Abdurrahim Karakoç Şiirleri

Konu, 'Şiirler' kısmında Murat tarafından paylaşıldı.

  1. Murat

    Murat Yönetici

    Şair Abdurrahim Karakoç Şiirleriniseven biri olarak sizlere bir kaç şiirini paylaşmak istedim.

    Abdurrahim Karakoç Şiirlerini indirmeniz için ileride bir slayt hazırlamak istiyorum. Yine bu sayede arka fonda şiirleri dinleyebileceksiniz.

    BIRAKIN KALSIN

    Çokta kederlenir, azda gülerim
    Ustura ağzında düşüncelerim..
    Deliliktir belki.. bırakın kalsın.

    Doğan her bebeğin hakkı var bende
    Öğütülen benim her değirmende
    Ne sonu.. ne ilki.. bırakın kalsın.

    Sevdam büyüdükçe dünyam dar olur
    Zamandan çıktığım zamanlar olur
    Ve öyle güzel ki.. bırakın kalsın.

    Saatler ya geri, ya hep ileri
    Kıran yok hileli terazileri
    Umutlar ırakta.. bırakın kalsın.

    Onbinlerle sohbet onbin nafile
    Dönmüyor toprağa giren kafile
    Öfkeler yürekte.. bırakın kalsın.

    Ne yarım tam yarım, ne bütün tamam
    Yolcular anlamaz, ben anlatamam
    Tren son durakta.. bırakın kalsın.

    Gelir beni yakar suya düşen kor
    Düşünen baş çekmek dert çekmekten zor
    Kutsaldır bu yara.. bırakın kalsın.

    Dursun avazına uyandığın kış
    Dursun ki şevk ile sürsün bu yarış
    Lüzum yok bahara.. bırakın kalsın.

    Yıkılır, yırtılır her kalın perde
    Hesaba çekilir dünya mahşerde
    Yazın şu duvara.. bırakın kalsın.

    09.03.1992

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Akıl Karaya Vurdu
    Ocak Yayınları

    NELER YAPTIK-NASIL GELDİK BUGÜNE
    (50 YILIN MUHASEBESİ)

    Yürüyen, konuşan, yiyen doymayan
    Kaç put sevdik, kaç put seçtik sayamam.
    Toprakları kanımızla suladık,
    Kaç kuyuda ekin biçtik sayamam.

    Hangi yaşta kaç slogan söyledik
    Kaç mantara alkışçılık eyledik
    Kaç dönemde kaç zindanı boyladık
    Kaç sırtlana kucak açtık sayamam.

    Nutukta büyüttü kurnazlar bizi
    Ayakta uyuttu cambazlar bizi
    Batıya peyledi papazlar bizi
    Kaç kürsüden yalan içtik sayamam.

    Kaç cehennem yaptık, kaç cennet yıktık
    Gönül sarayına kaç maymun tıktık
    Kendi göğsümüze kaç kurşun sıktık
    Kaç tezata konup göçtük sayamam.

    Kuruyan umutlar, sönen hayaller
    Kurtlar sofrasında yenen hayaller
    Acıya, hüsrana dönen hayaller
    Kaç dağda denize uçtuk sayamam.

    Devletliler çıkıp devlete kondu
    Büyük putlar büyük servete kondu
    Hak, hukuk, insanlık sepete kondu
    Kaç meslekten (!) korkup kaçtık sayamam.

    Uymadı bir türlü başlar bedene
    Yanaşmadık “Niçin?” ile “Neden?”e
    Ne söyleyim. Çok sürü var güdene
    Kaç berzaha girip geçtik sayamam.

    06.04.1994

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Akıl Karaya Vurdu
    Ocak Yayınları

    SAY BİR GERÇEK SAYBİR YALAN

    Ömür dediğimiz nedir?
    Üç gün hilâl, üçgün bedir
    Haftaya boş kalır sedir
    Say bir karış, say bir adım
    Geçti gitti, anlamadım..

    Her türlü nimet sofrada
    Yığın yığın dert sofrada
    En uzun mühlet sofrada
    Say bir içim, say bir tadım
    Kaçtı gitti, anlamadım..

    Denizde kayıktır umut
    Yaralı geyiktir umut
    Ürkek üveyiktir umut
    Say bir lokma, say bir yudum
    Uçtu gitti, anlamadım..

    Dakikalar yazlık, kışlık
    Saatlarda mı yanlışlık
    İklim mevsim tek karışlık
    Say bir dondum, say bir yandım
    Göçtü gitti, anlamadım..

    Bembeyaz düşler topladık
    Bitmemiş işler topladık
    Bebek gülüşler topladık
    Hızar kurdu itimadım
    Biçti gitti, anlamadım.

    1992

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Akıl Karaya Vurdu
    Ocak Yayınları

    TUT ELLERİMDEN

    Sırat’tan incedir sevda köprüsü?
    Beraber geçelim tut ellerimden.
    Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
    Beraber uçalım tut ellerimden.

    Gönüldeki birlik kalkandır dışa
    Aldırma ayaza yele yağışa
    Giden ilkbahara, gelecek kışa
    Beraber göçelim tut ellerimden.

    Birleşmek üzredir şafakla gurûb
    Korku beklenilmez kapıda durup
    İster zehir olsun, isterse şurup
    Beraber içelim tut ellerimden.

    Çağır hayâllerin en ötesini
    Yakından duyarsın aşkın sesini
    Sonsuz mutluluğun penceresini
    Beraber açalım tut ellerimden.

    Hatırla kaybolan hatıraları
    Elmastan ışıklı, altundan sarı
    Zaman tortusundan işte onları
    Beraber seçelim tut ellerimden.

    Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
    Zamanı zamana etme şikayet
    Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
    Beraber kaçalım tut ellerimden.

    1992

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Akıl Karaya Vurdu
    Ocak Yayınları

    MİHRİBAN (AŞK)

    Sarı saçlarına deli gönlümü
    Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban
    Ayrılıktan zor belleme ölümü,
    Görmeyince sezilmiyor Mihriban

    Yâr, deyince kalem elden düşüyor;
    Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor
    Lâmbada titreyen alev üşüyor...
    Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban

    Önce, naz,sonra söz ve sonra hile...
    Sevilen seveni düşürür dile
    Seneler, asırlar değişse bile,
    Eski töre bozulmuyor Mihriban

    Tabiblerde ilâç yoktur yarama ;
    Aşk deyince ötesini arama
    Her nesnenin bir bitimi var ama,
    Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

    Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne;
    Kar koysa köz olur aşkın külüne...
    Şaştım kara bahtın tahammülüne...
    Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

    Tarife sığmıyor aşkın anlamı;
    Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
    Bir kör düğüm baştan sona tamamı...
    Çözemedim, çözülmüyor Mihriban

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Dosta Doğru
    Ocak Yayınları

    UNUTURSUN

    “Unutmak kolay mı?” deme,
    Unutursun Mihriban'ım
    Oğlun kızın olsun hele
    Unutursun Mihriban'ım

    Zaman erir kelep kelep...
    Meyva dalında kalmaz hep
    Unutturur bir çok sebep,
    Unutursun Mihriban'ım

    Yıllar sineye yaslanır;
    Hatıraların paslanır
    Bu deli gönlün uslanır...
    Unutursun Mihriban'ım

    Süt emerdin gündüz-gece,
    Unuttun ya büyüyünce...
    Ha işte tıpkı öylece
    Unutursun Mihriban'ım

    Gün geçer, azalır sevgi;
    Değişir her şeyin rengi
    Bugün değil, yarın belki
    Unutursun Mihriban'ım

    Düzen böyle bu gemide;
    Eskiler yiter yenide
    Beni değil, sen seni de
    Unutursun Mihriban'ım

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Dosta Doğru
    Ocak Yayınları

    HİKAYE-İ FARZIMUHAL

    Lideri dese ki “evladım Hayri
    Dört ayak üstünde yürü sen gayri.”

    Hiç itiraz etmez bu emre uyar
    Lider ne söylese “hikmet var” sayar

    Takla atar, lider “takla at” dese
    Yatar her çamura “hadi yat” dese

    Lideri düşünür, Hayri düşünmez
    Hayri liderlerinden ayrı düşünmez

    Lideri karaya demiş ise ak
    “Onun bir bildiği vardır muhakkak”

    Aklı yok, beyni yok mazurdur Hayri
    Kula kulluk için hazırdır Hayri

    “Keramet” hükmünü verir zırvaya
    Emin adımlarla yürür zirveye.

    Lidere sarılan sarmaşık Hayri
    Biraz bencil, biraz karmaşık Hayri

    Tek gayesi makam, artı menfaat
    Lider basamaktır, parti menfaat

    Emeli vasıl olursa Hayri
    Umut ettiğini bulursa Hayri

    Kendine münasip köleler seçer
    Açar tekkesini irşâde geçer

    İki ayak üzre yürür artık O
    Sırrı bilir, gaybi görür artık O (!)

    Dalkavukluk böyle verir semere
    Bundan sonra eşek biner semer’e.

    Ağustos 1993

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Akıl Karaya Vurdu
    Ocak Yayınları

    ZAVALLILAR ARKADA

    Kevser bardakları atıldı raftan
    Her şaraba KÜP olanlar ön safta.
    İffet timsalleri kovuldu saftan
    Her bebeğe TÜP olanlar ön safta.

    Kurt revaçta, kuzu düştü gündemden
    Yemeklerin tuzu düştü gündemden
    Haysiyet, tevazu düştü gündemden
    Her şalvara CEP olanlar ön safta.

    On partiyle flort yapan yiğitler
    El yalayıp etek öpen yiğitler
    Canlı, cansız puta tapan yiğitler
    Her çöplükte ÇÖP olanlar ön safta.

    Sayınlar var zaman çalar zamandan
    İkram sağar süpürgeden samandan
    Puştlar amir, hokkabazlar kumandan
    Her baltaya SAP olanlar ön safta.

    Dahiler var muz aşılar meşeye
    Cin çıkarır, cin doldurur şişeye
    Köşe dönücüler yattı köşeye
    Her çembere ÇAP olanlar ön safta.

    Fırtına başladı, meltemler dindi
    Namus, ahlak, vakar tahtından indi
    Postlar, papuçlar kıymete bindi
    Her kelleye KEP olanlar ön safta.

    İnancına uyandadır adamlık
    Zarardadır, ziyandadır adamlık
    Gören yokki ne yandadır adamlık
    Her şerife COP olanlar ön safta.

    Aç gözleri makam hırsı bürüdü
    Siyasi zırzopluk aldı-yürüdü
    Sosyal yapı, milli doku çürüdü
    Her hastaya HAP olanlar ön safta.

    05.04.1994

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Akıl Karaya Vurdu
    Ocak Yayınları

    DAĞLARA DENİZ EKTİM

    Uykuları yatağıma bağladım
    Geceleri delip çıktım dağlara.
    Ormanların kakülünü taradım
    Bulutlardan gömlek diktim dağlara.

    Ağaran şafakta gördüm yarını
    Tuttum nakış nakış ördüm yarını
    Yağmur damlasına sardım yarını
    Dalga dalga deniz ektim dağlara.

    Kartal kanadıyla biçtim gökleri
    Duru pınarlardan içtim gökleri
    Demet demet ışık döktüm dağlara.

    Hayâl var ki hakikatten evladır
    Çile var ki çok nimetten evladır
    Sabır, şükür her ziynetten evladır
    Üçüncü gözümle baktım dağlara.

    1993

    ---------------------------

    Abdurrahim Karakoç
    Akıl Karaya Vurdu
    Ocak Yayınları

    Hepsini eklemeye güç yetmeyecek sizde begendiklerinizi ekleyebilirsiniz :)
     
  2. i

    irem Yeni Üye

    Abdurrahim Karakoç un şiirlerini ilk kez okuma fırsatım oldu oldukça başarılı buldum
     
  3. M

    Misafir Misafir

    birşeyi de yapamıyonuz şiiri dinle yazdık
     
Kutucuğu Tıklayın:
Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş