1. #1

    Yazar : melisa çevrimdışı

    Sponsorlu Bağlantılar

    Rüyada Namaz Kılmak Ne Anlama Gelir?

    Rüya tabirleri rüyada Namaz kıldığını görmek
    Rüyada başkasını namaz kılarken görmek
    Rüyada Namaz Kıldığını Görmek
    Rüyada Namaz Kılmak


    Rüyada Namaz Kılmak Ne Anlama Gelir?
    Vaktinde vetam olarak kılınan farz namaz kötü ve yaramaz işlerden el etek çekmeye, her türlü aşırılık ve çirkinlikten uzak durmaya, korku ve endişeden kurtulmaya, diğer farz ibadetlerden birini daha ifa etmeye; İmam olarak farz namazı eda ettirmek tazmiinat ödemeye, borçlanmaya yahut bir topluma önemli bir işte önderlik ve rehberlik etmeye; İmama uyarak vaktin farzını eda ettiğini görmek sünnete uymaya, rahmet ve berekete, hayır ve iyilikte başarıya yahut başkasına yük olmaya; Sabah namazı kılmak zaruru ihtiyaçlarını gidermeye, rızık peşinde meşru gayret sarfetmeye, Öğle namazı kılmak maksadın hasıl olmasına, yardım görmeye, gizli şeylerin açığa çıkmasına, borçtan kurtulmaya, tövbe etmeye ya da işten çıkarılmaya; Açık ve güneşlik bir Gündeöğle namazını kıldığını görmek sevinç ve sürura, bulutlu ve kapalı Havadaöğle namazı kılmak üzüntüye; Öğleyi ikindi vaktinde kılmak borcunu ödemeye, İkindi namazı kılmak, arzu ve isteklerin zorlukla birlikte yerine gelmesine, yemin etmeye yahut borca girmeye, üzerinde çalıştığı yahut durduğu için çoğunun bitip azının kalmış olmasına; Akşam namazı kılmak arzu ettiği ya da üzerinde çalıştığı işin sonuçlanmasına, işlerden kurtulmaya, yorgun için dinlenmeye Yatsı namazı kılmakgeçim işlerinde ihtimam göstermeye, çoluk çocuğun ihtiyaçlarını gidermeye, Yatsı namazı bazen işin bitmesine, meşguliyetin son bulmasına yahut ömrün tükenmesine; Cemaatle namaz kılmak eğer saflar düzgün ve sık ise Rüyayı gören ve namaz kılan cemamatin hayır üzere olmalarına ve çokça tesbih

    Rüyada kıbleye karşı namaz kıldığını görmek, dünya ve ahirette hayra işarettir. Kıbleden başka tarafa namaz kıldığını görmek, din yolundan ayrılacağınızı gösterir. Başlamış olduğunuz namazı yarıda bıraktığınızı görmek muratlarınızın şimdilik gerçekleşmeyeceğini; cenaze namazı kıldığınızı görmek, uzun ömürlü olacağına işarettir.

    Rüyada kıbleye doğru namaz kıldığını görmek, dünya ve ahrette hayra yorumlanır. Kıbleye doğru değil de başka tarafa doğru namaz kıldığını görmek, dinden çıkacağınıza yorumlanır. Namazı yarıda bıraktığınızı görmek emellerinize kavuşamayacaksınız demektir. Cenaze namazı kılmak uzun ömre yorumlanır.

    Rüyasında namaz kılan kimse bütün dertlerinden kurtulup, huzurlu bir hayata başlayacak demektir.

    Dogu yönüne dönerek namaz kildigin gören, hacca gider. Dogu ve batiya dogru namaz kildigini görmek, Islamiyetten uzaklastigina, seriata uygun olmayan bir is yaptigina delildir. Arkasini kibleye dönmüs oldugu halde namaz kildigini gören, Islam i arkasina atmis olur. Bir rivayete göre. esinden baska bir kimse ile yakinlasir. Bir mescit halkini kiblenin gayri bir tarafa dönerek namaz kildiklarini görmek, o yerin devlet baskaninin dinden uzaklastirilacagina delalet eder. Ilim adamlarindan birini kiblenin bulundugu yönün aksine dönerek namaz kilar görmek, o alimin sünnet ve seriata aykiri davrandigina isarettir. Namazini vaktinin geçtigini ve namaz kilmak için bir yer arayip bulamadigini gören, zor ve yapilmasi çok güç bir ise baslar ve bir rivayete göre de, gerek dünya ve gerek ahirette güçlüge ugrar. Namazda bir cemaate imamlik yaptigini gören, büyük bir memuriyete, veya bir sirkete girerek orasini yönetir. Bilmedigi bir yerde, tanimadigi kimselere imamlik yaparak, namaz kildirdigini gören ve hangi ayetleri okudugunu bilmeyen kimsenin ölümü gelmek üzeredir. Kibleye dönüp namaz kildigini görmek ise uzun bir ömre delalet eder. ibni Kesir e göre; bir cemaate imamlik etmek hayirdir. Sokakta namaz kildigini görmek hayir degildir. Bir yerde kendisini bekleyen bir cemaate namaz kildirdigini görmek, o yerin hükümet baskanindan kendisine bir hayir gelecegine isarettir, ögle namazini kildigini görmek, muradinin olacagina, rizk ve malinin artacagina delalet eder. Cuma namazi kildigini gören kimse, bütün isteklerine kavusur. Dünya ve ahirette Allah in (CC) ihsanina nail olur. Ikindi namazini kildigini görmek zahmet ve zorluktan sonra muradina erecegine delalet eder. Aksam namazini kildigini gören hayir ve serden her ne arzu etmis ise, ona çabukça kavusur. Yatsi namazini kildigini görmek, akrabalari ile iyi geçindigine isarettir. Sabah namazini kildigini görmek, helal rizka ve helal kazanca isarettir. Namaz kilarken bir sey unutup namazi noksan kilan, bir yolculuga çikar. Namazini tamamlamadan yarida birakan kimse hacca gitmeye niyet eder, fakat gidemez, Abdestsiz namaz kildigini gören hasta olur. Bir sahrada veya bir kirda namaz kildigini gören kimse, ya hacca veya uzun bir yolculuga gider. Cemaate yetismek için camiye dogru kostugunu gören ve namaza yetisemeyen kimsenin bir muradi varsa, yerine gelmez. Sol tarafindan baslayarak selam verdigini görmek hayir degildir. Oturdugu veya yattigi yerde namaz kildigini görmek, bitirmek istedigi islerini bitiremeyecegine, namazda dua ettigini görmek de çocugunun olacagina isarettir. Nafile namazi kildigini gören, sevap getirecek bir is isledigi için Allah in (CC) sefaatine nail olur. Bütün gece sabaha kadar namaz kildigini gören, dünya ve ahirette büyük hayir ve hasenata erisir. Kabe nin daminda kildigini gören seriata uymayan bir is isler. Cami, mescit ve benzeri bir yerde namaz kildigini görmek, hayratinin çokluguna isarettir. Devlet dairelerinde, okullarda namaz kildigini görmek, yolculuk ve helal rizktir. Kilise ve benzeri yerlerde namaz kilmak, bir baskasinin duasi ile hidayete ulasacagina delalet eder. Namaz rüyasinin tabirinde üç seyi dikkate almak gerekir: Farz, sünnet, nafile. Farz namazlari hacca, fuhustan ve fenaliktan çekinmeye; sünnet namazi temizlige, sabir ve sebata, söhrete ve halka sefkat ve merhamet etmege delalet eder. Nafile namaz ise ehil ve iyalinin genis rizkina, dostlarinin ve komsularinin islerine yardima ve herkese iyilik yapmaya delalet eder. at üzerinde namaz kildigini gören, kedere düser. Namazda uzun süre ayakta durup, rükua varmadigini görmek, malinin zekatini vermedigine isarettir. Rükua varip da secde etmedigini görmek ömrünün kisaligina delalet eder. Sarhos olarak namaz kildigini gören yalanci sahitlik eder. Cafer i Sadik, namazi yedi sekilde yorumlamaktadir: Emniyet, sevinç, izzet, mertebe, sikintidan kurtulma, murada erme. çabukluk. Secde etmeyi de bes sekilde yorumluyor: Isteginin yerine gelmesi, devlet, zafer, Allah in (c.c.) emirlerine uymak, kolaylik. Cenaze namazi kildigini görmek, duasinin kabul olunmasina ve Cenab i Hakk in affina mazhar olacagina isarettir. Büyük bir devlet adaminin maiyetiyle birlikte at üzerlerinde namaz kildiklarini görmek, savas zamani ise, zafere; baska zamanda ise, uzun ömür ve mal artisina delalet eder. Bir duvar üzerinde namaz kildigini görmek, devlet büyüklerinden birisine bir is için basvurulduguna ve isin olacagina delalet eder. Bir bostan veya bahçede namaz kildigini gören, Cenab i Hakk a tövbe ve istigfar eder. Ekili bir tarlada namaz kildigini gören borcunu öder. Bir hamamin soyunacak yerinde namaz kilmak mekruh bir is yaptigina; hamamin içinde namaz kilmak, haram bir mal veya rizk yedigine delalet eder. Ramazan bayrami namazini kildigini görmek, borçlunun borcunu ödemesine, hasta ise iyilesecegine, sikintisi varsa genisleyecegine, tutuklu ise tahliye edilecegine delildir. Kurban bayraminin namazini kilmak ise, memuriyete, yeni bir ise, hakki olan bir seyi elde edecegine, sevince delalet eder. Bir yerde seccade veya benzeri bir sey olmadigi halde, Toprak üzerinde namaz kildigini gören, eger o yer bir çöplük veya pis, yahut bir mezarlik ise fakirlige düsecegine ihtiyaç içinde kalacagina isarettir. Üzerinde hiç bir sey olmadigi ve çiplak bulundugu halde namaz kildigini gören, oruçlu oldugu bir anda fuhus isler. Yahut haramdan kazandigi parayla sadaka verir. Namaz kilarken konusan, verdigi hediye veya sadakayi geri alir. Rüyada istihare namazi kilmak, yapmak istedigi bir seyden basarali olarak çikacagina delalet eder. Rüyada bir mezar üzerinde namaz kildigini görmek, sadaka veya zekat verilmesi caiz olmayan kimselere sadaka veya zekat verdigine isarettir. Gece yarisi namaz kiliyorsaniz, her ne dileginiz varsa kisa zamanda yerine gelecegine yorumlanir; Bu meyande vacip olan bayramin namazini kilinaniz, nese ve sevincinizin daim olacagina, evlat ve iyalinizin hayrini göreceginize isarettir. Teravih namazini kilmaniz halinde, dini bütünlügünüzü her yerde tasdik ettireceginize, her tülü sefaate nail olmak yolundaki dileginizin yerine gelecegine ömrünüzün uzun olacagina, itibarinizin devamliligina hükmolunur.

    Rüyada namaz kıldığını görmek; iyi bir insan olduğunuza, ne isteğiniz varsa gerçekleşeceğine, kıbleden başka bir yönde namaz kıldığını görmek; kötü yola sapacağınıza, bir camide insanların kıbleden başka bir yöne doğru namaz kıldığını görmek; bulunduğunuz memlekette büyük bir insanın öleceğine, cenaze namazını kıldığını görmek; uzun ömürlü olmaya, abdestsiz namaz kıldığını görmek; sağlığınızın bozulacağına ve üzüntüye işarettir.

    Kaynak:alıntı:Şalomo

    PAYLAŞ

  2. #2

    Yazar : muhsin iyi

    Kıblenin (İstikbal-i Kıblenin), Kâbe’ye Yönelmenin Anlamı, Sırları, Faziletleri
    Kâbe’ye yönelmek (istikbali kıble), namazın farzlarındandır. Allah’ın (c.c.) Kuran-ı Kerim’de açıkça emrettiklerine farz denir. Farzları yerine getirmek ibadettir. İbadet insana sevap ve Allah’ın (c.c.) rızasını kazandırır.

    Hac, bizzat Kâbe’yi ziyaret etmeyi gerektirir.

    Kâbe, hem namaz hem de hac ibadetlerini doğrudan ilgilendirmektedir.

    Kâbe, Allah için yapılan ilk mescittir. Hadislerde Hz. Âdem Aleyhisselam tarafından yapıldığı ifade edilmektedir. Kuran-ı Kerim’de temellerinin Hz. İbrahim Aleyhisselam ve İsmail Aleyhisselam tarafından yükseltildiği belirtilmektedir. Buna göre, şu anlaşılmaktadır ki, Hz. Âdem Aleyhisselam tarafından yapılan ve sonradan yıkılan Kâbe’nin temelleri Hz. İbrahim Aleyhisselam ve Hz. İsmail Aleyhisselam tarafından bulunarak Kâbe yeniden inşa edilmiştir.

    Peygamberimiz (s.a.s) Mekke’de iken Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya yönelerek namaz kılıyordu. Ama buraya yönelirken Kâbe’yi de ortaya alıyordu. Yani o zamanlar hem Kâbe’yi hem de Mescid-i Aksa’yı kıble edinmiş oluyordu. Medine’ye hicret gerçekleşince Kâbe’yi araya almak imkânı kalmadı. O zaman direkt Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya yönelerek namaz kılındı. Bu durum peygamberimize (s.a.s) pek sevimli gelmiyordu. O kıblenin Kâbe olmasını arzuluyordu. Bunun için de dua ediyordu. Ümitliydi. Bu şekilde Medine’de on sekiz ay kadar namaz kılındıktan sonra kıblenin Kâbe’ye çevrilmesine dair ayetler nazil oldu: ‘ Yüzünün semada aranıp durduğunu görüyoruz. Artık için rahat olsun. Seni hoşnut olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Haydi, yüzünü Mescid-i Haram’a (Kâbe’ye) çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız yüzünüzü ona doğru çeviriniz… (Bakara suresi, 144)’

    Allah (c.c.) her yerdedir. Ona hususi bir yer ve yön tahsis edilemez. ‘… De ki doğu da batı da Allah’ındır. O kimi dilerse doğru yola çıkarır (Bakara suresi, 142).’ Çünkü Allah yaratılmamıştır. Yaratandır. Yer ve yön kavramları yaratılmışlar içindir. Allah (c.c.) bunlardan aşkındır, yücedir. Allah (c.c.) ne varlık âleminin içindedir ne de dışındadır. Allah (c.c.) yarattıklarına dair her şeyi bilir, görür, gözetler. Kuran-ı Kerim’de arşa istiva ettiğini (kapladığını) söylemesi oraya Zat’ı adına şeref verdiğini belirtmek içindir. O’nun hiçbir yere yöne ihtiyacı yoktur.

    İnsan çok aciz yaratılmıştır. Bir yere sığınmaya mecburdur. Onun için kendisine ev yapar. Aynı zamanda manevi bir güvene muhtaçtır. Bir yönden manevi bir güven duygusu hissetmek ister. Daima o yere yönelme ihtiyacı duyar. İşte yüce Allah (c.c.) bunun için insanın manevi olarak sığınacağı, faydalanacağı bir yer ve yön yaratmıştır. Bu manevi yön ve yer Kâbe’dir. Onun için ayet-i kerime bu ihtiyacı karşılamak için sadece namaz sırasında değil ‘nerede olursanız’ olun diyor: ‘Haydi yüzünü Mescid-i Haram’a (Kâbe’ye) çevir. Siz de ey müminler nerede olursanız yüzünüzü ona doğru çeviriniz…’
    Kâbe hayat kaynağıdır (bk. Maide suresi, 97). Ayrıca insana güven duygusu verir. Oraya giren bela ve musibetlerden emin olur (bk. Ali İmran suresi, 97). Bunlar oraya ‘yönelen’ kişilerden mahrum edilmemiştir. Çünkü yüce Allah (c.c.) için mekân kavramının, uzaklığın önemi yoktur. Kâbe kendisine yönelene bir güven duygusu hissettirir. Çeşitli korku ve kaygılarla namaz kılmak için Kâbe’ye yönelenlerin ruhlarında hissettikleri güven duygusu budur. Bunu herkes deneyebilir. Anlayabilir, yaşayabilir. Onun için Allah (c.c.) ilgili ayet-i kerimelerde Kâbe’nin güven yurdu olduğunu söyleyerek onun bu özelliğine dikkat çekmiştir (bk. Bakara suresi, 125). Hadis-i şeriflerde belirtildiği üzere kalpler Allah’ın elindedir. İstediği duyguyu onda oluşturabilir. Bunda Allah (c.c.) için bir sıkıntı yoktur.

    Kâbe ilahi tecellinin de merkezidir. Allah (c.c.) manevi nimetleri buradan inananların gönüllerine ulaştırmaktadır. Müminler yüzlerini Kâbe’ye çevirmekle sosyal açıdan birlik ve beraberlik duygularını yaşamaktadırlar. Kâbe tüm inananları bir noktada birleştirmektedir. Ama Kâbe’nin işlevini sadece sosyal bir yararla tanımlamak ve sınırlandırmak eksik olur. Kâbe’nin aşkın bir anlamı vardır. Hadislerde ifade edildiği üzere Kâbe’nin duvarında yer alan ve hacıların tavaf sırasında selamladıkları Hacerü’l-Esved (Siyah Taş) cennetten getirilmiştir. Yani Kâbe’nin yapısında dünyayı aşan bir öğe yer almaktadır. Bu durum onun dünyevi faydasının ötesinde yani sosyal birlikteliği temin etmenin dışında başka bir boyuta daha sahip olduğuna işaret etmektedir: ilahi, metafizik.

    Allah (c.c.), Kuran-ı Kerim’de bu ilahi tecelliyi şu ayet-i kerimede ‘mübarek (mübaraken)’, ‘hidayet (hüdan)’ kelimeleri ile işaret etmiştir: ‘Doğrusu insanlar için kurulan ilk mabet, kesinlikle Mekke’deki o çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet olan Kâbe’dir.’

    Tasavvuf literatüründe Kâbe’den gönüllere ulaşan bu ilahi tecelliye feyz denir. Feyz, nur gibi ruhun temel gıdasıdır. Kâbe’den gelebileceği gibi rabıta sırasında mürşitten de gelebilir. Tasavvufta mürşidin kalbi de tıpkı Kâbe gibi ilahi tecellinin yeri olarak kabul edilir. Feyz, erbabınca bilinir ki, göğse dışarıdan gelen hoş bir baskıdır. Bilindiği üzere letaifler, yani manevi organlar yüzde ve göğüs üzerinde çeşitli noktalarda bulunurlar. İşte gerek mürşitten gerekse Kâbe’den gelen bu feyz, letaifleri besler, güçlendirir. Bu sayede insanın manevi yükselmesi mümkün olur. Ruhun nurdan sonra gelen ikinci besini feyzdir. Ruh için nur ekmek ise feyz su gibidir.

    Bir Müslüman Kâbe’yi sadece taşlardan, siyah örtüden, yani maddi şeylerden ibaret bir yapı olarak görüyorsa büyük bir yanılgı içerisindedir. O zaman böyle bir Kâbe’ye doğru secde etmek Allah’a (c.c.) şirk koşmaktır. Hâlbuki bu din, öncelikle putperestlere savaş açmıştır. Kendi içerisinde böyle bir çelişkiyi ve mantıksızlığı barındıramaz. Kâbe ilahi tecellinin yeridir. Kıble de bunun yönüdür. Bu inanış insanı ancak Allah’a (c.c.) ulaştırır. Böylece mümin Kâbe istikametine yönelip secde edince Allah’a (c.c.) secde etmiş olur. Şirkten kurtulur. Ayrıca bu inanışı sayesinde her zaman Kâbe tarafına yönelerek ilahi tecelliye müşteri olur. Kalbini, letaiflerini feyizle doldurur. Manevi ilerlemesini ve zenginliğini gerçekleştirerek insanlara yararlı olabilecek bir kıvama gelir.

    Kıbleye karşı oturmak hem hadislerde hem ayet-i kerimelerde teşvik edilmiştir. Peygamberimiz (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmaktadır: ‘Her şeyin en güzel ve en uygun bir şekli vardır. Oturma şeklinin en güzeli de kıbleye karşı oturmaktır.’ Ayet-i kerimede ise yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: ‘Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir ve her nerede olursanız olun yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın… (Bakara suresi, 150)’

    Kuşkusuz insan namaz kılarken, kurban keserken, Kuran-ı Kerim okurken, zikir çekerken, rabıta yaparken… kıbleye karşı oturarak oradan da ilahi feyzi almaktadır. Ama bu tür bir ibadet olmadan da insan sadece yüzünü kıbleye dönüp oturarak da ilahi feyze nail olabilir. Ayrıca ayet-i kerime ile farz olması nedeniyle insana büyük sevaplar ve Allah’ın rızasını da kazandırır.

    Bir Müslüman öldüğünde mezara gömülürken sağ tarafına yanı üzerine yatırılır ve böylece yüzü, göğsü kıble istikametine konmuş olur. Yine Müslümanlar yataklarında da bu şekilde yatmaya gayret ederler. Çünkü ilahi feyiz letaiflerin bulunduğu yüz ve göğüs noktalarından algılanır. Bu ölünce de yatınca da devam edebilir. Buna her zaman müşteri olmak gerekir. Kabir hayatını keşfeden pek çok veliye göre Müslüman olarak yaşayıp ölemeyen kişiler, her ne kadar böyle gömülseler de bu tür bir pozisyon hemen azap melekleri tarafından bozulmaktadır. Bazı veliler bu çevrilmenin fiziki değil de manevi yüz ve bünye ile olduğunu ifade etmişlerdir. Allah (c.c.) bizleri bu tür şeylerden korusun. Âmin.

    İnsan ömrünün büyük bir kısmı yatakta uyuyarak geçmektedir. Bu zamanı gerek abdestli yatmak, gerekse de yatarken elden geldiğince yüzü kıbleye dönmek suretiyle ibadete çevirmek gerekir.

    Gün içerisinde gerek evimizde gerekse işyerinde vaktimizin çokça geçirildiği bazı yerler vardır. Bize ait veya bizim sıklıkla oturduğumuz bu yerlerde koltuk, masa ve sandalyeler bulunabilir. Bunlar kıble istikametine konursa oturduğumuz yerden bizlere Kâbe’den gelecek ilahi feyze vesile olurlar. İnsanın oturduğu yerde hem başka işlerini yapması hem de ilahi feyizden yararlanması çok akıllıca bir iştir. Kaçırılacak fırsatlar değildir. Çünkü hiç zahmet çekmeden, yorulmadan, oturduğu yerden sevaba ve ilahi feyze nail olunmaktadır. Bu açıdan yemek yediğimiz yerler bile böyle ayarlanmalıdır. Çünkü o az gibi görünen dakikalar bir ömürde toplandığı zaman yılları bulabilir. Ebedi kurtuluşumuza ve çok çeşitli ahret nimetlerine vesile olabilirler. Bunları küçük görmemek, azımsamamak gerekir. Tabii ilahi feyze ulaşabilmek için en azından otururken, kısa bir süre veya ara sıra da olsa, Kâbe’nin karşında olduğumuzun bilincinde olmak gerekir. Çünkü ibadet bilinçle ve kalpten geçen bir niyetle yapılır. Bunun için karşımızdaki duvarda bir Kâbe resmi veya İslami bir yazı bize bu konuda hatırlatıcı görev yüklenebilir. Bir de evin veya işyerin inşasında Kâbe’nin açıları düşünülmediği için oturacağımız yerler, ortamın dekorasyonunda duvara da ters düşmemesi için bir miktar Kâbe yönünden sapabilir. Toplam 45 derecelik bir açı ile Kâbe’den sağa ve sola sapma normal bir durumdur. Bunları vesvese yapıp da şeytana bu konuda pabuç bırakmamak gerekir. Zira her hayırlı işte imtihanın sırrı gereği pek çok engel önümüze çıkabilir. Allah’ın emrini yerine getirmek, sevap kazanmak, Allah’ın rızasını elde etmek kolay şeyler değildir. Yani haliyle bunlar o kadar ucuz olamaz. Kâbe’nin feyzinden yararlanmak gibi büyük bir nimete kavuşmak için hareket ettiğinizde görürsünüz ki bunu engellemek için nefis ve şeytanlar verdikleri vesveseler ile bizleri ve çevrenizdeki insanları kullanmaya başlayacaklardır. Bazı kişiler, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi meselesinde hiç yoktan büyük problemler çıkaracaklardır.

    Kâbe’ye dönmek namazın bir şartıdır. Yani bir parçasıdır. Çoğu zaman parça bütünün yerine geçebilir. Niyet, amelin kendisi gibi sevap kazandırabilir. Yani Allah (c.c.) fazl u ikramıyla bir hayırlı işin bir kısmını yapana hepsini yapmış gibi sevap verebilir. Miraç hadisesinden biliyoruz ki, namaz başlangıçta elli vakitti. Elli vakit demek, insanın tüm zamanını namaza hasretmesidir. Peygamberimiz (s.a.s), gök katında bu konuda Hz. Musa Aleyhisselam’ın görüşünü aldı. O, ümmetin bunu yapamayacaklardır, onlara ağır gelecektir dedi. Bunun üzerine peygamberimiz (s.a.s) Rabb’in karşısına birkaç kez çıkma ile nihayet namaz beş vakte kadar indirildi. Elbette yüce Allah Hz. Musa Aleyhisselam’ın bildiği şeyi de, peygamberimizin (s.a.s) Allah’ın (c.c.) huzuruna tekrar be tekrar gelip namazın vakitlerinin indirimi için istekte bulunacağını da, O’nun da bu isteği kabul edeceğini de ezeli ilmi ile biliyordu. Peki öyle ise miraçtaki bu namaz vakitlerinin indirimi olayı niçin yaşatılmıştı? Çünkü Allah bununla kullarına rızasının daimi namaz halinde olduğunu vurgulamıştı. Elbette dünya işleri bizleri daimi namaz halinden alıkoymaktadır. Buna kimsenin de gücü yetmez. Ama dünya işlerini yaparken abdestli bulunma, kıbleye karşı dönme, Kuran-ı Kerim’den sureler okuma… gibi namazın rükünlerinden birisini ve bir kaçını daimi olarak ayakta tutabiliriz. Bu zor bir durum değildir. Bu sayede Allah’ın rızasının gizli olduğu daimi namaz hali de yakalanmış olabilir. Bu açıdan kıbleye dönme, namaz kılmak gibi büyük bir ibadetin parçası olması yanında insana sürekli namaz hali gibi büyük sevaplar da Allah’ın rızasını da kazandırabilir. Allah hepimize bu büyük nimeti nasip eylesin. Âmin.

    Daima Kâbe’ye yönelen bir kişinin namazlarının da huşulu olacağı kesindir. Namazda huşu ise büyük bir devlettir. ‘Muhakkak ki namazlarında huşua eren müminler, kurtuluşa ermişlerdir. (Mü’minun suresi, ayet 1,2)’

    Kâbe’yi ziyaret etme, İslam’ın beş şartından birisi olan haccın bir rüknüdür. Hadis-i şerifte kabul edilmiş bir haccın karşılığının cennet olduğu ifade edilmiştir. Hac gibi büyük bir ibadetin gerek insana nasip olması gerekse kabul edilen bir derecede gerçekleşmesi, büyük bir bahtlıktır. Devlettir. Hacca gitmeden önce her zaman Kâbe’ye büyük bir iştiyakla yönelmenin bunların gerçekleşmesinde kalbi ve fiili dua hükmüne geçeceği muhakkaktır. Her zaman Kâbe’ye büyük bir iştiyakla yönelme, haccını yerine getiren kişilerin de aziz hatıralarını canlandıran bir işlev görecektir. Bu da o kişiye manevi olarak haccını tazeleme imkânı vermiş olur. Peygamberimiz (s.a.s) güzel bir niyetin, amelini yapmış gibi kişiye sevap kazandıracağını pek çok hadis-i şerifle farklı ifadelerle dile getirmiştir.

    Bir yere yönelmek, orayı manevi olarak ziyaret etmek demektir. İnsanın yapacağı en hayırlı manevi ziyaret ise Kâbe’dir. Daima abdestli halde bulunmak gibi oturacağımız yerlerin kıble istikametinde olması da insanın manevi açıdan böyle büyük hazinelere sahip olmasını sağlayıcıdır. Bunların kazandıracağı şeyler, şimdilik dünya imtihanı gereği gözlerden saklanmıştır. Ahrette bu nimete sahip olanları sevindirecek, hatta onların akıllarını başlarından alacak nice mükâfatları kazandıracağı muhakkaktır. Kaldı ki Allah (c.c.) ilgili ayet-i kerimede ‘yola çıktığımızda’ önce yüzümüzü Kâbe’nin olduğu tarafa dönmemizi, Kâbe’nin nerede olduğu bilincinden sonra yolumuzun tarafına dönüp gitmemizi istediği gibi ‘nerede olursak olalım’ Kâbe tarafından gelecek esintiyi dikkate almamızı da emir buyurmuşlardır. Dikkat edilirse ayet-i kerimelerde namaz ifadesi geçmediği gibi mekân kısıtlaması da yapılmamış, ayet-i kerimeler yürürken de otururken de Kâbe’ye yönelmeyi, onu dikkate almayı ihmal etmememizi açıkça istemiştir: ‘Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir ve her nerede olursanız olun yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın… (Bakara suresi, 150)’ Bu ayet ve diğerleri bizim tavsiye ettiğimiz şeyleri adeta emretmektedir.

    Tabii edep gereği büyük ve küçük tuvaletler yapılırken kıbleye yüzümüzü çevirmek doğru değildir. Hadis-i şerifler de bu hususta bizleri sakındırmaktadır. Elden geldiğince buna dikkat etmek gerekir.

    Kâbe’ye yönelme nimetinden yararlanmamız için illa abdestli bulunma şartı yoktur.

    Kâbe’ye yönelme ayetleri indiğinde peygamberimiz ve sahabeler çok sevinmişlerdi. O kadar ki Allahu Zülcelâl, ayet-i kerimede peygamberimizin (s.a.s) bu sevincini şöyle ifade etmişti: : ‘ Yüzünün semada aranıp durduğunu görüyoruz. Artık için rahat olsun. Seni hoşnut olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Haydi yüzünü Mescid-i Haram’a (Kabe’ye) çevir. Siz de ey müminler nerede olursanız yüzünüzü ona doğru çeviriniz… (Bakara suresi, 144)’ Çünkü daha önce namazda Yahudilerle aynı kıbleyi, yani Kudüs’teki Mescid-i Aksa yönünü kullanıyorlardı. Bu durum Müslümanların biraz da olsa onurlarına dokunuyordu. Oysa Kâbe’nin önemi de biliniyordu. Peygamberimiz (s.a.s) ve büyük kısım Müslümanlar bir zaman sonra kıblenin yönünün değiştirilip Kâbe olacağını seziyorlardı. Ayet-i kerime onlara bu müjdeyi verdiğinde onlar sadece namazda değil tüm vakitlerinde elden geldiğince Kâbe tarafına yöneldiler. Bu işte çok ileri gittiler. Daha da ileri gidecekleri kesindi. Bu da bu dini pasif bir yapıya sahip kılabileceği gibi daha önemli bazı şeylerin de farkına varılmasını engelleyebilirdi. Onun için aşağıdaki ayet-i kerime bir dengeyi karşılamakta ve Müslümanları bazı konularda aktifliğe teşvik etmektedir. Bu din insanlara yararlı olmak için gelmiştir. Dinin de ruhu budur. İyilik başkalarına yönelmekle gerçekleşir. Kâbe kendisine yönelene feyz, sevap kazandırabilir ama iyilik ancak bir insana yapılınca olur. Kâbe’den elde edilecek feyzle manevi terakkisini sağlayan kişinin iyilikler yapmak için insanlara ve topluma yönelmesi gerekir. Batarya sadece şarj olmak için değil bir işlevi gerçekleştirmek için vardır. Bir de insanı iyiliğe (:bire yani hayra) yönlendiren iman esaslarına da dikkat edilmelidir. Kâbe’ye yönelme kadar bunlara da yönelmek gerekir. Ayette iman esasları da bu yüzden hatırlatılmıştır. Tabii bu ayet-i kerime kesinlikle kıbleye dönmekle elde edilecek faziletleri, nimetleri küçük göstermemekte, sadece Müslümanların bakışını başka mecralara da çekmekte, onların dini bir bütün olarak değerlendirmelerini sağlamaktadır. Kısacası taşları yerine oturtmaktadır: ‘Yüzlerinizi bir doğuya bir batıya çevirmeniz hayra ermek demek değildir… Hayra eren o kimsedir ki Allah’a, ahret gününe, meleklere, Kitab’a ve bütün peygamberlere iman edip akrabalara, öksüzlere, biçarelere, yolda kalmışlara, dilenenlere ve esirlere seve seve mal verenler, namazı kılanlar ve zekâtı verenlerdir… Bir de antlaştıkları vakit (ahitlerini) sözlerini yerine getirenler ile sıkıntı ve hastalık hallerinde ve savaşın şiddetli zamanlarında sabredenlerdir. İşte bunlardır o sadıklar ve işte bunlardır o korunan muttakiler!’

    Bize yöneleceğimiz bir kıble verdiği için Allah’a (c.c.) kelimeleri adedince şükürler, hamd u senalar olsun. Allahu Zülcelâl, bizleri her zaman Kâbe-yi mükerremeye yöneltsin. Bizlere rızasını nasip eylesin. Âmin.
    Muhsin İyi


  • Bu konuyu beğendiniz mi?

    Rüyada Namaz Kılmak Ne Anlama Gelir?

    Güncel Beğeni


    Değerlendirme: Toplam 2 oy almıştır, ortalama Değerlendirmesi 4.50 puandır.

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Türkiyenin güneyinde kalan Deniz hangisidir?

Resim Yükle

 Rüyada Namaz Kılmak Ne Anlama Gelir?

rüyada namaz kılmak ne demek rüyada namaz kılmak ne anlama gelir rüyada namaz kılmayan birini namaz kılarken görmek rüyada namaz kılmak rüyada namaz kılmak nedir rüyada namazı eksik kılmak rüyada eksik namaz kılmak rüyada birini namaz kılarken görmek rüyada namaz kılarken engellenmek rüyada yatakta namaz kılmak rüyada namaz kılan birini görmek rüyada namaz kılmak ne demektir rüyada kıbleye yönelmek rüyada camide namaz kılmak ne anlama gelir ruyada namaz kilmak ne anlama gelir

Gizlilik Bildirimi © 2013 yasambu.com All rights reserved.

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır. Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır. İçeriği başkaları tarafından doğru ve geçerli bulunmayabilir. Sitede yer alan yazı ve resimlerin kopyalanması, her türlü kullanımı ve bilgilerin uygulanması sonucu doğan hukuki, ahlaki, mesleki, sağlık ve yaşamsal sorunlar sadece bu eylemi gerçekleştiren kişilerin sorumluluğundadır. Bunlardan dolayı ortaya çıkabilecek hiç bir sorundan site ve yazarları sorumlu kılınamaz