Ailemi Tanıyorum; “Ailem“ adlı şiir; “Kaplumbağa Kapiş” adlı öykü

Konu, 'Eğitim ve Kadın' kısmında dilayim tarafından paylaşıldı.

  1. dilayim

    dilayim Bölüm Yöneticisi

    Serbest Zaman- Sanat- Türkçe:


    Öğretmen kendi aile fotoğraflarını çocuklara göstererek ailesindeki kişileri (anne, baba, kardeş) tanıtır.

    “Bunlar benim ailem. Ailemle sevinçlerimizi, üzüntülerimizi paylaşırız. Beni seven ve koruyan bir ailem olduğu için çok mutluyum. Kardeşimi de çok severim. Küçükken onunla oyunlar oynardık. Birlikte çok eğlenirdik. Şimdi de çok iyi arkadaşız.” diyerek, çocuklardan da aile bireylerini tanıtmaları istenir. Öğretmen önceden hazırladığı ağaç gövdesini ve ayrı ayrı dalları öğrencilere dağıtır.

    Çocuklar anne ve babalarının resimlerini ağacın gövdesine yapıştırır. Kendi resimlerini ve varsa kardeşlerinin resimlerini de ağaç dallarına yapıştırırlar. Dallar gövdeye öğretmen tarafından zımbalanır.

    “Ailem“ adlı şiiri okur. Sonra çocuklar da şiiri okuyarak sınıfta dolaşır.


    Ailem

    Annem, babam, kardeşim, / İşte benim ailem. / Onlarla mutluyum ben, / Sevgi dolu babam annem.


    Öğrencilere “Kaplumbağa Kapiş” adlı öykü çomak kukla kullanılarak anlatılır.

    “Dilara bahçede oynamayı çok seviyordu. Bahçede sopayla toprağı eşeliyor, kendine yeni yeni geçitler yapıyordu. Toprağı eşelerken birden sopasının ucuna küçük bir taş takıldığını fark etti. Taşın etrafındaki toprağı eşeledi eşeledi. Şimdi taş tamamen ortaya çıkmıştı.” Bu çok ilginç bir taş.” diye düşündü. Onu incelerken birden taşın kımıldadığını fark etti. Taştan bir baş, iki el, iki tane de ayak çıkmıştı. Dilara taş hareket etmeye başlamasıyla hızla annesinin yanına koştu.

    “Anneciğim anneciğim, taş hareket ediyor. Taş hareket ediyor.” diyerek annesini bahçeye doğru götürmek için çekiştiriyordu. Annesi şaşkınlıkla Dilara’nın arkasından bahçeye koştu. Yerde hareket eden kaplumbağayı gördü. Annesi, “Kızım taş zannettiğin şey bir kaplumbağa.” dedi. Dilara çok şaşırmıştı. Dilara kaplumbağaya yiyecek verdi, su içirdi. Onu gezdirdi. Ona bir yuva yaptı. Adını da Kapiş koydu.

    Dilara yine bir gün Kapiş’i gezdirmek istedi. Kapiş’in yanına gittiğinde onu kutusunda bulamadı. Çok telaşlandı. Bahçenin her yanını aradı taradı yine bulamadı. Günler geçti. Kapiş’i çok özlemişti. Her gün onu bulurum ümidi ile bahçede her yeri arıyordu.

    Bir sabah çok ilginç bir şey oldu. Bahçe kapısının altından uzanan üç tane kaplumbağa başı gördü. Bunlardan birisi Kapiş’ti. Dilara “Kapiş Kapiş!” diye sevinçle onu eline aldı. Öptü. Çok çok çok mutlu olmuştu. Ama diğer kaplumbağaları tanımıyordu. Onları dışarıda bırakarak Kapişi evine aldı. Kapiş kutunun içinde hiç mutlu görünmüyor, sürekli ayağı ile kıtır kıtır, sesler çıkararak dışarı çıkmaya çabalıyordu. Dilara tıkırtılara uyanarak ışığı açtı. Kapiş’i izledi. Kaplumbağa ağlıyordu. Hemen kucağına alarak onu öptü. “Neden ağlıyor acaba?” diye düşündü. O sırada annesi de uyanmıştı. Olanları duyduğunda Kapiş’in bir ailesi olduğunu ve onların yanında olması gerektiğini anlattı. Dilara Kapiş’in mutlu olmasını istiyor, ama ondan ayrılmak da istemiyordu. Sonunda kararırını verdi.

    Kapıya doğru giderek onu serbest bıraktı. Kapıyı açtığında diğer kaplumbağaların da Kapiş’i beklediklerini gördü. Yavaşça eğilerek kendi kaplumbağasını yanlarına bıraktı. Kaplumbağa ailesi birlikte yavaş yavaş hareket ederek bahçe kapısına doğru yöneldi. Dilara yatağına dönerek ağlamaya başladı. Annesi kızının sesine odasına gelerek onu teselli etti.

    Ertesi gün olduğunda Kapiş, ailesi ile Dilara’yı ziyarete geldi. Hep birlikte oynadılar. Çok eğlendiler. Akşam olduğunda ise herkes kendi ailesinin yanına döndü.

    Bir yaz bu şekilde geçtikten sonra havalar soğudu. Kaplumbağa ailesi, kış uykusuna yatmak için toprağın altına yuva yaptı. Uyumaya başladı.

    Dilara’nın ise okulu açılmıştı. Artık birçok arkadaşı vardı. Onlara Kapiş ile yaşadıkları maceralarını anlatıp eğleniyordu. ( N.Şirin)
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş