Uzun polisakkarit zincirlerinin kısa peptitlerle (protein bağları) bağlandığı büyük moleküller.
    Peptit: Aminoasitler arasındaki bağlar.
    Periant: Çiçek örtüsü ve çiçek örtü yaprakları. Taç ve çanak yaprakların tümü. Bir çiçekte erkek organlar ve dişi organ dışında kalan parçalar.
    Peristom: Yosunlarda (Bryofitler) kapsül açıldıktan sonra ağızda bir ya da iki sıralı silli halka yapısı. Silyat protozoonlarda, denizyıldızlarında, halkalı solucanlarda, böceklerde, derisi dikenlilerde, vb. ağız çevresi bölgesi.
    Periton zarı: Karnın iç kısmını asarlayan zar, iki katlı karın zarı.
    Peyzaj: Bir arazi parçasının ekolojik, biyolojik, yapısal ve tüm doğal özelliklerinin topluca anlatımı.
    Pigment: Bitkilerde ve hayvanlarda bulunan renk maddelerinin genel adı.
    Plankton: Suyun hareketiyle pasif olarak sürüklenen küçük canlıların genel adı.
    Planktonik: Plankton yapısında olan ya da planktona ilişkin olan.
    Plasenta: Anne ve yavru arasında, döl yatağı içerisinde kurulan ve madde alış verişine olanak tanıyan, damarlı ve süngerimsi yapı.
    Plastit: Bitki hücrelerinde ve bazı bir hücreli canlılarda bulunan, çoğunlukla renk pigmenti de taşıyan bir organel.
    Poikilotherm: Değişken vücut sıcaklıklı.
    Polimer: Birden fazla benzer ya da farklı birimin, kovalent bağlarla birleşmesiyle oluşan yapı.
    Polimerize: Polimer yapıda, polimer özelliği gösteren.
    Polipeptit: çok sayıda aminoasidin birleşmesiyle oluşan organik molekül (örneğin protein).
    Polisakkarit: çok sayıda monosakkaritten meydana gelen organik bileşikler.
    Populasyon: Aynı türün bireylerinden oluşan yaşama birliği ve toplumudur.
    Por: Açıklık, delik.
    Predatör: Besin olarak diğer canlıları yakalayıp öldüren canlı, avcı.
    Primer: Birinci derecedeki, ilkin, esas.
    Proboscis: Genellikle vücudun ön kısmında ve ağız yakınında bulunan, veya tamamen ağız yapısını teşkil eden hortum.
    Prokaryot: Zar ile çevrili olan gerçek organelleri bulunmayan organizmalar, bakteri ve mavi-yeşil algler. (Bkz. Prokaryot ve ökaryot hücreler arasındaki farklar)
    Pronefroz: Omurgalılarda görülen en basit böbrek tipi.
    Protallus: Protal. Haploit yapıdaki gametofit.
    Proteaz: Proteinlerin peptit bağlarını koparak yıkılmasından sorumlu olan enzim, proteinaz.
    Protonefridyum: Bazı ilkel omurgasızlarda görülen, bir uçta alev hücreleriyle başlayan ve dallanan kanalların bir merkez kanalla birleşerek, dışarıya açıldığı boşaltım organı tipi.
    Protostomia: Embriyodaki blastopor, gelişerek ağzı oluşturur. Anüs, ağzın tam karşısında, arka bölgedeki ektodermin çökmesiyle gelişir. Genellikle, şizosöl sölom, spiral segmentasyon, ve mozaik gelişim ile birlikte anılır.
    Protozoon: Tek hücreli canlılara genel olarak verilen ad.
    Pseudocoelomata: Gerçek söloma sahip olmayan canlılar. Embriyonel dönemdeki blastosöl'ün devamıdır. Sadece dış kısmı mezoderm ile çevrilidir.
    Pseudopod: Amip benzeri bir hücrelilerde ve fagositoz yapan diğer hücrelerde bulunan sitoplazma uzantıları, yalancı ayak.


    R

    Radial segmentasyon: Embriyoda, oluşan yeni hücrelerin birbirinin üzerine veya yanına gelecek şekilde ilerlediği segmentasyon tipi.
    Radial simetri: Vücuttan diklemesine (yere paralel olarak) geçen tüm düzlemlerin, vücudu eşit iki parçaya ayırdığı simetri tipi, ışınsal simetri.
    Radula: Yumuşakçalarda, üzerinde kitin diş sıraları taşıyan, ağız içi rende organı, dişi dil.
    Red-tide: Dinoflagellata takımında yer alan alglerin, yılın beli dönemlerinde okyanuslarda çok hızlı bir şekilde çoğalmaları ve bu alglerin içerdikleri pigmentin renginin suda yoğunlaşması sonucu ortaya çıkan görüntü, kırmızı kuşak.
    Reçine: Bazı odunlu bitkilerin salgıladıkları, katı ya da yarı akışkan, yarı saydam, suda çözünmeyen salgı maddeleri.
    Rejenerasyon: Canlılarda eksilen, bozulan bir yapının tamamlanması, onarımı.
    Reseptör: Belirli kimyasalların veya uyartıların tanıyıcısı konumunda olan, bazı hallerde de bunların hücreye girmesini veya bunlara karşı bir cevabın oluşturulmasını mümkün hale getiren yer veya yapı, almaç.
    Retina: Gözde en iç kısımda bulunan, ışığa duyarlı hücrelerin, duyu sinirlerinin ve pigmentlerin bulunduğu, çift katlı ağ tabaka.
    Ribozom: Protein sentezinden sorumlu olan organel.
    Rizoid/rizoit: Kökçük.
    Rizom: Genellikle toprak altında bulunan ve yukarı doğru filizler, aşağıya doğru kökler veren kalın, yatay gövde.


    S

    Saçak kök: Yan köklerin ana kökten daha fazla gelişmesi.
    Saprofit: Ölü canlılar veya organik maddeler üzerinden beslenen, çürükçül, ayrıştırıcı.
    Segment: Bir yapının, az çok birbirine benzeyen parçalarından her biri, bölüt.
    Segmentasyon: Zigotta, sitoplazma büyümesi olmadan art arda görülen mitoz bölünmeler sonucunda, birbirine benzer hücrelerin oluşması.
    Sekonder: ıkincil, ikinci derecede önemli olan, yan, tali.
    Selüloz: çok sayıda glikozun birleşmesi ile oluşan, bitki hücrelerinin temel yapıtaşı olan yapısal bir polisakkarit.
    Septum: Bölme.
    Sesil: Bir yere bağlı olarak yaşayan.
    Sferik simetri: Vücudun herhangi bir yerinden geçen tüm düzlemlerin, vücudu eşit iki parçaya ayırdığı simetri tipi, küresel simetri.
    Sil: Bazı bir hücrelilerde hareketi sağlayan, bazı organizmaların da akciğer borularında senkronize hareket ederek, toz gibi. partikülleri akciğerden uzaklaştıran kamçı benzeri yapı.
    Simbiyont: Başka türden bir canlı ile ortak yaşayan canlı. Bu birliktelik, her iki tarafın fayda ya da zarar durumuna göre farklı isimler alır.
    Sinüs: Organların ya da dokuların arasındaki boşluk.
    Sitoplazma: Hücre zarı içerisinde, çekirdek dışında kalan bütün canlı kısım ve bu kısmı dolduran viskoz yapı.
    Soymuk boruları: Bitkilerde iletici hücreler olan, kalburlu hücreler ve kalburlu boru elementlerinden oluşan, besin iletimi, depo edilmesi ve destek görevlerini yapan doku. Floem
    Sölom boşluğu: üç embriyo tabakasına sahip olan hayvanlarda, iç kısmı tamamen periton zarı ile kaplanmış olan gerçek vücut boşluğu.
    Sperm: Erkek eşey hücresi.
    Spermatofor: Bazı canlıların erkek bireylerinde, birçok spermin bir arada taşınmasını sağlayan kapsül.
    Spikül: ığnemsi uzantılar.
    Spiral segmentasyon: Embriyoda, oluşan yeni hücrelerin birbirinin tam olarak üzerine veya yanına denk gelmeyip, yaklaşık 45 derecelik bir kayma ile birbirinin üzerine oturduğu segmentasyon tipi.
    Spongocoel: Süngerlerde vücut içi boşluğu.
    Spor: Eşeysiz üremeyi sağlayan hücre.
    Sporofit: Döl değişimi gösteren bitkilerde diploit ya da eşeysiz (aseksüel) evre.
    Stamen: Erkek organ. Bir çiçekte başçık (anter) ve iplikçik (flamen)ten oluşan çiçek tozlarını (polen) oluşturan organ.
    Statocyst: ıçerisinde denge taşı bulunan kesecik.
    Stigma: 1. Eklembacaklılarda, trake sisteminin havayla temas ettiği açıklıklar. 2. Çiçeklerde, dişi üreme organının poleni aldığı uç kısmı.
    Stilet: Yapışkan organ.
    Subepidermal plexus: Deri altı sinir ağı.
    Şizosöl sölom: Erken embriyonik evrede kopan iki blastomer, endoderm ve ektoderm arasına düşerek ilkin mezoderm hücrelerini oluşturur. ıki tabakanın ayrılmasıyla mezoderm gelişir. Mezodermden köken alan vücut boşluğudur.


    T

    Tagmata: Kaynaşmış ya da hareketli halde olabilen, özelleşmiş vücut bölümleri.
    Tal/Tallus: Kök, gövde ya da yaprak gibi doku özelleşmesi görülmeyen, alglerde ve bazı aşağı yapılı bitkilerde görülen vücut yapısı.
    Tek yıllık bitki: Yaşam devirlerini bir yıl içinde tamamlayan bitkiler.
    Tentakül: Uzantı.
    Testa:Tohum kabuğu. Tohum dış örtüsü.
    Testis: Erkeklerde üreme hücrelerini oluşturan, aynı zamanda eşey hormonları salgılayan bir bez niteliği de taşıyan organ, erbezi.
    Triploblasti: Embriyonik gelişim sürecinde her 3 tabakanın da (endoderm, mezoderm ve ektoderm) oluşması, üç tabakalılık.
    Tüberkül: Topuzcuk şeklindeki küçük ve yuvarlak çıkıntı ya da kabartılar.


    Ü

    Üre: Memeli ve diğer hayvanlarda amino asitlerin yıkımı ile oluşan son ürün.
    Üreticiler: Bir sistem içerisinde, güneş enerjisini organik moleküllerin bağ enerjisi şekline çevirebilen canlılar, besin üreticiler, ototroflar.


    V

    Vasküler sistem: Ksilem ve floemden oluşan bitki dokularında, ksilem tarafından su ve suda erimiş maddelerin, floem tarafından fotosentez ürünlerinin taşınmasını sağlayan sistem. İletim sistemi. Damar sistemi.
    Vejetasyon: Bitkilerin sınıflandırılmasındaki, yöreleri gözetmeksizin fizyonomik ve ekolojik bakımdan bir bölgedeki bitki örtüsü. Bir yerdeki ekolojik koşullara bağlı olarak bulunan bitki örtüsü.
    Vejetatif üreme: Yaprak ya da sap gibi vücut bölümlerinden eşeysiz olarak üreme.
    Velum: 1. Medüzlerde, şemsiye yapısının kenarını çember gibi saran örtü. 2. Basidli mantarlarda, genç basidiokarpları örten yapı.
    Ventral: Bir organizmanın karın kısmı.
    Visceral kitle: İç organlar.
    Viskoz: Akışkanlığı az olan sıvı.
    Vivipar: Yavrunun, bir plasenta varlığıyla, anneyle arasında besin, gaz, vb. alışverişi olarak gelişimini tamamlaması sonucunda, gerçek doğum yapan.


    X

    Xantofil (Ksantofil): Sarı veya kahverengi bir karotenoid pigment grubu.


    Y

    Yolk Bezi: Besin maddesi üreten ya da depolayan bez ya da kese.
    Yumurta: Dişi eşey hücresi.
    Yumurtalık: Dişi bireylerde eşey hücrelerinin üretildiği, aynı zamanda eşey hormonları da salgılayan organ.
    Yutak: Ağız boşluğu ve yemek borusu arasındaki kaslı kanal, farinks.


    Z

    Zigot: Dişi ve erkek eşey hücrelerinin birleşmesiyle oluşan, döllenmiş yumurta hücresi.
    Zooid: Bir koloni içerisinde farklılaşmış olarak bulunan bireylerin her biri.
    Zooplankton: Hayvansal özellik gösteren planktonlar.
    Zoospor: Bir hücreli algler ve mantarlarda kamçılı, hareketli eşey hücresi.
     
  2. A

    Abdullah Yeni Üye

    Bu önemli bilgiler için teşekkürler bu bilgi öğrendiğim çok güzel oldu....
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş