Aşık Nüsret SÜMMANİOĞLU (TORUNİ) Biyografi

Konu, 'Önemli Kişilerin Biyografileri' kısmında Almira tarafından paylaşıldı.

  1. A

    Almira Yeni Üye

    Nüsret Sümmanioğlu1945 yılında Erzurumun Narman ilçesinin Samikale köyünde dünyaya geldi.Babası Sümmaninin ortanca oğlu olan ve hikaye ustaliğıyla da bilinen Fahri Çavuştur.





    Çocukluğunu çiftçilikle ve ailesine yardım ederek geçirmiştir.Küçük yaşta ailesindeki geleneğe uyarak aşıklığa heves salmışböylece aşıklığa adım atmıştır.

    Bir derya olan dedesi Sümmanikültür bakanlığı tarafından devlet sanatçılığı ünvanını almıştır.Yurt içinde gitmediği yer kalmamış ve yurt dışında da bir çok şölene katılmıştır.Aşıklık geleneğinin bir çok dalında sayısız ödüller almıştır.1972 Konya Aşıklar Bayramı atışma dalı birinciliği bunlardan sadece birisidir.Bu birincilik sayısı 1989 yılına kadar 7 ye ulaşmıştır.



    Nüsret Toruni’nin birçok divanı şiirleri vardır. Yüzlerce kaseti bulunmaktadır. Toruni sanatı boyunca hiçbir aşığa yenilmemiştir. İrticalen söylemeyi seven Toruni normal şiir yazmaktan ziyade irticalen sazı eline aldığı zaman bir başka Toruni olup sanatını en üst seviyede gösterirdi. Türkiyede sayılı âşıklardan biri sayılan Toruni birçok âşık tarafından da manevi usta olarak da kabul edilmiştir.



    Yaşamı boyunca birçok aşıkla karşılaşma yapmıştır bunlar: Aşık NihaniRahim Sağlam ve ismini sayamadığımız birçok aşıkla karşılaşmalar yapmıştır.



    Yurt dışında 14 ülkeye çeşitli zamanlarda seyahatler yapmış gelenekte önemli bir yere sahip olan ve aşık meclislerinde başlangıç bölümünde söylenmesi neredeyse mecburi olan divanı Toruniden daha güzel okuyan yoktur.



    Nüsret Sümmanioğlundan bir divan dinlemenizi öneririm.Buna bir müstezatı da dahil ederek Sümmanioğlunun hikayeciliği de çok üstündür.Hikaye anlatımı oldukca samimi ve içtendir.Sürükleyici ve akıcı bir üslubuinsan ve doğa sevgisi ile ölüm teması ağırlıklı olarak yer almıştır.



    İsrafil Taştan 22.Ocak 2003 tarihinde ani bir rahatsızlığı sonucu hakkın rahmetine kavuşmuştur kendisine Allahtan rahmet diliyoruz.







    NÜSRET TORUNİNİN ESERLERİ



    DUMAN ÜSTÜNDE



    Yine bahar geldi söküldü dağlar

    Gezer koyun kuzu çimen üstünde

    Yaylalar al giyer benzer geline

    Karşiki dağlar duman üstünde



    Bulut gürler sesi bağrım deliyor

    Aşağıya rahmetini eliyor

    Koyun doğmuş kuzusuna meliyor

    Süt sağıyor kaşı keman üstünde



    Tabiattır Toruni’nin merağı

    Baharda bezetir bahçeyi bağı

    Bekçisidir sele vermez toprağı

    Hazine yatıyor orman üstünde





    HALİNDEN SENİN



    Yalan dünya sana daha inanmam

    Bir şey anlamadım halinden senin

    Sen de yaşayana vermedin murat

    Her kim geçti ise belinden senin



    Genç yaşımda pırıl pırıl parlattın

    Çektin kemendine koştun zorlattın

    Büyüttün besledin ihtiyarlattın

    Ruhum daralıyor felinden senin



    Işıksın benzersin karanlık hana

    Ettin Toruni’yi deli divane

    Sende yaşayanı aldın altına

    Kimse kurtulmaz elinden senin





    KIR ÇİÇEKLERİ



    Bir bahar ayında yeşil yamaçta

    Name yazıyordu kır çiçekleri.

    Beyaz tül giyinmiş elvan nakışta

    Seyretmeye değer gör çiçekleri.



    Göğsünde çimeni başında fesi

    Rüzgârının konuşurdu hepisi

    Her insanı Mecnun eder kokusu

    Sual et Leyla’dan sor çiçekleri.



    Bulutlar yağmuru yağmada idi

    Ufuk karanlığı boğmada idi

    Güneş dağ burcundan doğmada idi

    Durmadan çilerdi yar çiçekleri.



    Gayet endazeli açılmış lale

    Nergis yaprakları ermiş kemale

    Sordu âşık mısın dedim bir güle

    Dedi uzat elin der çiçekleri.



    Nusret Toruni’yi yaktı çiçekler

    Sanki Yusuf Zelha kapısın bekler

    Hayalimden gitmez o güzellikler

    Gönlümde dopdolu var çiçekleri.





    DEĞİŞMEM



    Her yönüyle güzel ana vatanım

    Güzelliğin hiçbir cana değişmem.

    Kemiğim damarda kanım

    Tahdigan’a Hindistan’a değişmem.



    Cennete mi saldın meskenin yerin

    Yüksektir dağların eksilmez karın

    Yemyeşil yaylalar serin suların

    Yüz Frans’a bin Alman’a değişmem.



    Türk kadını nur bağlamış yüzlerin

    Ahu bakışların şirin sözlerin

    Selvi boylu gelinlerin kızların

    Irak Gürcistan’a değişmem.



    Toruni yaşarken anlatır çağın

    Minel iman hübbül vatan ocağın

    Gökyüzünde dalgalanan bayrağın

    Şöhretini tüm cihana değişmem.





    SÖYLE GELMESİN



    Al rüzigar sana var müracaatım

    Tez götür canana söyle gelmesin.

    Yıllar boyu ben aşkına muhtacım

    Sevdiğim sultana söyle gelmesin.



    Ruhumdan doğuyor bendeki acı

    Olmuşum dünyada aşkın muhtacı

    Bu tür yaraların olmaz ilacı

    Zülfü perişana söyle gelmesin



    Ecel beni bir köşede aralar

    Talihimin defterini karalar

    Ciğerimde fiske fiske yaralar

    Benzedi çıbana söyle gelmesin



    Akıl ermez onun sır esrarına

    Yaktı kül eyledi aşkın narına

    Çevirdi çağımı güz aylarına

    Oldum piri fani söyle gelmesin.



    Der Nusret Toruni paslandı teller

    Durum hikâye bu bizdeki haller

    Açıldı kapılar göründü yollar

    Döndü kabristana söyle gelmesin.





    SILADAN BİR HABER



    Sıladan bir haber aldım gel diye

    Yazmış bir pusula yar sabahınan.

    Gözyaşıyla sitem etmiş bil diye

    Okudum nameyi zor sabahınan.



    Yüzü gülmez gurbet kahrını çeken

    Yastığı taş olur yorganı diken

    Yatarken uykudan uyandım erken

    Yağmaya başlamış kar sabahınan.



    Ayrılık ölümden acıdır acı

    Başvurdum tabibe yokmuş ilacı

    Sana ricam budur canım postacı

    Götür mektubumu ver sabahınan



    Kime sorsam gurbet elden dert yanar

    Oturup ağlasam el deli sanar

    Gökte uçan kuşlar sahile iner

    Söyleşir bülbüller gör sabahınan.



    Nusret Toruni'yim dert benden bile

    Her ne yana gitsem çekerim çile

    Dökülen yağmura savrulan yele

    Yaralı gönlümü sor sabahınan.



    ALMANYA AĞITI



    Döndük Almanyadan sılaya doğru

    Dağlara sis çöktü boran ağladı.

    Neşeli neşeli çıktık asvalta

    Acı korna çaldı süren ağladı.



    Rüyada gördük korku çöktü yüreğe

    Bir soğukluk geldi kola bileğe.

    Arabadan kaçıp çarptık direğe

    Motor kederlendi fren ağladı.



    Döndü cenazemiz Gümüşhane'ye

    Varın gidin haber verin Suna'ya.

    Saat Onda teslim olduk haneye

    Bahçeli sızladı Şiran ağladı.



    Şerafeddin

    Fehime'nin sesi dağları deler.

    Hüsameddin

    Başucunda boyun buran ağladı.



    Der Toruni kederliyiz bu sıra

    Başınız sağolsun der komşulara

    İki dağ devrilip girdi mezara

    Üzerinde talkın veren ağladı.



    AKŞAM OLDU



    Birgün sabah ile erken

    Yoruldum yola giderken

    Sadık dostum görim derken

    Güneş battı akşam oldu.





    Kır çiçekler elvan elvan

    Görse dayanmaz hiçbir can

    Dolaşırken oyan buyan

    Güneş battı akşam oldu.



    Ela gözlü sürmeli kaş

    Ak yanağa dökülmüş yaş

    Gölgeye girdi ablak taş

    Güneş battı akşam oldu.



    Bir yanım gül bir yanım diken

    Gurbettir ömrümü söken

    Toruni saz çalım derken

    Güneş battı akşam oldu.



    SENDEN İZİNSİZ



    YÜCE RABBİM YERİN GÖĞÜN SAHİBİ

    DURUR AKMAZ SULAR SENDEN İZİNSİZ

    BU EŞYAYI ALEM HEP SANA TABİ

    ZERRE ESMER RÜZGAR SENDEN İZİNSİZ



    HER HİKMETİN BİZE GÜZELLİK VERİR

    YAZI KIŞ KIŞI YAZ EYYAM GÖSTERİR

    NE ÇİÇEKLER AÇAR NE CANLI YÜRÜR

    VERMEZ AĞAÇLAR BAR SENDEN İZİNSİZ



    BİR DAMLACIK DAHİ RAHMETİN YAĞMAZ

    TAN YERİNDEN SÖKÜP ŞAFAK AĞARMAZ

    EMRETMEZSEN DÜNYA ÜSTÜNE DOĞMAZ

    GÖKTEN ŞEMSİ KAMER SENDEN İZİNSİZ



    HAŞA SENİ KİMSE EDEMEZ İNKAR

    SENİN RAHMETİN BOL ALEME YETER

    NE SİNEK CANLANIR NE TURNA ÖTER

    GELMEZ EZEL BAHAR SENDEN İZİNSİZ



    DER NÜSRET TORUNİ SENİNDİR BU CAN

    GÜN GELİRKİ TOPRAK OLUR BU BEDEN

    SENİN LÜTFİ İLAHINDIR SÖYLETEN

    NE SÖYLER AŞIKLAR SENDEN İZİNSİZ





    NEREDE



    CİĞERLERİM KEBAP OLDU YANIYOR

    SEPİP SÖNDÜRMEYE ÇARE NEREDE

    GÖZYAŞLARIM DOLDU İÇİM KANIYOR

    TABİB BANA DERKİ YARA NEREDE



    FERYADIMDAN DAĞLAR TAŞLAR İNLESİN

    ÖLDÜĞÜMDE MEZAR TAŞIM DİNLESİN

    SEN BENİM DERDİMDEN ANLAYAMAZSIN

    BENİM GİBİ BAHTI KARA NEREDE



    TORUNİYİM DUMANDAYIM SİSTEYİM

    GEL DOKUNMA GÖNLÜM KIRIK YASTAYIM

    VİCDANIM RAHATSIZ RUHEN HASTAYIM

    KAYIP OLDU USÜL TÖRE NEREDE







    YÜZÜNE SENİN



    SANA LAZIM OLMAYANI KONUŞMA

    HATIRI BULUNMAZ YÜZÜNE SENİN

    OLUR OLMAZ YERDE SIRRINI AÇMA

    ELOĞLU SEYREDER TOZUNA SENİN



    GURURLA KİBİRLE ALINMAZ SONUÇ

    NEFSE ESİR OLMA VİCDANAN DANIŞ

    BİLMİYORSAN ÖĞREN BİLİYORSAN KONUŞ

    DÜNYA KULAK VERSİN SÖZÜNE SENİN



    OLUR BE TORUNİ GAM YEME OLUR

    ÖMÜR GEÇİCİDİR HAYAT KAYBOLUR

    DUVARDA ASILI BİR RESMİN KALIR

    GELEN GEÇEN BAKAR POZUNA SENİN





    FAYDASI NE



    Hedefi görmeden mermi atmanın faydası ne ?

    Tembellik züğürt düşürür yatmanın faydası ne ?

    Elinden geldikçe çalış kula kulluk eyleme

    Muhannetin lokmasını yutmanın faydası ne ?



    Akıl ermez bu dünyanın ahvaline haline

    Gece hapishane olur gündüz benzer geline

    Şayet bülbül değil isen konma gülün dalına

    Karga olup gül dalında ötmenin faydası ne ?



    Daima karanlık gider cehaletin dünyası

    Sırtına günah bağlayıp Mevlâ’ya olur âsi

    Söz götürüp söz getiren münafığın kendisi

    İki dostun arasını katmanın faydası ne ?



    Şerefle şöhretle yaşa edebinle arında

    Gir insanlık çemberine dolaşma kenarında

    Şahsan uygun hareket et ağır otur yerinde

    Davetsiz teklifsiz yere gitmenin faydası ne ?



    Belki de sözün yanlıştır ey NUSURET TORUNÎ

    Laf bir kez namludan çıktı bulacaktır yerini

    Yersen mazlumun hakkını çekersin ecirini

    Hakk’ın huzurunda inkâr etmenin faydası ne ?
     
  2. I$ık

    I$ık Gümüş Ufağı

    aşık nüsüretin hakkındaki bilgiler için teşekkürler.
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş