Ben söyledikten sonra ne kıymeti var?

Konu, 'Ademler ve Havvalar' kısmında Nehir tarafından paylaşıldı.

  1. Nehir

    Nehir Bölüm Yöneticisi

    [​IMG]
    Kadın-erkek ilişkilerinde sevgiyi her gün test etmek yerine, bazı şeyleri güvene bırakıp, açıksözlülük içinde hayatı yaşamak mutluluğa giden yoldur
    Birçok bayan arkadaşım ya da danışanlarımla yaptığımız sohbetlerde, konu hep erkek arkadaşlarının ya da eşlerinin ne kadar duyarsız olduğundan açılsa, romantizmden hiç haberleri olmadığından, defalarca imada bulunduğu ya da başkalarının ilişkilerinden örnekler verdiği halde eşinin/sevgilisinin kendisine hiç jest yapmadığından bahsedilir.

    “Bir gün bir çiçek alıp gelmedi”,“Bir kere sürpriz yapsa, bir yerde yemek rezervasyonu yaptırmış olsa”,“Evlilik teklifi yaparken bile tek taş yüzük almadı” diye yakınıp dururlar.
    Talepler çoğu zaman benzer olsa da, “Neden böyle bir beklentin olduğunu söylemedin?” sorusuna verilen cevap hep aynıdır; “Ben söyledikten sonra ne kıymeti var, kendisi düşünmedikten sonra!”.

    Bayanlar, kendilerinin dile getirmesi üzerine erkeğin taleplerini karşılaması durumunu doğal bulmuyorlar. Jestin zorla yapıldığını, içten gelmeden yapılan jestin suni olacağını ve mutluluk vermeyeceğini düşünüyorlar. Hemcinslerimin duygularını her ne kadar anlasam da, bu görüşe çok katılmıyorum.

    Bunu beklentilerinizi tanıtma süreci olarak görürseniz; en azından siz istediniz diye jest yapması hiç yapmamasından iyi değil mi? Hiç değilse, sizin isteklerinize ve ağzınızdan çıkan sözlere önem veriyor ve sizi mutlu etmeye çalışıyor demektir.

    Erkekler, bayanların düşündüğünün aksine, bu tür jestleri içlerinden gelmediğinden değil, düşünemediklerinden yapmazlar. Kendileri için bu tür jestleri gerekli bulmadıkları ve önem sıralamalarında romantizm öncelikli olmadığı için, kadınların bu tür beklentileri olduğunu bilmezler, bilseler de gereğini düşünmezler. Hoş, çoğu erkek evlenme arifesinde zaten bir sürü masraf varken, niye kendilerince hiçbir işe yaramayacak bir tek taşa dünyanın parasını vermeleri gerektiğini de anlamaz. Hele bir de sevgilileri böyle bir talepte bulunmuyorsa, kardeşleri, anneleri de onları uyarmıyorsa, tamamen fuzili buldukları bir masrafı yapmaya gerek bile duymazlar.

    Kadınlar da beklentilerini dile getirmedikleri, eşleri de kendiliğinden düşünmediği için yıllar sonra bile içlerinde uhde kalacak birikimler yaratıp üst üste düğümlerler. “Evlenirken bana bir yüzüğü bile çok gördü”,”Bir evlilik yıldönümümüzde bile, bir çöp alıp gelmedi” diye ömür boyu kocalarının ne kadar duyarsız olduğunu anlatırken, içlerinde belki de yeterince sevilmiyor olmalarının sızısını duyar dururlar.

    Kadın ve erkek arasındaki bu düşünce farklılığının, tamamen çocukluk öğrenimlerimizden kaynaklandığına inanıyorum. Zaten genetik olarak erkekler daha mekanik, daha rasyonel ve daha gereklilik üzerine düşünmeye yatkındırlar. Kadınlar ise daha naif ve duygusal! Toplumsal şartlanmalar da cabası; teklifi erkek yapar, kadın naz yapar, erkek hediyeler alır falan filan...

    Bir de çocukluk zamanlarımızdaki günlük hayatımızı düşünün. Şimdi büyük şehir şartlarında pek mümkün değil, ama bizim çocukluğumuzda, erkek çocukları kahvaltısını bitirir bitmez kendilerini sokağa atar, akşam babalar eve gelene kadar kan ter içinde koşturur dururdu.
    Kız çocukları ise daha kısıtlı zamanlarda dışarıda oynar, vakitlerini genelde anneleri ile birlikte, ev işlerine yardım ederek, kalan zamanlarda da ya herkesin kocasından yakındığı komşu günlerinde ya da tv karşısında pembe dizi seyrederek geçirirlerdi.

    Kocalardan yakınılan komşu günlerinden aklımızda kalan, kocamızın neyi yapmaması gerektiği iken, pembe dizilerden de birbirinden yakışıklı ve romantik erkeklerin sevgililerine şampanya kadehleri içinde yüzükler hediye ettiklerini, kavgaların ardından evlerine giren kadınların demet demet güllerle karşılaştıklarını seçer, hafızamıza alırdık. Bu romantik sahnelerde annelerimizin iç geçirdiğini sık sık işitir, evlenmek üzere büyütülen genç kızlar olarak, annemiz yaşayamasa bile biz büyüdüğümüzde bu kadar güzel aşk evlilikleri yaşayacağımızı hayal ederdik. Sanki izlediğimiz pembe dizideki holding patronlarının alabildiği pahalı hediyeleri karşımıza çıkacak her erkek almaya maddi olarak muktedirmiş gibi.

    Oysa bizim izlediğimiz hiçbir pembe diziyi izlemeden büyüyen erkekler, top peşinde koştururken, ne şampanyadan çıkan yüzüklerden haberdarlar ne de demet demet güllerden...

    Onların anneleri de komşu günlerinde kocalarından şikayet eder ve pembe dizilerde iç geçirirken, oğullarını eşlerinden daha romantik olacakları şekilde yetiştirmeyi düşünmemişler bile. Ya da düşünmüşler ama oğlunun mutlu edeceği müstakbel gelinleri gözlerinin önüne gelince vazgeçmişler, “Ne gerek var canım” diye. İşte sorun burada başlıyor. İlişkimizi yaşarken, eşimizi ya da sevgilimizi seviyor ve sevildiğimizi de biliyorsak, her gün bu sevgiyi test etmenin ne anlamı var?

    “Saç diplerimi boyattığımı fark etti mi, 2 cm de kısaltırdım üstelik, beni sevmiyor mu artık” gibi endişelerle içimizi kemireceğimize ya da adamı bunaltacağımıza, bazı şeyleri güvene bıraksak sevgiyi her gün test etmesek, istediğimiz şeyleri eşimize açıkça söylesek ve eşimiz karşılık verince de mutlu olmayı ve şükretmeyi bilsek, hayat öncelikle bizim için daha kolay olmaz mı?
     
  2. I$ık

    I$ık Gümüş Ufağı

    Evlilik başlı başına bir sanat. Bu sanatı en iyi şekilde icra eden bunun karşılıgını mutluluk olarak almaktadır.
     
  3. A

    Abdullah Yeni Üye

    Evlilik başlı başına bir sanattır...
     
  4. M

    Misafir Misafir

    Kadınlarımız neden erkeğine bir pırlanta yüzük almaz. çok pahalı bir palto almaz. neden bir çiçek yaptırıp yanında şarap almayıp güzel sofra hazırlamaz,yada semtin en lüsk lokantasından yer ayırtmaz. bunları yaparken üçretini kendi hesabın dan ödeyecek. hanımlarımız biraz da bu şekilde düşünseler. geçim paralarını nereye nasıl harcanması gerekli diye düşünseler.daha da basiti ekOnomiyi kadınlarımız yürütse biraz. bakalım nasıl olacak. kadınlarımızın lüsk isteklerini erkeklerde istiyor ama....
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş