Birbirinden Komik Hacivat Karagöz Diyalogları

Konu, 'Çocuk Parkı' kısmında Murat tarafından paylaşıldı.

  1. Murat

    Murat Yönetici

    Efsane tipleme olan gölge oyunun vazgeçilmezleri olan Hacivat ve Karagözün en komik konuşmaları bir çok kişi tarafından hala kullanılmaktadır. Çocukların Karagözü, Hacivat'ı izlerken ne kadar mutlu olduklarını ve kahkaha içerisinde güldüklerini bilirsiniz.
    [​IMG]
    Sizler için Hacivat ve Karagöz diyalogların dan bir kaç örnek vererek çocukluğumuza gidiyoruz.

    HACİVAT - (Söylenerek Gelir ) Allah Allah, her halde yanlış görmüyorum ama Karagöz buralarda ne geziyor acaba? Aaaa, yanında bir de kocaman boynuzlu, kınalı bir koç var. (Seslenir) Karagöz'üm merhaba!..

    KARAGÖZ - Hoş geldin suda pişmiş bal kabağı!...

    HACİVAT - Aman efendim, perdede değiliz güzel konuş!

    KARAGÖZ - Köftehor, perdede değiliz ama sen beni yine her yerde rahatsız ediyorsun.

    HACİVAT - Canım, rahatsız olacak ne var? Geçerken seni görüp "Merhaba!..." dedim o kadar...

    KARAGÖZ - Öyleyse sana bana merhaba! Haydi yoluna git!

    HACİVAT - Zaten gideceğim de... Buralarda ne yapıyorsun diye merak ettim?

    KARAGÖZ - Pataklarım ha, ne yaptığımı görmüyor musun?

    HACİVAT - Görüyorum ama Karagöz'üm doğrusu bir şey anlayamıyorum. Bir defa Kurban Bayramı geçti. Sonra senin yedi yüz yıldır böyle bir koçla gezerken ilk defa görüyorum.

    KARAGÖZ - Ne olmuş?...

    HACİVAT - Ne olmuşu var mı? Yani bu koç neyin nesi?

    KARAGÖZ - Babasının oğlu... Köftehor, onu ben doğurmadın ki neyin nesi olduğunu bileyim.

    HACİVAT - Efendim, anlatamadım galiba... Neden beraber dolaşıyorsunuz?

    KARAGÖZ - Birbirimizi kaybetmemek için Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin, yine anlatamadım! Yani bu koçu neden gezdiriyorsun?

    KARAGÖZ - Bende onu yemle besleyecek para var mı! Yeşil salata, karpuz kabuğu falan bulup yediriyorum. Açlıktan ölürse sahibine ne cevap veririm. Hayvana da yazık olur.

    HACİVAT - Bu koç senin değil mi?

    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Ekmek Parası zor buluyorum. Bu koçu nasıl alacağım, alay mı ediyorsun?

    HACİVAT - Alay olur mu Karagöz'üm! Fakat senin olmadığına göre sahibinden her halde para alacaksın?

    KARAGÖZ - Ne parası?...

    HACİVAT - Koçu dolaştırıp karnını doyuruyorsun diye...

    KARAGÖZ - Sana öyle mi söyledi Cavcav?...

    HACİVAT - Kim?...

    KARAGÖZ - Bu koçun sahibi?

    HACİVAT - Anlayamadım, yani sen bu koçun sahibini de mi tanımıyorsun?

    KARAGÖZ - Köftehor, sahibini tanısam is aramayı bırakır, uyuklamayı terk eder böyle ortalıkta dolaşır mıyım? Üstelik bu hayvanın yanında pek eğilmeye de gelmiyor. Arkadan insanın poposuna öyle vuruyor ki... Üç defa onun yüzünden kaldırımları yaladım.

    HACİVAT - Vah vah vah, geçmiş olsun Karagöz'üm!

    KARAGÖZ - Sağ olasın!...

    HACİVAT - Fakat benim aklım iyice karıştı. İkiniz böyle daha ne kadar beraber dolaşıp duracaksınız.

    KARAGÖZ - Yorgunluktan bir yere düşüp bayılana kadar...

    HACİVAT - Canım şakayı bırak!

    KARAGÖZ - Köftehor, anlamıyor musun bir yandan da sahibini arıyoruz.

    HACİVAT - Bak bu doğru... Ayrıca sahibi belki sizi görüp koçunu tanır da sana bolca bahşiş verir

    KARAGÖZ - Amin!... Ne kadar bahşiş verir?

    HACİVAT - Bilemem ama yine aklıma bir soru takıldı?

    KARAGÖZ - Aklına boru mu takıldı?...

    HACİVAT - Saçmalama!... Söyle bakalım sen bu koçu nerede buldun Karagöz'üm?...

    KARAGÖZ - Nerede olacak, bayramın ilk günü seninle bayramlaşıp bahçenizden yola çıktım ki peşimden geliyor. Ayıp olmasın diye "Git" diyemedim.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin, desene bu bizim kaybolan koçumuz! Ver bakayım ipi! (Koçu alıp gider.)

    KARAGÖZ - (Seslenir.) Hacı Cavcav, Benim bahşiş ne olacak?... (Gider)

    Bayramlaşma Bayramı

    (Karagöz gelir, içeri girerler.)

    HACİVAT - Karagöz'üm hoş geldin!...

    KARAGÖZ - Hoş bulduk Hacı Cavcav, hoş bulduk!... Ver elini öpeyim!

    HACİVAT - Efendim, bu ne el öpmesi?...

    KARAGÖZ - Pataklarım ha, öğrenemedin mi? Bayramlaşma el öpmesi tabi...

    HACİVAT - Tamam, biliyorum da, bayramın daha ilk gününde bu kaçıncı bayramlaşma?

    KARAGÖZ - Köftehor, kaçıncı olursa olsun, bayramlaşma kötü mü?

    HACİVAT - Canım kötü olur mu? Bayram güzel, bayramlaşma çok güzel ama...

    KARAGÖZ - İyi ya, benim bayramın ilk günü fırsat buldukça senin elini öpmem de hepsinden güzel...

    HACİVAT - Artık yeter efendim! Bayram namazından sonra sabah camide bayramlaştık.

    KARAGÖZ - Yalan söyleme! Bayram bahşişi almak herkesin içinde ayıp olur diye dışarıda bayramlaştım.

    HACİVAT - Her ne ise... Beraber yürüdük, evlerimize ayrılırken tekrar bayramlaştın! Yine ses çıkarmadım.

    KARAGÖZ - Hele ses çıkar da göreyim. "Hacivat benimle bayramlaş mı yor, elini öptürmüyor" diye bağırırım.

    HACİVAT - Zaten ben de, sana inanan çıkar da eşe dosta bayram günü rezil olurum diye çekiniyorum.

    KARAGÖZ - İyi yapıyorsun Hacı Cavcav!...

    HACİVAT - İyi yapıyorum ya, durmadan elini öpen sadece sen olsan ona da razıyım. Çocukların torunların daha camide iken senin arkanda kuyruk olmaya başladı.

    KARAGÖZ - Ağzını bozma, bayram demem pataklarım. Köftehor ben kedi miyim de arkamda kuyruk uzasın?

    HACİVAT - Yani, sen elimi öperken bir bakıyorum ki onlar da arkanda sıraya girmişler.

    KARAGÖZ - Ne olacak ya?... Senin arkanda sıraya girecekler de, senden sonra ben çocuklarımın, torunlarımın mı elini öpeceğim?

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Öyle değil... Yani onların da senden sonra el öpmelerine de bir şey dediğim yok amma.

    KARAGÖZ - Eeeee, amması ne demek oluyor?

    HACİVAT - Bahşişini almadan önümden çekilmiyorsunuz.

    KARAGÖZ - Senin iyiliğin için öyle yapıyoruz.

    HACİVAT - O nasıl oluyor bakalım?

    KARAGÖZ - Köftehor, el öpüp de bayram bahşişimizi almasak görenler ne der?

    HACİVAT - Hiçbir şey demezler...

    KARAGÖZ - Ben öğretirim. "Hacivat, bayramda elini öpen Karagöz ile çocuklarına ve torunlarına bahşiş vermedi, çok ayıp etti" derler.

    HACİVAT - İşin aslını astarını bilmezlerse tabii ayıplarlar. Fakat ben de senin çocuklarını torunlarını peşine takıp, benden bahşiş almak için kaç defa elimi öptüğünü söylersem ya sana ne derler?


    KARAGÖZ - Bir şey demezler, beni ayıplamazlar.


    HACİVAT - Allah Allah, neden?...


    KARAGÖZ - Köftehor, sen Hacivat'sın, Ben Karagöz'üm!... Hem gülüp geçerler, hem de "Aferin, Karagöz ne akıllı, işini bilen adammış..." derler.

    HACİVAT - Hiç güleceğim yoktu. Hah hah hah!...

    KARAGÖZ - Hah hah ya, ben seni şimdi iyi güldürürüm. Unuttum zannetme de hele şu el öpme bayram bahşişi mi ver bakalım Hacı Cavcav!

    HACİVAT - Pekala, az olacak ya kusura bakma! (Verir.)

    KARAGÖZ - Zararı yok, üstünü sonra tamamlarsın! (Alır.)


    HACİVAT - Nasıl oldu da bu sefer yalnız geldin?


    KARAGÖZ - Kim dedi yalnız geldiğimi? Çoluk çocuk da yola çıkmışlardır. Sen paraları hazırla.


    HACİVAT - Aman Allah'ım, sen bana sabır ver!


    KARAGÖZ - Tamam Hacı Cavcav, anlaştık! Allah sana sabır versin, sen de bize her bayramda el öptükçe bahşiş ver. Karagöz ve sonra Hacivat giderler.
     

    Ekli Dosyalar:

Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş